“Tarımsal üretimde, dijital teknolojilerin getirdiği ‘yeni iş yapma tarzları’ geliştirmeliyiz”

Hububat üretiminde kabuksuz gıdalara, oralardan meyve ve sebze yetiştirmesine kadar dijital teknolojinin etkilemediği hiçbir alan kalmadı. (Rüştü BOZKURT'un yazısı...)

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Bugünlerde “dijital dönüşümde ülkemizin konumlanması” üzerinde çalışıyorum. İlgimi, bütün üretim alanlarında olduğu gibi, tarımsal üretim alanlarında da dijital teknolojinin nasıl etkileyeceği üzerinde yapılan çalışmalara erişiyor; okumalar yaparak zihnimi netleştirmeye uğraşıyorum. “Elinde çekiç olan her şeyi çivi gibi görür” diyen atasözünün farkındayım. Üzerinde odaklandığım konuları “aşırı değerlendirmemek” için kendimi de sıklıkla uyarıyorum.

Hububat üretiminde kabuksuz gıdalara, oralardan meyve ve sebze yetiştirmesine kadar dijital teknolojinin etkilemediği hiçbir alan kalmadı.

Kısa bir süre önce Tokat’ta yaptığımız toplantıda CRSPR-Cas 9 tekniğiyle yabancı domatesin bezelye büyüklüğündeki tanelerinin nasıl kiraz büyüklüğüne getirildiğini, kök başına domates veriminin nasıl 10 katı arttırıldığını, daha da önemlisi domatesin içindeki likopen maddesinde beş katı artış sağlandığını anlattım.

Tarımsal alanın bütün kesimlerinde olduğu gibi hububat kökenli ürünlerde de dijital teknolojinin yarattığı “üretim örgütlenmesi farklılaşmasının” yaratılmasında “gerek şart olan standart veri” konusunda ivedi gündemimizle ilgili bir çağrı yapmak istiyorum.

Dijital teknoloji doğadaki bütün akışkanları yaratan bağlantı, ilişki, iletişim, işbirliği yapılarını değiştiriyor; yeni “iş yapma tarzları” yaratıyor. Yeni iş yapma tarzları “tarımsal üretim” alanında da diğer üretim alanları gibi önemli hale gelmiş durumda.

Dijital teknoloji sonsuz büyüklükler ile maddenin nano ölçekteki sonsuz küçüklüklerini gözleme, izleme, okuma, anlama ve anlamlandırmada konusunda insanlık tarihinde hiç tanıklık etmediğimiz yeni erişimler yaratıyor.

“Hububatta rekabet edebilmek için veri boşluğunu doldurmak zorundayız”

Gelecek on yılda hububatta diğer üretim alanlarında rekabet edebilmemiz için öncelikle “veri boşluğunu” doldurmak zorundayız. Dijital dönüşüm yaratarak yeni koşullara “uyum sağlamamızın” amentüsü “hedef verilere erişebilirlik” konusunda her şeyi yapmış olmalıyız.

Gelecek beş yılda üreteceğimiz tarımsal üretimde “rekabet gücünü” korumak için, “gerek şart olan standart veriler” mutlaka elimizin altında hazır olmalı.

Ticarette “hedef veriye erişmemiz” gerekiyor

Asıl söylemek isteğim standart verilerin derlenmesi değil… Elinizin menzili altında olması gereken standart verilerle rekabet etme şansınız yok… Dijital dönüşümün yarattığı ve işletmenizin içindeki veriler kadar dışında oluşan giderek “karmaşıklığı artan veri” değimiz ya da “big data/ büyük veri” diye adlandırdığımız veri okyanuslarının içinden “hedef veriye erişmemiz” gerekiyor.

Karmaşık veriyi ehlileştirerek, işe yarayanları seçme ve işe yarayan verilerden “yeni bir ürün ve yeni bir iş yapma metodu” yakalamadan gelecek beş yılın rekabetinde iş yerlerimizi ve işimizi güven altına almamız olanaksız.

Tarımsal üretimde küresel rekabetin nereye gittiğini, hangi eğilimlerin öne çıktığını, fırsatları, tehlikeleri, olanaklarımızı ve kısıtlarımızı bir bütün içinde düşünüp sorunları teşhis etmezsek, gelecekle ilgili senaryolar içeren planlarımız hazır değilse ve uygulamalar yapıp, geri-bildirimlerle sapmaları düzelterek ilerlemezsek, yarışı kesinlikle kaybederiz.

Çok yazdım; bir kere daha yazmak istiyorum: Bizim en büyük sorunumuz gelenek taassubuyla, alışkanlıkla iş yapmamızdır. Alışkanlıkla değil, analizle iş yapma aşamasına geçmemiz gerekiyor. Analizle iş yapmanın ilk adımı da gerek şart olan: Standart verilere sahip olmaktır. Yeter şart ise: Karmaşık veriyi ehlileştirerek hedef verilere en kısa yoldan erişebilmek.

Şimdi hepimiz kendimize ayna tutarak gerçekle yüzleşelim: Dijital dönüşümün olmazsa olmazı olan standart veri üretmenin bilinci yeterli mi? Standart veriyi elde etmeden karmaşık veriyi ehlileştirebilir miyiz? Daha da önemlisi veriyi enformasyona, enformasyonu bilgiye, bilgiyi anlamaya, anladıklarımızı da anlamlandırarak- değer üreterekinsan yaşamına katkı yapabilir miyiz?

Öğretilmiş gerçekliklerimizi sorgulayalım

DÜNYA Gazetesi okuyucusu olan dostlara çağrı yapıyorum: Dijital teknoloji biz istesek de istemesek de her alanda üretimi yeniden örgütlüyor. Yeni üretim yapısı, yeni üretim işlevi ve yeni üretim kültürü hızla ilerliyor.

Dijital teknolojiyi yakalamak istiyorsak; büyüme, enfl asyon, devalüasyon, faiz oranların, döviz kurları, istihdam, teşvikler, tarımsal destekler kadar hatta onlardan daha fazla zamanımızı, emeğimizi ve paramızı kurulmakta olan yeni dünya düzeninin ne menem bir şey olduğunu anlamaya ayırmalıyız. Aksi takdirde treni kaçırırız; orta gelir tuzaklarını aşamayız.

Doğada var olan akışlarla ilgili standart veri dediğimiz zaman şunları anlamalıyız

1- Bulunduğumuz coğrafi konumu bilmeliyiz.
2- Arazimizin kadastro kayıtları elimizin altında olmalı.
3- Arazinin topografyasını saptamış olmalıyız.
4- Arazinin güneye ya da kuzeye bakma durumunu bilmeli.
5- Çukurda mı açık alanda mı olduğunu…
6- Rüzgarlara açıklık ya kapalı olmasını
7- Mikroklima yaratan özelliklerin ayrıntılarını
8- Toprak yapısını, bileşenlerini
9- Yağış durumunu
10- Sulama olanaklarını ve su niteliklerini
11- Güneş ışınlarının eğimini ve arazide kalış sürelerini