"Türkiye ve İstanbul’a gerçek bir moda merkezi olmak çok yakışır"

Atıl Kutoğlu, "Türkiye’ye ve İstanbul’a gerçek bir moda merkezi olmak çok yakışır. Bunun için yaratıcılığa ve markalaşmaya daha fazla yatırım yapılması, dünya çapında belli bir isim yapmış modacıların büyümelerine destek olunması gerekiyor" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Dünyaca ünlü modacı Atıl Kutoğlu, uluslararası arenada Türkiye'nin değerli moda elçilerinden biri. Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaşayan Kutoğlu’nun ünlü MAK Müzesi’nde (Museum für Angewandte Kunst) şubat ayında açılacak olan ‘Yüzyıllar boyu Avusturya Modası’ Sergisi’nde 8 kreasyonu sergilenecek. Atıl Kutoğlu, “Çok saygın bir müze olan, hem klasik hem çağdaş birçok eseri barındıran MAK’ta, Avusturya’da ilk defa düzenlenen böyle büyük bir moda sergisinde, benim kreasyonlarıma yer verilmesi beni gururlandırıyor. İmparatoriçe Sissi’nin elbiselerinden günümüze uzanan süreçte Avusturya modasının sergileneceği serginin küratörleri bizden önce 5 kreasyon seçmişken sonra bu rakamı 8’e çıkardılar ve konu Avusturya’da modaysa Atıl Kutoğlu’suz olmaz dediler” bilgilerini veriyor. Viyana’nın merkezinde iki mağazası bulunan Kutoğlu, “Toplamda 250 metrekare satış alanında, sadece Avusturya’nın önde gelen isimlerine değil, tüm dünyadan Avusturya’ya gelen Amerikalı, Avrupalı, Rus, Uzak Doğulu üst düzey turistlere hizmet verip, koleksiyonlarımızın satışını yapıyoruz. Bu mağazalarımızı daha fazla ülkede ve moda merkezine taşımak, özellikle Almanya’nın büyük şehirlerinde şube açmak, yakın gelecekteki hedeflerimiz arasında” diyor.

Markalaşmaya daha fazla yatırım yapmak gerekiyor

Atıl Kutoğlu, Türkiye tekstil sektörünün gelişimine yönelik şu yorumları yaptı: "Türk tekstili büyük gelişme gösterdi. Ürün çeşitliliği ve kalitesi açısından çok ileri bir konumdayız, fakat dünya çapında bilinen markamız yok denecek kadar az. Tekstilde bu kadar büyük bir oyuncu olan bir ülkeden şimdiye kadar daha çok dünya markası çıkmış olmalıydı. Diğer yandan, İTKİB ve İHKİB gibi kurumlarımızın çalışmaları, İstanbul Moda Haftası gibi girişimler oldukça sevindirici. Ben de bu girişimlere başından beri destek oluyorum. Türkiye’ye ve İstanbul’a gerçek bir moda merkezi olmak çok yakışır diye düşünüyorum. Bunun için yaratıcılığa ve markalaşmaya daha fazla yatırım yapılması, bizim gibi dünya çapında belli bir isim yapmış modacıların büyümelerine destek olunması gerekiyor. Örneğin ben Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz başta olmak üzere, kabinenin önde gelen bakanlarıyla arkadaşım. Altı ay önceki kabinedeki Dışişleri Bakanı Karin Kneissl sadece Kutoğlu markasından giyinirdi. Dolayısıyla bizim gibi markaların büyümesi, sadece Türk tekstilinin gücünü dışarda göstermek açısından değil, Türkiye’nin etkinliğini ve saygınlığını arttırmak açısından da önemli diye düşünüyorum."

Hız ve yakınlık avantajına yaratıcılık eklenmeli

Atıl Kutoğlu, "Ürün kalitemiz gittikçe mükemmelleşiyor, kumaşta da, konfeksiyonda da, deride de çok iyiyiz. Zara / Inditeks grubu gibi hızlı ürün akışı olan zincirlerin tedarikçisi olarak hız ve Avrupa’ya yakınlık önemli. Bence buna yaratıcılık eklenmeli. Fason yaratıcılıkta iyiyiz. Yani yabancı markalara hizmet veren tekstil firmaları onlara yeni tasarım ve modeller sunuyor; fakat nihai müşterinin alkışı o markaya gidiyor. Yani kimse bir Zara veya HM bluzun yaratıcısının bir Türk ekibi olduğunu öğrenemiyor. O yüzden her ölçekte kendi markalarımız sahaya çıksa, Türkiye uluslararası tekstil dünyasında çok daha önemli bir oyuncu olacak. Örneğin arkamda güçlü bir yapı olsa, ben de Atıl Kutoğlu markasını, aynen Inditeks’teki farklı markalar gibi, Atıl by Atıl Kutoğlu ya da A.&K. diye farklı fiyat gruplarına ayırıp, bunları farklı imajlarla pazarlayıp çok daha büyük rakamlara ulaşabilirim."

Moda trendlerinde rahatlık ön planda

Atıl Kutoğlu, "Dünya genelinde başarılı markalara baktığımızda, aslında çok fazla ortak özellik bulamıyoruz. Her başarılı grubun felsefesi ve sistemi birbirinden farklı. Yani Uniqlo farklı, H&M, Zara/İnditeks farklı. Lüks segmentlerde baktığımızda Louis Vuitton, Ralph Lauren, Burberry farklı, Valentino, Gucci farklı. Hepsi bambaşka şekillerde ilerliyor ve hepsi ayrı ayrı çok başarılılar. Ortak olarak şunu görüyoruz: Spor giyimin kodları her markanın ve her lüks markanın içine girdi. Sneakerlar, eşofman üstleri ve altları, neredeyse ipeklerden kaşmirlerden yapıp sunanlar var. Yani rahatlık ön planda. Aksesuar da önemli bir yere sahip. Büyük markalar tekstilde olduğu kadar belki daha fazla ciroyu, çanta, ayakkabı, gözlük, takı, parfüm gibi ürünlerle elde ediyorlar. Bu büyük bir trend. Eskiye özlem, 1960’lar, 70’ler 80’ler hatta 90’lar biraz farklı da olsa geri geliyor. Tanıtımda sosyal medya kullanımı, blogger’lar hatta şimdi ‘influencer’ denen yeni meslek gruplarıyla tanıtım ve PR işbirlikleri gündemde. "

'MADE IN TÜRKİYE'NİN KABUL GÖRMEYECEĞİ PAZAR YOK

Türkiye’nin tekstil sektöründe her pazarda şansı var; fakat coğrafi olarak yakın olduğumuz Avrupa, Rusya ve Orta Doğu için daha avantajlı konumda olduğumuzu düşünüyorum. Ama ülkemiz saygın bir marka olduğu takdirde, ‘Made in Türkiye’nin kabul göremeyeceği bir pazar yoktur bence.