23 °C

“2023 ihracat hedeflerine ulaşmak için Serbest Ticaret Anlaşmaları yapmalıyız”

Arslan, “Bakliyat sektörünün talebi, ilk olarak etkin ticaret ilişkilerimizin bulunduğu Güney Afrika, Kanada, Japonya, Hindistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Etiyopya ülkeleriyle Serbest Ticaret Anlaşmaları yapılmasıdır” dedi.

“2023 ihracat hedeflerine ulaşmak için Serbest Ticaret Anlaşmaları yapmalıyız”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’in 2023 yılı için hedef gösterdiği 500 milyar dolar ihracat stratejisi doğrultusunda Türkiye ekonomisinin geleceğinin Serbest Ticaret Anlaşmalarına(STA) bağlı olduğunu kaydeden Akdeniz Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri ihracatçıları Birliği( AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan, “Hedefimiz ihracatta 500 milyar dolar seviyesine ulaşarak Türkiye ihracatını ikiye katlamaksa, Serbest Ticaret Anlaşmaları yapmalıyız. Bakliyat sektörünün talebi, ilk olarak etkin ticaret ilişkilerimizin bulunduğu Güney Afrika, Kanada, Japonya, Hindistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Etiyopya ülkeleriyle Serbest Ticaret Anlaşmaları yapılmasıdır” dedi.

Serbest Ticaret Anlaşmalarının Türkiye ekonomisinde yaşanması beklenen ilerleme için atılması gereken en önemli adım olduğunu vurgulayan Hüseyin Arslan, anlaşmalar ile ülkeler arasında ticareti etkileyen engellerin kaldırılarak, tarafl ar arasında serbest ticaret alanı oluşturulacağını söyledi. Arslan, Serbest Ticaret Anlaşması için gerekli adımların atılması gerektiğinin altını çizerek, “Küreselde oldukça yaygın olan Serbest Ticaret Anlaşmaları ile ülkeler arasındaki ticari menfaatler korunarak, gümrük vergisi indirimleri yapılıyor. Bu anlaşmalar ülkelerin ekonomilerine artı değer olarak dönüyor ve ihracatçıya katma değer yaratacak hareket alanı sağlıyor” diye konuştu.

Sektör kurulu toplantısında da sıkça değinilen konu başlıkları arasında Serbest Ticaret Anlaşması’nın olduğunu belirten Hüseyin Arslan, bu konuda tüm sektörlerin ihracatçı birliklerinin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirtti. STA’ların Türkiye ekonomisi için üzerinde durulması gereken en önemli nokta olduğunu ifade eden Arslan, 2023 hedefl eri doğrultusunda 500 milyar dolar ihracat yapmak isteyen Türkiye için öncelik Serbest Ticaret Anlaşmaları olması gerektiğini aktardı.

Güney Afrika, Kanada, Japonya, Hindistan, Azerbaycan, Arnavutluk ve Etiyopya’nın önemli Pazar alanları olduğunu, bu önemli pazarlarla anlaşmanın gerekli olduğunu söyleyen Hüseyin Arslan, küresel ticaretteki dalgalanmalar nedeniyle günden güne anlaşmaların önem kazandığını belirtti. Söz konusu ülkeler ile Türkiye arasında ithalat, ihracat, hammadde ve işlenmiş ürün kalemleri nezdinde karşılıklı taviz, kota sistemiyle Serbest Ticaret Anlaşması yapılabileceğini dile getiren Arslan, “Siyasi olayların artması ve siyasi çıkarların çakışması ülkelerin ticaretlerini de etkiliyor. Devlet yetkililerinin ticareti etkileyecek ani kararlar vermemesi adına anlaşmalar önemli. Örneğin Rusya ile yaşadığımız uçak krizi, iki ülke ticaretini olumsuz etkiledi” şeklinde konuştu.

STA’lar bölgesel ve siyasi süreçlerden etkileniyor

Türkiye’nin toplamda 36 ülke ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması olduğunu aktaran Hüseyin Arslan, merkezi ve Doğu Avrupa ülkeleriyle imzalanmış olan bu Serbest Ticaret Anlaşmalarından 11’inin Avrupa Birliği üyelikleri sebebiyle feshedildiğini iletti. Diğer 20 Serbest Ticaret Anlaşması ise hâlihazırda yürürlükte olduğunu bildiren Arslan, “Ayrıca Türkiye ile Güney Kore arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında ‘Yatırım Anlaşması’ ve ‘Hizmet Ticareti Anlaşması’ bulunuyor. Türkiye’nin ilk derin ve en kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşması niteliğinde olan bu anlaşma ile iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi planlanıyor” dedi.

Lübnan, Kosova, Sudan, Venezuela ve Katar gibi iç onay süreçleri tamamlandığı taktirde yürüklüğe girecek Serbest Ticaret Anlaşmalarını sıralayan Hüseyin Arslan, askıya alınan ve yürürlükten kaldırılan anlaşmalara da değindi. Türkiye Suriye Serbest Ticaret Anlaşması, Suriye deki gelişmeler üzerine haklı olarak bakanlar kurulu kararıyla askıya alındığını aktaran Arslan, ayrıca Türkiye Ürdün anlaşmasının yürürlükten kaldırıldığını iletti.

Anlaşma görüşmelerinin bölgesel ve siyasi faktörlerden dolayı her zaman olumlu sonuçlanmadığını söyleyen Hüseyin Arslan, kendileri için önemli bir ticaret alanı olan Kanada ile Bakliyat ve Hububat sektörü olarak çok önemli ilişkiler içinde olduklarını duyurdu. Kanada ile yapılacak bir STA Türkiye’nin Kuzey Amerika’da önünü açacağına değinen Arslan, şöyle devem etti: “Kanada ile ticaretimizi geliştirecek her adım tüm sektörlerimiz açısından önem arz ediyor. AB ile Kanada arasında yapılan STA’nın amacı ilerde ABD ie AB arasında olabailecek bir STA’nın ön hazırlığı olarak görülüyor. Yani bu tip anlaşmaları sadece bir ülke ile yapılan bir anlaşma olarak görmemek lazım. Gelecek anlaşmalar içinde bir ön hazırlık olarak görmek gerekiyor.”

AB’ ile imzalanan STA’lar Türkiye’nin uluslararası rekabetini olumsuz etkiliyor

Diğer taraftan Rusya’nın Türk cumhuriyetleri ile yaptığı gümrük birliği anlaşmasının Türkiye’nin bu ülkelerdeki rekabet gücünü olumsuz etkilediğine dikkat çeken Hüseyin Arslan, Kırgızistan, Kazakistan, Azerbeycan’a yapılan ihracatlarda rekabet edememe durumu ile karşı karşıya geleceğini söyledi. Rusya’nın ihracat kapasitesini artırmasıyla bu ülkelere yapılan ihracatta rekabet edemez durumu geleceğine vurgu yapan Arslan, ayrıca Avrupa Birliği ülkelerinin, Bazı Afrika ülkeleri ile yaptığı serbest ticaret anlaşmaları sonucunda Afrika pazarına ihracatta yüzde sıfır vergi ile girmesinin bölge ihracatında güçlü bir pozisyona ulaşmasını sağladığını belirtti. Avrupa Birliği’nin yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmaları sayesinde uluslararası ticarette büyük avantaj elde ettiğini ve piyasadaki rekabet koşullarını olumsuz etkilediğini ifade eden Arslan, “Çok büyük bir pazarı karşısındaki ülkeye açıyor. Karşılığında karşı ülkeye ihracatının da önünü açyor. Bu durum anlaşmaya imza atmayan ülkelerin ticaretini de olumsuz etkiliyor. Örneğin Güney Afrika ile AB arasında yapılan STA sonucunda AB’den Güney Afrika ülkesine sıfır gümrükle Makarna ihracatı yapılabilirken, Türkiye’den Güney Afrika’ya yapılan makarna ihracatında yüzde 30 ithalat vergisi alınyor” açıklamasında bulundu.

AB’nin makarna ve bulgurda uyguladığı kota kaldırılmalı

AB ile Türkiye arasında imzalanan ve 1996’dan beri devam eden Gümrük Birliği anlaşmasına göre, makarna ve bulgur ihracatında 20 bin ton kota kapsamında sıfır gümrük vergisi uygulamasının geçerli olduğunu söyleyen Hüseyin Arslan, gelinen noktada Avrupa Birliği ülkelerinin sayısının artması ve buna bağlı nüfustaki yükseliş nedeniyle belirlenen kotanın yetersiz kaldığını belirtti. Kotadaki yetersizliğin Türkiye’nin makarna ve bulgur ihracatındaki en büyük sıkıntısı olduğunu dile getiren Arslan, “AB’ye yapılan makarna ve bulgur ihracatında uygulanan kotanın arttırılması gerekiyor. Türkiye makarna ve bulgur üretiminde son yıllarda ön plana çıkmaya başladı. Birçok ülke Türkiye’de üretilen ürünleri tercih ediyor. Makarna ve bulgur ihracatında uygulanan kota ya kaldırılmalı ya da 4-5 katına çıkarılmalı. Bu sorunun çözülmesi için Gümrük Birliği yenilenmeli” dedi.

Karşılıklı vizelerin kaldırılması dış ticarete olumlu yansıyor

Ülkelerin karşılıklı anlaşmalarla vizeleri kaldırmasının Türkiye’nin dış ticaretini olumlu yönde etkilediğini belirten Hüseyin Arslan, yapılan anlaşmalar sayesinde dış ticarette vizesiz bulunan ülke sayısının arttığını iletti. Vizelerin kaldırılması ile ihracatçının rahatça pazara girebildiğini ifade eden Arslan, “Ticaret ve ticaret anlaşmaları yapmak için yurtdışına çıkmak isteyen birçok iş insanı günlerce vize işlemlerinin tamamlanmasını bekliyordu. Vize uygulaması özellikle ticaretin yoğun olduğu ülkelerde ihracatçıya maddi manevi yük oluyordu. Pek çok ülkeyele vize serbestliğinin sağlanması ile iş insanları istedikleri ülkelere daha kolay ulaşabiliyor” dedi.

Vizelerin kaldırıldığı ülkeler için Ukrayna ve Afrika’yı örnek gösteren Hüseyin Arslan, Türkiye’nin önemli başarılar kazandığını vurgulayarak, anlaşmalarla gelinen noktad a bu çalışmaların başarılı bir devlet politikası olduğunu vurguladı. Artık birçok ülke de Büyükelçiliklerin olmasını da bu başarının bir parçası olarak gördüğünü söyleyen Arslan, Türkiye Cumhurbaşkanı’ın her yurtdışı seyahaetinde bunu birinci gündem maddesi yapması ile bu anlamda çok büyük mesafeler alındığını bildirdi.

“Ürünlerin zamanında pazara ulaşması için kesintisiz ulaşım sağlanmalı”

Türkiye’nin bakliyat ihracatında önemli bir ticari kapasiteye sahip olduğunu aktaran Hüseyin Arslan, şunları kaydetti: “1990 yılında 3 milyar dolar seviyesinde olan tarımsal ihracatımız bugün 17 milyar dolar civarında bulunuyor. Uluslararası ticarette kayda değer bir potansiyele sahibiz. Türkiye’de üretilen tarımsal ürünler birçok ülkede rağbet görüyor. Tarımsal ürünler hava şartlarından hemen etkilenebiliyor. Bu ürünlerin bozulmadan pazarlara ulaşması için kesintisiz ulaşımın sağlanması gerekiyor.”

Irak sınır kapısında tek vergi uygulaması ihracatı olumlu etkiliyor 

Öte yandan Türkiye bakliyat sektörünün en büyük pazarı olan Irak’ta uygulanan çifte gümrük uygulamasının Türkiye ihracatçısını uzun zamandır zarar uğrattığını hatırlatan Hüseyin Arslan, artık Irak Bölgesel Kürt Yönetimi tarafında bulunan gümrük noktalarının kaldırılarak, sadece Irak Merkezi Yönetimine ait Habur sınır kapısındaki gümrük bölgelerinden vergi alınacağını kaydetti. Arslan, bu uygulamayı uzun zamandır beklediklerini ve olumlu bulduklarını belirterek, “İki gümrük noktasından ayrı ayrı vergi alınması ihracattaki vergi, yükünü arttırırken aynı zamanda işlemlerin uzun sürmesine neden oluyordu. Irak bölgeleri arası geçiş işlemlerinin bu uygulamayla kolaylaştı. Ayrıca, iç gümrük noktalarının kaldırılması ile dış ticaretimizde önemli paya sahip olan Irak pazarında ürün çeşidimiz artacak” ifadesini kullandı.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap