27 °C

D vitamini hücrelerin haberleşmesini sağlar

Türkiye’de D vitamini eksikliği yaygın olarak görülüyor. Dr. Cevdet Züngün, D vitaminin kemik metobalizmasının yanında çok sayıda hastalıkla ilişkisinin belirlendiğinin altını çizdi.

D vitamini hücrelerin haberleşmesini sağlar

Mehmet KAYA

ANKARA – Düzen Sağlık Grubu Tıbbi Biyokimya Uzmanı Dr. Cevdet Züngün, D vitamininin ana işlevinin hücreler arası haberleşmeyi sağlamak olduğunu vurgulayarak, “Vücudumuz tek başına bir fonksiyonu olmayan D vitaminini alır ve kağıdın üzerindeki yazının yaptığı görevin aynısını, yani hücreler arası iletişimin sağlanması için olması gereken aktif hale getirir. Vücudumuzdaki hücrelerin birbirleri ile iletişiminde önemli rol oynayan bu aktif vitaminin- bu haliyle artık hormonun- eksikliğinde hücrelerin birbiri ile iletişiminin bozulması, hücrelerin ve oluşturdukları dokuların birbirlerinden habersiz, başına buyruk ve kontrolsüz hareketi ile sonuçlanacaktır. Bu kontrolsüz durumun neden olduğu en önemli hastalık ise vücudumuzdaki kaos olan kanserdir.” dedi.

Türkiye’de D vitamini eksikliği yaygın olarak görülüyor. Dr. Cevdet Züngün, D vitaminin kemik metobalizmasının yanında çok sayıda hastalıkla ilişkisinin belirlendiğinin altını çizdi. İnsanlardaki 300’ün üzerinde gen ile D vitamininin ilişkili olduğunu, bunun da vücut için ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini belirten Dr. Züngün, “Günümüzde D vitamini eksikliğinde meme, prostat, akciğer ve kolon kanseri riskinin arttığı, yüksek D vitamini düzeylerinin ise bu hastalıklara yakalanma riskinin azaldığını gösteren, kanıt düzeyi yüksek, güvenilir bilimsel çalışma sonuçları mevcut” bilgisini verdi. Bağışıklık sistemi için de D vitamininin ilişkisinin gözlendiğini belirten Cevdet Züngün, MS hastalarının şikayetlerinin D vitamininin vücutta düşük olduğu dönemde artmasının bu vitaminin öneminin bir başka gösterdiğini anlattı.

Yine Türkiye’de yaygın olan ve artma eğiliminde bulunan diyabetin de D vitamini ile ilişkili olduğu yönünde düşünceler olduğunu bildiren Cevdet Züngün, “D vitamini eksikliği halinde kalp damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan diyabet riskinin arttığı iddia edilen yayınlar var” bilgisini verdi.

Güneş alan bir ülke olmasına karşılık Türkiye’de D vitamini düşüklüğünün yaygın olmasının nedenine ilişkin olarak ise Dr. Züngün şunları kaydetti:

“Önemli olan D vitaminin vücudumuzdaki üretim yeri olan cildimizin, D vitamini sentezinin olmazsa olması ultra viyole B (UVB) ışınları ile ne kadar temas ettiği. Vücudumuzun yaz aylarında bile-deniz kenarında geçirdiğimiz tatil dönemlerini hariç tutulursa-neredeyse yüzde 80’inin kıyafetle örtülü olduğunu düşünürsek, cildimiz güneşten çok az faydalanıyor diyebiliriz. Tatil dönemlerinde bolca kullandığımız ve cildimizin güneşle temasını kesen güneş kremlerini de unutmayalım. Güneş kremi tabii ki kullanabiliriz. Ama dikkat edilmesi gereken cildimizin güneşle yeterli miktarda temasını sağladıktan sonra. Beyaz tenli bir kişinin, yaz aylarında, güneşli bir günde, saat 10:00-14:00 saatleri arasında, vücudunun büyük bir kısmı (dirsekler ve dizler açıkta olacak şekilde) sadece 15-20 dakika güneşle direkt teması -UVB camdan geçmez- vücudumuzda yeterli miktarda D vitamini sentezlemesine yetiyor. Bu şekilde sentezlenen D vitamini düzeyi ile Ekim-Kasım aylarına kadar idare edebiliyoruz. Çünkü D vitaminini vücudumuzdaki yağ dokularında yedekleyebiliyoruz.

Ekim-Kasım ayından itibaren güneş, D vitamini sentezlemede kullandığımız UVB ışınlarının etkisini kaybediyor. Yani D vitamini kışına giriyoruz. Yaz ayları dışında D vitamini sentezi güneşli günler bile yaşasak asla mümkün olmadığından ve yukarıda bahsettiğim şartları çoğu zaman sağlayamadığımızdan D vitamini düzeylerimiz yaklaşık yüzde 75’imizden fazlasında düşük seyrediyor.”

Gebeler için de önemli

Dr. Cevdet Züngün, D vitamininin gebelikteki etkilerine yönelik çeşitli araştırmalar yapıldığını ve bu araştırmaların önemli belirlemeler yaptığını ancak bazı alanlarda kesin bilimsel bilgiye henüz ulaşılmadığını hatırlattı.

D vitamini ve metabolitlerinin gebelik boyunca anne adayı ve fetustaki genetik haberleşmeye etkilerin araştırıldığını ancak henüz başlangıç aşamasında bir araştırma alanı olduğunu bildiren Dr. Züngün, “Yapılan çalışmalara dayalı olarak bildiklerimiz gebelik sürecinde D vitamini takviyesinin gebelik döneminde erken doğum, preeklampsi, gestasyonel diyabet ve doğan bebekte kemik mineralizasyonunda defekt ve erken dönemde akciğer dokusunun yeterince olgunlaşamamasına bağlı olarak astım gibi belirli olumsuz durumlara dönük riskleri minimize etmesidir. Ancak şu an için D vitamininin bu etkileri hangi mekanizmalar ile gerçekleştirdiği henüz tam olarak açıklanamamıştır. Araştırmaların, bilim insanlarının bu konu üzerindeki çalışmalarının yoğunluğu gözönüne alındığında bu mekanizmaların tam olarak anlaşılmasının sadece zaman meselesi olduğu ön görülebilir” bilgisini verdi.

Hekim kontrolünde D vitamini takviyesi

Güneşle temas etme imkanı olmayan kişilerin hekim kontrolünde D vitamini takviyesi alması gerektiğini belirten Dr. Cevdet Züngün, D vitamini takviyesi alan kişiler üzerinde kış depresyonu ve yaşlılardaki kırıklar yönünden yapılan araştırmalarda başarılı sonuçlar elde edildiğini belirtti. Züngün, “6 yıl süren bir çalışma sonucunda, yılda 4 kez 100 bin ünite vitamin D içeren zarfın gönderildiği grupta kalça kırığı vakalarında yüzde 25’lik bir azalma olduğu görülüyor. Eğer bu osteoporoz tedavisi için patent almış bir ilaç olsaydı belki gece gündüz reklamı yapılabilirdi. Oysa ki vitamin D belki erişimi en kolay, en ucuz bileşik” dedi.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap