Çin ve Silikon Vadisi uzmanı Coppens: Çin ile büyüyen bir Türkiye mümkün

Çin’in küreselleşme yolunda tek başına yürümek istemediğini, Türkiye’nin Çin’in ihtiyaç duyduğu türden bir ortak olduğunu söyleyen Çin ve Silikon Vadisi uzmanı Pascal Coppens, “Gözleri kör olan çoğu Batı ülkesi, Çin’in küresel bir trend belirleyici olarak yükselişini gözden kaçırıyor. Türkiye bunun ötesini görebilir” dedi.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Çin ve Silikon Vadisi uzmanı Coppens: Çin ile büyüyen bir Türkiye mümkün

 Nurdoğan A. ERGÜN

Çin ve Silikon Vadi­si uzmanı girişimci Pascal Coppens, kü­resel ticaretin yeni rotasında Türkiye’nin “anahtar” rolü­ne dikkat çekerek, genç nü­fusu ve stratejik konumuyla Çin’in teknolojik gücünü Ba­tı’ya taşıyacak en güçlü aday olduğunu söyledi. 3-4 Hazi­ran tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek Peraken­de Günleri’nin konuşmacıla­rından Pascal Coppens, zirve öncesinde DÜNYA’nın soru­larını yanıtladı. ABD ve Çin arasındaki teknoloji savaşla­rını ve çok kutuplu dünyanın doğuşunu analiz eden Cop­pens’a göre Türkiye, sadece bir köprü değil, Çin’in küresel yayılım stratejisinde en kri­tik partnerlerden biri.

Cop­pens, Türkiye’nin Washing­ton ve Pekin arasında seçim yapmak zorunda olmadığı­nı, aksine bu rekabeti ken­di lehine kullanarak “strate­jik özerklik” kazanabileceği­ni belirtti. “Genç, girişimci nüfusu, stratejik konumu ve güçlü üretimi ile Türkiye ina­nılmaz avantajlara sahip” di­yen Coppens, Çin’in de yük­selmek için tam olarak bu unsurlardan faydalandığını söyledi. Coppens, “Ancak bir sonraki zorluk, mevcut plat­formları kullanma aşamasın­dan platform üretmeye geç­mek ve yapay zekâyı sadece projeler düzeyinde değil, en­düstriyel ölçekte sisteme en­tegre etmek” dedi.

“Türkiye, Çin’in ihtiyaç duyduğu bir ortak”

Coppens’a göre, Türkiye’nin, gerçek bir teknoloji merkezi haline gelmek için derin tek­noloji yeteneklerinin geliştiril­mesi, esnek düzenleyici sand­box’lar ve stratejik tarafsızlık olarak üç ilerlemeye ihtiyacı var. “Çin ile bir iş birliği mode­li aslında çok doğal bir uyum olur” ifadelerini kullanan Cop­pens, sözlerine “Kuşak ve Yol Girişimi’nin batı ucunda yer alan Türkiye, Çin teknolojisi­nin Avrupa, Orta Doğu ve Af­rika’ya yayılması için mükem­mel bir geçit konumunda bu­lunuyor. Buna karşılık, Türk şirketleri Çin’in yapay zekâ, tedarik zinciri dijitalleşme­si ve C2M uzmanlığına erişim sağlayabilir” diye devam et­ti.

Çin’in küreselleşme yolun­da tek başına yürümek iste­mediğini, Türkiye’nin tam da Çin’in ihtiyaç duyduğu türden bir ortak olduğunu söyleyen Coppens, “Öte yandan Türki­ye, en son teknolojiye, altyapı­ya ve Çinli yeteneklere erişim açısından Çin ile iş birliğinden büyük fayda görebilir. Pekin ile batı liderliğinde sürdürülen je­opolitik gerilimler nedeniyle gözleri kör olan çoğu Batı ülke­si, Çin’in küresel bir trend be­lirleyici olarak yükselişini göz­den kaçırıyor. Türkiye ise bu­nun ötesini görebilir” dedi.

“Çin, dünyayı sarsmaya hazırlanıyor”

10 yıl önce “taklitçi” olarak yaftalanan Çin’in bugün ino­vasyonun zirvesine yerleş­tiğini anlatan Coppens’a gö­re, asıl büyük devrim kapıda. Pascal Coppens, “Bugün Çin, elektrikli araçlar, e-ticaret, robotlar, insansız hava araç­ları ve giderek artan bir şekil­de yapay zekâ ve biyoteknoloji alanlarında liderlik eden bi­rinci sınıf bir inovasyon ülke­si. ‘Çin’de üretildi’den ‘Çin’de yaratıldı’ konseptine geçiş, yoğun iç rekabet ve millî sana­yii politikalarına dayalı, ölçü­lebilir bir gerçek. 10 yıl sonra Çin, ‘dünyanın hizmet fabri­kası” konseptine yönelik dö­nüşümünü tamamlayacak” diye konuştu.

“Çin modeli dünya çapında sonuç üretiyor”

Çin hakkında “taklitçi” al­gısının Batı’da inatla devam ettiğini ve bunun ‘kör nok­ta’ oluşturduğunu dile geti­ren Coppens, şunları söyledi: “Bugün BYD, Huawei, DJI ve Unitree gibi şirketler küre­sel standartları belirliyor. ‘İlk icat eden’ olmaktan ziyade öl­çek, hız ve durmak bilmeyen iterasyona öncelik veren Çin modeli, artık dünya çapında sonuç üretiyor.

Taklitçi an­latısı sadece yıkılmakla kal­madı, yerini, dünyanın henüz tam olarak takdir edemedi­ği bir Çin inovasyon ve yatı­rım modeli aldı.” Çin’in sade­ce mevcut pazarlarda rekabet etmediğini, tamamen yeni pa­zarlar inşa ettiğini belirten Coppens, “Biz gümrük vergi­leri ve fiziksel mallara odakla­nırken, Çin kendi stratejisini hizmet ve yaratıcılık sektörü­ne uyguluyor. Çin tüm sektör­lerinde yapay zekayı geniş öl­çekte uyguladıkça, küresel hizmet sektörü Çin yapay zekâ sistemleriyle rekabet et­meye başlayacak” dedi.

Temu ve Shein ‘yapay kıtlık’ algısını yıktı

Dünya genelinde alışveriş alışkanlıklarını altüst eden Temu ve Shein gibi Çinli plat­formlar, geleneksel peraken­de devlerini zorlu bir sınav­la baş başa bırakıyor. Pascal Coppens’a göre, bu başarının sırrı sadece düşük fiyat de­ğil ‘düşünen’ sistemler, oyun­laştırılmış deneyim ve doğ­rudan fabrikadan tüketiciye uzanan devrim niteliğindeki model.

Coppens, Batılı tüke­ticilerin hızla benimsediği bu platformların, geleneksel pe­rakende zincirlerini ve kök­lü marka algılarını kökten de­ğiştirdiğine işaret ederek, bu yükselişin arkasındaki unsur­ları şöyle sıraladı: “Gelenek­sel üretim süreçlerinde aylar süren ‘trendden rafa’ döngü­sü, Çinli platformların uygu­ladığı ‘tüketiciden üreticiye (C2M)’ modeliyle birkaç gü­ne inmiş durumda. Batılı ra­kipler yapay zekayı sistemle­rine sonradan entegre etmeye çalışırken Temu ve Shein gibi platformlar doğrudan yapay zekâ üzerine inşa edildi.”

Cop­pens’a göre, Çinli üreticile­rin fabrikalarından yaptıkları canlı yayınlar, lüks markalarla aynı kalitedeki ürünlerin yüz­de 90 daha ucuza satılabile­ceğini kanıtlayarak gelenek­sel markaların “yapay kıtlık” ve yüksek kâr marjı algısını sarsıyor. Coppens, “Markala­rın ayakta kalabilmesi için, fi­ziksel ürünün ötesine geçen, sürdürülebilirlik, kültürel bağ kurma ya da samimi hikâye anlatımı gibi gerçek bir katma değer sunmaları gerekir. Artık alışveriş satın almaktan iba­ret değil” dedi.

Türk perakendecilere ‘Çin modeli’ Tavsiyeler

 Özellikle e-ticaret ve perakende sektöründeki devrime dikkat çeken Coppens, Türk şirketlerinin Çin’in başarısından çıkarması gereken dersleri 4 ana maddede topladı:

1-Mükemmeliyet değil, hız: Mükemmel ürünü beklemeyin, piyasaya sürün ve hızla güncelleyin (iterasyon yapın).

2-Yapay zekâya entegrasyon: Yapay zekâyı bir ekleme olarak değil, sistemin kalbi (altyapı) olarak konumlandırın.

3-C2M (tüketiciden üreticiye) geçiş: Fabrikayı doğrudan tüketiciye bağlayan modellerle maliyetleri düşürün ve trendlere günler içinde yanıt verin.

4-Mağazayı deneyim alanına dönüştürme: Fiziksel mağazaların sadece satış noktası olduğu dönem bitti, buraları bir “hayran topluluğu merkezi” haline getirin.

“Çin’i spor salonu olarak düşünün, tek yürümeyin”

Çin’de iş yapmak isteyen Türk şirketlerine tavsiyelerde bulunan Pascal Coppens, önerilerini şöyle sıraladı: “İlk olarak, bildiğinizi sandığınız şeyleri unutun. Çin’i taklitçi ya da ucuz iş gücü pazarı olarak gören modası geçmiş zihinsel modeller sizi ciddi ölçüde yanıltır. İkincisi, tek başınıza yürümeyin. Çin pazarı, izole işlemler üzerine değil, ekosistemler üzerine kurulu. Yerel oyuncular, teknoloji platformları ve yerel yönetimlerle derin bir ortaklık kurarak onların ağlarına entegre olun. Çin’de gerçekten başarılı olmanın tek yolu, ‘yerel için yerel’ stratejisi. Çin’i spor salonunuz olarak düşünün; diğer pazarlarda başarılı olmak için daha güçlü olmak üzere antrenman yaptığınız yer olarak. ‘Çin hızına’ uyum sağlayın.”

“Hayatta kalmak için kırmızı hapı seçin”

Pascal Coppens, şunları söyledi: “Hayatta kalmak için, ‘kırmızı hapı’ seçmelisiniz. Yani rahat, tek kutuplu dünya düzeninin artık yok olduğunu kabul etmelisiniz. Şirketler için bu, gümrük vergileriyle başa çıkabilecek yedekli ve esnek tedarik zincirleri kurmak ve tamamen tek bir bloğa güvenmek yerine teknolojik öz yeterliliğe yatırım yapmak anlamına gelir. Giderek daha korumacı hale gelen Batı pazarları için rekabet etmek yerine, gelişmekte olan pazarları geleceğin açık pazarları olarak görün. Çin’den kopmak bir yanılsamadır. İkinci bir Çin yok. Çin ile ABD arasındaki rekabeti kendi lehinize kullanın, bu fırsatçılık değil, strateji.”

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL