Tele-sağlıkta yatırım yarışı

COVID-19 salgınıyla birlikte dijital sağlık yatırımları da hız kazandı. Uzmanlara göre, yatırımlardan teletıpın alacağı pay 5 yılda %25 artacak.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Yasemin SALİH

Uzaktan ya da evden tedavi amacına yönelik olarak hasta, doktor ve hastanelerin sağlık verileriyle ilişkili iletişimini elektronik ortama taşıyan teletıp hizmetleri, pandemiyle birlikte hızla yaygınlaşmaya başladı. Tanı, tedavi ve takipte dijitalleşmeye kademeli geçiş paralelinde, bu alandaki yatırımlarda da hızlı bir büyüme yaşanıyor. Hastaneler arka arkaya yazılım sistemlerine yatırım yaparken, Sağlık Bakanlığı’nın da yeni bir yönetmelik hazırlığında olduğu belirtiliyor. Halen yüzde 1 seviyesinde bulunan telesağlık yatırımlarının sektördeki payının 5 yıl içinde yüzde 25’e ulaşması bekleniyor. 2020 bütçesinden sağlığa 188.6 milyar TL’lik pay ayıran Türkiye’de pandemiyle birlikte dijital sağlık yatırımları hız kazandı. Hastaneler arka arkaya yazılım sistemlerine yatırım yaparken, Sağlık Bakanlığı’nın da yeni bir yönetmelik hazırlığında olduğu belirtiliyor. Halen toplam yatırımların %1’ini oluşturan tele-sağlığın, beş yılda payını %25’e çıkarması bekleniyor.

“Uzaktan sağlık”, “tele sağlık” gibi kavramları, “dijital sağlık” ana başlığının altında toplayan uzmanlar, önümüzdeki dönemde yapay zekanın hasta-doktor ilişkisine damga vuracağının altını çiziyorlar. Ve diyorlar ki, “Sanal randevu, sanal bekleme odası, sanal muayene ve ödeme sistemlerinin olduğu hastanelere kendinizi hazırlayın.”

Hastaneler yatırım yarışında

Türkiye ve dünyada pek de rağbet edilmeyen dijital sağlık uygulamaları, pandemiyle birlikte bir anda en çok yatırım ayrılan kalemlerden biri oldu. Özellikle zincir hastaneleri olan markaların konuyla ilgili taleplerinin mart ayından bu yana arttığını belirten EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektörleri Lideri Ufuk Eren, pandemiyle birlikte WhatsApp, Zoom gibi platformlar üzerinden bireysel alınan sağlık hizmetleri artınca hastanelerin geniş kapsamlı yazılım sistemlerine yöneldiğini söylüyor. Eren, aynı zamanda sağlık teknolojileri konusunda Türkiye’nin en atik yatırımcıları arasında. Kurucusu ve CEO’su olduğu Volitan Danışmanlık, Hindistan’dan İngiltere’ye kadar olan coğrafyadaki birçok ülkeye sağlık teknolojileriyle ilgili hizmet ihraç ediyor. “Dijital sağlıkta gelecek vaat eden şirketlere ortak oluyorum” diyen Ufuk Eren, pandeminin başından itibaren tüm iştirakleriyle yoğun bir çalışma içine girdiklerinin altını çiziyor. Eren’in verdiği bilgiye göre tele sağlık sistemleriyle ilgili ilk yatırım talebi Bozlu Holding çatısı altında bulunan Neo Life’tan gelmiş. Yurtdışında da hastaneleri olan grubun uzaktan sağlığa imkan veren yazılım sistemlerine yatırım yaptığını belirten Eren, “Ardından Memorial, Acıbadem, Amerikan Hastanesi gibi gruplarla görüşmelerimiz başladı. Dijital sağlık çok geniş bir kavram, bunun altında tele sağlık şu anda hem hastanelerin hem de devletin gündeminde olan bir konu” diyor.

Hastanelere önce bir tele sağlık stratejisi belirlediklerini ardından da hasta ile hastane arasındaki bağlantıyı sağlayacak olan yazılım sistemini kurduklarını belirten Ufuk Eren, “Randevudan görüntülü muayeneye, ödeme sistemine uzanan sistemin kurulumunu yapıyoruz. Bu sisteme ileride birtakım ölçüm cihazları da entegre olacak. Kol saatleri gibi giyilebilir sağlık cihazlarıyla sistem sizi anlık olarak takip ederek doktorunuzla bağlantınızı sağlayacak” diye anlatıyor yaptıkları işi. Hastaneler için bu yatırımın çok pahalı olmadığını söylüyor Eren. Maliyetin sistemi aynı anda kaç kişi kullanacaksa ona göre belirlendiğini vurgulayarak, talepler arttıkça donanımın da güçlendiğini ifade ediyor.

Bakanlık yönetmelik hazırlığında

Ufuk Eren’in verdiği bilgiye göre Sağlık Bakanlığı da pandemiyle birlikte uzaktan sağlık sistemlerini yakın markaja aldı. Konunun bir de kişisel veri güvenliği meselesini içinde barındırdığına dikkat çeken Eren, “Bakanlık şu anda uzaktan sağlıkla ilgili bir yönetmelik hazırlığında” diyor. Konuyu danıştığımız bakanlık yetkilileri şimdilik bilgi paylaşmaya yanaşmazken, sağlık sektörünün uzmanları mevzuatla ilgili başlıkların şekillenmeye başladığını ifade ediyorlar. Örneğin bir hastanenin uzaktan sağlık hizmeti verebilmesi için öncelikle kriterleri yerine getirip onay belgesi alması gerektiği gibi maddelerin yönetmelikte yer aldığı vurgulanıyor.

AssistBox 5 kat büyüme bekliyor

Kamuda şehir hastanelerinin akıllı çözümlere adapte olacak şekilde yapılandığı bilgisi gelirken, toplumun asıl yükünü çeken Halk Sağlığı Merkezleri’nde ise henüz uzaktan sağlıkla ilgili bir hazırlık olmadığını öğreniyoruz. Peki özel hastaneler uzaktan sağlık sistemlerini nasıl kuruyor? Bu işi yapan şirketler kimler? Cevabı araştırırken sektörde çok da alternatif olmadığını görüyoruz. Birkaç yabancı şirket var ama pastadan asıl payı alan firma AssistBox adında, yeni bir girişim. AssistBox’ın kurucu patronu Bora Gül, aslında sigorta sektörüne yönelik uzaktan ekspertiz çözümleri geliştirirken, pandemiyle birlikte faaliyet alanını hastanelere taşıdıklarını anlatıyor. Yüzde 100 yerli olan şirketinin, pandemiyle birlikte yılın ilk yedi ayında geçen yılki ciroyu ikiye katladığını, sene bitmeden 5 kat büyüme öngördüklerini söylüyor. Gül, yaşadıkları sıçramayı şöyle anlatıyor: “Pandemiyle birlikte hastanelerden arka arkaya talep gelmeye başladı. Bir gün Arçelik aradı, bir fırını uzaktan tamir etmek istiyorlardı. Evet, fırınlar da insanlar gibi uzaktan tedavi edilebilir dedik, hizmetimizi verdik. Hastanelere danışmanlık hizmeti veren Ufuk Eren ile de temas kurduk. EY ile işbirliğine gittik. Onlar danışmanlık yapıyor, biz de sistemi kuruyoruz.”

Memorial, Neolife gibi Türkiye’nin önde gelen zincir hastane markaları Asistbox'ı kullanıyor. “Kimse bu sürece hazırlıklı yakalanmadı” diyen Bora Gül, tele sağlık sistemlerinin maliyetinin sanıldığı kadar büyük olmadığının da altını çiziyor. Gül’ün verdiği bilgilere göre hastanelere tele sağlık sistemi kurulduğunda ücretlendirme genellikle doktor başına verilen hizmetle yapılıyor. Doktor başına 500 TL’lik bir yatırım hesaplaması yapılması gerektiğini anlatan Gül, şu bilgileri veriyor: “Akıllı telefona bir uygulama indiriliyor. Hasta oradan randevusunu alıyor. Aynı anda hasta ve doktora bilgi mesajı gidiyor. Bu mesajda bir link var. 15 dakika sonra hasta linke tıklıyor ve online muayene odasına alınıyor. Fotoğraf çekimi, video, laboratuvar testlerinin sonuçları konuşuluyor doktorla ve her şey kayıt altına alınıyor. Daha sonra kayıttaki bilgilere göre kontroller devam ediyor. Uzaktan EKG vb. testler yapılabiliyor. Şu anda hastanelerdeki tüm cihazlar bu sisteme entegre edilmeye çalışılıyor. Ödeme, hastanelerin sanal pos cihazıyla entegre yapılıyor. Havale isteyenler de olabiliyor.”

“Uzaktan sağlık”, “tele sağlık” gibi kavramları, “dijital sağlık” ana başlığının altında toplayan uzmanlar, önümüzdeki dönemde yapay zekanın hasta-doktor ilişkisine damga vuracağının altını çiziyorlar. Ve diyorlar ki, “Sanal randevu, sanal bekleme odası, sanal muayene ve ödeme sistemlerinin olduğu hastanelere kendinizi hazırlayın.”

Hastaneler yatırım yarışında

Türkiye ve dünyada pek de rağbet edilmeyen dijital sağlık uygulamaları, pandemiyle birlikte bir anda en çok yatırım ayrılan kalemlerden biri oldu. Özellikle zincir hastaneleri olan markaların konuyla ilgili taleplerinin mart ayından bu yana arttığını belirten EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektörleri Lideri Ufuk Eren, pandemiyle birlikte WhatsApp, Zoom gibi platformlar üzerinden bireysel alınan sağlık hizmetleri artınca hastanelerin geniş kapsamlı yazılım sistemlerine yöneldiğini söylüyor. Eren, aynı zamanda sağlık teknolojileri konusunda Türkiye’nin en atik yatırımcıları arasında. Kurucusu ve CEO’su olduğu Volitan Danışmanlık, Hindistan’dan İngiltere’ye kadar olan coğrafyadaki birçok ülkeye sağlık teknolojileriyle ilgili hizmet ihraç ediyor. “Dijital sağlıkta gelecek vaat eden şirketlere ortak oluyorum” diyen Ufuk Eren, pandeminin başından itibaren tüm iştirakleriyle yoğun bir çalışma içine girdiklerinin altını çiziyor. Eren’in verdiği bilgiye göre tele sağlık sistemleriyle ilgili ilk yatırım talebi Bozlu Holding çatısı altında bulunan Neo Life’tan gelmiş. Yurtdışında da hastaneleri olan grubun uzaktan sağlığa imkan veren yazılım sistemlerine yatırım yaptığını belirten Eren, “Ardından Memorial, Acıbadem, Amerikan Hastanesi gibi gruplarla görüşmelerimiz başladı. Dijital sağlık çok geniş bir kavram, bunun altında tele sağlık şu anda hem hastanelerin hem de devletin gündeminde olan bir konu” diyor.

Hastanelere önce bir tele sağlık stratejisi belirlediklerini ardından da hasta ile hastane arasındaki bağlantıyı sağlayacak olan yazılım sistemini kurduklarını belirten Ufuk Eren, “Randevudan görüntülü muayeneye, ödeme sistemine uzanan sistemin kurulumunu yapıyoruz. Bu sisteme ileride birtakım ölçüm cihazları da entegre olacak. Kol saatleri gibi giyilebilir sağlık cihazlarıyla sistem sizi anlık olarak takip ederek doktorunuzla bağlantınızı sağlayacak” diye anlatıyor yaptıkları işi. Hastaneler için bu yatırımın çok pahalı olmadığını söylüyor Eren. Maliyetin sistemi aynı anda kaç kişi kullanacaksa ona göre belirlendiğini vurgulayarak, talepler arttıkça donanımın da güçlendiğini ifade ediyor.

Sistem nasıl çalışacak?

Sağlık Bakanlığı’nın tele sağlık ya da uzaktan sağlık sistemiyle ilgili bir yönetmelik hazırlığı var. Yönetmeliğin detayları şu anda kesinleşmiş değil ama ana ayakları şöyle belirlenmiş durumda:

• Sağlık sisteminde şu anda 10 branşta uzaktan sağlık yazılımı kullanılabiliyor.

• Bu, hastane ile entegre bir telefon aplikasyonu. Telefona yükleniyor ve hastalar randevu almaktan, muayene olmaya, EKG çektirmekten fatura ödemeye kadar her aşamayı bu yazılım üzerinden yapabiliyorlar.

• Hastaneler için maliyet, kaç doktor bu yazılıma dahilse ona göre belirleniyor.

• Sistemi suiistimal edecek kişiler olabileceği düşüncesiyle kimlik doğrulamak için yüz tanıma gibi eşleştirme sürecinden geçiliyor.

• Bora Gül, yönetmelik devreye girdiğinde uzaktan sağlık sistemlerinin WhatsApp, Skype gibi sistemlerin üzerinden yapılamayacağını belirtiyor. Kimlik doğrulama konusundaki sıkıntıları engellemek için bu tedbirin alındığını anlatıyor.

• Yönetmelikte bu işi yapabilecek kuruluşların bir sertifikasyon sistemiyle onaylanacağı bir yapı üzerinde çalışılıyor. Onayı olmayanlar uzaktan sağlık hizmeti veremeyecek.

• Aile hekimleri mutlaka sisteme dahil edilecek. Özellikle dahiliye, dermatoloji, psikiyatri gibi branşlarda uzaktan sağlık hizmetlerinin verimli işleyeceği belirtiliyor.

• Uluslararası hizmet veren hastanelerde, belirtilen dillerde yapay zekayla hizmet verebilecek. Bora Gül, tercüman hizmeti de verildiğini aktarıyor. Şu anda bu hizmet için üç hastane sırada bekliyormuş.

"Türkiye'nin payı yüzde 1 bile değil"

Peki Türkiye tele sağlık konusunda nasıl bir karneye sahip? Ufuk Eren’in yanıtı “Şu andaki pazarın yüzde 1’i bile değil” şeklinde oluyor. Eren’e göre bu alanda hem doktorlar hem de hastane ve hastalar tarafında bir direnç söz konusu. “Geleneksel doktorlar hastayı mutlaka görmek istiyor. Ama yeni nesil doktorlar bu sisteme bayılıyor. Burada hastane yöneticileri, yönetimin bakış açısı çok önemli” diyen Ufuk Eren, önümüzdeki 5 yılda Türkiye’de tele sağlığa ayrılan bütçenin toplam sağlık yatırımlarının yüzde 25’ini oluşturacağını ifade ediyor. Eren’e göre pandemiyle birlikte bu talep çok hızlı artmış durumda. Şu andaki hızlı ivmenin önümüzdeki bir buçuk yıl daha süreceğini belirten Eren, “Türk hastane zincirleri gerek yurtiçindeki gerekse yurtdışındaki hastanelerinde tele sağlıkla ilgili yatırım yapmaya hevesliler. Bölgede Türkiye bu alanda dikkat çekici bir fark yaratacak. Çünkü henüz yabancı sağlık yatırımcılarından bir talep almış değiliz” diye anlatıyor süreci.

"Yatırımlara önceden başladık"

Prof. Dr. Ayberk KURT İstinye Ünv. Tıp Fakültesi Dekanı

Bir süredir tüm dünyada yoğun bir şekilde büyümesini sürdüren tele-tıp ve dijital sağlık, COVID-19 salgını sürecinde özellikle kronik rahatsızlıkları olanların ve evden çıkmak istemeyen hastaların sağlık ihtiyaçlarının güvenli bir biçimde karşılanabilmesinin önemli bir aracı haline geldi. Biz de üniversite hastanelerimizde bir süredir bu yapılandırma içindeydik. Pandemiyle görüntülü doktor muayenesi hizmeti hız kazandı. 21. Yüzyıl Anadolu Vakfı’nın “MLPCare Grubu”na bağlı tüm Liv Hospital, Medical Park ve VM Medical Park hastanelerinde tedavi gören hastalarımız, pek çok branştan doktora akıllı telefonları aracılığıyla online ortamda ulaşabiliyor. Tele-tıp uygulamaları önümüzdeki dönemde stratejimizin önemli parçasını oluşturuyor. Türkiye’de tele-tıp uygulamalarına yönelik mevzuatın henüz tam olarak hazırlanmamış olması ve ödeyici kurumların desteğinin bulunmaması süreci yavaşlatan bir etken. Yine de biz tüm hazırlıklarımızı mevzuat ve yasal süreçler hemen devreye alınacakmış gibi yapmaktayız. Bu alandaki teknolojik çözümlerle ilgili mühendislik fakültemizle birlikte çeşitli bilimsel çalışmalar planlıyoruz.

"Halk Sağlık Merkezleri'nde hazırlık yok"

Dr. Mustafa Tamur İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkan Yardımcısı

Aile hekimleri olarak uzaktan sağlığı, pandeminin başında öneri olarak Sağlık Bakanlığı’na sunduk. Ülkemizde bu konuda bir mevzuat yok. O nedenle mart ayında gönderdiğimizi yazımızda, “Bu dönemde insanları halk sağlığı merkezlerine getirmeyin, uzaktan hizmet almalarını sağlayın” dedik. Ancak bizlere gelen herhangi bir hazırlık yok şu anda. Yönetmelik hazırlanıyormuş ama zincirin en önemli halkası olmamıza rağmen bizimle temasa geçilmedi henüz. Biz de sürecin içinde olmak istiyoruz. Çok yaşlı, kronik hastalığı olanlara uzaktan bakabilmek istiyoruz. Bunun art niyetli kullanımı olabilir bunun ayrıntılarını konuşmamız gerekiyor. Bu sistem aynı zamanda sağlık çalışanlarına bulaş riskini da azaltır. Yüzde 50 oranında bile kullansak faydalı olur. Karantina döneminde poliklinik yükünü çeken kurumlar halk sağlığı merkezleri oldu. Bizdeki yığılma önlenebilirdi. Bu da bulaş hızını yavaşlatabilir, hatta ölümleri azaltırdı. Çünkü bize gelenlerin çoğu riskli gruptu. Aile hekimliklerine teknolojik altyapıyı devlet kurmalı. Çünkü bununla ilgili bir ödeneğimiz yok. Verilen ödenek işleyişe yetmiyor. Hala devlet memuruyuz ama sahipsiz bırakıldık. Sağlık sisteminde, birinci basamağın bütçesini artırırsanız, bütün sağlık harcamalarını azaltmış olursunuz. Temel ders budur sağlık ekonomilerinde. Türkiye’de ise tam tersi tedavi edici hekimliğe, hatta gecikmiş tedavi edici hekimliğe yatırım yapılıyor.

"Virüs süreci hızlandırdı"

Dr. Erhan Barutcu VKV Sağlık Grubu Başkanı

Son dönemde “telemedicine” kavramına odaklandık. Zaten grup olarak hastane dışı hizmetleri geliştirmek işini 2020-21 vizyonumuza almıştık. Koronavirüs bunu hızlandırdı. Sağlık tüketicisi olan yeni bir nesil var. Bu kitle, uzaktan sağlık hizmetlerini almak istiyor. Biz de giyilebilir sağlık teknolojileriyle hastalarımızı 24 saat takip edeceğimiz sistemler üzerine yoğunlaştık. Bu konularda önemli işbirlikleri üzerinde çalışıyoruz. Koç Sağlık Yanımda diye bir uygulamamız var. Hastane dışı hizmetleri onunla vereceğiz. Bir yandan giyilebilir sağlık teknolojileriyle ilgili stratejik planlar yapıyoruz bir yandan da zihin sağlığını da kapsayan bir model oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde sağlıkta teknoloji yatırımları artacak. Yapay zeka ile sağlık çalışanlarının daha sağlıklı kararlar vereceklerini düşünüyorum.

"Dijital sağlık globalde 640 milyar dolarlık hacme ulaşacak"

Ediz GÜNSEL PwC Türkiye Sağlık, İlaç ve Yaşam Bilimleri Sektörü Lideri

Dijital sağlık ve onun alt kırılımı olan teletıp, pandemiyle birlikte tüm dünyada en dikkat çeken yatırım alanlarından oldu. Bu konuda yapılan araştırmalar, hastaların da sağlık kuruluşlarının da teletıp konusuna sıcak bakmaya başladıklarını ortaya koyuyor. Öyle ki 2026’da küresel teletıp pazarının 176, dijital sağlık pazarının ise 640 milyar dolar düzeyine ulaşması bekleniyor. Teletıp bu nedenle de Türkiye’nin hizmet ihracatı pazarının genişletilmesi için kritik öneme sahip. Özellikle COVID-19 sonrasında Türkiye’nin hizmet ihracatı yapmaya devam edebileceği en güçlü alan olarak öne çıkan teletıp, dünyada gittikçe büyüyen bir pazar payına sahip olacaktır. Bunun için gerekli mevzuatlar, özellikle de KVKK (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu) üzerinde düzenlemeler gerekiyor.

Etiketler