Yeni petrokimya yatırımları için TOGG modeli önerisi

Son aylarda plastik hammadde fiyatlarındaki düşüşlerin yerli üretimin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer, devletin yeni petrokimya tesisleri kurulması için TOGG benzeri bir modelle sektöre öncülük etmesi gerektiğini söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ahmet USMAN

İZMİR - Son dönemde emtia fiyatlarında yaşanan hızlı düşüşler plastik sektöründe sıkıntılara neden olurken, sektör temsilcileri bu sorunların daha da büyümemesi için plastik hammaddesinde yerli üretimin payının artırılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı ve Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer, sektörden “babayiğit”lerin ortaklığında, kamunun öncülük ettiği bir modelle Petkim boyutunda birkaç petrokimya tesisi kurulabileceğini dile getirdi.

Son günlerde emtia fiyatlarındaki öngörülemez düşüşler nedeniyle plastik sektöründe adeta piyasanın durduğunu dile getiren Gençer, “2 ay önce 2 bin 200 dolar olan polietilen bin 500 dolara, aynı fiyattaki polipropilen ise bin 200 dolara geriledi. Bu ürünlerde yerli üretim pazarın ihtiyacının yüzde 13-14’ünü ancak karşıladığından, ağırlık ithalatta. ABD’den bir malın gelmesi en az 2 ay sürüyor. Bu süre içinde fiyatların düşmesi çok can yakıcı olabiliyor. Türkiye zaten katma değeri yüksek üretim konusunda sıkıntılı olduğu için fiyat hareketlerinin yaptığı etki daha çok hissediliyor. Böyle bir ortamda işletmelerin yüzde 95’ini oluşturan KOBİ’lerin fiyat tutturma ve yeni siparişlerinde fiyatlama yapabilme şansı yok. 1999-2002 yıllarında emtia fiyatlarındaki hızlı değişimler sektörü krize sokmuştu. 2022-2024 döneminde de benzer bir durumu yaşama ihtimalimiz bulunuyor” diye konuştu.

 

Sektörün geleceğinin bir an önce planlanması gerektiğine dikkat çeken Gençer, “Lokal ve küçük adımlarla bu iş olmaz. Siyasetçisinden akademisyenine, sanayicisinden dağıtımcısına, hatta eğitimcisine kadar sektörün tüm paydaşları aynı masa etrafında toplanmalı ve kararlar bu şekilde alınmalı. Geçtiğimiz yıl bakanlık sektörden habersiz olarak, geri dönüştürülebilen atık ithalatını yasaklayınca çok ciddi sıkıntılar yaşandı. 15 gün gibi kısa bir sürede bunun uygulanabilir olmadığı görüldü ve geri adım atıldı” dedi.

Çocukların anaokulundan itibaren tüm atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri dönüşümünde bilinçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gençer, “Yapılması gereken en önemli şey ise yerli hammadde arzını artırmak. Türkiye, plastik üretiminde Avrupa’da ikinci, dünyada yedinci sırada. Sektörde binlerce üretici, 350 binin üzerinde çalışan var.  Ama hammaddede dışa bağımlıyız. Türkiye’ye 3-5 Petkim daha lazım. Dünyada plastik hammaddesi üreten, Türkiye’nin tedarikçisi konumundaki şirketler hep kamu teşekkülleri. Petrokimya yatırımları bilgi, teknoloji ve yüksek sermaye yatırımları olduğun için 3-5 KOBİ’nin bir araya gelerek yapacağı bir iş değil. Milyarlarca dolarlık yatırım gerekiyor” diye konuştu.

“5 değil en az 50 babayiğit çıkar”

Türkiye’de plastik hammaddesinin en azından yüzde 50’sinin iç pazarda üretilmesinin şart olduğunu vurgulayan Gençer, bunun için de petrokimyada yerli otomobil TOGG’da çok dikkat çekici bir başarıyla uygulanan, kamunun içinde olduğu bir model kurgulanması gerektiğine dikkat çekti. Gençer, “TOGG modelinde devlet doğrudan işin içinde. Arsa veriyor, çok ciddi teşvikler sağlıyor, vergi avantajları sunuyor. Gerisi de ‘babayiğit’lere kalıyor. Devletimiz ‘dış ticaret açığımızda önemli bir yer tutan petrokimyasal ürünlerin yerli üretimini sağlayalım’ dese, eminim ki en az 50 babayiğit çıkar. KOBİ’lere de katılma şansı verilirse, ‘babayiğit’ sayısı çok daha artar. TOGG benzeri bir üretim modeli kurgulanırsa hem üretimin önü açılacak hem de dışa bağımlılık zincirleri kırılacaktır. Plastik hammaddesinde Türkiye’nin pazar sorunu yok. Kim neyi üretirse üretsin bir başkasına rakip olmaz. Yeter ki üretilen mal fiyat ve kalitede rekabetçi olsun. Bu şartları sağlayan her türlü plastik hammaddesi Türkiye’de satılır” dedi.

“PETKİM hâlâ piyasa yapıcısı konumunda”

Plastik hammaddesinde yerli üretimin payının yıllar itibariyle düştüğüne dikkat çeken Gençer, “Yüzde 13-14 seviyesindeki yerli üretim yüzde 2-3’e düşerse, milyarlarca dolarlık yatırımın yapıldığı Türkiye plastik sektörü dünya devlerinin oyuncağı olur. Yerli üreticimiz ve gözbebeğimiz Petkim’in üretimi, pazardaki büyümenin gerisinde kaldığı için pazar payı doğal olarak azalıyor. Ancak buna rağmen Petkim hâlâ piyasa yapıcısı konumunda. İthalatta fiyatlar belli bir seviyede kalıyorsa yine Petkim’in sayesinde. Türkiye’ye uygun fiyata hammadde girebilmesi için en az 3-4 tane Petkim daha olmalı. Son 2 yıldır Türkiye’nin ihracat şampiyonu kimya sektörü oldu. Dünyadaki sıralamamızı daha da üst lige taşımamız işten bile değil. Sektörün önüne set çekmemeliyiz” diye konuştu.