Enerji verimliliğinde işin büyüğü sanayide

Türkiye’nin enerji faturası kabarık. Enerji Hanım, Enerji Çocuk gibi projelerle yaratılan farkındalık damlaya damlaya göl olmasa da belli hacimlere geldi. Şimdi sıra enerji verimliliğinde büyük sıçrama yaratabilecek olan güçte; yani sanayide… (Ece Ceyhun)

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ece CEYHUN

Hiç usanmadan “odadan çıkarken ışığı kapat” diyenlerden misiniz? Umarız ütüyü de prizde unutmuyorsunuzdur? Beyaz eşyasını yenileyen hemen hemen her eve enerji kullanımında cimri, A+ sınıfı bir ürün girdi. Boşa yanan elektrik, boşa akan su hepsi cepten yiyor. Sadece cepten mi? Çocuklarımızın geleceğinden de. Türkiye’nin kabarık bir ithal enerji faturası var. Hayatta her şey gelip, dönüp sürdürülebilirliğe bağlanıyor. Dünya enerji verimliliğinde tur bindirdi. Şimdi sıra bizde…

Enerji verimliliğinde dünya bireylere yüklediği sorumlulukların yanı sıra arabayı, evi akıllandırdığı gibi elektrik şebekelerini de akıllandırarak mesafeleri daha hızlı almış. Akıllı şebekeler üzerinden kaybı, kaçağı, üretimi ve tüketimi izleyen dünya işi kurumsal bilinç haline de getirmiş. Akıllı şebekelerin devreye girmesinin yanı sıra enerji verimliliği ürün etiketleri de günümüz dünyasında tüketiciyi teşvik eden bir başka uygulama olmuş. Sanayi tesislerinde de enerji tüketiminin hem elektrik hem de ısı olarak tüketim noktaları bazında yakından izlenmesi, enerji kullanımındaki bilinci ve verimliliği artırmış.

Enerji Verimliliği Derneği Başkanı Murat Kalsın, enerji verimliliğinde bireysel bilinçlendirmeye dönük yapılan çalışmaların etkisinin yüzde 5 olduğunu belirterek toplumun yarattığı katkının uzun vadede daha kalıcı büyüklüklere ulaşacağını söylüyor. Ulaştırmadan binalara kadar enerjinin tüketildiği pek çok noktada birey davranışının önem taşıdığını belirten Kalsın, sanayide uygulamaya dönük projelerin de daha çok konuşulması gerektiğini ifade ediyor.

Tam bu noktada finans kurumlarının kritik bir rolü olabileceğini ifade eden TSKB Genel Müdürü Suat İnce ise bankaların enerji verimliliği kriterleri koyması, bu konuda yatırımcı sektörleri yönlendirmesi gerektiğine değiniyor. “2009 yılından bu yana uluslar üstü kalkınma finansmanı kurumlarından sağladığımız iklim değişikliği temalı fonlarla ülkemiz özel sektörünün enerji verimliliği yatırımlarına kaynak aktarıyoruz. Son dönemde Türkiye’den alanlarında ilk olan Yeşil/Sürdürülebilir Tahvil ve Sermaye Benzeri Sürdürülebilir Tahvil ihraçlarımızla sağladığımız fonlarla da enerji verimliliği projelerini desteklemeye devam etmekteyiz.” diyen İnce, bu alanda finans sektörüne büyük sorumluluklar düştüğünü hatırlatıyor.

TEDAŞ Genel Müdürü Halil İbrahim Leventoğlu ise 15 yıl önce elektrikte kayıp kaçak oranı yüzde 22- 23’ler mertebesinde olduğunu hatırlatarak, “Şimdi kayıp kaçak oranı dağıtımda yüzde 14, iletimle parçaladığınızda yüzde 12’lere geldi. ‘Bugün 10 puan daha verimliyiz’ diyebiliriz. Bu, kayıp kaçağın yüzde 50 azaldığını gösteriyor. Dağıtıma arz edilen enerjinin 250 milyar kilovatsaat olduğu düşünüldüğünde, bu en az 25 milyar kilovatsaat enerji demektir” bilgisini veriyor.

VERİMLİLİK HAMLESİNDE SIRA SANAYİDE
Bireysel hareketleri artık daha büyük adımlara çevirmek gerektiğini aktaran Enerji Verimliliği Derneği Başkanı Murat Kalsın, dernek olarak gelecek 3 yıllık stratejilerini oluşturduklarını da belirtti. İşi bir değil birkaç basamak yukarı taşıyacak hamlenin sanayiden geleceğini anlatan Murat Kalsın şöyle konuştu: “2000’lerden bu yana yapılanları düşündüğümüzde verimlilikte olması gerekenin yüzde 25’ini yakaladığımız tahmin ediliyor. Bireysel adımlarla başlattığımız enerji verimliliğinde şimdi elimizde güzel bir reçete var. Türkiye’de enerji tüketiminin yüzde 35’i sanayide, yüzde 25’i ulaşımda, yüzde 30’u ise konutlarda. Şimdi hedef sanayi. Ayda bir defa ‘Verimli Buluşmalar’ adı altında toplantılar yapacağız. Enerji sektöründeki teknik kadrolarla buluşacağız. Enerji verimliliğinde daha agresif adımlar atmamız gerekiyor. Mevzuat ve düzenlemelerin yanı sıra toplumsal olarak da harekete geçmemiz lazım. Onun için biz de Enerji Verimliliği Derneği olarak enerji verimliliği hareketini başlatıyoruz. En çok enerjiyi çeken sanayi kuruluşlarını yanımıza çekeceğiz. 11-12 Nisan’da tarihleri arasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenecek olan Enerji Verimliliği Forum ve Fuarı’nda etkin rol oynayacak, sanayi firmalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve kurumları bu fuarda Enerji Verimliliği Hareketi için bir araya getirerek hep birlikte ortak bir söylem oluşturmaya çalışacağız” dedi.

KAYIP KAÇAK ORANI % 3’LERE KADAR DÜŞEBİLİR
TEDAŞ Genel Müdürü Halil İbrahim Leventoğlu, 2017 yılında hazırlanan eylem planına göre üretimden iletime ve dağıtıma kadar ana hedefin enerji verimliliğinin artması olduğunu söyleyerek “2005-2015 yılları arasında birincil enerji tüketimi yüzde 46 arttı. Türkiye’de yıllık kişi başına enerji tüketimi 2,96 megavat. AB ortalaması ise 5,97 megavat. Yani Türkiye’deki enerji tüketiminin 2 katına kadar artma potansiyeli var. Son tüketicinin enerji verimliliğinde birinci görev bizim. Binalarda ve sokaklarda akıllı şebekelerle yüzde 14’lük bir verimlilik yaratma alanı var. Türkiye’de kayıp kaçak oranı nasıl yüzde 22’lerden yüzde 12’lere geldiyse, bu akıllı şebekeler ile yüzde 3-4’lere kadar inebilir. Çünkü kayıp kaçağın en azından yarısı teknik sebeplerden kaynaklanır. Türkiye’de gelecek yıllarda enerji tüketimi AB ortalamalarına daha da yaklaşacaksa, buna verimliliği artıra artıra ulaşmamız gerek” diye konuştu. Türkiye’de elektrik kesinti sürelerinin aşağıya çekilmesi gerektiğine değinen Leventoğlu, özellikle sanayide kesintisiz elektrik erişiminin önem arz ettiğini ve verimliliği etkilediğini, katlamalı etkilere yol açan bu konuda hedefl erinin bulunduğunu da sözlerine ekledi.

ENERJİ VERİMLİLİĞİNDE DOĞRU PROJELENDİRME ÇOK ÖNEMLİ
TSKB Genel Müdürü Suat İnce de firmaların önünde enerji verimliliği konusunda hala önemli bir yol olduğunu belirtti. Enerji verimliliği konusunda küresel boyutta biriken kaynağın henüz Türk finansal sistemine yeteri kadar çekilemediğine işaret eden İnce, TSKB olarak sürdürülebilirlik yatırımlarına verdikleri destekle Türkiye’nin yıllık karbondioksit salımının 12 milyon ton azalmasına katkıda bulunduklarını, bu rakamın 2,4 milyon ton’luk kısmı enerji verimliliğinden kaynaklandığını ve sağlanan enerji tasarrufunun 4,7 milyon Gigacal/yıl’a ulaştığını dile getirdi. Sürdürülebilirlik temalı yatırımların kredi portföyünün %73’ünü oluşturduğuna vurgu yapan İnce, 2009 yılından bu yana uluslararası kaynaklardan temin edilen orta ve uzun vadeli fonlarla 80’in üzerinde enerji verimliliği projesine yaklaşık 655 milyon dolar finansman sağladıklarını ifade etti.

Enerji verimliliği yatırımlarının her sektörde yaygınlaştığını belirten İnce sözlerine şöyle devam etti: “Enerji verimliliği yatırımlarında özellikle enerji girdisi yüksek olan, demir çelik, çimento, tekstil, otomotiv, kimya ve plastik gibi sektörler öne çıkıyor. Yatırım alanı olarak baktığımızda ise enerji verimliliği projelerinin atık ısıdan enerji üretimi, tesis modernizasyonu, enerji optimizasyonu, enerji verimli teknolojiler, yalıtım, aydınlatma, taşıma ve yeşil binalar gibi geniş bir yelpazeye yayıldığını görüyoruz.”TSKB’nin danışman banka anlayışının, pek çok reel sektör yatırımında olduğu gibi, enerji verimliliği projelerinde de büyük fark yarattığını söyleyen İnce şöyle konuştu: “Reel sektörün doğru projelerle kaliteden ödün vermeksizin enerjiyi verimli kullanır hale gelmesi üretim maliyetlerini düşürüyor ve yatırımcı firmalara önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. İşte biz de bu doğru projelerin tespit edilmesinde devreye giriyoruz. Asgari şartlar gerektiren birtakım teknik kriterlerimiz var, bu şartları sağlayan projeler her zaman anlamlı kazançlar doğuruyor. TSKB olarak çok tecrübeli bir Mühendislik ve Teknik Danışmanlık ekibimiz var. Bu özelliğimizle Türk Finans sektöründe tek olduğumuzun altını çizmek istiyorum. Finansman olanaklarımızla beraber aklımızı ve tecrübemizi de koyduğumuz projelerle ciddi farklar yaratıyoruz. Müşterilerimiz de bu konudaki memnuniyetlerini her zaman paylaşıyorlar.”

5 sektörü bilinçlendirip 6’ncı sektörü oluşturacak
Enerji Verimliliği Derneği Başkanı Murat Kalsın, “Ekonomide 5 temel sektör var. Enerji, sanayi, tarım, ulaşım ve inşaat. Biz bu 5 sektörü bilinçlendirip 6’ncı sektörü oluşturmak istiyoruz. Bu da enerji verimliliği sektörü. 2017 yılında dünyada yapılan enerji yatırımlarının büyüklüğü 1,8 trilyon dolar. Bu pastanın yüzde 13’ü enerji verimliliği yatırımlarından oluşuyor. Bu da yaklaşık 235 milyar dolara tekabül ediyor. Türkiye’de ise yatırımlar henüz sınırlı ve daha alınması gereken çok mesafe var” dedi.

TEDAŞ 2 projesiyle verimlilikte çıtayı yükseltecek
Halil İbrahim Leventoğlu, enerji verimliliğinde TEDAŞ olarak 2 proje yürüttüklerini söyledi. Önümüzdeki 5 yıl içinde yol aydınlatmalarının yüzde 30’unun LED’li armatürlerden oluşacağını belirten Leventoğlu, “6,6 milyon aydınlatma armatüründe gelecek değişiklik yüzde 20-40 arasında verimlilik oluşturacak. Ayrıca şebekede kullanılan bir çok malzemenin teknik şartnamelerini değiştirerek verimliliğe katkı sağladık. Bir projemizde, üretilen malzemelerin yurtdışına gönderilmeden buradan test edilmesini sağlayacak bir ‘test laboratuvarı’ olacak” dedi.

Maliyet değil, yatırım penceresinden bakın
Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkan vekili ve Özyeğin Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Murat Özyeğin, enerji verimliliğinde üniversitenin çalışmaları hakkında bilgi vererek grubun bakış açısını anlattı. “Fiba Grubu olarak biz enerji verimliliğine bir yatırım olarak bakıyoruz” vurgusunu yapan Murat Özyeğin, “Enerji verimliliği projelerine bir masraf ya da maliyet olarak bakmamak gerekir. Örneğin, bir rüzgar santrali yatırımını oluştururken Fiba Grubu olarak o türbinden kesintisiz üretim performansını nasıl yakalarız anlayışı ile yatırımımızı şekillendiriyoruz” dedi. Murat Özyeğin, kesintisiz üretim ve verimlilik esasıyla yatırımı şekillendirirken başta maliyetler yukarı çekilse de yıllar içerisinde kendilerine geri dönüşünün aslında ‘tasarruf’ olduğunu anlattı. Bu anlayışı Özyeğin olarak tüm faaliyet gösterdikleri yatırımlarında önceliklendirdiklerini de belirten Özyeğin, “Bir konut projesinde ‘daha az nasıl enerji harcar’ diye arsa payımızı düşürmek pahasına geliştiricimizle daha baştan konuşmaya başlıyoruz. Tüm bunları bir ‘şart‘ olarak dökümanımıza yazıyoruz”diye konuştu.

Swiss Otelin bundan 2 sene önce yapılan renovasyonu nu da hatırlatan Özyeğin, “Türkiye’nin en zor dönemiydi. İstanbul’da otelciliğin çok zor zamanlar geçirdiği bir dönemdi. Swissotel’e, metrekareye böldüğünüzde enerji verimliliği konusunda en maliyetli yatırımlardan birini yapmış olduk. Bu yatırım geri dönüşünü, 3-3.5 yılda geri almış olacağız. ‘Ne harcıyoruz?’ diye bakmadık. ‘Getirisi ne olacak?’ diye baktık. Bazen yatırımcılarda fi nansman maliyetini büyütmemek adına çekimserlik olabiliyor. Burada iş biraz bankalara da düşüyor. Finansmanını yaparken işin verimliliğini de mutlaka sorgulaması gerekir” açıklamasını yaptı.

Özyeğin Üniversitesi Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi (EÇEM) Direktörü Prof. Dr. Pınar Mengüç’ün liderliğinde bir çok proje geliştirdiklerini de aktaran Murat Özyeğin, üniversite çatısı altında imza atılan pek çok projeye ve akademik çalışmalara AB kaynaklarını da seferber ettiklerini anlattı ve “Özel sektörle kamuyla TÜBİTAK ile reel sektörle bir çok proje geliştirdik” dedi.

Verimliliği finansman boyutuyla çözecek firmalar artmalı
Escarus Genel Müdürü Hülya Kurt, bir enerji verimliliği projesinin su tüketimini azaltmaktan hammadde kullanımındaki iyileşmelere, bakım maliyetlerini düşürmeye, kalite sorunlarını azaltmaya ve ekipman kullanım ömrünü uzatmaya kadar bir işletmenin hayatında dokunduğu pek çok alan olduğunu anlattı. Kurt, “Enerjiden 1 TL’lik tasarruf sağlanırken, diğer faydaların parasal karşılığı 2-3 TL olabiliyor. Daha da önemlisi, sağlanan bu faydalar, kimi zaman karar alıcılar için enerji verimliliğinden çok daha büyük bir anlam ifade edebiliyor. Şimdilerde enerji verimliliği projelerinde ölçülebilen, sayısallaştırılabilen bu tür enerji-dışı faydalar da hesaba katılıyor” dedi.

Sadece finansal tarafı değil, hukuki ve idari tarafı da iyi kurgulanmış bir Enerji Verimliliği Fonu’nun Türkiye’de hayata geçirilmesinin önemine vurgu yapan Hülya Kurt, “İnovatif finansman modellerinden birisi de ESCO diye bilinen, enerji verimliliği hizmetini finansman teminiyle birlikte gerçekleştiren firmalar. Türkiye’de kanunla tanımlanmış Enerji Verimliliği Danışmanlık (EVD) şirketleri var, sayıları 40’ı geçti. Bunlar eğitim, enerji etüdü, danışmanlık gibi işler yürütüyorlar. Bazılarının teknik yeterliliği de gerçekten çok yüksek. Ancak işi finansman boyutuyla birlikte ele alabilen EVD şirketi yok denecek az. Çünkü ESCO olabilmek için Enerji Performans Sözleşmesi (EPS) yapacak teknik yeterliliğe ve finansal güce sahip olmak gerekiyor. Türkiye’de gerçek anlamda, doğrulaması yapılmış EPS o kadar az ki sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. ESCO ve EPS elbette bütün problemlerin çözümü değil, hatta bunlar kamuyla yürütülen işlerde daha çok verim sağlayan modeller, ancak Türkiye henüz çerçeve uygulamalar aşamasına bile gelemedi” açıklamasını yaptı.

Enerji verimliliğine münhasır finansal mekanizmaların, bu alana tahsis edilmiş özel fonların önemini anlatan Kurt şunları söyledi: “Türkiye’de bu hususta geçmişte birtakım çalışmalar yapıldığını biliyorum, ancak konu bir türlü karar alıcıların öncelikli konusu haline getirilemedi. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nda bu husus yatay bir eylem, yani diğer bütün eylemleri kesen bir eylem olarak tanımlanmış. Bunu çok yerinde bir adım olarak değerlendiriyorum. Eğer bu başarılabilir, sadece finansal tarafı değil, hukuki ve idari tarafı da iyi kurgulanmış bir Enerji Verimliliği Fonu hayata geçirilebilirse, hem sanayide hem de binalarda büyük iyileştirmelerin hızlanacağını göreceğimizi düşünüyorum. Bunun için her şeyden önce üst düzey politik sahiplik gerekiyor, karar alıcıların bu konuyu öncelikli olarak değerlendirmesi gerekiyor.”