"Ham madde ve ihracat için dev yatırımlar şart"

Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Zeki Sarıbekir, "Ham madde sorunlarını çözmek adına petrokimya, demir-çelik gibi büyük projeler desteklenmeli, teşvik edilmeli." dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Zeki SARIBEKİR - Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı

20’nci yüzyılın başından bu yana dünya milyonlarca kişinin öldüğü iki büyük savaş, iç savaşlar, felaketler ve hastalıklar gördü. Her biri dünyanın belirli bölgelerini etkiledi, bazı ülkeler bu tür olaylardan uzak durdu, korundu, kaçındı… Asya ve Afrika’yı vuran salgınları yaşadık son bir asırda. Lakin dünyanın her ülkesini, her karış toprağını etkileyen tek korku COVID-19 pandemisi oldu.

20’nci yüzyılın başından bu yana yaşadıklarımız bizlere teknolojiye daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu gösterdi. Başta gıda, ilaç ve temizlik malzemeleri tedariği olmak üzere ham maddenin, lojistiğin hayati önemini öğrendik. Son dönemde de dünyanın en önemli ilaç şirketleri, virüse karşı aşı geliştirirken en büyük telaş formülden çok yine tedarik ve saklama oldu. Lojistik ve depolamanın hassasiyeti ile dünyanın her ülkesine aşının hızlı olduğu kadar bozulmadan, güvenli bir şekilde ulaştırılması şu anda ilaç üreticilerinin ve yöneticilerin ilk düşüncesi. Pandemi bizlere lojistiğin, tedarikin ve güvenli ürünün önemini gösterdi. Bu süreçte Türkiye; büyük bir başarıya imza atarak tedarik zincirini aksatmadı. Hatırlayacağınız üzere; Avrupa’nın dünyaya yön veren ülkelerinde market ve rafl arda ürün sıkıntısı yaşanırken, Türkiye’de bir anlık bile sorun yaşanmadı. Türkiye’de üretilmeyen ürünler bile lojistik sektörünün büyük emekleriyle raflarda yer aldı.

Gıda, temizlik, kişisel bakım ve ilaç sanayinde aksamayan bu zincirin kahramanlarından biri de ambalaj sektörü oldu. Ambalajın koruduğu ürünlerin güvenli olduğunu COVID-19’da hepimiz bir kez daha gördük, yaşadık. Ürünlerin üzerindeki kimlikler, iletişimde olabileceğiniz marka isimleri, içerikler tüketicilere güven duygusunun önemini hissettirdi. Pandemi sürecinde ambalajsız ürünlerden ambalajlı ürünlere doğru büyük bir geçiş olduğunu gördük ve yaşadık. Daha ekonomik olsa bile açıkta olan ürünler yerine ambalajlı ürünlere doğru bir yönelik oldu. Sektörümüzün müşterileri arasında olan turizm tesislerinde yaşanan sektörel daralmaya rağmen ambalaj pazarında yüzde 10’luk bir büyüme yaşandı.

9 PETKİM’e daha ihtiyacımız var 100 bin kişiye istihdam sağlayan ambalaj sektörü olarak bu dönemde yakaladığımız güvenin yarattığı başarıyla 5 milyar dolarlık bir ihracat hedefini yakalamak üzereyiz. Kişi başı ambalaj tüketiminde de Türkiye, ABD ve AB ülkelerine de hızla yaklaşıyor. Şu anda Türkiye’de kişi başına düşen ambalaj tüketimi 260- 270 dolar seviyesinde. Avrupa’da bu oran 350-400 dolar civarında. 5 yıl içerisinde de AB ve ABD’yi yakalayacağımıza 

inanıyoruz. 10 yıl önce 100 dolar olduğunu düşünürsek, bu hedef tutacaktır. Özellikle sektörümüzün ve sanayimizin yolunun daha da açılmasıyla. İhracat yapıp, cari fazla veren ender sektörlerden olan ambalaj sektörü hala başta plastik olmak üzere bazı alanlarda ithalata bağlı. 5 milyar dolarlık ihracatın yüzde 55- 60’ı plastik ambalaj. İç piyasada bu oran yüzde 40’ı karşılayacak oranda. Bunun için Türkiye’nin “acil” koduyla ilgileneceği konulardan biri; büyük yatırımlara verilecek destek olmalı.

Ham madde üretimine ağırlık verecek bu tür yatırımlar bizler gibi üreticilerin maliyetlerini de uzun vadede indirecek ve ihracat hızını da artıracak. Bununla ilgili birkaç örnek vermek isterim. Yüksek fırına sahip Erdemir, İsdemir ve Kardemir dışında demir-çelik fabrikasını devreye alamadık. Petkim dışında Propilen elde edeceğimiz petro kimya tesisimiz iç pazarımıza yeterli ürün tedarik edemiyor. Türkiye’nin biz ambalaj sektörünün 9 tane Petkim’e ihtiyacı var. Bizler kendi sektörümüze yatırım ve teşvik istemekten öte Türkiye’nin ve Türk ekonomisinin gelişmesine katkı sunacak bu yatırımlara odaklanılması gerektiğini de düşünüyoruz.

Dünya artık STA’lar üzerine kuruluyor

Önümüzdeki dönemde lojistik olarak hammaddeye ulaşılabilirlik önem kazanacak. Bizim müşterilerimiz ne kadar çok ülkeye serbest bir şekilde ticaret yaparsa biz de daha fazla ambalaj üretiriz. Bu da Türkiye’nin ihracatını artırır. Şu anda dünyanın farklı coğrafyalarında ciddi ekonomik bloklaşmalar oluşuyor, ülkeler birbirleriyle Serbest Ticaret Anlaşmaları imzalıyor. Bakın bu yılın ekim ayında dünyanın en büyük 5 ekonomisinden olan 5 trilyon dolarlık Japonya ve 3 trilyon dolarlık İngiltere STA imzaladı.

Yine geçtiğimiz günlerde 15 Asya- Pasifik ülkesi, dünyanın en büyük ekonomik bloğunu Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nı (RCEP) imzaladı. RCEP’le kurulacak ticaret ortaklığı, 25 trilyon dolarlık bir pazar büyüklüğüne sahip olacak. Daha önce dünyadaki en büyük pazar yaklaşık 18 trilyon dolar ile Avrupa Birliği’ydi. Onu, 11-12 trilyon dolar ile ABD, Kanada ve Meksika gibi Amerika kıtasındaki ülkelerin kurduğu NAFTA takip ediyordu. RCEP, Avrupa Birliği’nden yaklaşık yüzde 30, NAFTA’dan neredeyse yüzde 100 daha büyük olacak.

Bizler yeni STA’lar imzalayarak ülkelere direkt olarak ihraç içerisinde olacağız. Hem de endirekt olarak Türkiye’deki müşterilerimizin ihraç ettiği için gelişiriz. Bu nedenle STA’ların da yeni dönemde çok önemi var.

Neler yapmalı?

● Türkiye, görüşmelerini sürdürdüğü Serbest Ticaret Anlaşmaları’nı tamamlamalı, yeni ülkelerle görüşmeye başlamalı.

● Üretim ve ihracata odaklı sektörümüzde yedek parça ithalatında TSE’ye takılmalar yaşanıyor. Bu sorun hızla aşılmalı.

● Lojistikte navlun fiyatları oldukça artmış durumda. İhracat demek, nakliye demektir. Yeni ülkelere belirli sürelerle navlun destekleri yapılmalı.

● Sektörümüzün en büyük sorunu ise ara eleman sıkıntısı. “Meslek Lisesi, Memleket Meselesi”. İSO meslek eğitimi projesi başta olmak üzere bu tür projeler desteklenmeli.

● Ham madde sorunlarını çözmek adına petrokimya, demir-çelik gibi büyük projeler desteklenmeli, teşvik edilmeli.