“Farklı para politikası, savaşta ekonomik riskleri artırıyor”

TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, Türkiye’nin küresel para politikasında tercih ettiği farklı patikanın Rusya-Ukrayna savaşıyla riskleri daha da artırdığını vurguladı. Kaslowski, “Savaşla küreselde artan fiyatlar da göz önüne alınarak, enflasyona karşı çok daha temkinli olmamız gerekiyor” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mehmet NABİ BATUK

MERSİN - TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, Türkiye’nin küresel para politikasında tercih ettiği farklı politikanın Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte ekonomik riskleri daha da artırdığı uyarısı yaptı Savaşla birlikte küresel ölçekte artmaya başlayan fiyatlara dikkat çeken Kaslowski, “Enflasyona karşı atacağımız adımlarda çok daha temkinli olmamız gereken bir sürece girdik” dedi.

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ile Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) iş birliğiyle düzenlenen Anadolu Buluşmaları’nın ilk toplantısı Çukurova Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (ÇUKUROVA SİFED) ev sahipliğinde Mersin’de gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Simone Kaslowski, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısına değinerek, “Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve siyasal bağımsızlığına yönelik Rusya’nın kabul edilemez saldırısı büyük bir insani drama neden oldu. Bu saldırı, caydırıcı girişimlerle durdurulmadığı takdirde hem insani açıdan hem de kurallara dayalı liberal demokratik düzen ve bölge ülkelerinin güvenliği açısından yeni risklere yol açacak” diye konuştu.

“Ekonomimizde hızla tedbir almamız gereken bir süreç”

Rusya-Ukrayna savaşıyla enflasyon ve para politikasının tamamen eksen değiştirdiğine dikkati çeken Simone Kaslowski, şöyle devam etti: “Hali hazırda artmaya devam eden global enflasyon ile tüm küresel tedarik zinciri ve enerji fiyatları daha da belirsiz bir patikaya girdi. Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve bunların karşılığında Rusya’nın atacağı adımlar hem küresel ekonomide hem de Türkiye ekonomisinde belirleyici olacak. Yaşanan gerilim Türkiye ekonomisini enflasyon, beklentiler, finans, dış ticaret ve turizm kanalları üzerinden etkilemekte. Rusya’nın önemli miktarda enerji arzını sağladığı Avrupa’da da enerji kaynaklı yavaşlama riski mevcut. Öte yandan, petrol, hububat ve metal gibi emtia fiyatları artmaya devam ediyor. Ülke ekonomimiz için hızla tedbir almamız gereken ve son derece maliyetli bir sürece girmiş durumdayız.”

Türkiye ekonomisinin 2021’de yüzde 11 gibi oldukça yüksek bir büyüme kaydettiğini hatırlatan Kaslowski, yaklaşık 800 milyar dolara gelen bir milli gelirin ve 9 bin 500 dolar seviyesinde bir kişi başı milli gelirin olduğunu belirtti.

“Zor bir yıl geçireceğiz”

Türkiye’nin savaşla birlikte çok daha temkinli olması gereken bir sürece girdiğini vurgulayan Simone Kaslowski, şöyle devam etti. “Bugüne kadar bir şekilde geldik fakat bundan sonrasında global ortam bizi çok daha riskli bir sürece soktu. İktisadi olarak tam hazırlıklı değiliz. Hem dış finansman ihtiyacımız çok yüksek ve her geçen gün yükseliyor hem dövize erişim maliyeti artıyor hem de içeride şiddetli bir refah kaybı mevcut. Maalesef bu süreç de yüzde 11 gibi son derece yüksek büyüdüğümüz bir dönemde gerçekleşiyor. Nasıl bir büyüme tercih ettiğimizi tekrar değerlendirmeliyiz. Bugünkü gibi hızlı ve yüksek gözükürken aslında fakirleştiren bir büyüme mi istiyoruz, yoksa fiyat istikrarının öncelikli olduğu kalkınmayı sağlayan, refahı artıran sürdürülebilir bir büyüme modeli mi istiyoruz. Bugün itibarıyla ekonomide temenni ettiklerimizden her geçen gün uzaklaştığımızı, halihazırda açıklanan tüm rakamlar net ortaya koymakta. Üstelik henüz bu rakamlarda savaşın da etkisini görmüş değiliz.” Zor bir yılın geçirileceğinin bilinmesi gerektiğini dile getiren Kaslowski, “Türkiye ekonomisi, krizlerle mücadeleyi iyi bilen, doğru adımlar atıldığı takdirde esnek ve güçlü bir ekonomidir. Bu süreçten, ancak ve ancak doğru mücadele araçlarını doğru zamanlama ile kullanırsak en az hasarla çıkmamız mümkün olabilir. Şunu unutmayalım, savaş dolayısıyla tüm dünya ekonomileri hasar görecektir. Burada bunu en aza indirebilmekten bahsediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Küresel tedarik zincirlerinin kritik yapısının Rusya ve Ukrayna savaşıyla birlikte ülkelerin gündeminde üst sıralarda olduğunu kaydeden Kaslowski, şu değerlendirmede bulundu: “Enerji arz güvenliği ve gıda güvenliği, bu hassas gündemde politikalarımızın sürdürülebilirlik temelleri üzerine inşa edilmesi ihtiyacını gözler önüne seriyor. Enerji arz güvenliği ve iklim krizi gerçeğini odağına alan bir enerji dönüşümünü tesis etmeliyiz. Üzüntü ile takip ettiğimiz savaş ortamı, kendine yeterli, riski iyi yönetilen ve dirençli bir enerji sisteminin ne kadar önemli olduğunu bizlere yeniden hatırlattı.”

TÜSİAD’ın “Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa: İnsan, Bilim, Kurumlar” raporuna ilişkin bilgilendirme yapan Kaslowski, “Hedefimiz ekonomik olarak gelişmiş, uluslararası alanda saygın, toplumsal olarak eşitlikçi ve adil, yeşil dönüşümü başarmış çevreci bir Türkiye olmaktır” diye konuştu.

“Gıda enflasyonu daha da yükselecek”

TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan çatışmaların tsunami etkisi yaşattığını belirtti. Yaşanan insani krizin tüm dünyada hissedildiğini aktaran Turan, şöyle devam etti: “Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve Ukrayna’nın gerek sosyal gerekse ekonomik altyapısına yönelik saldırılar, artçı şoklarını piyasalarda olanca şiddetiyle hissettiriyor. IMF verilerine göre ocak ayında tüm dünyada yüzde 7,8’e ulaşan ortalama gıda enflasyonu, Rusya ve Ukrayna’nın küresel buğday tedarikindeki ağırlığı düşünüldüğünde daha da yükselecek gibi görünüyor. 140 doları gören varil başına petrol fiyatlarına ek olarak doğal gaz dahil enerjide 'yeni bir açmazı, yeni bir krizi ve yeni bir belirsizliği de' beraberinde getiriyor. Özetle krizin enerjiden gıdaya, sermaye piyasalarından emtia ve maden tedarikine kadar geniş çapta etkilerini hep birlikte yaşıyoruz. Bu noktada kendi açımızdan sormamız gereken en önemli soru elbette ülkemizin bu durumdan nasıl etkileneceği.”

ÇUKUROVA SİFED Başkanı Hüseyin Kış, Çukurova’nın Türkiye ekonomisinin en önemli merkez üslerinden biri olduğunu vurgulayarak, bölgedeki savaşın kısa sürede son bulmasını ve barışın sağlanmasını istediklerini aktardı.

“Antalya buluşması, krize diplomatik çözüm için önemli”

Simone Kaslowski, Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanlarının bugün Antalya’da bir araya gelmesinin önemli olduğunu belirtti. Kaslowski, “Yeni küresel denklem Türkiye açısından dış ilişkilerini ve Avrupa Birliği üyelik süreci açısından tazeleme gereğini ortaya koydu. Türkiye hem Batı ile hem de bölge ülkeleriyle sorunlarını giderme yolunda adımlar attı. Montrö Sözleşmesi’nin bölge ülkeleri açısından sağladığı hassas denge daima gözetilirken, NATO ittifakının caydırıcılığının da ülkemizin güvenliğine sağladığı katkı göz önünde bulundurulmalı. Türkiye'nin yoğun girişimleri ile Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanlarının yarın Antalya'da bir araya gelecek olmalarının, krize diplomatik çözüm arayışlarına büyük katkı sağlamasını umut ediyoruz” ifadelerini kullandı.