14 °C

Jeotermal yatırımlara ‘etik kurul’ gözetimi

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER), bu alandaki yatırımların ekonomik, sosyal ve doğal çevreyle en uyumlu şekilde yapılıp işletilmesini gözetip denetlemek üzere bir etik kurulu oluşturuyor.

Jeotermal yatırımlara ‘etik kurul’ gözetimi

Mehmet KARA

Türkiye’nin elektrik üretim tesisleri içinde jeotermal santrallerinin (JES) sayısı ve ağırlığı giderek artıyor. Yaklaşık 1500 MW ile toplam kurulu güçteki payı yüzde 1.5’i aşan JES’lerin elektrik üretimindeki payı ise yüzde 3’lere ulaştı. Kesintisiz bir kaynak olması nedeniyle diğer yerli ve yenilenebilir kaynaklardan daha etkili kabul edilen jeotermale yönelik eleştiriler de de ortaya çıkıyor.

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) Başkanı Ali Kındap’a, sektörün durumunu, sorunlarını ve beklentilerini sorduk.

Jeotermal elektrik üretimi nereden geldi, nereye gidiyor? Aslında jeotermal alanındaki çalışmaları yaklaşık 40-50 sene önce MTA başlatmış. Ama bunlar sondaj ve arama faaliyetiyle sınırlı kalmış. Daha sonra jeotermal ruhsatı alımının ve MTA’nın elindeki sahaların birtakım teşvik ve destek mekanizmaları eşliğinde özel sektöre açılmasıyla, sektör geçtiğimiz 10 senede yoğun bir yatırımcı ilgisiyle karşılaştı.

Bu sayede 35 sene önce Denizli’nin Kızıldere bölgesindeki 15 megavat’lık (MW) ilk tesisle ile başlayan jeotermal elektrik santrali alanındaki kurulu gücümüz bugün 1526 MW’ye ulaştı.

Elektrik üretimi açısından jeotermalin önemi nedir?

Çok önemli, çünkü bir kere jeotermal yerli ve yenilenebilir bir kaynak. Dolayısıyla elektrik üretiminde dışa bağımlılığımızı azaltıyor. Jeotermal kaynaklar açısından dünyanın en zengin ülkeleri arasındayız ve bu zenginliği dışa bağımlılıktan kurtulmak için kullanabiliriz.

Jeotermalin elektrik dışı kullanımı nasıl?

Bugün çoğunluğu Batı Anadolu’da olmak üzere 100 binden fazla konut jeotermal ile ısınıyor. Yaklaşık 5000 dönümlük sera ısıtması var. Ayrıca çok sayıda termal turizm alanı ve bu bölgede birçok kaplıcalar var.

Dolayısıyla turizmde de ciddi bir katkısı var. Biz bu zenginliği ülkenin geneline yaymak, jeotermal yatırımlarını daha da arttırarak ülkenin kalkınmasına ve gelişmesine önemli katkı sunmak istiyoruz.

Jeotermal yatırımlarının çevreye zararı yok mu?

Elbette her ekonomik faaliyetin çevre üzerinde birtakım etkileri var. Önemli olan bunları minimuma indirerek söz konusu faaliyetleri sürdürülebilir kılmak. Bugün JES kurulu gücünde en büyük oyuncu 3500 MW ile ABD. Bu rakama 60 yılda ulaşılmış. Bu kadar uzun sürede hayata geçirince etkileri daha sınırlı ve daha az görünür olmuş. Ama biz 10 senede çok hızlı yol kat ettik. Türkiye’de bir yılda toplam 140 petrol ve doğalgaz sondajı hedeflenirken biz bazı yıllar 200 ün üzerinde jeotermal sondajı yaptık. Bu kadar yoğun çalışmanın olumsuz yansımaları oldu. Ama yaşananlardan alınan derslerle bir takım tedbirler, yeni regülasyonlar devreye sokuldu. Yatırımcılar giderek çevredeki insanlara, ekonomik çabalarına, ekonomik faaliyetlerine, tarıma zarar vermeyecek şekilde hareket ediyor. Gerek faaliyet yoğunluğunun azalması, gerekse alınan önlemler jeotermal faaliyetlerin yansımalarını eskiye göre çok düşük seviyeye indirdi.

Ama JES’lere yönelik tepkiler artıyor sanki?

Tepkiler değil de yansımaları artıyor diyebiliriz. Bunda eskiden yaşanmış bazı olumsuzlukların etkisi var tabii. Kimi yerel unsurlarda sanki düzeltme tedbirlerine rağmen sanki hâlâ olumsuzluklar devam edecek gibi bir algı olsa da JESDER olarak bu algıyı gerçek bilgiler ışığında değiştirmeye çalışıyoruz. İşin doğrusunu, gerçeği asla göz ardı etmeden, saklamadan vatandaşla yüz yüze, yan yana gelip anlatmaya çalışıyoruz. Aldığımız tepkileri, iyileştirmeleri, kendilerine aktararak artık o gördükleri, o yaşadıkları şeylerin bir daha olmayacağını, o şekilde cereyan etmeyeceğini anlatıyoruz. Yani bu alanda bir sulh yapmaya, bir karşılıklı uzlaşma noktasına gitmeye çalışıyoruz.

JESDER ne yapıyor bu konularda?

Jeotermal yatırımların yoğunlaştığı bölgelerde geçmiş 10 yılda yapılanlardan kaynaklanan sorunların pek çoğunu yatırımcılar özelinde çözdük. Ama hâlâ çözemediklerimiz var mı, yarın başka sorunlar çıkar mı sorularına cevap bulup proaktif davranmak istiyoruz. Çünkü teknoloji gelişiyor, yatırım şekli, lokasyonu, yatırımcıların profili değişiyor değişiyor. Dolayısıyla biz de bazı sorunların çözümünü yatırımcılara ya da başka aktörlere bırakmayıp dernek olarak bizzat ele almaya karar verdik.

Peki JEDER bizzat neleri yapacak?

Bir kere çözümü mevzuat düzenlemelerine, regülasyonlara bırakmayı doğru bulmuyoruz. Çünkü ne kadar iyi yasa yönetmelik çıkarırsanız çıkarın, halkın sorununu birebir çözemiyorsunuz, gri alanlar kalıyor. Bunlardan hareketle JESDER olarak bir “etik kurulu” oluşturalım dedik. Kurulda hem dernek üyelerinden isimler hem de bilim insanları yer alacak. Bu insanlar bir şekilde, böyle bir kurulda bir araya gelsinler ve derneğimiz adına bir takım önerilerde bulunsunlar istedik.

Peki nasıl çalışacak bu kurul?

Öncelikle Etik Kurul belli ilke ve kurallarla hareket edecek. Bu ilke ve kuralları hazırlayıp kamuoyuna da açıklayacağız. Sonra da dernek olarak bunlara uyulup uyulmadığının denetimini ve takibini yapacağız. İşte Etik Kurul’dan amaç budur. Yani geleceğe hazırlık yapmak, yaşanan sorunlardan ders alarak geleceğe yönelik hareket tarzını belirlemek, şekillendirmek. Bu çalışmaların sonuçları ortaya çıktıkça da kamuoyu ile medya ile paylaşmayı ve olumlu yansımalarını almayı hedefliyoruz.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap