Kırsal turizm, kırsal kalkınmanın ilacı olabilir

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 68’i kentlerde yaşayacak.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Duygu GÖKSU

İZMİR - Kentlerde nüfus artışı ile beraber kırsal kesim ve kentler arasındaki ekonomik farkın doğurabileceği çatışmaları önlemek için kırsal turizm büyük önem taşıyor. İzmir Skal Kulübü Önceki Dönem Başkanı, Skal Türkiye (USDF) Genel Sekreteri Emre Gezgin, kırsal turizm faaliyetlerinde odak noktaları ve yapılması gerekenleri paylaştı. Gezgin, turizm politikaları oluşturulurken STK’lar ve yerel halkın planlama sürecinde yer alması gerektiğini vurguladı.

Sürdürülebilir turizmin çıkış noktasının sürdürülebilir kalkınma olduğunun altını çizen Gezgin, gelecekte dünya nüfusunun kentlerde yoğunlaşmasıyla birlikte kırsal kesimin daha da yoksullaşacağını ve kırsal kalkınma için turizmin büyük bir araç olduğunu vurgulayarak, “BM’e göre; dünya nüfusunun yüzde 68’i 2050’de kentsel bölgelerde yaşayacak ve üretimin yüzde 85’i şehirlerden sağlanacak. Bu durumda, kırsal kesimde aşırı yoksulluk içerisinde yaşayan yerli halk daha da yoksullaşarak aradaki fark giderek açılacak. Dünyada, aşırı yoksul kesimin yüzde 80’i kırsalda yaşıyor. Kırsal kalkınmayı desteklemek için turizmin sektörünün; yoksulluğu yok etmek, ekonomik büyüme, eşitsizliklerin azaltılması, doğa hayatı gibi öncelikli hedefleri var” diye konuştu.

Sürdürülebilir kalkınma ile sürdürülebilir turizmin amaçlarının birbiriyle örtüştüğünü belirten Gezgin, “Turizm, ekonomik çeşitlendirme için önemli bir araç, kırsal kalkınmaya katkıda bulunan diğer sektörlerden daha fazla etkiye sahip.  Kırsal turizm, tüm dünyada kırsaldaki iş gücünün yüzde 54’ünü meydana getiriyor. Kırsaldan kente göç arttığında, kırsal turizm sosyal tabakalar arasında doğabilecek bir takım çatışmaların önüne geçebilir. Göçten dolayı terk edilen araziler aşınmadan dolayı doğal afetlerden daha fazla etkileniyor. Kırsal turizmde ilk amaç ekolojik, sonra sosyokültürel, daha sonra ise bu çerçevede sürdürülebilir gelir kaynağı yaratmak” ifadelerini kullandı.

Otel işletmelerinin de artık, tanıtım yaparken müşterilerinin sağlığına olduğu kadar doğaya da önem verdiklerini söyleyen Gezgin, “Bu tanıtım aracı aynı zamanda bir itibar aracı olarak karşımıza çıkıyor. Bütün turizm değer zincirlerinde bir takım değişiklikler yapılması, bazı yasaların revize edilmesi gerekiyor. Otellerin enerji çözümlerinden, yastık ve yorganlarında kullanılan materyallere kadar iklim değişikliklerine adapte edilmesi lazım. Yenilenen kaynak ve teknolojiler turizmde de kullanılmalı. Küresel çapta turizm sektörünün yaydığı yüzde 5’lik karbon salınımının yüzde 2’sine oteller neden oluyor. Tüm etkenler göz önüne alınarak sektörde kolektif bir büyümeye ihtiyaç var” diye konuştu.

“İzmir turizmde işbirliğini başardı”

Türkiye’nin turizm çeşitliliğine rağmen kitlesel turizme odaklandığını ifade eden Gezgin, “Turizmde politikaların hazırlanmasında, tüm dünyada olduğu gibi yerel yönetimlerin STK’lardan yerel halktan kolektif bir iş birliği sağlaması gerekiyor ki BM Dünya Turizm Örgütü’nün ‘Akıllı Destinasyon’ yaratımı için belirlediği ilk kriter olarak vurgulanmakta. Türkiye’de, STK’lar, üniversiteler gibi kuruluşlar planlama ve karar verme sürecinde henüz arzulandığı düzeyde değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi, akıllı destinasyonları oluştururken STK’lar ve yerel halkla iş birliği yaparak bu açıdan başarı sağladı” dedi.

Gezgin, İzmir ve Ege Bölgesi’nin yerleşmiş turizm hizmet geleneği, ulaşım yolarının hizmet standartları ve alt yapı olanakları ile kırsal turizme yönelik birçok atılım ve girişime ön ayak olacak potansiyele sahip olduğunu sözlerine ekledi.