Piyasalarda resesyon endişeleri

Küresel ekonominin önümüzdeki dönemde yavaşlamasına kesin gözüyle bakılıyor. Resesyon ise piyasalara ve Davos Zirvesi’ne damgasını vuran en önemli endişe. Ancak Fed’in şahin tutumuna bağlı kalması gerektiğini söyleyenlerin sayısı da az değil ve son 2 haftadır düşüş eğiliminde olan dolar endeksi tutanaklarla tekrar güçlenebilir.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Hilal SARI

ABD Merkez Bankası’nın 3-4 Mayıs’ta gerçekleşen ve faizleri 22 yıl sonra 50 baz puan artırdığı toplantının tutanakları, bazı analistlere göre son bir haftada düşüş eğiliminde olan dolar endeksini yeniden güçlendirebilir. 13 Mayıs’ta 105 düzeyinin üzerine çıkarak yaklaşık 20 yılın zirvesini gören endeks, küresel ekonomik görünüme ilişkin endişelerle mayıs zirvesinden yüzde 3 düşüşle, çarşamba günü 101- 102 bandına geriledi. Ancak en az iki kez daha 50 baz puan artış yapması öngörülen şahin bir Fed, doları yeniden güçlendirebilir.

Yatırımcı enflasyondan ziyade stagflasyondan endişeli

Reuters’a konuşan ActiveTrades kıdemli analisti Ricardo Evangelista “Dolar, Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) tutanaklarının Fed’in şahin tutumuna bağlı kalacağını ortaya koymasıyla muhtemelen Mayıs başlarında gördüğü zirvelere yeniden hareketlenecek” değerlendirmesini yapıyor. Piyasalar Fed’in gelecek bir iki ay boyunca 50 baz puanlık artışlara devam etmesini bekliyor, öte yandan aşırı bir sıkılaşmanın zaten yavaşlama sinyalleri veren ekonomiyi baskılayabileceği endişeleri de sürüyor. Atlanta Fed Başkanı da geçtiğimiz günlerde kontrolsüzce yapılacak faiz artışlarının ekonomik iyileşmeyi yavaşlatabileceği konusunda uyarmıştı. Unigestion portföy yöneticilerinden Salman Baig ise “Bizce resesyon endişeleri hayli gerçek ve Fed’in ‘yumuşak iniş’ mühendisliği yapması çok zor olacak” diyor. ABD’den gelen yeni konut satışı verileri de yavaşlamaya işaret ediyor. Nisanda ABD yeni konut satışları bir önceki aya göre neredeyse yüzde 17 düştü. Önceki gün açıklanan PMI verileri de ABD ve İngiltere’de özel sektör faaliyetlerinin yavaşladığına işaret ediyordu.

“Yavaşlamadan kaçınamayız ama resesyondan kaçınabiliriz”

Goldman Sachs Asset Management uluslararası piyasalar strateji direktörü James Ashley de, “Müşterilerin en fazla sorduğu sorunun küresel bir resesyon riski ve enflasyonun kalıcılığı” olduğunu belirtiyor. Ashley “Bizim görüşümüz yavaşlamadan kaçınamayız ama resesyondan kaçınabiliriz” diyor. Deutsche Bank stratejisti George Saravelos ise piyasaların son 6 ayda çok fazla dolar alımı yaptığını, hacmin 2008 Lehman’ın çöküşünden ve Mart 2020 COVID karantinaları kadar yüksek olduğunu aktarıyor ve bunun dolarda “aşırı değerlenmeye” neden olduğunu belirtiyor.

Tahvil getirilerindeki düşüş de resesyon endişelerinden

Tek düşen dolar değil. Tüm dünyada borçlanma maliyetleri için gösterge niteliğinde kabul edilen 10 yıllık ABD tahvilinde getiri yüzde 2,73 ile marttan bu yana en düşük düzeylere geriledi. Faiz beklentilerini yakından takip eden 2 yıllık ABD tahvilinde ise mayısta yüzde 2,8’i gören getiri, çarşamba itibariyle yüzde 2,51 düzeylerinde. Finans kuruluşları tahvil getirilerindeki düşüşün yatırımcıların küresel ekonomideki yavaşlamadan ve stagflasyon korkusundan kaynaklandığını söylüyor. Mizuho kıdemli ekonomisti Colin Asher “Yılın ilk birkaç ayında piyasaların odağı artan enflasyondu ancak şimdi odak daha çok stagflasyona kaymış durumda” diyor.

Komşusu savaş halinde olan Avrupa Birliği’nde ise resesyon endişeleri çok daha belirgin ve Euro/ dolar paritesi Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın faiz artışı sinyalinden önce 1,05’in de altına inmişti. Parite Lagarde’ın negatif faizin bitirileceğinin sinyalini vermesiyle tekrar 1,06-1,07 bandında. TSİ 16:30 itibariyle dolardaki güçleniş pariteyi 1,066 düzeyine geriletti. ECB Başkanı Lagarde Davos’ta AB’nin geleceğinin ele alındığı oturumda moderatörün yüksek enflasyon ve düşük büyüme (stagflasyon) sürecine ilişkin bir soruyu “Size manşet vermeye niyetim yok” diyerek yanıtsız bırakırken, konuşmasında daha çok Avrupa Birliği ülkelerinin ve Euro Bölgesi ülkelerinin “ortak satın alma” gücüne daha fazla yoğunlaşması gerektiğini söyledi.

“Fed’in hemen harekete geçmesi lazım”

Financial Times başyazarı Martin Wolf, dün yayımlanan makalesinde “Stagflasyon riskini bertaraf etmek için Fed’in hemen harekete geçmesi lazım” diyor ve ekliyor: “1970’lerden birliyoruz ki enflasyondaki yükselişi engellemenin doğru zamanı en başındadır” diyor. Enflasyon ABD’de, İngiltere ve birçok Avrupa ekonomisinde 40 yılın zirvesinde seyrediyor.

BAŞEKONOMİSTLER "MÜKEMMEL FIRTINA" BEKLİYOR

Dünya Ekonomik Forumu’nun Yeni Ekonomi ve Toplum Merkezi tarafından yapılan başekonomistler anketi de küresel ekonomiyi zor günlerin beklediğine işaret ediyor. Başekonomistler Görünüm Raporu’nda “mükemmel fırtına” vurgusu yapılırken, jeopolitik gelişmelere ilişkin aşırı yüksek bir belirsizlik olduğu, COVID-19 sonrası iyileşmenin özellikle de Ukrayna savaşıyla yeni şoklar yaşadığı, Çin gibi sanayi bölgelerinde yeni COVID-19 salgınları ve karantinaların da görünümü bozduğu vurgulanıyor. Ayrıca raporda Davos’un birçok oturumunda olduğu gibi, yaşanan şoklardan, artan gıda, enerji ve emtia fiyatlarından, dünya genelinde en çok kırılgan kesimlerin etkilendiği belirtiliyor. Başekonomistlerle Nisan 2022’de yapılan ankette “2022’de ekonomik faaliyetlere ilişkin nasıl bir seyir bekliyorsunuz?” sorusuna, katılımcıların yüzde 4’ü Çin’de, yüzde 5’i Ortadoğu ve Afrika’da “çok zayıf” bir seyir beklediğini aktarıyor. Avrupa’da “zayıf” bir seyir bekleyen başekonomistlerin oranı yüzde 58. Çin için bu oran yüzde 33, Sahara altı Afrika için yüzde 40, Ortadoğu ve Afrika için yüzde 32.

6 ÖNEMLİ TREND ÖNGÖRÜYORLAR

■ Dünya genelinde reel ücretler düşerken, enflasyon yükselecek.

■ Gelişmekte olan ekonomilerde gıda krizi yaşanacak.

■ Tedarik zincirlerinde daha fazla yerelleştirme, çeşitlendirme ve siyasileşme görülecek.

■ Kasım 2021 başekonomistler görünüm raporunda da öngörülen küreselleşmedeki tersine seyir, ürün, işgücü ve teknolojide hizmetlere göre daha hızlı olacak.

■ Yaptırımlar Rusya’nın ekonomik görünümünü bozmakta etkili olacak.

■ Doların rezerv para olarak hakimiyeti devam edecek.

Siyasetçileri bekleyen zor ikilemler

■ Enflasyon riskleri - Daralma riskleri

■ Gıda, enerji ve eşitsizlik krizi riskleri - Daha fazla borçlanma ve temerrüt riskleri

■ Fosil yakıtların kullanımının sürmesi - Yeşil enerjiye geçiş

■ Ulusal öncelikler - Uzun vadeli küresel sürdürülebilir kalkınma hedefleri