Cesur mu cesur, vizyoner bir girişimci

SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, babası Sadık Yılmaz'ı yazdı...

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

16 yaşında iş hayatına başladığı yıllarda, şartlar zor, eğitim sermaye kısıtlı, imkanlar dar. İnsanların en büyük sermayesi; kendi kişilik özellikleri, değerleri ve çevrelerinde oluşturdukları itibar.

Babam için itibarın temeli güven ve vefa idi. “Ben bu işleri parayla kurmadım. Bizim sermayemiz güven. Önce ailen, sonra ekibin sana güvenmeli, arkanda durmalı. Ticaret yaptığın insanlar sana güvenip seninle ticaretlerinde rahat olmalılar. Sen bu güveni geliştirip, sana bir şans verilmesini sağlarsan, o zaman hünerini gösterme fırsatı bulmuş olursun. Eğer işinin ustası olabildiysen de, bu şansı kullanıp herkesi mutlu edebilir, herkesle birlikte de kazanırsın. Bu güveni sürdürmek istiyorsan da, işinde mükemmeliyetçi, ilişkilerinde vefalı olacaksın, adil olacaksın, adaletli davranacaksın. İşçisinden genel müdürüne, küçük bir bakkaldan, en büyük müşterine kadar herkesin hak ve hukukunu gözeteceksin” derdi.

Nitekim biz yönetimde daha fazla yetki alıp, işleri üstlendikçe bile, müşterilerle, çalışanlarla bağını kesmedi. Yıllar sonra öğrendik ki, her zaman müşterilerimize, iş ortaklarımıza, çalışanlarımıza sorar bilgi alırmış. Güven, adalet, vefa gibi ortak değerlerimizin takipçisi olmaya devam etmiş.

Bu değerleri benimsemenin ve canlı bir örneği olmanın ötesinde yayma gücü de olan, liderlik vasıfları yüksek bir insandı. Cesur ve vizyoner bir girişimci, bir eylem adamıydı.

70’li yılların başında yurtdışına yaptığı ilk seyahatten sonra, gördüklerinden etkilenmiş, heyecanlanmış ve tutkuyla yeniliklerin peşine düşmüştü. Bu seyahatin, o dönemde uğraştığı iki alana da etkisi kısa sürede görüldü. 16 yaşından beri büyütüp geliştirmeye çalıştığı manifatura mağazası, o tarihte büyük şehirlerde bile olmayan, kapalı devre TV sistemi ile kontrol edilen, merkezi klima sistemi ile ısıtılıp soğutulan, çok katlı çok amaçlı bir büyük mağazaya dönüştü. Babasından devralıp sürdürdüğü mandıracılık işini de “Sütten Aşlar” üretme vizyonuyla bir sanayi kuruluşuna, bir anonim şirkete dönüştürmeye karar verdi. Çok geçmeden süt güğümünden esinlenen bir mimari ile inşa edilen fabrika binası tamamlanarak, makinalar yerleştirildi ve o yılların tüm ekonomik zorluklarına rağmen, 1975 yılında SÜTAŞ AŞ üretime başladı.

Onun tecrübesi ve rehberliğiyle, sütün bereketi Sütaş’ın temeli oldu. Üçüncü neslin temsilcisi olarak ben de çok tecrübeli bir ustanın elinde sütçülüğü öğrendim ve çok sevdim. Tabii ki sevgisini yüreğimde, özlemini anılarımda yaşatıyorum, ama esasen onun adını, Sütaş’ı güvenilir bir kurum ve sütün iyiliğini ve bereketini yaymaya odaklanmış bir misyon şirketi haline getirerek yaşatabileceğime ve benden sonraki kuşaklara aktarabileceğime inanıyorum.

Bu babalar günü vesilesiyle babacığımı hasret, rahmet ve şükranla anarken, tüm babaların da babalar gününü kutluyorum.