21 °C

Atıkta değer var

Kentleşme, ekonomik gelişmişlik ve artan nüfus atık üretiminin 2 milyar tondan 2050’de 3.4 milyar tona çıkacağının tahmin edildiğini söyleyen Dilara Ay Erişen, “Dünya Bankası, bunun en az yüzde 33’ünün mevcut durumda atıkların açık alana bırakılarak veya yakılarak yönetildiğini söylüyor” dedi.

Atıkta değer var

Türkiye'de geri dönüşüm ve atık yönetimi son yıllarda 'sıfır atık' yaklaşımının da gittikçe yaygınlaşmasıyla önemini artırıyor. Bu konu ciddi bir potansiyel de barındırıyor. Türkiye’de üretilen atıkların yarıdan fazlası geri kazanılabilir nitelikte. Değerlendirilebilir Atık Malzemeler Sanayicileri Derneği (TÜDAM) tarafından 2016’da yayınlanan Geri Dönüşüm Sektörü Teşvik Raporu, yalnızca yerleşim birimlerinde yılda 6 milyon ton geri dönüştürülebilir atık oluştuğunun altını çizerken, bunun 5 milyon tonluk bölümünün çöp sahalarına gömüldüğüne işaret ediyor.

Bu miktarın ekonomik değeri ise 1.5 milyar liranın üzerinde. Geri dönüştürülebilir atıkların toplanması ve gömülmesi için kamu kaynaklarından yılda ek olarak 750 milyon lira ayrılıyor.

Atık yönetimi sektörünün, 2023'te 10 milyar euro olması bekleniyor

Atıktaki ekonomik değere ilişkin farklı hesaplamaların yapıldığına dikkat çeken TSKB Ekonomik Araştırmalar Ekonomisti Dilara Ay Erişen, çöpe giden atığın değerinin 7.5 milyar TL olduğunu, atığın işlenerek granül hale getirilmesiyle bu değerin üçe, nihai ürüne dönüştüğünde ise dörde katlandığı ifade ediyor.

Toplama anından itibaren devreye girecek tüm aşamaları hesaba kattığımızda oluşan ekosistemin büyüklüğünün 100 milyar TL'ye ulaştığını belirten Erişen, “Diğer yandan, mevcut durumda 5 milyar euroluk bir büyüklüğe ulaştığı tahmin edilen atık yönetimi sektörünün 2023’te 10 milyar euroya ulaşması öngörülüyor. Türkiye’de 2016’da oluşan belediye atığı miktarı yaklaşık 31.6 milyon ton. Belediye atıklarının yüzde 61’i düzenli depolama yöntemleriyle yönetiliyor. Geriye kalan kısmın yüzde 29’u belediye çöplüğüne, yüzde 9’u ise diğer geri kazanım tesislerine gönderiliyor. Açıkta yakılan, dereye ve göle dökülen, gömülen veya kompost tesislerine gönderilen atıklar ise yüzde 0.5 civarında. Sektörde 2016 itibariyle 140 atık bertaraf tesisi ve bin 558'i geri kazanım olmak üzere toplam bin 698 tesis faaliyet gösteriyor” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre 2017’de Türkiye’de depolama oranının yüzde 87, geri dönüşüm oranının ise yüzde 13 seviyesinde kaldığını belirten Erişen, şöyle devam etti: “2023’te oluşan atığın yüzde 35’inin geri kazanım, yüzde 65’inin düzenli depolama yöntemi ile bertaraf edilmesi hedefleniyor. Bakanlık, 2018 itibariyle atık sektöründe 60 bin kişiye istihdam sağlanıldığını ve ekonomiye 3.5 milyar lira katkı olduğunu belirtirken, 2023 hedefini 100 bin kişiye istihdam ve ekonomiye 10 milyar lira katkı olarak ifade ediyor. Sektördeki kayıt dışı istihdamı da hesaba kattığımızda yaratılan etki daha da büyüyor. Nitekim Türkiye’de 500 bine yakın kişinin toplayıcılık yaptığı tahmin ediliyor.”

“2018'de 100'e yakın yatırım teşvik belgesi düzenlendi”

Atık geri kazanım ve bertarafı yatırımlarının bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında değerlendirildiği bilgisini veren Erişen, birinci ve ikinci bölgelerde en az 1 milyon TL, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bölgelerde ise 500 bin TL yatırım yapıldığında bölgesel teşviklerden faydalanıldığını anlattı.

Haziran 2018’deki kararnameyle, asgari 5 milyon TL tutarındaki atığın geri kazanım ve bertaraf tesisi yatırımı öncelikli yatırım konularına dâhil edildiğini vurgulayan Erişen, “Yatırım teşvik belgelerine baktığımızda, 2018’de atık bertarafı, geri kazanımı ve geri dönüşümle ilişkili yatırımlar için toplamda yaklaşık 1.27 milyar TL sabit yatırım tutarlı 100’e yakın yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini görüyoruz. Teşvik belgesi alan yatırımların üçte birinden fazlası metal atık ve hurdalarla plastik geri kazanımına yönelik. Düzenlenen belgelerden yalnızca dördü yabancı sermayeli firmalara ait. Bunlar arasında sabit yatırım tutarı en yüksek olan belge, çelik tozu geri kazanımına, diğerleri ise atık yağ, cam ve baca tozu geri kazanımına yönelik. Öte yandan, 2018 sonu itibariyle Türkiye’de faaliyette bulunan 65 bin 533 yabancı sermayeli firmanın yalnızca 49’u geri dönüşümü içeren ‘yeniden değerlendirme’ sektöründe faaliyet gösteriyor. 16’sının geri dönüşümde en başarılı ülke konumunda olan Almanya menşeili olduğu görülüyor. Kanalizasyon, çöp ve atıkların toplanması gibi hizmetlerde faaliyet gösteren yabancı firma sayısı da 49” dedi.

“Sıfır atıkta üç aşamalı belge sistemi uygulanacak”

Sektörün gelişiminde, döngüsel ekonomi prensipleriyle oluşturulan sıfır atık yaklaşımı çerçevesinde atılan adımları önemli bulan Erişen, “Çevre Kanunu’nda 10 Aralık 2018 tarihinde yapılan değişiklikle sıfır atık yönetim sistemini kuran belediyelere bakanlıkça teşvik veriliyor. Taslak olarak yayınlanan Sıfır Atık Yönetmeliği, sıfır atık yönetim sisteminin nasıl kurulacağı, kurulan sistemlerin nasıl belgelendirileceği, kurulan sistemlerin izlenmesi ve performans değerlendirmesine ilişkin düzenlemeleri içeriyor. Yönetmelik, 100 binin üzerinde nüfusa sahip belediyelerle AVM’ler, havalimanları, limanlar, 4 ve 5 yıldızlı oteller gibi yerleri 'Sıfır Atık Belgesi' almakla yükümlü kılıyor” ifadesini kullandı.

Sıfır atık yaklaşımında üç aşamalı belge sisteminin uygulanacağı ve düzenli depolamaya gönderilen atık miktarındaki azaltım oranına göre platin, altın ve gümüşe belge verileceğinin belirtildiğini vurgulayan Erişen, şunları anlattı: “Plastik kullanım alışkanlıklarını değiştirmeyi hedefleyen poşet kullanımının azaltımına yönelik uygulamaları da bu yaklaşım altında değerlendirebiliriz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın etkin atık yönetimine ilişkin diğer projelerinin yanında, 2021’de uygulanmaya başlanacak depozito sistemi ve bununla birlikte kurulacak depozito otomatları ile geri dönüşüm sürecindeki harcamaların karşılanması amacıyla 'Kirleten öder' prensibiyle piyasaya sürenlerden alınan ücreti ifade eden 'geri kazanım katılım payı' önümüzdeki dönem atık miktarının önlenmesi ve azaltılmasında önemli rol oynayacak gibi görünüyor.”