19 °C

“Bitkisel yağda üretim seferberliği başlatılmalı”

BYSD Yönetim Kurulu Başkanı Büyükhelvacıgil, yağ bitkilerinin üretiminin artırılması için üretim seferberliği başlatılması çağrısında bulundu.

“Bitkisel yağda üretim seferberliği başlatılmalı”

Ülkemizin sıvı yağda yurtdışı bağımlılığının kritik eşiği aştığını, yağlı tohum ve türevlerinde ham madde bakımından ise yüzde 75’in üstünde dışa bağımlı olunduğunu belirten Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, yağ bitkilerinin üretiminin artırılması için üretim seferberliği başlatılması çağrısında bulundu.

Bitkisel yağ sektörünün yıllık ticaret hacminin yaklaşık 9 milyar dolar olarak gerçekleştiğini, en büyük ithalat kalemlerimizden birinin ise yağlı tohumlar ve türevleri olduğunu vurgulayan Büyükhelvacıgil, “Tarım ürünleri ticaretinde dış ticaret açığımız yokken, yağlı tohum ve türevlerinde dış ticaret açığımız yıllık 2.5 milyar dolar civarında gerçekleşti. 2018 yılı yağlı tohum ve türevleri ithalatı 8 milyon 360 bin tona ulaştı. Bunun yıllık parasal karşılığı ise 3.5 milyar doların üstündedir” ifadelerini kullandı.

Ayçiçek tohumu ithalatının ise 712 bin tona ulaştığını belirten Büyükhelvacıgil, “2019 yılının ilk yedi ayında ayçiçeği tohumu ithalatımız yükselişini sürdürüyor. 2018 yılının ilk yedi ayında 610 bin ton civarında gerçekleşen ithalatımız, 2019 yılının ilk 7 ayında 918 bin tona ulaştı. Ham ayçiçek yağı ithalatımız ise 2018’ in ilk yedi ayına paralel şekilde 300 bin ton civarında gerçekleşti” dedi.

Ayçiçeği, kanola, soya ve aspir türlerinde ekim potansiyelimizi artırmamız gerektiğinin altını çizen Büyükhelvacıgil, “Hedefimiz önümüzdeki yıllarda ihtiyacımızı yerli üretimle karşıladığımız, dışa bağımlı olmayan bir sektör haline gelebilmektir. Bitkisel yağ sanayicileri olarak sektörümüzün geliştirilmesi, İthalatımızın azaltılması ve yerli üretimin artırılması için Tarım Bakanlığımız, çiftçimiz, yağlı tohum kooperatifleri, akademisyenler ve sanayicilerimiz ile bir araya gelerek çalışmalar yürütmeliyiz” şeklinde konuştu.

“Ayçiçek yağının Türkiye ekonomisine katkısı 15.6 milyar dolar olacaktır”

Yağlı tohum ve türevlerinde ithal ettiğimiz ürünlerin başında ayçiçeği ve soya tohumu geldiğini belirten Tahir Büyükhelvacıgil, palm yağı ve ayçiçek yağının da ithal ettiğimiz kalemler arasında yer aldığını söyleyerek 2019-2030 yılları arası dönemde ayçiçek yağı ithalatının tamamen durdurulması halinde Türkiye ekonomisine katkısının yaklaşık 15.6 milyar dolar olacağını aktardı.

Mısırın biyodizel amaçlı üretiminden artakalan proteince zengin yem hammaddesi (DDGS) ve yağlı tohum küspesinin de önemli ithalat kalemlerimizden olduğunu aktaran Büyükhelvacıgil, “Soya tohumu, soya küspesi, DDGS gibi ürünleri büyük oranda Amerika kıtasından, Rusya ve Ukrayna’dan alıyoruz. Diğer taraftan ayçiçek tohumunu Moldova, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna gibi ülkelerden de ithal ediyoruz. Ham yağ ithalatına bakıldığında ise ayçiçek yağında Rusya ve Ukrayna ürün aldığımız ülkelerin en başında geliyor. Ülkemiz Karadeniz ülkeleri için gerek ayçiçek tohumu, gerekse ham ayçiçek yağı bakımından büyük bir pazar haline geldi” diye konuştu.

“TİGEM arazilerinin kullanılması ile yıllık 150 bin ton yağlı tohum üretilebilir”

Çiftçinin yetiştirme kültürünü en iyi bildiği tüketicinin de sıvı yağda en çok aradığı bitkisel yağ türünün ayçiçeği yağı olduğunu belirten Büyükhelvacıgil, yurtdışı bağımlılığı kritik seviyeyi aşmış olan sıvı yağ aewçığının kapatılmasındaki en önemli yağ bitkisinin ayçiçeği olduğunu söyledi.

Ayçiçeğinin ekimini artıracak tedbirlerin alınması ve çiftçilerin bu konuda belirli bölgelerde özel olarak desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Büyükhelvacıgil, kanola ve soyada ise ülkemiz florasına uygun çeşitlerin ıslahına ağırlık verilmesi ve bunların bir an önce çiftçiye ulaştırılması için tescillerinin yapılması gerektiğini aktardı.

Yağ bitkileri içinde aspirin ayrı bir öneme sahip olduğunu aktaran Büyükhelvacıgil, kıraç arazilerde aspir yetiştirenlere yüksek destekler verilmesi gerektiğini belirterek, “Ülkemizde kıraç özelliklere sahip çok fazla arazi bulunuyor. Bu arazilerin çoğunun ekilmiyor olması tarımsal potansiyelimiz açısından büyük kayba sebep oluyor. Aspir dikenli yapıda bir kıraç alan bitkisi olduğu için, kuraklık sebebiyle kullanılamayan arazilerde yetiştirilmesi uygun olan bir türdür” dedi.

Özellikle Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) arazilerinde kültür dışı arazi varlığının boş kaldığını ve bir kısım arazide de yem bitkisi yetiştirildiğini belirten Büyükhelvacıgil,

“Alanların aspir ve diğer yağ bitkilerine kaydırılması durumunda, ülkemiz sadece TİGEM arazilerinden yıllık 150 bin ton yağlı tohum üretmiş olacak. Diğer taraftan çiftçimizin üretimden uzaklaştığı küçük parçalı, kullanılmayan kıraç arazilerinin aspir sayesinde tarıma kazandırılması halinde yağlı tohum üretimimiz artış gösterecektir” ifadelerini kullandı.

Sektörün gelişimi için desteklemelerinin önemine vurgu yapan Büyükhelvacıgil, “Sektörün desteklenmesi demek halkımızın desteklenmesi demektir. Çünkü sektörümüz temel gıda maddesi olan bitkisel yağ üzerine kuruludur. Bu sebeple yağlı tohum üreten çiftçiden başlayarak, yağlı tohum kırıcı sanayimiz ve rafine sanayimizin sorunlarının çözülmesi ve desteklenmesi gerekir. Yağlı tohum sanayimiz çok iyi şekilde gelişmiş, yüksek teknoloji kapasitesine sahip bir sektördür. Ancak sanayicinin ani değişen gümrük vergileri, aşağı yukarı kur hareketleri gibi sorunların çözümü için çalışmalarımızı sürdürmeliyiz” dedi.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap