10 °C

‘Markalı’ ihracatın değeri yabancıya üretileni 4’e katlıyor

Vahap Munyar kaleme aldı...

‘Markalı’ ihracatın değeri yabancıya üretileni 4’e katlıyor

TYH Tekstil İcra Kurulu Başkanı Ramazan Kaya, Keşanlı Yönetici ve İşadamları Derneği’nin (KEYİAD) düzenlediği ‘ Ekonomi Forumu’nda söze şöyle girdi: 20 yıllık şirketiz. Keşan’dan Moldova’ya, Akhisar’dan Bulgaristan’a kadar toplam 10 fabrikamız var. Yüzde 100 ihracata çalışıyoruz.

Ayrıca İstanbul ve İzmir’de ArGe ile tasarım merkezleri olduğunu da belirtti: Biz dünyanın ünlü markalarının ‘marka üreticisi’yiz. Katma değerli üretim yapıyoruz.

Birleşmiş Markalar Derneği’nin (BMD) kurucu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, katma değerli üretimin önemli göstergesini ortaya koydu: Tekstil sektörünün kilo başına ihracat geliri 14-15 dolar iken hazır giyimde bu rakam 18-20 dolara çıkıyor.

Damat-Tween markasıyla öne çıkan Orka Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı olan Orakçıoğlu, kendi şirketinin yurtdışı mağaza sayısını aktardı: İtalya’dan Romanya’ya, Özbekistan’dan Belçika’ya, Almanya’dan Angola’ya kadar yurt dışı mağazalarımızın sayısı 200 dolayında.

Ardından kilo başına ihracat gelirine bir de kendi mağazaları üzerinden yaklaştı: Kendi mağazalarımıza yaptığımız marka ihracatımızda kilo başına gelir 75-80 dolara ulaşıyor.

Sonra şu noktanın altını çizdi: Ülkemizdeki hazır giyim, konfeksiyon tesisleri yüzde 85 ve üstü kapasite kullanımıyla çalışıyor. Yani, yeni yatırımlar yapılmadıkça miktar bazında ihracatımızı daha fazla artırma şansımız yok. Orakçıoğlu’nun aktardığı veriler, tekstil ve konfeksiyon sektörünün kilo başına ihracat geliri açısından Türkiye ortalamasının epey üzerinde olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin kilo başına ortalama ihracat geliri 1.10 dolar düzeyinde seyrediyor. Bu durumda tekstilin 14-15 dolar, hazır giyimin yabancı markalara giden ürünlerinin 18-20 dolar olan kilo başına ihracat gelirini hiç de yabana atmamak gerekiyor.

Ancak, markalı ihracatta kilo başına gelirin 75-80 dolara çıkabildiği dikkate alınınca işin rengi değişiyor. Markalı ihracatın önemi anlaşılıyor. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü 2019’u 17.7 milyar dolarlık ihracatla geride bırakırken, Akdeniz İhracatçı Birlikleri üzerinden sektörün gerçekleştirdiği ihracat 316 milyon dolarda kalıyor. Buna Mersin Serbest Bölgesi’nden geçen hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı eklendiğinde rakam 1 milyar dolara yaklaşıyor. Markalı ihracatın, sektörün 18-20 dolarlık kilo başına gelirini 4’e katlayabildiğini dikkate alıp, adımları ona göre atmak gerekiyor…

Turquality, şirketlere kurum kültürü aşılar marka kapısını da açar

Ticaret Bakanlığı bünyesindeki marka destek programı Turquality, bir süre önce Simit Sarayı üzerinden gündeme geldi, tartışıldı. Kürşad Tüzmen’in dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanlığı döneminde ilk gündeme getirip, devreye aldığı Turquality’yi o günlerden beri izliyorum. Turqualtiy uygulaması, Tüzmen döneminde sadece konfeksiyon ve deri sektörünü kapsadı. Zafer

Çağlayan’ın Ekonomi Bakanlığı döneminde Turquality kapsamı genişledi, sektörler çeşitlendi.

Programı yöneten bürokrattan, destekten yararlanan şirketlerin patronlarına kadar konuyu farklı kesimlerle dönem dönem konuştum. Gelinen süreçte bende şu kanaat oluştu:

Turquality, kapsama giren şirketlere markalarını yurt dışına açmaları, yaymaları konusunda maddi destek sağlıyor. Mağaza kiralarının, fuar giderlerinin bir bölümü karşılanıyor.

Ancak, daha da önemlisi, çoğu aile şirketi olan küçük ve orta ölçekli kuruluşlar, Turquality kapsamına girince kurumsallaşma adımlarını da atıyor. Bu yönde denetimler yapılıyor.

Bu durumda markalı ihracat için Turquality fırsatını doğru değerlendirmek gerekiyor…

Ayda 35 bin liraya kiralık fabrika daha doğru model değil mi?

Akdeniz İhracatçıları Birliği Koordinatör Başkanı, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Hayri

Uğur’un da aralarında bulunduğu bir grup iş insanı Şanlıurfa’da Vali Abdullah

Erin’i ziyaret etti. Özak Grubu Yönetim Kurulu Başkanı, Hizmet İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet

Akbalık ile Hayri Uğur, Şanlıurfa’da hazır giyimkonfeksiyon tesisleri olduğunu Vali’ye anlattı.

Erin, Akbalık ve Uğur ile beraberlerindeki iş insanlarına Şanlıurfa’daki Ayakkabı OSB’yi örnek gösterdi:

Bu OSB’de 13 fabrika binası var. 11’i kiralandı. Makinaları kurup, hızla üretime başlanmaya hazır fabrika binalarından 11’i kiralandı. Üstelik fabrikaların aylık kirası da 35 bin lira.

Şanlıurfa Valisi Erin’in sözünü ettiği Ayakkabı OSB’yi İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) yönetim kurulu ve meclis üyeleriyle kente düzenlediği tur çerçevesinde ben de gezdim. Ziylan Grubu’nun ailenin üçüncü kuşağının kurduğu şirketin kiraladığı binalardan birinde makinaların montajını da izledim.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, o turun Gaziantep ayağında, bir süredir üzerinde durduğu konuyu yeniden açtı:

Tapu, sanayicinin ahlakını bozuyor. Tapusuz sanayi modeline geçmemiz lazım.

Devletin arsa ve fabrika binalarını sanayiciye 49 yıllığına kiralamasını önerdi:

Böylelikle sanayicinin parası arsaya, binaya değil, işletmeye, üretime yönelir.

Ayakkabı sektörü için Şanlıurfa’da geliştirilen ‘kiralık fabrika’ modelini yaygınlaştırmak, sanayiciyi önemli yükten kurtarır değil mi?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap