Seramikte hammadde azalırken yatırımların artması korkutuyor

Eskişehir’de buluşan seramik hammaddesi üreticileri, sektörde yatırımların arttığına ancak doğal kaynakların azaldığına dikkat çekti. Seramik üreticileri ile hammadde üreticileri arasında diyalog eksikliği olduğunu söyleyen sektör temsilcileri, planlama yapılmasını istedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ayşe KAYTAN UÇAK

ESKİŞEHİR - Seramik sektörü Eskişehir’de yapılan SERES’21 V. Uluslararası Seramik, Cam, Emaye, Sır ve Boya Kongresi’nde bir araya geldi. Kongre kapsamında düzenlenen “Türkiye seramik hammadde sektörü ve mevcut sorunları” konulu panelde, seramik sektörünün sorunları masaya yatırıldı.

Kaleseramik Ar-Ge Merkezi Direktörü Kağan Kayacı, seramik kaplama malzemeleri ve seramik sağlık gereçleri sektöründe son üç yılda yaşanan gelişmeler hakkında bilgi verdi. 2021 yılının Ocak-Haziran sanayi üretim büyüme yüzdesine bakıldığında seramik sağlık gereçlerinin yüzde 60, seramik kaplama malzemelerinin ise yüzde 40 seviyesinde büyüdüğünü ifade eden Kayacı, şunları söyledi: “Sektörümüzde kurulu kapasitelerde ciddi bir büyüme var. Özellikle kaplama malzemeleri üretiminde kurulu kapasite 630 milyon metrekareler seviyesine ulaştı. Bunun yaklaşık 230 milyon metrekaresi 2011 ile 2021 yılları arasında gerçekleşti. Seramik sağlık gereçleri kurulu kapasitesi de ciddi bir büyüme gösterdi. 2020 yılı verileri 29 milyon adete çıktığımızı gösteriyor. Ciddi bir hammadde planlaması yapmamız lazım. Türkiye’deki 2020 seramik kaplama malzemenin kurulu kapasitesine göre 4 milyon ton kil, 1,5 milyon ton kaolen, 3 milyon ton feldspat, 2 milyon ton pegmatit-kum, 1 milyon ton diğer hammadde gruplarına ihtiyacımız olacak. Seramik kaplama malzemelerinde yıllık 12 milyon ton, seramik sağlık gereçlerinde ise yıllık 290 bin ton hammadde ihtiyacı doğacak.

“Üretici, talebin gerisinde kalıyor”

Seramik, Cam ve Çimento Hammaddeleri Üreticileri Derneği (SERHAM) Yönetim Kurulu Başkanı ve Matel Hammadde Satış ve Pazarlama Müdürü Abidin Kayı ise, seramik hammadde üreticileri olarak çok dertli bir dönemden geçtiklerini belirtti. Birçok üretici firmayı memnun edemediklerini söyleyen Kayı, seramik sektöründe faaliyet gösteren şirket yatırımlarında yaşanan artış nedeniyle talebin oldukça gerisinde kaldıklarını aktardı. Kayı, “Özellikle şu son bir senedeki sektörün geldiği ivme hammadde anlamında söylüyorum arzların oldukça üstüne çıkmış durumda. Bunda yeni kurulan fabrikalar, atıl kapasitelerin tekrardan kurulması, atıl hatların devreye alınması gibi birçok etken var. Son 10 yıllık periyotta yaklaşık 230 milyon metrekarelik bir ilave kapasite var. Kurulu kapasitenin de 630 milyon metrekare seviyesine ulaştığı görünüyor. Son 10 yılda yüzde 35’in üzerinde seramik kaplama malzemelerinde bir üretim kapasite artışı olmuş” diye konuştu.

Abidin Kayı ayrıca, madencilik sektöründe yaşanan sıkıntılara da değinerek, şunları kaydetti: “Bir maden işletmesinin açılabilmesi için 8 tane bakanlık, 92 yasa, 87 yönetmelik, 8 tüzük, 24 tane değişik kurum ve kuruluştan izin alınması gerekiyor. Durum aslanın ağzından midesine iner bir vaziyete gelmeye başladı. Orman Bakanlığı ile alakalı da çok ciddi mevzuat sıkıntılarımız var.”

“Planlama yapılması şart”

Hammadde ve üretim arasında birbirine zıt yönde giden bir sistematiğin bulunduğuna dikkat çeken Abidin Kayı, şöyle konuştu: “Bir tarafta son 10 yılda yüzde 35 ila yüzde 40 arasında artan bir talep ama diğer tarafta devamlı azalan doğal kaynaklar var. Ülkemiz hammadde talebinin karşılanması noktasında oldukça zorlu dönemlere gidiyor. Türkiye Seramik Federasyonu’nun yaptığı ihracat katkı endeksi çalışmasında Türkiye’deki mevcut 18 ana sektör içinde ihracata katkı endeksi en yüksek sanayi grubu seramik. Yüzde 25’lerin üzerinde bir oran çıkıyor. 18 sektör arasında bir numara haline gelmesinin ana kaynağı da Şile, Çine, Balıkesir, Milas, Bilecik, Kütahya, Afyon, Uşak, Konya’daki kaynaklarımız. Bunlar şuanda sektörümüzün dörtnala gidişinin temel kaynakları. Özellikle son birkaç yılda seramik üreticileri ile hammadde üreticileri arasında maalesef bir diyalog eksikliği var. Devamlı yeni fabrikalar, artan kapasiteler, korkunç bir kapasite artışı. Son 10 senedeki 230 milyon metrekarelik artış bana göre korkunç. Bu beni ürkütüyor. Bunların bir plan ve program çerçevesinde yapılması şart.”