15 °C

Bakliyatta tüketim alışkanlıkları değişiyor

Abdullah ÖZDEMİR - Mersin Ticaret Borsası Başkanı ve Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı

Bakliyatta tüketim alışkanlıkları değişiyor

Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünya bakliyat üretimi toplam 96 milyon ton seviyesinde. Özellikle nohut ve kuru fasulye üretiminin yoğun olduğu Hindistan bu miktarın dörtte birlik bölümünü gerçekleştiriyor ve dünya bakliyat üretiminde ilk sırada yer alıyor.

En büyük ikinci üretici konumunda olan Kanada ise özellikle mercimek ve kuru bezelyede piyasanın hakimi durumunda. Myanmar, Çin, Rusya, Avustralya ve Amerika, üretimin yoğun olduğu diğer bölgeler olarak ön plana çıkıyor. Bakliyat üretim hacmi 1.1 milyon ton seviyesinde bulunan Türkiye ise kırmızı mercimekte dünyanın üçüncü ve nohutta beşinci en önemli üreticisi pozisyonunda bulunuyor.

Gelişmiş ekonomilerde türev ürünler yaygınlaşıyor

Tüketim açısından incelendiğinde kişi başına düşen bakliyat tüketimi dünya genelinde ortalama 6.4 kg seviyesinde. Daha düşük gelir ortalamasına sahip olan Afrika kıtasında bu miktar dünya ortalamasından yaklaşık iki kat (11.8 kg) daha fazla. Nijer, Ruanda, Uganda ve Kamerun gibi ülkeler bakliyat tüketiminin en yoğun olduğu bölgeler.

İçinde bulunduğumuz coğrafyada ise Asya kıtası ülkelerinde kişi başına düşen bakliyat tüketimi yılda 6.6 kg, Avrupa ülkelerinde ise ortalama 2.6 kg düzeyinde. Ülkemizde, çoğunluğu nohut ve kırmızı mercimek olmak üzere bu miktar 15 kg seviyesinde bulunuyor.

Bakliyat üretiminde ve ticaretinde söz sahibi olan Kanada, Amerika ve Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde, bakliyat tüketiminin niteliği farklılaşıyor. Özellikle gelir seviyesi açısından öne çıkan bu ülkelerde bakliyat ürünlerinin kendisinin tüketim düzeyi son derece düşük. Ancak bu ülkeler de bakliyat ürünleri yaygın olarak konserve, humus, cips, bakliyat unundan ekmek, kek, pasta gibi türev ürünler şeklinde tüketiliyor.

ABD’de humus talebi 1 milyar dolar

Bakliyat tüketiminde özellikle son yıllarda büyük gelişme gösteren türev ürünler ekonomik açıdan önemli katma değer yaratıyor. Amerika Bakliyat Konseyi verilerine göre humus için 1990'lı yılların ortalarında 5 milyon dolarlık iç talep kaynaklı ticaret hacmi söz konusuydu. Bu rakam 2018 yılında 1 milyar dolara dayandı.

Dolayısıyla, dünyanın önde gelen şirketleri geleceğe dönük planlamalarında bu eğilime göre politika belirliyor. Örneğin Forbes Dergisi’nin her yıl açıkladığı "Dünyanın En Büyük Gıda ve İçecek Şirketleri" listesinin ikinci sırasında Nestle ve üçüncü sırasında Pepsi bulunuyor. Nestle'nin sahibi olduğu Tribe firması ve Pepsi'ye ait olan Sabra firması humus satışı yapıyor. Üstelik bu firmalar farklı soslar ve baharatlar kullanarak sayısı 10'u geçen farklı humus çeşidi sunuyor ve bu şirketler Amerika'da piyasanın hakimi durumunda.

Oysa başta humus olmak üzere bakliyat ürünleri kullanılarak hazırlanan bir çok gıda çok eski dönemlerden bu yana ülkemizin mutfak kültürünün vazgeçilmez bir parçasıdır. Buna karşın, bu ürünlerin ülkemizdeki tüketim alanı restaurant, lokanta ve sınırlı sayıda hane halkı tercihi ile sınırlı kaldı, Amerika Birleşik Devletleri örneğinde olduğu gibi ticarileşerek ekonomik açıdan katkı sağlayamadı.

Üstelik başta İngiltere olmak üzere Avrupa genelinde humus ve diğer türev ürünlere olan talep son yıllarda hızlı bir şekilde artış gösteriyor. Örneğin İngiltere'de kuru fasulye tost içerisinde kullanılarak kahvaltı mönülerine dahi girmiş durumda. Diğer yandan, bakliyat ürünlerinden elde edilen pek çok türev ürün, gıda sanayisinde doğal katkı maddesi olarak da kullanılıyor. Türkiye'de ise böylesi ürünler yok denecek kadar az.

Tüketimi özendirerek artırmamız gerekiyor

Bu bağlamda, geleceğe yönelik atılması gereken adımları iki ana başlıkta ele almamız gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle, ülkemizde kişi başına düşen bakliyat tüketimi her ne kadar dünya ortalamasının üzerinde yer alsa da başta genç nüfus olmak üzere tüketim eğilimi azalmaktadır. Dolayısıyla, öncelikle sağlık olmak üzere bakliyatın üretici, tüketici ve çevre için çok yönlü faydalarını ön plana çıkararak üretimini ve tüketimini özendirerek artırmalıyız.

Yeni bir üretim ve pazarlama politikasına ihtiyacımız var

Diğer yandan, bakliyat tüketiminde ve dolayısıyla ticaretinde meydana gelen değişimleri göz ardı etmemeliyiz. Özellikle türev ürünlerin sahip olduğu potansiyelin değerlendirilmesi ve dünya pazarlarında yeni bir kapı açılması ülkemiz için büyük önem taşıyor. Bu sürecin hedefine ulaşabilmesi için de bakanlığımıza bağlı araştırma enstitülerimizin, üreticilerimizin ve sanayicilerimizin koordinasyon içerisinde çalışması gerekiyor. Yüksek katma değer yaratacak ilgili yatırımların teşvik edilerek cazip hale getirilmesi bu amacın yerine getirilmesine katkı sağlayacaktır.

Sonuç olarak, bu iki adımı temel alan yeni bir üretim ve pazarlama mekanizması oluşturduğumuz taktirde hem iç tüketimi artırabileceğimiz hem de ülke olarak 17 milyar doları aşan tarım ve gıda ürünleri ihracatımızı daha da yukarı taşıyabileceğimiz kanaatindeyim.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap