Eskişehirli çiftçi buğday üretiminden vazgeçiyor

Eskişehir’in tarımsal ekonomisinde önemli bir yer tutan dane mısır ve yağlık ayçiçeğinin ekim alanlarında artış olduğunu belirten ETB Başkanı Ömer Zeydan, arpa ve buğdayın ekim alanlarında ise daralma yaşandığına dikkat çekti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ayşe KAYTAN UÇAK

ESKİŞEHİR - Eskişehir Ticaret Borsası (ETB) Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Zeydan, Eskişehir’in 2020/2021 hasat sezonu değerlendirdi. Zeydan, geçtiğimiz yıl borsa elektronik satış salonunda yaklaşık 212 bin ton hububatın spot satışını gerçekleştirdikleri, bu yıl ise 120 bin ton spot müstahsil satışına ulaştıklarını aktardı.

Zeydan, Eskişehir’in tarımsal ekonomisinde önemli bir yer tutan dane mısır ve yağlık ayçiçeğinin ekim alanlarında artış, arpa ve buğdayın ekim alanlarında ise geçtiğimiz yıllara göre bir daralma yaşandığına dikkat çekti. Mısır ekim alanlarının artarak devam etmesinin uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabileceğine işaret eden Zeydan, “Çiftçimiz yüksek gelir elde etmek için mısır üretimine yöneliyor. Ancak mısır üretimi toprağa zarar verirken, yer altı sularının çekilmesine neden oluyor.  Bu zararın önümüzdeki yıllarda etkin şekilde görünmesi kaçınılmaz” dedi.

Eskişehir’de mısır gibi üretim aşamasında çok su ihtiyacı olan ürünlerin yetiştirilmesinin obruk oluşumunu tetiklediğini ve aynı tarlada aynı ürünü yetiştirmede ısrar edilmesi halinde verim kayıplarının kaçınılmaz olduğunu belirten Zeydan, “Ayrıca yer altı su seviyesi giderek düşüyor. Daha önce çiftçimiz 15 ila 30 metreden sulama suyu çıkartabilirken, günümüzde sondaj derinliği 200 ila 240 metre arasına ulaştı. Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde tıpkı Konya’da olduğu gibi obruklar oluşmaya başladı” diye konuştu. 

“Buğdayda kalitesiz üretim ithalata neden oluyor”

Zeydan, 2020 yılında bölgede yaklaşık 300 bin ton olan buğday üretiminin, 2021 yılında 289 bin tona düştüğünü, ayrıca önemli miktarda düşük kaliteli buğday üretimi nedeniyle Türkiye’nin geçen yıl 6,8 milyon ton yüksek kalite buğday ithal etmek zorunda kaldığını dile getirdi.  2021 yılında ise buğday ithalatının 9 milyon tona yükseldiğine vurgu yapan Zeydan, “Kalitesi yüksek buğday üreterek ithalattan uzaklaşmalıyız. Bunu sağlamak için sertifikalı tohum kullanılmasını çeşitli yöntemlerle teşvik etmeliyiz. Sertifikalı tohumları kâr gözetmeksizin olabilecek en makul fiyattan çiftçimize ulaştırmalıyız”  dedi.

2021 yılında, Eskişehir Ticaret Borsası’na78 çeşit buğday getirildiğini aktaran Zeydan, konuyla ilgili şunları söyledi: “Kalite ve verim bakımından birbirinden neredeyse farkı olmayan bu kadar çok çeşidin ekilmesi çiftçi açısından kafa karışıklığı yaratıyor. Fazla çeşidin diğer bir dezavantajı ise depolama ve sınıflandırmada sorun teşkil etmesidir. Sanayici ise standart hammadde temini konusunda sıkıntı yaşıyor. Örneğin bir müddet yakaladığı üretim standardını sürdürmekte sorun yaşıyor. Buğdayların sertlik dereceleri de farklı olduğu için enerji sarfiyatı ve üretim maliyetleri artıyor. Dolayısıyla çeşit fazlalığı gerekli değil.”

“Tarımsal politika düzenlemelerine ihtiyaç var”

Çiftçinin buğday üretiminden vazgeçtiğini ifade eden Zeydan, “Ya hiç ekmiyor ya da başka bir ürün ekiyor” diye konuştu. Zeydan, çiftçinin üretime teşvik edilmesi için tarımsal politika düzenlemelerine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin gelecekteki ürün alım fiyatlarını ekim döneminden önce ilan etmesinin çiftçinin ne üreteceğine karar vermesi bakımından çok önemli olduğunu kaydeden Zeydan, “Geçtiğimiz yıllarda üretici ürününü satabileceği ortalama fiyatların belirsizliği nedeniyle buğday üretiminden vazgeçmişti. Ayrıca, buğday üreticisi de tıpkı pancar da olduğu gibi avanslarla desteklenmeli. Desteklemeler üretim takvimi içinde çiftçiye verilmeli” ifadelerini kullandı.

“Gıdaya erişim ve gıda güvenliği temel meselelerden biri olacak”

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinin, ülkelerin gıda üretiminde kendine yeterlilik politikalarını daha çok öne çıkarmasına neden olduğunu belirten Zeydan şunları söyledi: “Global fiyatlarda yaşanan ciddi orandaki yükselişin yanı sıra üretim maliyetlerinde de girdilerin artması nedeniyle çok ciddi fiyat artışları var. Pandemi global fiyat artışlarına da neden oldu, arz talep dengeleri değişti ve döviz kurunun etkileri sektörü derinden etkiledi. Dileğimiz üreticimizin alın terinin karşılığını alması ve ürünlerini beklentilerini karşılayacak fiyattan satabilmesidir.”