Sağlık turizmi pandemi sonrasına hazırlanıyor

Türk Sağlık Turizm Derneği (TÜSATDER) Başkanı Dr. Servet Terziler, “Sağlık turizminde Avrupa’ya daha fazla odaklanmalıyız. Bu bölgede marka olmak dünyada marka olmakla eş değer" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türk Sağlık Turizm Derneği (TÜSATDER) Başkanı Dr. Servet Terziler, “Sağlık turizminde Avrupa’ya daha fazla odaklanmalıyız. Bu bölgede marka olmak dünyada marka olmakla eş değer. Diğer yandan artık tedavi ettiğimiz kişi sayısından ziyade kaliteli tedavi için yarışmalıyız. Yılın ikinci yarısında kayıpları yüzde 50 seviyesinden yüzde 30’lara çekebilirsek büyük başarı. Bu tamamen virüsün gidişatına bağlı” dedi.

2019’da 3 milyar dolar ekonomik hacimsel büyüklüğe ulaşan, COVID-19 döneminde ise doğal kayıplar yaşayan sağlık sektörü pandemi sonrasına hazırlanıyor. 2020 yılını 2019’a göre yüzde 55 düşüş ile kapatan sektörde 2021 yılının ilk altı ayında da aynı oranda düşüş gözlemlendi. Türk Sağlık Turizm Derneği (TÜSATDER) Başkanı Dr. Servet Terziler “2020 yılına aşıların bulunması ve hızlı bir şekilde uygulanması nedeni ile pozitif girdik ancak maalesef beklentilerimizi karşılamadı. Hem aşının dünya ekonomisinde alt liglerde olanlara adil bir şekilde ulaşmaması hem de aşının üretildiği Almanya’da bile aşılama programlarının hızlı yürütülememesi, bazı ülkelerin de işi ağırdan alması kafa karışıklığına yol açtı. Ülkemiz aşılama programına en hızlı başlayan ülkelerin başında geldi ancak uygulama dünyada ağır işleyince bu bizi de olumsuz anlamda etkiledi. İnsanların evlerinde kalması, yurtdışı seyahatlerinin kısıtlı olması, döndükleri zaman gerçekleşen 14 gün karantinalar ve sigorta şirketlerinin kırmızı işaretli ülkelere seyahat halinde sigorta ödemelerini yapmaması gibi durumlar yılın ilk altı ayında dünyadaki dolaşımı minimize etti.” ifadelerini kullandı.

“Niceliğe değil niteliğe oynamalıyız"

Türkiye’nin sağlık turizminde liderliğe oynayan ilk üç ülkeden biri olduğunu belirten Dr. Terziler şöyle konuştu: “Sağlık turizmine yönelik yatırım yapan bir tek kendimi görüyorum. İnsanlar bu konuda gerçekten korku ve kaygı içerisinde. Dünyadaki mevcut şartlara bakıldığında riskli bir sektör ancak ben marka bilinirliğine, Türkiye’nin potansiyeline ve konumuna baktığımda korkumu yeniyor ve hiç çekinmiyorum. Bu zamana kadar hep niceliğe oynadık. Ne kadar çok satarsak ne kadar çok hasta bakarsak o kadar iyi olacağını düşündük ancak artık ne kadar çok hasta değil ne kadar kaliteli tedavi yarışının başlamasıyla daha da ileriye gideceğimizi düşünüyorum. Güneş ve deniz turizminde de sağlık turizminde ve diğer turizmlerde de bu hususun önemi pandemi ile tekrar gün yüzüne çıkıyor. Çok yapmak yerine farklı ve en kalitelisini yapmak çok önemli. Bu konuda dünya markası olarak yükselecek ve bayrağı elimizde tutacaksak en farklısını ve en kalitesini biz yapacağız. Bu bizim için değişmez bir mantık ve iş anlayışıdır. Sağlık turizmi pandeminin etkileriyle düşüşte olduğu gibi ülkemizde de sancılı bir ikinci yıl geçiriyor. Özellikle İtalya, İspanya ve İngiltere gibi yakın coğrafyamız olan ülkelerden hasta alma noktasında hüsrana uğradık. İngiltere varyantlar nedeniyle kapılarını açmak konusunda tedirgin durumda. Bu karışıklık deniz ve güneş turizmini ülkemizde etkilediği gibi sağlık turizmini de çok ciddi bir şekilde etkiledi.”

“Avrupa'da marka olmak dünyada marka olmak demek”

TÜSATDER Başkanı Dr. Servet Terziler, bu yılın ilk altı ayına ilişkin rakamları da paylaştı: “Normalde 2019 rakamlarıyla kıyaslamadığımız zaman yaklaşık 750 bin kişinin saç ekimi için, yaklaşık bir o kadar da göz, diş, estetik cerrahi ve genel sağlık için ülkemizi tercih eden hastamız olduğu tahmin ediliyor. Bu da yaklaşık olarak 1 milyon 400 bin sağlık turistine karşılık geliyor. Bu noktaya baktığımız zaman maalesef 2020, yüzde 55-60’lara kadar bir düşüşün yaşandığı bir yıl oldu. Bu yılın ilk altı ayına baktığımızda da bu oranlar geçen senenin daha fazla üstüne çıkamadı. Kayıpların yine 55-60’larda seyredeceğini düşünüyoruz. Yılın ikinci yarısı oldukça kritik. Kayıpları 2019 rakamlarına göre yüzde 30’lara düşürebilirsek bu büyük bir başarı olur. Yüzde 55 kaybımız varsa bu geriye kalan yüzde 45’in her şeye rağmen Türkiye’ye gelmek istediğini gösteriyor. Yakın kıta Avrupa’sına odaklanmalıyız. İngiltere’ye 4,5 saatlik bir mesafemiz var. Çoğu Avrupa ülkesine 1,5 saatlik, 2,5 saatlik şehir içi uçuşu gibi kısa mesafelerdeyiz. Bu nedenle Avrupa bölgesi sağlık turizminde bana göre can damarımız. Avrupa’da her kıtadan insan yaşıyor. Bu nedenle burada marka olursanız dünyada marka oluyorsunuz.”