Dövizin artması, üreticinin belirsizliğini derinleştirdi

Dövizdeki artışın durmaması Anadolu’daki üreticinin fiyatları belirleyememesi nedeniyle endişesini daha da artırdı.  Pek çok sektörde yatırımlar beklemeye alınırken, üreticiler de fiyat belirlemekte zorlanıyor, zararına üretimi göze alırken, bu durumun sürdürülemez hale geldiğini dile getiriyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Nihat DELİBAŞI - Duygu GÖKSU / İZMİR  

Dövizdeki hızlı yükselişin tarım, sanayi ve ticarete yansıması da sert oldu. Girdi fiyatlarındaki yükselmelere dövizdeki artışın eklenmesi, piyasadaki belirsizliği daha da derinleştirdi. Pek çok sektörde yatırımlar beklemeye alınırken, üreticiler de fiyat belirlemekte zorlanıyor. Bazı marketler özellikle ithal girdisi olan ürünlerin satışına sınırlama getirirken, konut ve otomobil satışları da neredeyse durdu. Piyasada hemen herkes fiyat endişesi yaşıyor.  

Kuru üzümde TMO sistemi yanlış   

Şu an İzmir Ticaret Borsası’nda (İTB) üzümün kilosunun 12.5- 13 TL’den işlem gördüğünü söyleyen İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Üyesi Mehmet Esmer, “10 Eylül’de dolar 8.30 TL iken bugün 11.20 seviyesinde. 7 Eylül’de fiyat açıklayan Toprak Mahsulleri Ofisi, hala aynı fiyattan üzüm alacağım diye piyasayı zorluyor. Ürünün yüzde 70’i üreticinin elinden çıktı. Ülkenin kaynağı ithalatçının, yurtdışı alıcının cebine konuyor. Bin 750- 2 bin dolara satılan bu ürün şu an bin 450 dolar seviyelerinde. İhracatımız 250 bin tolu bulur ama ülkemize giren döviz miktarı azalacak. TMO, gelişen piyasa şartlarına göre fiyatını güncellemeliydi” diye konuştu. 

“Tütünde sürdürülebilirlik esas alınmalı”   

Tütünde üretici ortalama 28 TL’lik sözleşme fiyatı karşısında ne yapacağını bilemiyor. Tütün Eksperleri Derneği Başkanı Servet Yaprak, tütünü kuraklığın vurduğunu belirterek, “Şu an yüzde 20 üretim noksanlığı görülüyor.15-20 gün sonra alımlar başlayacak. Sözleşmeli üretimde fiyat belli. Üreticinin, Ocak’ta malı teslim ettikten sonra, Şubat’ta yeni ürüne başlaması lazım. Bu girdi maliyetleriyle tütün üreticisi ‘tarlaya gireyim mi girmeyeyim mi’  ikilemi yaşayacaktır. Bu senenin özel şartlarında tütün risk altında”  diye konuştu. 

 Zeytinyağında üretici mal satmıyor   

Zeytinyağında 38- 40 TL’lik fiyata, yurtiçi ve yurtdışı artan talebe rağmen arz eksikliği yaşanıyor. Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Üyesi Nejat Özduran, “Şu an tüm bölgede hasat devam ediyor. Mal var ama üretici yağını, acil ihtiyaçlarını giderecek kadar satıyor. Şu an yurtdışı fiyatlar da uygun. Talep var.  Ama tedarik sıkıntısı mevcut. İç piyasada ise tüketici ‘fiyat daha da artacak’ beklentisi ile ihtiyacından fazla yağ talep ediyor. Güneyde kilo fiyatı 36- 38 TL. Bu belirsizlik karşısında her şey döviz kuruna bağlı. Zeytinyağında tablo hasadın sona erdiği Ocak ayında netleşir” dedi.   

Pamuk üreticisi ihtiyatlı  

Bölgenin tek mutlu üreticisi olarak ise sezon başında 17-18 TL’lik fiyatın 32.5 TL’ye yükseldiği pamuk üreticisi gösteriliyor. İTB Yönetim Kurulu Üyesi  Bülent Uçak, şöyle konuştu: “Şu an kilosu 32-32.5 TL’yi bulan fiyat nedeniyle pamukçu mutlu ama unutulmasın ki bu fiyat 2020- 21 sezonu ürünü için geçerli. 2022’de ne olacak belli değil. Pamukçu mutlu demek yerine ihtiyatlı bir memnuniyet içerisinde demeyi tercih ederim.”   

 Yetiştiriciler zorda 

Samanın bile ithal girdiler arasına girmesiyle, dövizdeki her artış hayvancılık sektöründeki belirsizlikleri artırıyor. Egeli besiciler, artan girdi maliyetleri karşısında et ve süt üreticisinin ‘zararına’ üretimi göze aldığı ancak, bu durumun sürdürülemez noktaya geldiği uyarısında bulundular. Karkas etin 48 TL’den işlem gördüğü hayvan borsasında, kuzu etinin toptan fiyatı ise 57- 58 TL bandında seyrediyor. Malı kesen üreticinin kesilen hayvanı yerine koyamadığını belirten İTB Başkan Yardımcısı Bülent Arman, “Döviz kuru dikkate alındığında ucuza ithalat da söz konusu değil. Şu an fiyatları bu seviyede tutan tek şey, tüketimdeki daralma” diye konuştu.  İTB Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Emin Kentli de, üreticinin önünü göremediğini belirterek, Ulusal Süt Konseyi (USK) yılbaşından önce yeni fiyatı açıklamalı. Süte zam yapılmazsa durum bugünkünden daha vahim olur” dedi. Kozak Çamavlu Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı Mustafa Kocataş, süt besicilerinin elindeki hayvan varlığını koruma telaşında olduğuna dikkat çekerek, “2 ay önce 170 TL olan bir çuvalı kaba yem fiyatı, 200- 210  TL oldu. Süt besiciliğinde parametre bir litre süt ile 1.5 kg kaba yem almaya dayanır. Süt şu an 3, kaba yem ise 4 TL. USK, süt fiyatına üreticimin devamlılığını sağlayacak bir zam yapmalı” dedi. 

 Zamlar mobilyacıları şaşırttı 

 Mobilya sektöründe malzeme krizinin had safhaya ulaştığını söyleyen İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Hasan Özkoparan, “Hammaddeye gelen zamlar mobilyacıları belirsizlik içerisinde bıraktı, artık fiyat vermeye çekiniyoruz. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından açılan kereste ihaleleri fiyatları daha da yükseltti. 590 TL'den ihaleye çıkan kerestenin fiyatı 2 bin 400 TL'ye kadar çıkıyor. Diğer vergi ve masraflarla birlikte kereste bize 5 bin TL’ye mal oluyor. Bir sene öncesine kadar bu rakam bin 500 TL civarındaydı. Ayrıca sünger, kumaş gibi malzemelere gelen zamlarla beraber müşteriye fiyat vermeye çekiniyoruz” açıklamalarında bulundu.  

 “Üretim ve ihracat durmak üzere”  

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi de döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmadan ihracatçıların da büyük tedirginlik yaşadığını vurguladı. Bu durumun ihracatı durduracak boyuta ulaştığını ve dövizin ateşini düşürmek için politikacıların çözüm üretmesi gerektiğini söyleyen Eskinazi, “Ticari hayat çok gerildi, ihracatçılar olarak fiyat veremiyoruz, mal alamaz noktaya geldik. Üretim ve ihracat durmak üzere. Türk ekonomisinde hammadde, enerji, lojistik başta olmak üzere pek çok girdi dövize endeksli. Bir günde yüzde 10-15 aralığındaki dalgalanma baş edilebilecek bir durum değil. Bu, hem işletmelerimize, hem de ekonomimize büyük yaralar açar. İşletmelerimizin özsermayeleri eridi. Kahin olmaya gerek yok bundan sonraki aşamada bankalar kredi veremez noktaya gelecek. Gelinen nokta iş dünyasının çözüm bulabileceği noktayı çoktan geçti. Acil önlem alınmalı. Politikacılar birlikte çözüm üretmeli” ifadelerini kullandı.  

 “Üretici yoğun bakımda serumla yaşıyor”

 Fikri CİNOKUR-ANTALYA

Son bir yıldır girdi maliyetleri ve döviz kurlarının sürekli yükselmesi ile Rusya’nın Türkiye’den biber ve nar ithalatını durdurmasıyla para kazanamaz duruma gelen üreticiler, döviz kur artışının durdurulmasını, çiftçiye destek verilmesini, aksi halde çiftçinin üretmekten vazgeçeceği belirtildi. Çiftçiler, fiyatlarda taban-tavan uygulamasına geçilmesini istiyor.

Rusya’nın Türkiye’den biber ve nar ithalatını durdurması, döviz kurlarıyla birlikte tarımsal girdi maliyetlerinin sürekli artması nedeniyle zor durumda kaldıklarını belirten Antalya ve 19 ilçe Ziraat Odası Başkanı durum değerlendirmesi yaptı.

Antalya Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Nazif Alp, yaptığı açıklamada, kendi kendine yeter durumda olan Türkiye’de artık kendine yetemez duruma geldiğini söyledi.

Yüksek girdi fiyatları nedeniyle ülke tarımın zor durumda kaldığını belirten Alp, “Üretici adeta yoğun bakım hastası gibi serumla yaşıyor. Daha önceki yıllarda girdi fiyatları inişli çıkışlı seyrederken çiftçi olarak ayakta kalmaya çalışıyorduk. Son bir yıldır bırak ayakta kalmayı yaşama şansı bile kalmadı” dedi.

Temmuz-Kasım döneminde girdi fiyatlarının yüzde 200-300 arttığını söyleyen Nazif Alp, buna karşılık sebze fiyatlarının maliyetlerin altında bulunduğunu, hayvancılığın da zor durumda kaldığını belirtti. Ahırların şu an yüzde 30-40 kapasiteyle çalıştığına dikkat çeken Alp, şunları kaydetti: “Besicilerimiz bu fiyatlara hayvan sakmakta zorlanıyor. Hükümetimiz tarafından acil çözüm bulunması gerekiyor. Önümüzün kış olması nedeniyle seralarda ısıtma giderleri olarak kömür tonu 3 bin 700-4 bin lira, odun tonu bin-bin 200 oldu. Can alıcı nokta ise dolar arttı. 12 TL’yi aştı. Tarımda kullanılan elektrik ve mazota gelen zamlar yine çiftçimizi zor durumda bırakmaktadır. Narenciye fiyatları maliyeti 1,50-1,90 TL iken şu anda limon 1 TL, portakal 2-2,5 TL arasında ürünün kalitesine göre değişiyor. TARSİM’de olduğu gibi bütün girdilerin yüzde 50’sinin devlet tarafından devlet tarafından karşılanması veya düşük faizli 2 yıl ödemesiz kredilerle çiftçimizi desteklemesini istiyoruz.”

Bu fiyatlarla çiftçinin ayakta kalmasının zor mümkün olmadığını vurgulayan Alp, “Biz bağcıyı dövmek değil üzüm yemek istiyoruz” dedi.