“Futbolculara Berna anne oldum”

Berna Gözbaşı, Türkiye Süper liginin tek ve ilk kadın başkanı. Erkek egemen futbol dünyasında, kadın başkan olarak futbolcularıyla abla-anne yaklaşımı ile bir ilke imza attı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

KAYSERİ - Erkek başkan ve teknik direktörlerin dayanamadığı Kayserispor’u, kentin markasını ayakta tutmaya çalışan Berna Gözbaşı, şimdilerde futbolla, ticaret arasında adeta mekik dokuyor. Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle sporla, futbolla ilişkisini, ticarete nasıl atıldığını DÜNYA’ya anlatan Gözbaşı, çocukluğundan beri basketbola ilgi duyduğunu, lise yıllarında okulun basketbol takımında yer aldığını dile getirdi. Gözbaşı, “Spor heyecanını bir kez yaşadınız mı ilgili ilgisiz tüm spor karşılaşmalarına duyarsız kalamıyorsunuz. Basketbola yakın voleybol, ardından en popüler spor dalı olan futbol özellikle Kayserispor, okul yıllarımdan beri hep ilgi odağım oldu” dedi.

“Kayserispor’un başkanı olmam yadırgandı”

Türkiye’de ilk kez bir kadının bir spor kulübünde önce başkan yardımcısı ardından da başkan olmasının yadırgandığını belirten Berna Gözbaşı, yurt dışında daha fazla ilgi gördüğünü dile getirdi. Gözbaşı, şunları söyledi: “Özellikle Avrupa ülkelerinde. İlk röportajlarımdan birini dünyaca ünlü İngiliz The Times gazetesine verdim. Portekiz’den, İtalya, Almanya, İskandinav ülkelerinden, hatta doğuda Azerbaycan, Çin’den çok sayıda görüşme oldu. Türkiye’de böyle bir durumu yadırgadılar. Oysa ülkemiz kadınlara onlardan çok daha önce hak ettiği değeri veren bir ülke. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk kadına seçme seçilme hakkını çok sayıda Avrupa ülkesinden önce veren bir lider. Onların kafasına göre Türkiye’den bir kadının Süper Lig’de takım yönetmesi biraz garip geldi. Ama ülkemiz için güzel bir olay olduğunu düşünüyorum. Futbol ilgilileri Kayserispor’u mercek altına aldı.” İş insanlarının elini taşın altına sokması ve kulüplerin yönetiminde yer alması gerektiğini düşünen Gözbaşı, “Futbol insanları bir araya getiren, sevinç ve üzüntüde birleştiren, ortak duygular yaratan çok önemli bir sektör. Elbette bu işin yürümesi için iş insanlarının elini taşın altına sokması, kentlerindeki spor kulüplerini desteklemeleri gerekiyor” dedi. Bir kadın olarak erkek egemen bir alanda kulübün yönetimi, teknik kadrosu ve oyuncuları ile her zaman sıcak diyalog kurmaya çalıştığını vurgulayan Gözbaşı, henüz çok genç olanlara anne şefk ati göstermesinin kendisine “Berna Anne” sıfatını kazandırdığını dile getirdi ve “Sorunlarıyla birebir ilgileniyorum. Biz büyük bir aileyiz” dedi.

“Çelikte uzmanlaştı, kendi şirketini kurdu”

İzmir’de İngilizce İşletme eğitimi aldıktan sonra 1996 yılında memleketi Kayseri’ye dönen Berna Gözbaşı, “Uluslararası finansa meraklıydım. Ailenin tek kızı olarak mezuniyetten sonra Kayseri’ye döndüm. O dönemde yeni özelleştirilmiş Çinkur’da çalışmaya başladım. İhracat birimi kuruyorlardı beni de orada görevlendirdiler. 24 yaşında beni Londra’ya gönderdiler. Metal Borsası’nda Çinkur’a çok uygun krediler çıkardık ve emtia borsasından çok fazla kazanımları oldu firmamın ama yanlış bir özelleştirme idi, kapandı. Çinkur kapanınca Özkoyuncular’a danışmanlık yaptım. Londra Metal Borsası işlemlerini yapıyor, prim alıyordum” diyerek iş hayatını anlattı. Bu arada BRN Uluslararası Danışmanlık ve Dış Ticaret Şirketi’ni kuran Gözbaşı, 2001 krizi patlasa da hiç pes etmemiş. “Kayseri’nin ürettiği ürün leri inceledim. Emaye tava, tencere, ocak, fırın çelik kapı vs. kataloglarını yanıma alıp, Afrika’nın yolunu tuttum” diyen Gözbaşı, Tanzanya’da bir fuara giderek mobilya ve çelik kapı sattığını, 40 bin dolarlık bağlantı yapıp döndüğünü söyledi. Gözbaşı, “Çelik kapı en iyi nereye gider, güvenliği en kötü ülkeler hangileri diye araştırdım. Nijerya’da karar kıldım. Burada bayağı iyi iş çıkarttım. Çelik kapı satarken ahşap kapı, ardından koltuk istediler, inşaat malzemeleri de satmaya başladım” diye konuştu.

BRN Yatak, dünya markası olma yolunda

Afrika seyahatlerinin birinde yatak kumaşı soranlar olduğunu belirten Berna Gözbaşı, yatak sektörüne nasıl girdiğini şöyle anlattı: “Ben de temin etmeye çalıştım daha sonra Avustralya’dan yatak kumaşı talebi olduğunu gördüm ve Boyteks’in kumaşlarını Avustralya’ya satmaya başladım. Polonya’dan Avrupa’ya girdik. Bir süre sonra da bitmiş ürün talebi geldi. Bu BRN Yatak’ın bir dünya markası olmasının ilk aşamasıydı. Şu anda günde 10 bin yatak kapasitesi ile geçen sene 100 milyon dolara yaklaşan ihracatımız oldu. Avrupa ve ABD’de fabrikalarımızla global büyümemize devam ediyoruz.”