‘Dökme’ değil ‘marka’ olmalı

Döviz kurlarındaki artışla birlikte, yabancı alıcı için Türk zeytinyağının çok ucuza geldiğini söyleyen Akhisar Ticaret Borsası Başkanı Alper Alhat, "Bu ülkenin dökme değil, katma değerli ürün satması lazım. İhracata verilen destekler artırılırsa markalı ihracatta atak yaparız" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Özge YAVUZ

Zeytin ve zeytinyağında son yıllarda adını daha sık duymaya başladığımız Akhisar, ‘tarımda markalı ihracat’ hedefine odaklandı. 14 milyon rakamıyla, Türkiye’nin en fazla zeytin ağacına sahip olan ilçesi konumundaki Akhisar’da, zeytinyağında bir dönüşüm yaşanıyor. Akhisar’daki 67 fabrika, yeniledikleri makineleri ve geliştirdikleri yeni üretim şekliyle birlikte soğuk sıkım yapma başladı. Kalitenin artırılması için tadım uzmanları da yetiştirmeye başlayan fabrikalar, çıtayı yükseltti ve markalı ihracat hedefine odaklandı. Bu dönüşümün mimarı ise Akhisar Ticaret Borsası Başkanı Alper Alhat oldu. Bölgesindeki çiftçisine, ürününün kalitesine inanan ve bu değerin olması gereken yere ulaşabilmesi için bir vizyon geliştiren Alhat, zeytinyağında dökme ihracatla bir yere varılamayacağını söylüyor. Döviz kurlarındaki artışla birlikte Türk zeytinyağına yurt dışından talebin arttığını açıklayan Alhat, “Bu fırsatı katma değerli ihracattan yana kullanırsak, burada Türk ekonomisi, üretici ve markalı ihracat yapan firmalar kazanır. Bu nedenle devletimizden markalı ihracata destek istiyoruz” dedi.

‘İhracatta atak yapabiliriz’

Bundan 5-6 yıl önceye kadar zeytinyağında ton başına ambalajlı ihracat desteklerinin 600 dolar iken, şu an bin 600 TL’ye düştüğünü belirten Alhat, “Markalı ihracat teşviklerimizi artırdığımızda ihracatta inanılmaz büyük bir atak yapabiliriz” diye konuştu. Alhat, “İhracatı, ‘rakip ülkelere tedarikçilik’ olarak algılayanlardan farklı düşünüyoruz. Artık katma değer yaratan ihracat modellerini güçlendirmemiz şart” dedi. Düşük destek miktarı nedeniyle ambalajlı ihracat yerine dökme ihracat kolaycılığının sektöre hakim olduğuna dikkat çeken Alhat, “Yüksek döviz kuru nedeniyle ucuz kalan zeytinyağımız, yurt dışındaki rakip zeytinyağı firmalarının iştahını kabartıyor. Geçen yıl ‘yasak var’ denildiği ve zeytinyağı rekoltesi bir önceki yıldan eksik olduğu halde özel izinler ile yine bir önceki yıla göre daha fazla dökme zeytinyağı ihracatı yapıldı. Çiftçi kazanmadı, sanayici de kazanmadı” diye konuştu.

‘İç piyasada tüketim artırılmalı’

Alper Alhat’ın zeytinyağındaki en büyük iki hedefi, markalı ihracatın artırılması ve Türk halkının daha çok zeytinyağı tüketmesi. Bunun için de yine devletten tüketici için talepleri olduğunu söyleyen Alhat, zeytinyağının KDV'sinin yüzde 1'e indirilmesi gerektiğini vurguladı. Diğer bitkisel yağların ithalatında yüzde 30 civarında gümrük vergisinden feragat edilirken, zeytinyağında KDV indirimine gidilmediğini söyleyen Alhat, şöyle devam etti: “Zeytinyağı üretim potansiyeli yıllık 400-500 bin ton olan bir ülkede, bugün 235 bin ton yağ üretip buna sevinmek doğru değil. Neden üretemediğimizi bulmamız lazım. Örneğin sofralık zeytinde beklediğimiz prim 1 lira, 15 kuruş değil... Bunların acilen artırılması lazım. Ülkede, kaliteye göre değişebilen primler olmalı. Yani ağaç başı daha fazla üretim yapan çiftçiye daha fazla destek verilmesi lazım. Bugün ağacına gübre atan, zamanında bakım yapan çiftçiyle, hiç tarlasına gitmeyen çiftçi aynı primden yararlanmamalı.”

‘Zeytinyağında en iyisi geliyor!’

Alper Alhat, zeytinyağındaki kalite dönüşümünü de anlattı. Bölgedeki 67 zeytinyağı fabrikasında daha sağlıklı olan soğuk sıkımın başladığını söyleyen Alhat, bu alanda pilot bölge olduklarını belirtti. Alhat şunları söyledi: Her sene üzerine koyarak ilerliyoruz. Akhisar zeytin şehri. Yakın zamanda, Türkiye’nin en iyi zeytinyağı şehri geliyor. Dünya standartlarına yakın ürünler üretmeye başlıyoruz. ‘En iyisi olduk’ demiyorum ama en azından önümüzdeki sene en iyisi olacağımızın müjdesini şimdiden veriyorum. Çünkü artık eğitimlerimiz başladı. Önümüzdeki sene her fabrikada bir tadım uzmanı istihdam edeceğiz. Türkiye ile yarışmıyoruz, yarışımız dünyayla… Yatırımlar hiç bitmiyor. Bütün makinelerimiz yenilendi. Eski makinesi olan fabrika kalmadı. Biz, bir işin en iyisini yapıncaya kadar ‘en iyisi biziz’ demedik bugüne kadar. Ama şu anda, bunu demek zorundayız. Akhisar’ı katma değer üreten bir marka haline getireceğiz. Emeğinin karşılığını alan bir yer olacak.”