Elektrikte ek talep maliyetleri artırdı

ELDER Başkanı Kıvanç Zaimler, vatandaşın en ucuz fiyatı verenden elektrik alabileceği bir piyasaya ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Zaimler, ilave talebin yol açtığı elektrik üretim maliyetini düşürmek için doğalgazın payını azaltmak gerektiğini de vurguladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye enerjide dışa bağımlı, ülkede enerji kıt. Peki kıt olan bir şeyin fiyatının ucuz olması beklenebilir mi? Piyasa mantığıyla elbette beklenemez. Ama tüketiciler fiyatların yüksekliğinden yakınıyor. Peki dünyada ve Türkiye’de elektrik fiyatları nasıl oluşuyor, sistem nasıl işliyor? Spot elektrik fiyatlarındaki artışın arkasında ne var? Ve fiyatlar nereye gider, neden? Tüm bu sorulara Türkiye elektrik sektörünün merkezinde yer alan kurumlardan birinin, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği ELDER’in Başkanı Kıvanç Zaimler ile cevap aradık.

ELEKTRİK PİYASASINDA DURUM NEDİR?

Öncelikle elektrik sektörünün konumuna ve özelliklerine kısaca değinmek isterim. Değer zincirine baktığımızda elektrik fiziksel olarak üretiliyor, iletim hatlarından iletiliyor, dağıtım şebekesi üzerinden de nihai tüketiciye ulaştırılıyor. Fiziksel akışın dışında elektriğin toptan ve perakende satış piyasaları da var. Rekabetçi bir ekonomi anlayışı perspektifinden hareketle, bu sektörün hedefi elektriğin yeterli, kaliteli ve kesintisiz şekilde olabilecek en düşük maliyetle tedariki...

PEKİ PRATİKTE DURUM NASIL?

Türkiye 2000 yılından itibaren enerji sektörünü, serbest piyasa anlayışına geçme düşüncesi içinde yeniden yapılandırdı. Bugünkü düzenleyici kurumun, EPDK oluşturulup Elektrik Piyasası Kanunu’nun çıkarılması da bu yapılaştırmanın önemli adımlarındandı. Ve bugün geldiğimiz noktada elektrik üretiminde özel sektör ciddi pay edindi. Özel sektörün daha etkin, kamunun ayak izinin azaldığı bir alana dönüştü.

TÜKETİCİLERE NASIL YANSIDI BU GELİŞMELER?

Yaklaşık 45 milyon elektrik abonesi var. Bu tüketicileri eskiden sadece mesken, ticarethane ve sanayi aboneleri diye sınıflandırıyorduk. Bugün ise serbest ve serbest olmayan tüketiciler sınıflandırmamız var. Yani, elektriğini istediği tedarikçiden pazarlık usulüyle alabilenler ve kamunun ilan ettiği tarifelerden satın almak zorunda olanlar. Bir de arada ister pazarlık usulüyle isterse tarife üzerinden alım yapabilecek grup var.

PEKİ BU ÜÇ ABONE GRUBU NASIL BELİRLENİYOR?

Bunlardan biri en düşük tüketime sahip mesken aboneleri. En yüksek tüketime sahip grup, yani son kaynak tedarik tarifesine (SKTT) tabi dediğimiz, yıllık 7 milyon kWh’in (2022’den itibaren bu miktar 3 milyon kWh’e düştü) üzerinde elektrik kullanan aboneler ise bir diğer grup. Bu müşterileri ikili anlaşmalarla elektrik almaya teşvik eden bir sistem var.

ANLAŞAMAZ YA DA PAZARLIKLA ALMAK İSTEMEZSEM?

Zaten tarifenin adı da oradan geliyor. Kendi tedarikçimi kendim seçip ikili anlaşma yapmak istemezsem bugünkü spot piyasa fiyatı ile ilişkilendirilmiş bir fiyattan, yani SKTT dediğimiz tarifeden elektrik tüketebiliyorum. Dolasıyla buradaki amaç piyasasının serbestleşmesi, arz talep durumuna göre tüketicinin kendi duruşunu alabilmesi, ikili anlaşmaların sağlanabilmesi. Böyle bakılınca her segmentteki elektrik faturasının alt kalemleri de birbirinden farklı oluyor. Bugün bu fatura içindeki en yüksek kalem enerji üretim maliyetidir.

ELEKTRİĞİN ÜRETİM MALİYETİNİ NASIL ÖLÇÜYORUZ?

Diyelim ki bugün 100 birim enerjiye ihtiyacınız var. Elimizdeki yenilenebilir enerji kaynaklarını, yani en ucuz, en temiz kaynakların kullanımını azami seviye çıkarırız. Bunlar rüzgar, güneş ve hidroelektrik kaynaklarımızdır. Bunların kapasitesi ile 50 birim ürettik. Kalan talebi karşılamak için de öncelikle yerli kömürlerimizi, ardından ithal kömürü kullanırız. Buna da yaklaşık 30 diyelim. Geriye kalan 20’lik kısım için de doğalgaz harcarız.

SPOT ELEKTRİK FİYATLARI NİYE ARTTI, ARTIYOR?

Pandemi öncesi talep 100 idi, sonrasında bu 115’e çıktı. Bu ek talebi karşılamak için daha fazla kaynağa ihtiyaç duyuldu. Bu da doğalgaz, yani en pahalı kaynak. Bu arada hidroelektrik santrallerimiz kuraklık nedeniyle düşük üretim yapabildiğinden yerli ve yenilenebilir kaynakların payı da 50’den 40’a düştü. Bu durumda doğalgazın payını 40’a çıkarmamız gerekti. En yüksek maliyetli enerji kaynağı olan doğalgazın payı arttı. Dolayısıyla elektrik üretim maliyetimiz arttı.

MALİYET DÜŞÜRMEK İÇİN NE YAPMALI PEKİ?

Türkiye dahil dünyada bir çok ülkede elektrik fiyatları doğalgaza bağlıdır. Maliyet uluslararası piyasada belirlenir. İthalata bağlı bir ülke olarak biz de bu maliyete katlarınız Tüketicilerin elektrik faturası içinde ithal edilen doğalgaz önemli bir yer teşkil ediyor diyebiliriz. Biz ülke olarak doğalgazın elektrik üretimindeki payını azaltacak faaliyetleri desteklemek zorundayız.

Enerjide gelecek: Yerli kaynak, düşük maliyet, verimli tüketim

Kıvanç Zaimler, Türkiye enerji piyasalarının geleceğini sorusu üzerine şunları söyledi:

“Enerjide geleceği iklim/çevre, arz güvenliği ve fiyat/maliyet faktörlerinden oluşan üçlü ile tanımlamaya çalışmalıyız. Bu üç unsur arasında denge bulmak zorundasınız. Sadece iklim ayağında yenilenebilir yatırım yaparsanız bunun arz ve maliyet boyunu kaçırabilirsiniz. Yapılması gerekenleri üç başlık altında toplayabiliriz. Birincisi elektriği üretirken maliyeti azaltmalıyız. İkincisi yerli kaynakları azami derecede kullanmalı, hatta üretim teknolojilerini de ülkemizde geliştirmeliyiz. Ve üçüncüsü de enerjimizi verimli tüketmeliyiz. Özellikle sanayide verimli ekipman kullanımı şart. Ve bunları yapmak için elimizde büyük bir kozumuz var, genç ve akıllı insan kaynağımız.”

En ucuza kim verirse elektriği ondan almalı

ELDER Başkanı Kıvanç Zaimler, geçmişte konuşulan ancak artık pek gündeme gelmeyen “bölgesel elektrik tarifeleri” konusundaki sorusu üzerine şöyle dedi: “Serbest piyasa ekonomisinin olduğu bir yerde tüketici hangi bölgede yaşarsa yaşasın, istediği tedarikçiden enerji alabilir. Tamamen serbest piyasa uygularsan ne ulusal ne bölgesel tarifeye ihtiyaç olmaz. En ucuz elektriği kim verirse ondan alabileceğim bir sistem olmalı. Bence bölgesel tarifeye geçiş yönünde bir planlama yok.”