Enerji uzmanı Aktürk: Devlet zordaki santrallere ortak olup yönetime girsin

Türkiye’nin önde gelen enerji uzmanlarından Ali Arif Aktürk, devletin darboğazdaki özel elektrik şirketlerine 2-3 yıllığına ortak olup ayakta kalmalarını sağlayıp sonra koyduğu parayı faiziyle alıp çekilmesini önerdi..

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mehmet KARA

Türkiye’nin önde gelen bağımsız enerji uzmanlarından Ali Arif Aktürk, COVID-19 salgınının küresel enerji piyasalarına ve Türkiye enerji sektörüne etkilerini ve geleceğe yönelik beklentilerini DÜNYA’ya anlattı. Nisan ayında tüm dünyadaki toplam günlük petrol talebinin 29.6 milyon varil düştüğünü anlatan Ali Arif Aktürk, petrol talebindeki azalışın Mayıs ayında da devam edeceğini ancak daha sonra talebin bir miktar yukarı doğru çıkacağını söyledi.

“Brent petrol Ocak 2021’de 45 dolar”

Petrol fiyatlarına ilişkin gelecek tahminlerini de anlatan Aktürk şöyle konuştu: “ABD’nin parasal genişlemeye devam edeceği, Fed faizlerinin bu seviyelerde kalacağı, ABD’de Trump’ın ikinci kez başkanlık seçimlerini kazanacağı varsayımlarına dayanarak 2021’de dünyada ciddi bir üretim patlaması bekliyorum. 2021 yılı Ocak ayının sonlarına doğru brent petrol fiyat tahminim varil başına 45 dolar seviyelerinde. Devamında, yine salgının ikinci pik yapmayacağı varsayımıyla, Ekim 2021’de brent petrol 65 dolar seviyesini bulur diye düşünüyorum.”

Yabancı yatırım ihtiyacı var

COVID-19 krizinden Türkiye’nin de çok negatif etkilendiğini kaydeden Aktürk, “Yakın dönemde çıkan analizlerde Türkiye ekonomisinin yüzde 8-10 küçüleceği öngörülüyor. Bunun elektrik talebini de yüzde 5-8 gerileteceği tahmin ediliyor” dedi. Petrol fiyatları düşse de Türkiye’nin cari açığını finanse etmesi için doğrudan yabancı yatırıma ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Aktürk “Bu da düzgün hukuk sistemi ister. Bu sağlansa bile emtia fiyatlarının düşmesinden ötürü dünyada risk sermayesi miktarı azaldı. Ancak petrol yükselince bir miktar artabilir” ifadelerini kullandı.

Elektrik şirketleri zorda

Türkiye’nin elektrikte ciddi bir arz fazlası oluştuğunu belirten Arif Aktürk, “Bunlar kredi geri ödemelerinde finansal sıkıntılara düşecek projeler. Önümüzdeki dönemde YEKDEM tarifesinin çok makro şekilde değerlendirilip belirlenmesi gerekiyor. Bu tür alım garantileri piyasa mekanizmalarını da bozuyor. Diğer üretim portföylerine de olumsuz etkilerde bulunabiliyor. Bunların bütünsel şekilde tepeden bakılarak sistemin tasarlanması gerekiyor.”

Serbest piyasa oluşturamadık

Ali Arif Aktürk, Türkiye’nin 2001 yılında başladığı elektrikte serbest piyasa oluşturma hedefinin çok uzağında kaldığı görüşünde: “Yatırımcı ülke riskini üstlenir, inşaat dönemi riskini alır, mücbir sebep tanımları da bellidir, yatırım yapar. Ama biz 19 yılda serbest piyasada rekabetin tesisi konusunda bir arpa boyu yol alamadık. O zaman herkes gelir garantisi beklemeye başladı. Gerçekten piyasa riskini yatırımcıya bırakıp piyasayı doğru çalıştırabilseydik, piyasa da doğru sinyali verebilseydi bu duruma gelmezdik.”

Yanlış sinyalin kaynağı devlet

Geçmişte elektrik sektörüne yatırım yapıp bugün zor durumda kalan oyuncuların yanlış sinyal aldıklarını ifade eden Aktürk “Bu sinyaller çalışmayan piyasadan, eksik piyasadan ve devletin müdahalesinden kaynaklandı. Dünyanın hiçbir piyasasında operatör olarak devleti görmezsiniz. Türkiye’de EPİAŞ’a bakalım. Yönetim Kurulu devletin bürokratlarından oluşuyor. Piyasa operatörünün bağımsız çalışması, ticari olarak giriş çıkışların bariyersiz engelsiz çalışması gereken, fiyatın engelsiz oluşması gereken yerler” diye konuştu.

Fiyatlara müdahale edilmeseydi

ABD’de Nisan ayında petrolde -37 dolar görüldüğünde hiç kimsenin aklına buna müdahale etmenin gelmediğini anlatan Aktürk şöyle devam etti: “Geçmişte bizde elektrik fiyatı bir kez eksi çıkmıştı, elektronik olarak hemen yasaklandı. Piyasa mekanizması çalışıyor olsaydı, zordaki şirketlere konsolide olsunlar, yine piyasa sinyalleriyle yeni yatırımcılarla yola devam edilir derdim ama yatırımcıya da üzülüyorum bazen. Piyasaya güvenerek yatırım yaptılar, gerçekten güvenerek hareket edenler için söylüyorum, sonra bu duruma geldiler.”

Devlet duruma el atmalı

Ali Arif Aktürk, zordaki elektrik şirketlerinin bu dönemi atlatabilmeleri için devletin rol üstlenmesini önerdi. Risk sermayesi benzeri yöntemlerle devletin bu işletmelere belirli sürelerle ortak olması gerektiğini savunan Aktürk önerisini şöyle ayrıntılandırdı: “Diyelim X elektrik santrali zor durumda. İşletme, projeyi finanse etmek için aldığı kredileri geriye ödeyemiyor. Devlet iki üç yılllığına sermaye koyar ve yönetim kuruluna üye ya da üyeler atar. Ama öyle bir anlaşma imzalar ki devlet koyduğu sermayeyi mesela iki üç yıl sonra LIBOR artı X’ten az olmamak kaydıyla faiziyle beraber geri alıp çıkar. Ama bu süre boyunca yönetişime, yönetim kuruluna katılır. Bu şekilde belki şirketler ayakta tutulabilir diye düşünüyorum.”

Arpalık riski yok mu?

Ali Arif Aktürk, devletin ortak olması ve yönetime katılması önerisinin bu şirketleri bir nevi ‘siyasi arpalık’ haline getirip getirmeyeceği sorusuna ise şu karşılığı verdi: “Yani kimi ülkelerde bu olabilir belki ama tabii ben ideali konuşuyorum. Arpalık olacak diye kaygılanıyorsak o zaman da bu şirketlerin batmasına göz yumacağız, nasıl olsa pazar kendi içinde halleder diye bakacağız. Unutmayalım, yeni birilerinin hamle yapıp piyasaya girmesine aslında tüm bu yaşananlar engel.”