Yerel festivallerin gücü nasıl artar?

Türkiye'de yerel düzeydeki festivallerin önemli bir kısmı "kasaba festivali"nin ötesine pek geçemiyor. Oysa topluma yol, su, elektrik götürmenin yanında kültür-sanat da önemli bir ihtiyaç.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Volkan AKI

Kültür ve sanatın toplumla bütünleşmesinde aslında yerel yönetimlerin önemli rolü var. Biz genelde alt yapı yatırımlarımızı tam yapamadığımız için, işin bu kısmına pek gelemiyoruz. Aslında ikisi de gerekli… Biraz da vizyoner bir bakış açısıyla insanların daha mutlu ve kendileri için bir değer yaratarak yaşaması mümkün… Festivaller bu işin önemli araçları aslında… Tabii pek çok amacı olabilir ama, işin 'kolayı'na kaçmadan yatırım yapıldığında güzel örnekler çıkıyor. Keşfettiğim iyi örneklerden biri Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali'nin bu yıl 18'incisi, 28 Temmuz-5 Ağustos arasında düzenleniyor. Yani başladı, belki yolunuz düşer. Bu festival sessiz sedasız, Dünya Festivaller Birliği (CIOFF) tarafından 4 kez "en iyi festival" seçilmiş. Bundan sonrasını Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün'e bırakıyorum. Belki tecrübeleri yerel kent yönetimlerine örnek olabilir...

- Festival nereden doğdu ve nasıl uluslararası konum aldı?

Siz hangi düşüncelerden yola çıktınız? 1974'te, lise sonda Avrupa'daydım. O günden beri Avrupalıyım ve kendimi hep Avrupalı hissederim. Dünyada gitmediğim Afrika'da birkaç ülke kaldı… Gittiğim yerlerde sanat-kültür faaliyetlerini de izlemeye çalışırım. Burada ezikliğini hissettiğim unsur… Bize gelen pek çok misafiri götürebileceğim bir müzikal bulamıyorum… Biz hiç kimseyi, Avrupalı dostlarımızı bir sanat değeri olan bir eser izlemeye götüremiyoruz. Bunu çok büyük eksiklik olarak görüyorum. Çünkü kültür- sanat uluslararası ilişkiler açısından da çok önemli bir unsur….

Festival nereden doğdu... Ulusal düzeyde Büyükçekmece Festivali yapıyorduk bir süredir… Ama biz çalıyoruz, biz oynuyoruz. Arkadaşlarıma "Bu durum benim içime hiç sinmiyor" dedim. Ne yaptığımızı da bilmiyoruz… "Niye" dedim "tersini düşünmüyoruz?" Bunları Belediye Meclisi'nde konuşuyoruz. "Biz çalalım dünya oynasın, dünya çalsın biz oynayalım." 1998'de "Bunu uluslararası bir sanat etkinliği haline getirelim" dedim. Meclis kararı aldık, uygulamaya koyduk. İlk festivali yaptık, 17 ülke katıldı. İlk sene Dünya Festivaller Birliği'nin (CIOFF) A kategorisindeki Türkiye'deki ilk festivali oldu… Bunun sebebi de şu: Jüri üyelerini buraya davet ettik. Raporlarını verdiler… Ertesi sene 17 ülke, sonra 25'e çıktı, ondan sonra 40'a, sonra çıktı 60'a, ondan sonra çıktı 100'e… Bugün bin 600 katılımcıyı ağırlıyoruz. İlkinde zorlanarak getirdiğimiz ülkeler olurken, şimdi bugün 100 ülke bize başvuruyor festivale katılmak için: Müracaat ediyor, biz onu 60-70 ülkede sınırlıyoruz. Bazı ülkelere "Siz geçen sene vardınız, bir sonraki sene gelin" diyoruz. Uluslararası Dans Festivalleri Federasyonu (FİDAF) ve Dünya Festivaller Birliği UNESCO'ya bağlı, festivalleri takip eden, denetleyen ve cezalandıran, ödüllendiren iki kuruluş. Bunların jüri üyeleri Büyükçekmece'de amfide oturup bizim disiplinimizi, zamanlamalarımızı, programlara uyduk mu bunları denetliyor ve puan veriyorlar. Havaalanına indikten sonra bu davetlilerin her şeyi bizlere ait… Zaten çoğunluğu üniversite talebesi oluyor. Dünyada binlerce davetliyi 5 yıldızlı otellerde ağırlayan başka bir festival yok. Kore'den ABD'ye kadar festivalleri takip ediyorum. Bu koşullar nedeniyle de rağbet görüyoruz…

- Yerelde nasıl bir katılım sağlanıyor? Geri dönüşler, tepkiler nasıl?

Festival deyince Türkiye'de hemen şu soruluyor: Hangi sanatçı geliyor, hangi şarkıcı olacak? Büyükçekmece'de ise bize farklı şeyler soruluyor... Bu arada şunu da söyleyeyim; ben sokağa çıktığımda 15 yıl önce yol, su, kanal soruluyordu. Şimdi 10 soru soruluyorsa 9 tanesi festivalle ilgili oluyor. "Festivali yapıyoruz değil mi? Hangi ülkeler geliyor? El sanatlarında Amerikalılar gelip yine keçe yapacak mı? Çinli fotoğrafçılar geliyor mu?" gibi sorular soruluyor… Bana sorulan sorular "Hangi sanatçı geliyor?" ya da "Hangi solist geliyor?" şeklinde olmuyor. Festivali biz yanlış anlıyoruz… Sadece davul zurna çalınan, şarkılı türkülü bir şeyler anlıyoruz…

- Festivalin içeriği konusunda da biraz bilgi verir misiniz? Sanat ve kültürü festival içinde nasıl çeşitlendiriyorsunuz?

Festivalin 4 ana ayağı var: Bir tanesi Uluslararası Altınköprü Halk Dansları Yarışması… Ulusların kültür bakanlıkları ya da ilgili kuruluşlar, kendi folklorik yaşantılarını ortaya koymak üzere 30 ila 60 kişiden oluşan folklor ekiplerini paralarını vererek bizzat bu festivale gönderiyorlar. Yarışıyorlar, sonuçta en iyi kostümden danslara pek çok kategoride ödüller veriliyor… Yarışmadan da 3-5 bin dolar arasında ödül alıyorlar. İkincisi benim için çok önemli olan heykel kategorisi… Ülkesinde kendisini kanıtlamış, dünyaca bilinen heykeltraşlar bu festivalin heykel sempozyumunu oluşturuyor ve onlar önceden gelip festival için heykeller hazırlıyorlar. Bu heykeller şehrin çeşitli yerlerini süslüyor. Festival bittikten sonra söz, müzik havaya gidiyor ama, bu tür yapılan şeyler kalıcı olarak şehirlere değer katıyor.

Üçüncü olarak dünyanın dört bir yanından iştirak eden fotoğraf sanatçılarının yarıştığı bir yarışma var. Bu sene 850 fotoğraf yarışmacısı, 10 bin fotoğrafl a yarışıyor. Uluslararası jüri şu anda onun seçimini yapıyor. Dördüncüsü de dünyanın dört bir yanından katılımın olduğu, unutulmaya yüz tutmuş geçmişteki yaşantımızı, el sanatlarıyla ortaya koyanların katıldığı bölüm var. Bu el sanatlarıyla ilgili sanatçılar sergilerini yapıyor. Eğitimler veriyor, hatta satıyorlar. Herkes birbirinin kültürünü geçmişindeki bu el sanatlarından öğrenmiş oluyor.