26 °C

Elektronik atıkta yenilikçi yaklaşım şart

EAGD'nin yaptığı bir araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 80'inin ömrünü tamamlayan elektronik eşyalarını atmaya kıyamadığını ve evinin bir köşesinde sakladığını belirten Başkan Burak Köktürk, Türkiye'de her yıl 600 bin ton atık elektronik oluştuğunu söyledi.

Elektronik atıkta yenilikçi yaklaşım şart

Hızla gelişen teknoloji günlük hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Özellikle bilgisayarlar, televizyonlar, beyaz eşya ve küçük ev aletleri... Her yıl Türkiye'de 12 milyon adet cep telefonu satılıyor. Peki, yüksek meblağlar ödeyerek aldığımız bu eşyalar, kullanım ömürleri dolduktan sonra ne oluyor?

Elektronik atıklar Geri Dönüşümünü Destekleme Derneği (EAGD) Başkanı Burak Köktürk, dernek olarak yaptıkları araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 80'inin elektronik eşyaları atmaya kıyamadığını ve evinde bir köşede tuttuğunu belirtiyor.

Ancak zamanla evde yer işgal eden bu elektronik eşyalardan birer ikişer kurtulmaya başlanıldığını anlatan Köktürk, “Çöpe atmak ilk seçenek, ancak çoğu zaman hurdacıya veriliyor. Hurdacıya verilen elektronik atıklar merdiven altı dediğimiz yöntemle, uluslararası sağlık standartlarına uygun olmayan şekilde, genellikle sigortasız, yabancı ve çocuk işçiler çalıştırılarak parçalarına ayrılıyor. Değerli olan kısımlar alındıktan sonra içinde kurşun, civa gibi ağır ve zehirli metaller barındıran kısımlar çöpe atılıyor. Sonrasında havaya, suya ve toprağa karışan bu toksik elementler, bizi zehirliyor ve ölümcül hastalıklara yol açıyor” dedi.

Resmi rakamlara göre Türkiye'de yıllık 600 bin ton civarında elektronik atık oluştuğunu ve toplama oranlarının ise ne yazık ki yüzde 2 ila 3 civarında kaldığını kaydeden Köktürk, şunları kaydetti: “Kamu ve özel kurumları kayıt altına almak nispeten daha kolay olsa da esas sorumluluk tüketiciye düşüyor. Toplama rakamları düşük olsa da son zamanlarda ağırlıklı olarak devlet eliyle birçok çalışma yürütülüyor. Mevzuatta yapılan değişiklikler, AEEE yönetmeliği, pil geri dönüşüm tesisinin açılması, Sıfır Atık Projesi, bazı belediyelere açık alanlara konulan toplama konteynerları olumlu gelişmeler, ancak henüz yetersiz. Sıfır Atık Projesi'yle birlikte düşündüğümüzde ilk etapta ambalaj atıkları aklımıza gelse de elektronik atık değer bakımından ve üretimi esnasında harcanan fosil yakıtların ürettiği kirlilik ve kullanılan doğal kaynaklar açısından, geri dönüştürüldüğünde ambalaj atıklarına kıyasla çok daha fazla fayda sağlıyor.”

“Bilgilendirilen tüketici, elektronik atıklarını teslim etmeye daha yatkın”

Avrupa'da yüzde 30, dünyada yüzde 12 olan ortalama toplama rakamları dikkate alındığında elektronik atığın, aslında toplanması çok kolay olmadığını ifade eden Köktürk, “İnsanlar eski elektronik eşyalarını atık olarak görme taraftarı olmadıkları için bedelsiz olarak bir yere teslim etme konusunda da o kadar istekli olmayabiliyor. Burada bilinçlendirme devreye giriyor. Yapılan çalışmalara göre elektronik atıkların zararları hakkında bilgilendirilen insanlar, bilgilendirilmeyen insanlara göre üç kat daha fazla elektronik atıklarını teslim etmeye yatkın oluyor. Elektronik atıkların içerdikleri değerli ve zehirli maddelerden dolayı ayrı toplanıp geri dönüştürülmesi gerekiyor. Elektronik atık toplama hizmeti vermeyen, atık getirme merkezi kurmamış belediyelere, toplama hedeflerini tutturamayan üreticilere mutlaka bir yaptırım olmalı. Ama her şeyden önce tüketicilerin sistemin arkasında durması ve belediyeyle koordine şekilde hareket etmesi şart” diye konuştu.

Elektronik atık özel olarak ele alınmalı”

Elektronik atıkların toplanmasının önündeki en büyük engellerden birinin de lojistik operasyonunun maliyeti ve bunun kimin tarafından karşılanması gerektiği konusu olduğuna işaret eden Köktürk, “Yurtdışı örneklerine bakıldığı zaman bu maliyetin ürünün fiyatına önceden eklendiği ve toplama esnasında kullanıldığı anlaşılıyor. Ancak bu sistem halihazırda Türkiye'de tam olarak işlemiyor. Üretici firmalar zorlu rekabet şartlarında ürünlerinin fiyatlarının artmasına pek sıcak bakmıyor. Yönetmeliğe göre 'toplamak veya toplatmak' gibi bir görevi olan belediyelere bu işi havale ediyor. Kendi aralarında kurdukları yetkilendirilmiş kuruluşlar vasıtasıyla aynı zamanda üyeleri olan elektronik üreticilerinin toplama hedeflerini üstlerine alıyor. Ancak bu hedefleri ne yazık ki gerçekleştiremiyorlar. Bu hedeflere ulaşılamaması ise elektronik atığın özel bir şekilde ele alınması gereken bir atık türü olmasından kaynaklanıyor” dedi.

“Sosyal fayda sağlayan projelerle daha fazla toplanıyor”

Dernek olarak yürüttükleri pilot projelerden elde ettikleri verilere göre, geleneksel stratejilerin elektronik atıkta işe yaramadığı bilgisini veren Köktürk, “Elektronik atıklar zararlıdır, ayrı toplayın, çöpe atmayın” temasıyla bir eğitim çalışması yapıldığında bir birim atık toplanıyorsa, “Sosyal fayda sağlayan bir projeye atıklarınızı bağışlayın” şeklindeki bir yaklaşımla üç birim atık toplandığını belirtti.

Bu şekilde yaklaştıkları 'Köy Okullarına Bilgisayar' projesi sayesinde dört yılda yedi okula bilgisayar desteğinde bulunduklarını ve 50 ton atığın çöpe gitmesine engel olarak lisanslı geri dönüşüm firmalarına ulaşmasını sağladıklarını vurgulayan Köktürk, “Lisanslı geri dönüşüm firmaları çeşitli derneklerle bu tip projeler yapsalar da üreticinin maddi desteğini almayan projelerin etkisi bir noktada sınırlı kalıyor. Ancak bu noktada, zamanla yoğunlaşan eğitimlerin, kamu spotlarının ve teşviklerin de etkisiyle toplum bilincinde hızlı bir artış gözlemliyoruz. Doğru politikalarla gelecek 10 yılda toplama oranlarında dünya ortalamasını yakalayabileceğimizi düşünüyorum” açıklamasını yaptı.