“Brexit kaynaklı kayıp, yeni pazarlar ile telafi edilecek”

TİM Başkanı İsmail Gülle, Birleşik Krallık ile birlikte Almanya ve İspanya’da meydana gelen kısmi düşüşün ihracatçıların yeni pazarlarda proaktif stratejiler yürüterek, yeni kanallarda başarılı neticelere imza atmasını sağladığını vurguladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Küresel konjonktürdeki ticaret savaşlarının yanı sıra Brexit, yükselen korumacı politikalar ve bölgesel çatışmalar gibi zorluklara rağmen, Türk ihracatçılarının 2019 yılını kararlılıkla geride bıraktığını belirten Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle, Dünya Ticaret Örgütü’nün küresel ticaretteki büyüme tahminlerini yüzde 1.2’ye kadar çektiğini aktararak, Türk firmalarının 2018 yılındaki ihracatını yüzde 2 artış ile 180.5 milyar dolara ulaştığını belirtti. Söz konusu istatistiklerin ihracat faaliyetlerinin güçlü bir zeminde ilerletildiğine işaret eden Gülle, “Hazır giyim, sektörel anlamda otomotiv ve kimyevi maddeler sonrasındaki üçüncülük performansını korusa da bilhassa Brexit sürecinden geçen Birleşik Krallık’taki talep daralmasının sektörün ihracatında önemli bir etki yarattığını görüyoruz. Ancak kriz dönemleri beraberinde belirli fırsatlar da getiriyor. Nitekim, Birleşik Krallık ile birlikte Almanya ve İspanya’da meydana gelen kısmi düşüş, ihracatçılarımızın yeni pazarlarda proaktif stratejiler yürüterek, yeni kanallarda başarılı sonuçlara imza atmasını sağladı” dedi.

“Yeni nesil raporlar ve ticaret heyetleri ile firmalar sahada daha etkili olacak”

Diğer taraftan İsviçre ve Polonya’nın da Avrupa’da önemli talep artışı yaşayan ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan İsmail Gülle, ihracatçıları mevcut pazarlarda daha etkili olmaya ve yeni pazarlara daha fazla yöneltmeye çalıştıklarını söyledi. Yeni nesil raporları ve ticaret heyetleri ile firmaların sahada daha etkili olacakları fırsatları sunmayı hedeflediklerini belirten Gülle, Brexit’in etkisini pazar çeşitlendirmesine daha fazla ağırlık vererek aşmaları için kapsamlı projeler yürüttüklerini ifade etti.

Türk firmalarının başarılı olduğu ve ihracatlarını önemli oranda artırdığı Kazakistan ve Libya’da en büyük rakibinin Çin olduğunu ifade eden İsmail Gülle, “62’nci fasılda Libya pazarında Çin’in yüzde 55’lik bir pazar payı bulunurken, Türkiye’nin pazar payı ise yaklaşık yüzde 30. Kazakistan’da da bu fasılda Çin ile pazar rekabetimiz daha yoğun. Çin’in yüzde 16’lık payına karşın Türkiye’nin yüzde 15’lik bir pazar payı bulunuyor. Kazakistan pazarında son iki yıldır aralıksız bir ticari diplomasi trafiğimiz bulunuyor. Gerek hükümetle gerekse de TİM olarak gerçekleştirdiğimiz ticaret diplomasisi çalışmaları ve sahadaki birebir temaslarımız; ihracatçılarımızın Kazakistan pazarındaki alıcı ağını genişletmesinde önemli bir rol oynadı” şeklinde konuştu.

“Hazır giyim üretiminin odağında Uzak Doğu ülkeleri ve Hindistan var”

Türk firmalarının global pazardaki konumunu güçlendirmeleri için sektör trendlerini iyi izlemesi gerektiğini ifade eden İsmail Gülle, son yıllarda hazır giyim üretimi ve moda akımının büyük oranda Çin başta olmak üzere Vietnam ve Endonezya gibi Uzak Doğu ülkelerine ve Hindistan’a odaklandığına dikkat çekti. Söz konusu pazarlarda üretim güçlenirken aynı zamanda orta sınıfın da modaya olan ilgisinin arttığını dile getiren Gülle, “Bu pazarların marka ürün kullanımında öne çıktığını görüyoruz. Yani Çin’e ve Uzak Doğu ülkelerine yaklaşımımızı lüks ve markalı ürünler anlamında kaydırabilmemiz mümkün. Çünkü talep var. Bundan 10 yıl önce Uzak Doğu ucuzluk pazarı gibi görülürken, artık durum ciddi manada değişti” dedi.

Aynı tablonun 10 yıldan bile daha yakın bir süreçte Afrika’da da görülebileceğini anlatan İsmail Gülle, şöyle devam etti: “Afrika’daki geniş kapsamlı altyapı yatırımları, bankacılık yatırımları ve yaygınlaşan internet kullanımı Afrika ülkelerinde de Uzak Doğu’da yaşanan değişimin görüleceğine hem ücretlerin hem de tüketimin artacağı bir sürecin hız kazanacağına işaret ediyor.”

Türkiye Lojistik Merkezleri, maliyetin azaltılmasında önemli rol üstlenecek

Ticaret Bakanlığı’nın koordinasyonunda ölçek ve mesafe anlamında hazır giyim gibi diğer sektörlerin de ihtiyaçlarını karşılayacak Türkiye Lojistik Merkezleri’nin 2020 yılı için en önemli gündem maddeleri arasında yer alacağını belirten İsmail Gülle, “Sadece Uzak Doğu değil, ABD, Latin Amerika ve Afrika’da da pazarda derinlik kazanmamız, lojistik maliyetlerini azaltmamız ve tüketiciye daha hızlı ulaşabilmemiz için bu merkezler önemli bir rol üstlenecek. 2020 yılı bu anlamda pazara girişte Türkiye’nin yeni stratejileriyle ve yeni yatırımları ile gündeme gelecek. Bu merkezler, e-ihracat anlamında da önemli bir durak noktası olacak” dedi. Gülle, perakende satışta mesafe sorununu bu merkezlerde konumlandırılacak depolar vasıtasıyla çözüleceğini belirterek, “Böylelikle gönderim süreleri minimuma indirilebilecek. Yeni bir tedarik sistemi ve modeline geçmeyi amaçlıyoruz. Çünkü, teknolojik altyapı sektörün geleceği için en önemli bileşenlerden birisi olarak öne çıkıyor. Artık Uzak Doğu ülkelerinin de tamamında e-ticaret sistemleri oturmuş durumda. Konvansiyonel satış yöntemleriyle B2B ya da B2C süreçlerin yönetilmesinin giderek zorlaştığı bir dünya ekonomisinde, firmaların bu dönüşümü bir an önce hayata geçirebilmeleri adına, gerekli yatırımlara hız verilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Hollanda’da talep artıyor”

Hazır giyim sektörünün toplam ihracatını 17.7 milyar dolar ile 2018’in bir miktar üzerinde kapadığını belirten İsmail Gülle, Türkiye’nin Hollanda’ya ihracatını yüzde 12.7 artışla 1.1 milyar dolara, Libya’ya ihracatını yüzde 30.2 artışla 237 milyon dolara, Kazakistan’a ihracatını yüzde 47 artışla 160 milyon dolara, ABD’ye ihracatını ise yüzde 8 artışla 647 milyon dolara taşıdığını söyledi. Hollanda’nın önemli bir pazar olarak öne çıkmasında pazardaki talep artışının da etkili olduğunu bildiren Gülle, “2014 yılından 2018 yılına kadar 62 fasıldaki ithalat talebi ortalama yüzde 6 artan Hollanda’nın; sadece 2019 yılında bu fasıldaki ithalatı yüzde 15 artarak 7 milyar dolara yaklaştı” dedi.