16 °C

Türkiye’nin geleceği serbest ticaret anlaşmalarında

Ülkeler arasındaki ticaret hayatını düzenleyen ve anlaşma koşullarına göre iş dünyasına vergi indirimi sağlayan Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA), Avrupa Birliği’nin ardından Trans Pasifi k Ortaklığı’nın kurulmasıyla ihracatçılar için daha da önem kazandı.

Türkiye’nin geleceği serbest ticaret anlaşmalarında

STA’lara imza atan ülkelerin, sahip oldukları ekonomik ilişkileri önemli avantajlara dönüştürüp, ticaret hayatına serbest bir alan yaratarak kendilerine katma değer sağladığını belirten Akdeniz Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri ihracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan, bu anlaşmaların dışında kalan ülkelerin ise yüksek gümrük vergileri ile karşılaştıklarından pazarlardaki rekabet şanslarını kaybettiğini söyledi. Türkiye’nin bugüne kadar 36 ülke ile STA imzaladığını söyleyen Arslan, anlaşmaların Türkiye’nin geleceği açısından önem taşıdığını kaydetti.

Ülkeler arasındaki ticaret hayatını düzenleyen ve anlaşma koşullarına göre iş dünyasına vergi indirimi sağlayan Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA), Avrupa Birliği’nin ardından Trans Pasifik Ortaklığı’nın kurulmasıyla ihracatçılar için daha da önem kazandı. STA’lara imza atan ülkelerin, sahip oldukları ekonomik ilişkileri önemli avantajlara dönüştürüp, ticaret hayatına serbest bir alan yaratarak kendilerine katma değer sağladığını belirten Akdeniz Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri ihracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan, bu anlaşmaların dışında kalan ülkelerin ise yüksek gümrük vergileri ile karşılaştıklarından pazarlardaki rekabet şanslarını kaybettiğini söyledi. Türkiye’nin bugüne kadar 36 ülke ile STA imzaladığını söyleyen Arslan, anlaşmaların Türkiye’nin geleceği açısından önem taşıdığını kaydetti.

Halihazırda onlarca ülkeyle de anlaşma yapılması için görüşmelerin sürdüğünü belirten Hüseyin Arslan, bununla birlikte çoğunlukla Türk cumhuriyetleri ile merkezi ve Doğu Avrupa ülkeleri ile imzalanan anlaşmalardan 11’inin AB üyelikleri nedeniyle feshedildiğini ve siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle Suriye ve Ürdün ile yapılan anlaşmaların da askıya alındığını bildirdi. Arslan, Güney Kore ile imzalanan STA’nın da içerisinde ‘yatırım’ ve hizmet ticareti’ gibi konuları kapsadığı için Türk ticaret tarihinin ilk derin ve en kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşması olarak kabul edildiğini ifade etti. Yerli ihracatçıların bu konudaki beklentilerini ve taleplerini anlatan Arslan, ihracat pazarlarında elde ettikleri kazanımların korunması ve 2023 yılı ihracat hedeflerinin yakalanabilmesi için STA’lara ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı.

“Güney Afrika ve Japonya pazarında kan kaybediyoruz”

AB ve Trans Pasifik Ortaklığı’ndaki yeni ticari anlaşmalar nedeniyle yerli firmaların özellikle Güney Afrika ve Japonya pazarlarında kan kaybettiğini dile getiren Hüseyin Arslan, kolay kazanılmayan ihracat pazarlarının korunması için zaman kaybetmeden başta Güney Afrika, Kanada, Japonya, Hindistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Etiyopya ile bir an önce STA imzalanması gerektiğini vurguladı. Ayrıca; Lübnan, Kosova, Sudan, Venezuela ve Katar gibi ülkelerle yürütülen anlaşma çalışmalarının onay aşamasında olduğu bilgisini veren Arslan, “Türkiye’nin ekonomik hedeflerine serbest ticaret anlaşmaları olmadan ulaşamayız. Dünya bu konuda iki farklı yol izliyor. Ya çoklu ya da ikili anlaşmalar yapılıyor. Bizim de elimizdeki pazarları korumak ve yeni pazarlarda dünya ile rekabet edebilmemiz için bir an önce bu çalışmaları hızlandırmamız lazım” dedi.

“STA’lar ihracatçıya katma değer yaratacak hareket alanı sağlıyor”

STA’lar ile ülkeler arasında ticareti etkileyen birçok engelin karşılıklı olarak kaldırıldığını ve iş dünyasına önemli avantajlar sağlandığını ifade eden Arslan, “Dünyada oldukça yaygın olan STA’lar ile ülkeler arasındaki ticari menfaatler korunarak, gümrük vergisi indirimleri yapılıyor. Bu anlaşmalar ülkelerin ekonomilerine artı değer olarak dönüyor ve ihracatçıya katma değer yaratacak hareket alanı sağlıyor. Bu yüzden sektör kurulu toplantısında da sıkça değinilen konu başlıkları arasında Serbest Ticaret Anlaşması da geliyor. Bu konuda tüm sektörlerin ve ihracatçı birliklerinin üzerine düşeni yapması gerekiyor. Çünkü bu anlaşmalar üretimimizin ve ihracatımızın artması için üzerinde durulması gereken en önemli nokta” diye konuştu. Türkiye’nin en etkin ihracat ilişkilerine sahip olduğu Güney Afrika, Kanada, J Japonya, Hindistan, Azerbaycan, Arnavutluk ve Etiyopya gibi pa pazarların korunması için söz konu konusu ülkelerle acil olarak STA’ların imzalanması gerektiğini bir kez daha d vurgulayan Arslan, “Bu ülkeler ülke sahip olduğumuz en önemli pa pazar alanları olmakla birlikte ithalat, it ihracat, hammadde ve işle işlenmiş ürün kalemleri nezdinde k karşılıklı taviz, kota sistemiyle Se Serbest Ticaret Anlaşması yapılabi yapılabilir. Ayrıca dünya ticaretindeki dal dalgalanmalar ve siyasi olayların art artması nedeniyle günden güne bu anlaşmalar daha çok önem kazan kazanıyor. Özellikle siyasi olayların artması ve siyasi çıkarların çakışması ça ülkelerin ticaretlerin caretlerini de etkiliyor. Devlet yetkililer yetkililerinin ticareti etkileyecek an ani kararlar vermemesi adına bu anlaşmalar hayati öneme sahip oluyor” şeklinde kon konuştu. Tü Türkiye’nin ihracattaki r rakiplerinin, STA’larla elde edilen avant tajlarla pazarda öne geçtiğini hatırlatan Arslan, dolayısıyla yerli firmaların mücadeleye 1-0 yenik başladığını ifade etti. “Eskiden bu anlaşmaları Avrupa Birliği yapıyordu; şimdi Trans Pasifik Ortaklığı kuruldu” diyen Arslan, bu ortaklığın içinde Japonya, Kanada, Meksika, Avusturalya, Yeni Zelanda gibi büyük ülkelerin olduğunu kaydetti. Arslan, sözlerine şöyle devam etti: “Örneğin Japonya çok ilginç bir şekilde hem bu ortaklığa katıldı hem de Avrupa Birliği ile anlaştı. Bu anlaşmaların sonucunda Japonya pazarı bizim için en büyük sorunlardan biri olacak. Çünkü devletler aralarında anlaştıkları için gümrükte vergi ödemeyecekler. Söz gelimi makarna ihracatında anlaşma olmadan yüzde 30 civarı vergi ödeniyor; ama Avrupa Birliği ülkeleri bu anlaşmaları yaptığı için bu vergileri Japonya’ya ödemeyecek. Diğer bir pazarımız olan Güney Afrika’da da ihracatta yüzde 32 vergi alınırken anlaşma yapılan ülkelerden sıfır vergi alınıyor. Bizim bu ülkelerle ihracatımızda ise anlaşma olmadığı için biz vergi ödeyerek giderimizi arttırıyoruz. Bu durum bizim rekabet gücümüzü düşürüyor.”

“Yüksek ihracat hedeflerine başarılı STA’larla ulaşabiliriz”

STA’ların Türkiye ekonomisinde yaşanması beklenen ilerleme için atılması gereken en önemli adımlar olduğunu vurgulayan Hüseyin Arslan, “STA’lar yeni dünya döneminde çok önemli bir problem olarak bizlerin önüne çıkıyor. Bu anlaşmalar olmadan bizim ülke olarak ileri gitmemiz mümkün değil. Örneğin Japonya ile STA 2-3 yıl içerisine imzalanmazsa bu ülke ile ihracatımızı 1 buçuk yıl içerisine azaltmak zorunda kalacağız. Bu yüzden en etkin ticaret ilişkilerimizin bulunduğu Güney Afrika, Kanada, Japonya, Hindistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Etiyopya ülkeleriyle hiç zaman kaybetmeden STA yapmak zorundayız. Bazı ülkelerden taviz alınması ve taviz verilmesi gerekiyor” dedi.

"Yeni tüketim trendleri bakliyat tüketimini artırıyor

Dünya’da ekonomik, sosyal ve psikolojik nedenlerden dolayı oluşan yeni gıda tüketim trendlerinin bakliyat tüketimini arttırdığına dikkat çeken Arslan, “Geleneksel ürünlerin geleneksel olmayan pazarlarda tüketimlerinde artış var. Bununda nedeni bakliyatın daha sağlıklı ve ekonomik olmasıdır. Bu farkındalığın oluşmasında bizimde imzamızın bulunduğu Dünya Bakliyat yılı ve Dünya Bakliyat Günü etkinliklerinin önemli bir payı var. Bu organizasyonlardan sonra geleneksel olmayan pazarlardaki geleneksel tüketime en büyük örneklerinden biri olan, nohut ile tahinden üretilen Humus isimli yemeğe olan talebi arttırdı. Hatta Amerika ve Kanada’da bu ürünün Türkiye’de olmayan biberlisi, fesleğenlisi, sarımsaklı - sarımsaksız gibi çeşitleri bile çıkmaya başladı. Bu durum beraberinde nohut ve tahine olan talebi de arttırdı. Dünyadaki nohut tüketimi 500 bin ton arttı” ifadelerini kullandı.

“Vegan ve vejetaryen menüler artık daha çok tercih ediliyor”

Dini, kişisel tercihlerin yanı sıra insanların ekonomik ve psikolojik nedenlerden dolayı da et menüleri yerine vegan ve vejetaryen menülerini daha çok tercih etmeye başladığını ifade eden Arslan, “İnsanlar, politik ve ekonomik nedenler ile artık et yemek istemiyorlar. Protein ihtiyaçlarını da bitkisel temelli ürünlerden sağlıyorlar. Proteini en yüksek olan ürünler ise bakliyattır. Yeşil mercimek, kırmızı mercimek, bezelye çok yüksek lif ve protein miktarına sahiptir. Fiyat-protein dengesi en uygun olan bakliyat ürünleri ise bezelye ve fasulye çeşitleridir. Bezelyede 19-22 oranında fasulyede 28-30 oranında protein var” dedi.

“Sağlık ve ekonomik ürün arayışı bakliyata yönlendiriyor”

Dünyada bakliyat ürünlerinin tüketiminin et ürünleri tüketimi oranları karşısında yüzde 11 arttığına dikkat çeken Hüseyin Arslan, “Normal köftenin tadını yakalamak için; etsiz köftenin içinde bakliyat ürünlerinin yanında farklı sebzeler de kullanıyorlar. Yoğurt tüketiminde de bitkisel temelli ürünler tercih edilmeye başladı. İçerisinde hayvansal ürün olmayan yoğurtların tüketiminde yüzde 39 artış oldu. Dolayısıyla dünyadaki normal yoğurt tüketimi yüzde 3 düştü. İnsanlar artık daha az normal yoğurt yiyorlar ama bitkisel temelli yoğurt satışlarında büyük artışlar yaşanıyor” açıklamasını yaptı. Et yerine hazırlanan dondurulmuş ürünlerin tüketiminin de yüzde 37 arttığı bilgisini veren Arslan, et tüketiminin ise yüzde 2 azaldığını kaydetti.

Söz konusu istatistikleri gören Amerika menşeli bir fast food firmasının, Kanada’daki 28 tane şubesinde menüsüne bitkisel temelli et ürünlerini eklediğini aktaran Arslan, “Adına vejetaryen hamburgeri dediler. Ayrıca sadece vejetaryen ürünler yapan bir firmanın hisseleri de 30 dolardan bir anda 300 dolara çıktı. Bu yeni trendlerin oluşmasında etin pahalı olması, ekonomik, çevre ve sağlık gibi değişik nedenleri var. Örneğin çevreci avantajlarına örnek verecek olursak 1 kilo bakliyat ağırlıklı yapılan köfte, 1 kilo etten yapılan köfteye göre karbon salınımını 60 kilo düşüyor. Bunun yanında üretim için daha az tarımsal alana ihtiyaç duyuluyor” diye konuştu.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap