Dünyayı bambaşka gören dahi: Miro

İstanbul, 20 gün sonra resmin yönünü değiştiren ustalardan birini ağırlayacak. Sabancı Müzesi’nde açılacak “Joan Miro - Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar” sergisinden önce, Katalan ressamı biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

nermin_sayin-018.jpg

 İstanbul bugüne dek farklı sanat dallarından pek çok efsaneyi konuk etti çeşitli vesilelerle. Bu ay, onlardan birine daha kucak açacak; Katalan ressam dendi mi ilk akla gelen isme; Joan Miro'ya. Sakıp Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), daha önce Pera Müzesi'nde desenleriyle ağırladığımız, Tophane-i Âmire'de geçen yıl açılan sergisindeki eserler sahte çıkınca pek çok sanatseveri pek üzen Miro'yu, bu kez kapsamlı bir etkinlikle kentimize taşıyacak. 

Barselona doğumlu ressam ve heykeltıraş Joan Miro’nun olgunluk dönemine odaklanan “Joan Miro - Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar” sergisi, Sabancı Holding sponsorluğu ile düzenlenecek ve Barselona’daki Joan Miro Vakfı, Mallorca’daki aile koleksiyonu Successio Miro ile yine Mallorca’daki Pilar ve Joan Miro Vakfı işbirliğiyle, 23 Eylül 2014 - 1 Şubat 2015 tarihleri arasında görülebilecek. Akdeniz coğrafyası ve insanına dair gözlemlerinden ilham alan Miro’nun, kadın, kuş ve yıldız temalarına yoğunlaşan sergi, resim, baskı, heykel ve seramiklerin bulunduğu seçkiye “kavuşmak” için 20 gün daha gün sayacağız yani... Peki, o arada, Joan Miro’nun dünyasına biraz daha yakından bakmaya ne dersiniz? 

20 Nisan 1893- 25 Aralık 1983 yılları arası sürdüğü 90 yıllık ömrünü de bir sanat yapıtı gibi geçiren Joan Miro Ferra, gerçeküstücü ve soyut resmin en önemli isimlerinden biri. Barcelona Güzel Sanatlar Okulu’ndan sonra yolu dönemin tüm sanatçıları gibi Paris’e düşen Miro, burada, -hani Woody Allen’ın “Paris’te Geceyarısı” filminde olduğu gibi- muhteşem bir sanat ortamıyla karşılaşıyor. Çevresindeki isimleri saymak bile, bir sanatseveri heyecanlandırmaya yeter: Andre Breton, Louis Aragon ve Robert Desnos, yakın dostları oluyor. Picasso’yla tanışıyor, Dada hareketine yakınlaşıyor bu arada sürekli üretiyor, üretiyor. 1925’te Paris’te açtığı sergi, büyük yankı buluyor, dolayısıyla. 1936’da iç savaşın yaşandığı İspanya’yı terk eden, 5 yıl sonraysa geri dönen Miro’nun ilk büyük retrospektifi New York’ta MoMA’da açılıyor. 1960’larda heykeltraşlığa da el atan sanatçı, Malorca’da 1983 yılında ölene kadar “düşlerimin rengi bu” dediği eserler üretiyor. 1958 tarihli Paris UNESCO binası seramik duvar panosu, 1970’te Barcelona Havaalanı için yaptığı büyük seramik duvar çalışması, 1978’de La Defense’ın sokakları için tasarladığı heykeller, en az resimleri kadar ünlü ve dünyanın çeşitli merkezlerinde sanatseverleri selamlamaya devam ediyor.

Sergiyle ilgili ne dediler?

» Sabancı Holding CEO'su Zafer Kurtul: “Sabancı Holding olarak, ekonomik gelişimi, kültürel ve sosyal gelişimden ayrı düşünemiyoruz. Bu anlayıştan hareketle kültür-sanat projelerini uzun yıllardır destekliyoruz; Türk kültür hayatına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz her alanda olduğu gibi, bu konuda da fark yaratmak için çabalıyoruz. Sabancı Holding olarak, kuruluşundan bu yana Sakıp Sabancı Müzesi’nde düzenlenen büyük sergilerin ana destekçisi olduk. Picasso, Monet, Rembrandt gibi ustaların eserlerinin halkımızla buluşturduk, rekor ziyaretçi sayılarına ulaştık. Ayrıca Sakıp Sabancı Hat Koleksiyonu’nun yurtdışındaki sergilerine de uzun yıllardır destek veriyoruz. Şimdi bir başka büyük usta olan Miró’yu sanatseverlerle İstanbul’da buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tüm sanatseverleri bu eşsiz buluşmaya, bu büyük sanat olayını bizimle paylaşmaya bekliyoruz.” » SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer: “Sergi, kariyerinin erken döneminde sürrealizme yakın duran Miró’nun sanata ve hayata dair bakış açısını ve resimlerinin ayırt edici özelliğini sanatseverlerle buluşturmayı amaçlıyor. Bize göre müze, sanatçıyı, onun eserlerini ve çevresini her yönüyle değerlendirerek, geniş kapsamlı bir bakış açısı sağlayan kurumdur. Esasen, bir müzeyi, galerilerden ve sanat fuarlarından ayıran en önemli özellik de budur. Eylül ayında izleyicilerle buluşacak ‘Joan Miro - Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar’ isimli sergi, ‘müze, sergi ve sanat fuarı nedir, nasıl olmalıdır’ gibi konuları tartışabileceğimiz bir fırsat sunacak. Böylece sergi, son yıllarda İstanbul sanat çevrelerini de içine alarak yaşadığımız bazı kavram karmaşasına yol açan deneyimlerin daha iyi irdelenmesine yardımcı olacak.”

Çalışırken çok acı çekiyorum

» Benim için bir ağaç, bitki kategorisi içerisinde düşünülebilecek bir şey, bir ağaç değildir, insanca bir şeydir, yaşayan, capcanlı bir şeydir. Bir ağaç başlı başına bir kişidir, hele bizim ağaçlar, keçiboynuzları... Yaprakları olup da konuşabilen bir kişi. Gene de kaygılandırıcı elbette. Bildiğiniz gibi, ağaçların üstünde zaman zaman bir göz ya da kulak koyduğum olur. Gören ve işiten bir ağaçtır bu.

» Şunu itiraf etmeyilim ki, çalışırken çok acı çekiyorum. Kesintisiz devrim yaşıyorum. Aynı tabloyu yeniden yapmak istemedim hiç.

» Karşıma çıkan her şeyden yararlanıyorum: Postayla paket geldiğinde paketi sardıkları kağıdı atmayıp saklıyorum; bazen Japonya’dan değerli kağıt gönderdikleri de oluyor, o zaman da o kağıdı kullanıyorum (...) Sözgelimi şuna bir bakın, yerlerde dolaşan eski bir kartondu, müthiş bir malzeme oldu, kullandım ben de.

» Bakın, bütün bunlar fırçalarımı temizlerken ortaya çıktı işte: Kahve renkleri, kestane renkleri, hiç arayıp etmediğim renkler. Belki şuraya buraya bir şeyler çizerim, ama rastgele ortaya çıkan her şey olduğu gibi kalacak. Parmağımı siyah boyaya daldırıp da bir şeyler çizebilirim. Yok eğer fırça kullanırsam, ortaya cansız bir şey çıkar. (Düşlerimin Rengi Bu, Joan Miro – Georges Raillard ile Söyleşiler, Çeviren: Alp Tümertekin, Yapı Kredi Yayınları)