Verdiğiniz siparişten emin misiniz, açık mağazanız var mı?

Vahap Munyar kaleme aldı...

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Avrupa’nın önde gelen hazır giyim markalarından birinin satın alma ekibi, Türkiye’de üretim yaptırdıkları şirketi aradı: Yeni sipariş veriyoruz.         

Üretici şirketin yöneticileri sevinçle durumu yönetim kurulu başkanlarına bildirdi: Efendim, bir süredir kapalı olan fabrikamızı çalıştırmak için fırsat çıktı.     

Patron, yönetim ekibini tam dinlemeden renk vermedi. Ekip, sevinçli bilgiyi paylaştı: En çok iş yaptığımız ünlü Avrupalı hazır giyim markası yeni sipariş veriyor. Fabrikayı çalıştırmaya başlayabiliriz.

Patron, 1980’li yıllarda dibi gördüğü, batışlar yaşadığı için temkinliydi, sordu: Arkadaşlar, siparişi kim veriyor? O markanın alım ekibi mi? Acaba markanın en tepe yöneticilerinin bu siparişten haberi var mı?       

Yöneticiler patronun bu sorusuna şaşırdı: Efendim, genellikle işleri alım ekibiyle yürütüyoruz. Daha tepe yönetimin siparişten haberinin olup olmadığını bilmiyoruz.     

Patron, işin aklına takılan yanını açtı: Bakın arkadaşlar, biz o siparişi aldık, üretimi de yapıp, bu zor dönemde gönderdik diyelim. Peki, o markanın mağazaları açık mı? Ya da hangi ülkede kaç mağazası açık? Dünyanın birçok ülkesinde mağazaların kapalı olduğunun altını çizdi: Gönderdiğimiz hazır giyim ürününü hemen satamayacaklarsa, bize ödeme yaparlar mı? Yöneticilerini şöyle yönlendirdi: Alım ekibini kırmadan durumu anlayın. Tepe yöneticilerinin görüşlerini alıp, ondan sonra bize dönsünler.     

Yöneticiler, patronun dediğini yaptı, Avrupalı markanın alım ekibine biraz da çekinerek yokladı: Siparişinizle ilgili olarak üst yönetiminizin onayı var mı?

Alım ekibi bu soruyu beklememekle birlikte açık davrandı: Hayır, onay almamıştık.

Üretici tarafın yönetim ekibi yine çekinerek ricacı oldu: Mümkünse onay alsanız, biz ona göre üretime geçsek…   

 Ünlü markanın alım ekibi üst yönetime sordu. Üst yönetim siparişi frenledi: Henüz yeni sipariş vermenin zamanı gelmiş değil.     

Alım ekibi, Türkiye’deki üretim şirketinin yönetim ekibine son durumu bildirdi: Maalesef şu anda sipariş veremiyoruz.

Bu sipariş öyküsünü söz konusu üretici şirketin patronundan dinleyince sordum: Dünyaca ünlü ve sürekli iş yaptığınız bir markadan sipariş gelmişken neden bu kadar sorguladınız?       

Şu yanıtı verdi: COVID-19 süreci az sayıda sektör dışında dünyanın devlerini de, küçük şirketlerini de köşeye sıkıştırdı. O marka bana ürettirdiği malı satamazsa, parasını ödemek istemez, boşuna gerilim yaşardık. Türkiye’deki hazır giyim şirketlerinin tamamına yakını üretimine ara verdi. Aralarından bazıları maske üretimi için devreye girdi. 2019’u 17.5 milyar dolarlık ihracatla kapatan hazır giyim sektörünün 2020 için belirlediği 19 milyar dolarlık hedef de şimdilik hayal oldu…

ABD’Lİ MÜŞTERİ: 2 MİLYON DOLARI ÖDEMEM GECİKECEK

ABD’den bir şirketin patronu, Türkiye’de ürün aldığı şirketi aradı: COVID-19’un ABD’de yarattığı etkiyi izliyorsunuz. Bu ortamda size olan 2 milyon dolarlık borcumu ötelemem gerekecek.       

Türkiye’deki üretici şirketin patronu bir süre sessiz kaldı, düşündü: Bu müşterimiz bugüne kadar ödemelerini tek gün bile aksatmadı. Aslında ödeme gücü vardır ama ısrarcı olsam ilişkilerimiz bozulabilir. Sonra yanıtını verdi: Türkiye’de de tekstil, hazır giyim tesislerinin çoğu durdu. Aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Sizin ödemeleri erteleme talebinizi anlayışla karşılıyoruz.     

Telefonu kapattı, durumu finans departmanıyla konuşurken, ekipten biri şu bilgiyi verdi: Söz konusu ABD’li şirketin finans departmanında bizi aradılar. Ödeme dilimlerinden birine iki gün kalmıştı. Kendilerine, ‘En azından yakın olan dilimi ödeyin’ ricasında bulunduk. Onu ödediler.       

ABD’den Avrupa’ya, Uzak Doğu’ya kadar birçok ülkede şirketler ödeme sıkıntısı yaşıyor. Bu durum zincirleme olarak dünyanın her köşesine yansıyor. Akdeniz İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Hayri Uğur’un, ‘Dünya Talks’ programında Ceyhun Kuburlu’ya verdiği şu bilgi de bu durumu ortaya koyuyor: Hazır giyim ve tekstil sektörünün sipariş üzerine üretip, stokta bekletmek zorunda kaldığı ürünlerin toplam değeri 2.5 milyar doları buluyor. Hükümetlerin ‘destek paketleri’ hazırlarken, bu durumu dikkate alması gerekiyor…

SİPARİŞ GELDİKÇE FABRİKAYI AÇIYORUZ

Dünya hazır giyim markalarına kumaş ihracatı yapan önde gelen bir üreticiyle sohbet ederken çalışma temposunu sordum, anlattı: Fabrikayı iki hafta kapatmıştık. Sipariş geldi, biraz çalışacağız. Tabi, aynı anda çalışan personel sayısını mesafeyi korumak açısından en aza indirdik. 

COVID-19 sürecinde siparişin hangi ülkeden geldiğini merak ettim, paylaştı: Siparişi veren önde gelen Avrupalı bir hazır giyim markası. “Çin başta olmak üzere Uzak Doğu’daki mağazalarımız devreye giriyor, onlar için hazır giyim üretimi yaptıracağız” dediler.     

Sipariş geldikçe çalışma temposuyla ilgili şu yorumu yaptı: “İki hafta dur, bir hafta çalış” temposuyla işlerimizin rayında gitmesi mümkün değil. Ancak, bu dönemde sağlık ilk öncelik. Dünyada COVID-19 salgınının seyri gerilemeye başlamadıkça işlerimizin açılmasını beklemiyoruz.” 

Bakalım kısa çalışma ödeneği gibi çözümler, ‘sipariş alabildikçe açılan’ işletmelerde COVID-19 darbesini hafifletmeye yetecek mi?