İlkler kenti Bergama, Zeus Sunağı’na kavuşmayı bekliyor

Antik dönemde Pergamon Krallığı’nın merkezi, medeniyetlerin kesişme noktası olan, UNESCO Dünya Mirası kenti Bergama, günümüzde de yerli ve yabancı turistler için cazip bir destinasyon alanı konumunda.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İZMİR - “Tarihin kalbinin attığı kent.” Bergama’yı bir cümle ile özetleyecek olursak, hiç kuşkusuz en iyi anlatan cümle bu olurdu. İlçe, 2014’te UNESCO Dünya Mirası listesine de bu özelliği ile girdi. Bergama’yı anlatan özellikler de hep tarih ve kültür üzerine. Bunları sıralarsak; Pergamon Krallığı’nın başkenti, parşömenin anavatanı, eczacılığın babası Hekim Galenos’un yaşadığı yer, 1937 yılından bu yana Türkiye’nin ilk yerel festivali olan Bergama Kermesi’nin ev sahibi, İncil’de geçen Anadolu’daki yedi kiliseden birine sınırları içinde bulunduran kent, dünyanın en dik tiyatrosuna sahip kent.

Bergama, şimdi de tarihi mirası Zeus Sunağı’na kavuşarak, bu özelliklerini taçlandırmak istiyor. Bergama’yı özellikle son yüzyılda liman kenti İzmir’in bir ilçesi olmaktan çıkarıp, aslında tarihin kalbinin attığı kent konumuna tekrar taşıyan ise Pergamon’un 2014'te UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne girmesi oldu.

Bergama Belediye Bakanı Hakan Koştu, Bergama’nın UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne girme sürecini şöyle anlattı: “ Bergama adı, antik dönemdeki Pergamon isminden geliyor. Pergamon, MÖ 282-133 arasında da Pergamon Krallığı'nın başkentiydi. Kent, bu dönemde saray, tapınak, tiyatro gibi yapılarla donatıldı, kule ve surlarla çevrildi. Pergamon, krallığın Roma'ya bağlanmasından sonra da Batı Anadolu'nun sayılı kentlerinden biri olarak kaldı. Eski kentin kalıntılarını, 1870'lerde Batı Anadolu'da demiryolu döşenmesinde çalışan Alman mühendis Carl Humann buldu. Pergamon'da ilk araştırma ve kazı çalışmalarına da 1878'de başlandı. Kazılar ve onarım çalışmaları günümüzde de sürüyor. 2011'de UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edilen Pergamon, 2014 yılında da Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı; Dünyanın 999., Türkiye’nin 13., İzmir’in ise ilk Dünya Miras Alanı olarak tescillendi. Bu süreçte, Bergama Belediyesi, Bergama Kültür ve Sanat Vakfı (BERKSAV) ile STK’lar yoğun bir lobi çalışması ortaya koydu.”

Bergama’nın UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmesinin sürdürülebilir kültürel koruma, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir turizm konularında çok önemli bir araç olduğuna değinen Başkan Koştu, “UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girilmesinin bölge ekonomisine olabilecek en büyük katkısı hiç kuşkusuz turizm. UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girilmesinin ardından Bergama’nın uluslararası tanınırlığı daha da artmaya başladı. UNESCO’ya dâhil olan dünya miraslarının ziyaretçi sayılarında zaman içerisinde ciddi artışlar görülebiliyor. Önümüzdeki süreçte Türkiye turizminde atılımlar devam ettiği sürece Bergama da kültürel turizmde gereken yükselmeyi sağlayacaktır” diye konuştu.

Bergama’da Bergama Müzesi, Bazilika (Kızılavlu), Akropol ve Asklepion gibi alanların yerli ve yabancı turistler tarafından ilgi gördüğüne değinen Koştu, “Bergama tarihsel açıdan ilklerin kenti olması nedeniyle de cazip bir turizm bölgesi. Bugünkü Bergama’nın Pergamon’un kalıntıları üzerine yerleşmiş olmasının kente ‘Tarihsel Kent’ karakteri kazandırması ve bunun kentin markası haline gelmesi, ‘ilkler Bergaması’ gibi bir unvana sahip olma, Pergamon Antik Kenti’nin dünyaca tanınması, Helenistik Bergama Krallığı, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eşsiz tarihsel miras, Bergama’daki zengin tarihsel kaynakların yakın çevrede hiçbir yerde olmaması, Bergama Kermesi gibi köklü, geleneksel ve özgün, her yıl düzenli yapılan bir organizasyona sahip olması bunlardan sadece bazıları. Bu konuda tanıtım çalışmalarına öncelik verilmeli. UNESCO Dünya Mirası olmak bu anlamda çok önemli” dedi.

Selinos Antik Kanal Restorasyon Projesi

Yeni projeleri de aktaran Koştu, “Bergama için çok önemli olan restorasyon projelerini birer birer hayata geçiriyoruz. Bunlardan hiç kuşkusuz en önemlilerinden biri Selinos Antik Kanal Restorasyon Projesi. Kurumlararası yürütülen bu proje ile dere yatağı ve çevresinin temizliği yapılıyor ve istenmeyen kötü görüntüler yok ediliyor, peyzaj açısından görsel güzellik sağlanıyor. Proje bittiğinde kentimize yakışan yeni bir rekreasyon alanına kavuşacağız. Bir diğeri ise, Topçu Kışlası olarak adlandırılan bölgedeki 19. yüzyıl sonlarında inşa edilen, Bergama’nın tarihi geçmişini yansıtan Eski Çırçır Fabrikası ve Tabakhane. Üç bin yıllık tarihi kent Bergama’da hayata geçirilecek Selinos Antik Kanal Projesi’nin tamamlayıcısı niteliğindeki restorasyon çalışmaları, ilçeyi turizme hazırlıyor. Atıl durumdaki tarihi iki bina, restoran ve Parşömen Müzesi–kafe olarak bölgenin cazibe merkezi olması yolunda lokomotif görevi üstlenecek. İlçemizin tarihi değerlerini bir bir ayağa kaldırıp, yaşatmaya ve korumaya kararlıyız” diye konuştu.

Zeus Sunağı’nın anavatanına getirilmesi ile ilgili çalışmalar konusunda da değerlendirmede bulunan Koştu, “140 yıldır ana yurdundan uzakta olan Zeus Sunağı antik çağın en önemli eseri, Bergama heykelcilik okulunun paha biçilmez örneklerinden biri. Temeli Bergama'da, aslı Berlin'de bulunan Zeus Sunağı, Anadolu insanının yaptığı eşsiz güzellikte bir şaheser. Bu eseri Bergama'ya kazandırmak için önemli bir çalışmayı 2020'de başlattık. Bu uzun soluklu bir iş. Bu süreçte yerel yönetimler olarak irademizi ortaya koyduk. Hükümetimiz de bu arzu içinde. Zeus Sunağı'nı Bergama'ya kazandıracağız. Bu konuda kurumlararası çalışmalar yapmak suretiyle hareket ediyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bergama Belediyesi'nin ortak çalışmasıyla Berlin Pergamon Müzesi'ndeki Zeus Sunağı'nın iadesi için yol haritası belirledik” şeklinde konuştu.

140 yıllık çalışma

Alanda devam eden çalışmalar konusunda bilgi veren UNESCO Dünya Mirası Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı Başkanı Emre Ataberk, şunları söyledi: “Bergama’daki kazılar yaklaşık 140 yıldır aralıksız bir şekilde yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden ve Türkiye’deki birçok üniversiteden uzmanın katılımıyla devam ediyor. Kazı Başkanı Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Felix Pirson ve Kazı Başkan Yardımcısı Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Güler Ateş’in yönetiminde, Türk, Alman ve diğer milletlerden bilim insanları ve öğrenciler kazılara katılıyor. Kazı ekibinin yarısından fazlası Türk bilim insanları ve öğrencilerden oluşuyor.” Mimari restorasyon ve konservasyon çalışmalarının Büyük Gymnasium, Kızıl Avlu ve Asklepion’da yürütüldüğünü söyleyen Ataberk, “Şu andaki çalışmalar, kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmaları olarak, ayrıca Bergama’nın yakın çevresinde yürütülen yüzey araştırmaları şeklinde. Güncel kazı çalışmaları, geçtiğimiz yıldan beri, antik kentin bulunduğu tepenin kuzey yamacında yer alan ve Pergamon Krallık devrinin hemen öncesine tarihlenen mezarlarda (MÖ 4. – 3. Yüzyıllar) yoğunlaştı. Mimari restorasyon ve konservasyon çalışmaları hem anıtların korunmasına hem de ziyaretçilerin güvenli bir şekilde ören yerlerini gezmelerini sağlamaya yönelik. Bergama’nın yakın çevresindeki yüzey araştırmaları Bergama ve Dikili ilçeleri arasındaki bölgede gerçekleştiriliyor” dedi.