Ukrayna krizi Türkiye’nin enflasyonla savaşını vurdu

Enerji Uzmanı Ali Arif Aktürk, Rusya ve Ukrayna arasındaki krizin doğalgaz ve petrol fiyatlarının yanı sıra pek çok girdi fiyatını da yukarı taşıyarak, Türkiye'nin enflasyonla mücadele çalışmalarına zarar vereceğini söyledi. Aktürk, "Petrol fiyatları 100 doları aşar" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mehmet KARA

BOTAŞ Gaz Alım Dairesi Eski Başkanı ve Enerji Günlüğü Yazarı Ali Arif Aktürk, Ukrayna krizi ile kısa ve orta vadedeki olası etkileri konusundaki sorularımızı cevapladı.

Ukrayna-Rusya kavgasının enerji üzerine etkileri neler olur?

Rusya’nın, Ukrayna’nın doğusundaki iki bölgenin bağımsızlığını tanımasına karşı Batı’nın yaptırımlar yoluna gitmesiyle 2021 yılında artmış bulunan enerji fiyatlarının daha da artacağını tahmin ediyorum. Özellikle gaz tarafında. En büyük şansımız bahara ve yaza gidiyor olmamız. Çünkü Avrupa tarafında gaza talep düşüyor. Talepten kaynaklanan bir fiyat artışı etkisi azalıyor.

Rusya tarafından gelen açıklamalara ne diyorsunuz?

Evet, tabii bu yaşananların psikolojik etkisi de var. Dün (22 Şubat 2022) Medvedev, Avrupa 2000 dolarlık gaz fiyatına hazırlansın diye bence talihsiz bir açıklamada bulundu. Aslında Avrupa kamuoyunu yanına çekebilmek için yapmıştı ama etkisi farklı olur.

Buradaki kastı LNG fiyatları değil miydi?

Avrupa likit bir piyasa. Artık boru gazı fiyatı diye bir şey kalmadı. Avrupa’da HUB dediğimiz, sekiz adet doğalgaz ticaret merkezi var. Özellikle TTF olarak bilinen Hollanda’daki hub 2008 yılından sonra ciddi şekilde öne çıktı. Artık gaz ticareti TTF’e endeksli şekilde alınıp satılıyor, hatta Rus doğalgaz kontratları da Hollanda fiyatına döndü. Hatta biz 2021’de sona eren kontrat kapsamında ithal ettiğimiz Rus doğalgazını da yüzde 70 oranında Hollanda’ya endeksli formülle belirlenmiş fiyattan alıyorduk.

Bileşik kaplar sistemi işliyor LNG’de diyorsunuz…

Evet, yani Avrupa’daki fiyatlar 2000 dolar seviyesine çıkarsa bu otomatikman Uzakdoğu’daki fiyatları da etkileyecek, Rusların satış fiyatını da etkileyecek. Hatta bizim üzerimizden Avrupa’ya giden Azerbaycan gazı bile bundan etkilenecek. Ki bu gaz İtalya’daki HUB fiyatına göre satılacak ve İtalya HUB’ındaki fiyat Hollanda fiyatı ile yüzde 98 oranında korele. Yani Şahdeniz gazı da o fiyata ulaşmış olacak. Yani Ukrayna’daki karışıklık enerji fiyatlarını doğrudan etkileyecek bir hareket oldu.

Özellikle doğalgazda demiştiniz, ya petrol?

Tabii bunun bir de petrol boyutu var. Rusya, doğalgazın yanında Karadeniz üzerinden Türkiye’ye ve dünyaya petrol satıyor. Buradaki siyasi karışıklık, çatışma riski, petrol fiyatlarını da otomatik olarak yukarıya taşımaya başladı. İşte hemen 22’sinden sonra brent petrolü yukarı doğru hareketine başladı. Zaten 90’lar 95’ler civarındaydı. Ben bu hafta kapanmadan 100 doları bulacağını tahmin ediyorum.

Durum sakinleşmezse daha da yukarıya gider mi?

Kısa vadeli de olsa 110 dolarlara çıkar diye düşünüyorum. Ama 110 dolarlar seviyesinde kalıcı olacağını tahmin etmiyorum. Bunun nedenleri de ayrı tartışılır. Çünkü petrolün yüksek seyretmesi kendi alternatifl erinin de daha rekabetçi hale gelmesine sebep oluyor. Elektrikli araçların yaygınlaşması, yüzde 60’ı ulaştırmada kullanılan petrol için tehdit. Bu açıdan elektrik üretiminde kullanılan nükleer de bir alternatif, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklar da. O yüzden petrol 110 dolarlarda çok durmaz, gevşer.

Enerjide yükselişe karşı dünyanın eli boş mu duracak?

Amerika’nın ve Avrupa’nın yaşadığı yüksek enfl asyonist ortam var ve faiz artışlarına gidecekler. ABD Merkez Bankası Fed bu sene 6-7 kez faiz artıracağını söylüyor ve tahminim Martta da 50 baz puanla buna başlayacak. Faiz artışıyla parasal genişlemeden U dönüşü yapınca da başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarında düşüş bekliyorum ben. Ama tabii Ukrayna krizi ayrı, bir ters dönüş oldu. Çünkü emtia fiyatlarında sadece petrole değil ve buğday fiyatlarına da artış şeklinde etkisi olacak. Gübre fiyatlarına keza öyle. Yani Rusya, Ukrayna ciddi gübre üreticisi. Mesela Türkiye yine Ukrayna ve Rusya'dan çok ciddi bir şekilde buğday satın alıyor birinci ve ikinci sırada. Gıda fiyatlarını da artıracak bir durum oldu.

Bu şartlar altında Türkiye ne durumda sizce?

Pandemi sonrasında dünyada hızlı bir büyüme var, ABD, Fransa, İngiltere’de böyle. Türkiye de hızlı büyüdü ama bu durum yurt dışındaki emtia fiyatlarının da artışıyla enflasyonist bir ortam yarattı. Tabii 2021’in sonunda kendi yarattığımız başka bir krizimiz oldu. Kur krizini biz kendi elimizle yaratık. Bu faiz inatlaşmasıyla politika faiz inatlaşmasıyla bir anda Aralık ayında kuru hoplattık. Ve işte ekim ayında 8 küsurlar civarında bulunan dolar bugün 13.80-13.90’lar seviyesinde. Ve Ukrayna krizine çok kırılgan bir yapıda yakalandık.

Bu kırılganlıkla hangi alanlara ne şekilde etkilenecek ülke?

Fiyatları bir kenara bırakalım, Türkiye’nin NATO ülkesi olması nedeniyle Batı kampında yer alması yönünde bir yaptırım baskısı gelirse Ankara’nın bunu uygulaması çok zor, hatta imkansız. Biz buğdayımızı Ukrayna ve Rusya’dan ithal ediyoruz. Petrolü oradan ithal ediyoruz. Doğalgazın yüzde 40’ını Rusya’dan ithal ediyoruz. Biz İran yaptırımlarının bile arkasından dolaşmak için yok altın ticareti ile yok sınır ticareti gibi birtakım yollara gitmiştik. Rusya ile bunu yapmamızın imkanı yok. Onun ötesinde Rusya ile hem Akkuyu Nükleer Santrali işimiz hem de işte S-400 gibi problemlerimiz de var.

Yeni ekonomi paketi suya düştü diyebilir miyiz?

Dediğim gibi, ekonomik açıdan çok kırılgan bir dönemde yakalandık. Enfl asyonu düşürme hedefl eniyor. Normal vaktinde yapılırsa Haziran 2023’te seçim var, erken de olabilir. İşte 13-14 aylık bir periyottan bahsediyoruz Türkiye’de seçimler gündemdeyken siyasilerin de bu enfl asyonu düşünmesi gerekiyor. Petrol, buğday, gübre fiyatları artarken enfl asyonun düşmesi neredeyse imkansız hale gelecek.

Ukrayna-Rusya krizinin geçmişi ve arka planı ne?

Rusya-Ukrayna çekişmesi yeni değil, 2000’li yıllardan beri devam ediyor. Hatta biz o dönemde sadece Ukrayna üzerinden gelen hattan gaz alıyorduk. Ve bu kavganın sonuçlarını özellikle kış dönemlerinde gaz kesintisi olarak hep yaşardık. 2008’lere gelindiğinde kavganın boyutu büyüdü. Rusya Ukrayna’yı gazını çalmakla suçladı. Ukrayna da soğuk havaları bahane etti. Aslında Avrupa’ya, Balkanlara ve Türkiye’ye Rus gazı taşıyan en büyük hat Ukrayna’dan geçiyordu. Ukrayna bu hattan gaz taşırken taşıma bedelini gaz olarak alır, ihtiyacını oradan karşılardı. Kış döneminde iç tüketimi arttığı için sözleşmedeki miktarın üzerinde gaz çekince Ruslar bunu hırsızlık diye niteliyorlardı. Ukraynalılar da kış koşullarını bahane ediyorlardı. Ama sonuçta daha aşağı ülkelerde Avrupa’da ve Türkiye’de bunun etkileri yaşanıyordu. Bu arada Ruslar arz esnekliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’daki yer altı depolarını da kullanıyorlardı. İki ülke 2009- 2019 dönemini kapsayan 10 yıllık yeni bir anlaşma yaptılar. Taşıma ücretini biraz farklılaştırdılar. Ve o günden sonra da Ruslar Avrupa’ya ve Türkiye’ye gaz akışında Ukrayna’yı devreden çıkarmak için proje geliştirme yoluna gittiler. Kuzey Akım 1, Kuzey Akım 2, başlangıçta adı Güney Akım olup Bulgaristan’a çıkacak şekilde geliştirilen daha sonra yönü Türkiye’ye çevrilen bugünkü Türk Akım ile Ukrayna’yı by-pass ederek bugünlere geldiler. Bu hatların etkisiyle Ukrayna üzerinden Avrupa’ya Rus gazı akışı azalmış durumda. 2019- 2024 arasında başka bir anlaşma devreye girmiş, buradan taşınacak gaz yıllık 45 milyar metreküpe düşmüştü. Bu miktar daha önce 100 milyar metreküpün üzerindeydi. Ve bu gaz da daha çok Ukrayna’ya komşu Polonya ve Slovenya gibi ülkelerle Almanya’nın ihtiyacının bir kısmını tedarik etme amaçlıydı.