Kanaat Önderi: Dünya liginde çok uzaktayız

Kanaat Önderleri'ne konuk olan Şarap Üreticileri Derneği Başkanı Ali Başman, Türkiye’nin 451 bin hektar üzüm bağı ile dünyada 5’inci, 4.1 milyon ton üretimle 6’ncı sırada olduğunu vurgularken, 30 milyar Euro’luk dünya pazarında ihracatın 10 milyon Euro gibi çok düşük düzeyde kaldığına dikkat çekti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Şeref OĞUZ - Hakan GÜLDAĞ - Vahap MUNYAR

Şarap Üreticileri Derneği Başkanı ve Kavaklıdere Yönetim Kurulu Başkanı Ali Başman, “Gündem Özel” sohbetimizde, Türkiye’nin 431 bin hektar ile bağ alanı açısından dünyada 5’inci sırada yer aldığını belirtti, “4.1 milyon tonluk üzüm üretimiyle de dünyada 6’ncı sırada bulunuyoruz. 4.1 milyon ton üzümün yüzde 4’ü şarap üretimine gidiyor” dedi. Başman, Türkiye’de kurulu şaraphanelerin toplam kapasitesinin 180 milyon litre olduğunu vurgulayıp ekledi: “3 milyon litresi ihracata yönelik olmak üzere yıllık şarap üretimimiz 79 milyon litre düzeyinde seyrediyor. Bu üretimle dünyada potansiyelimize göre olmamız gereken yerden çok uzaklardayız.”

Şarap Üreticileri Derneği Başkanı Ali Başman’a sorularımız ve yanıtları şöyle:

2.5 MİLYON LİTRELİK İTHALAT VAR

● Bu yılın bağ bozumunun sonlarına doğru geliyoruz. Öncelikle Türkiye’nin bağ varlığının düzeyini, dünya ligindeki konumunu değerlendirebilir misiniz? Türkiye, üzüm üretiminde dünyada hangi noktada? Toplam üretim içinde şaraplık üzüm üretiminin yeri nasıl? Şaraplık üzümde dünya sıralamalarına girebiliyor muyuz?

Dünyada 6 milyon 925 bin 972 ha alanda 77.8 milyon ton üzüm üretiliyor. (FAO 2019). Ülkemiz 431 bin hektar bağ alanı ile İspanya, Fransa, Çin ve İtalya’dan sonra 5’inci sırada. 4.1 milyon ton üretim ile Çin, İtalya, ABD, İspanya, Fransa’dan sonra 6’ncı sırada yer alıyor.

OIV, 2019 verilerine göre, dünyada üretilen 77.8 milyon ton üzümün yüzde 57’si şarap olarak, yüzde 36’sı sofralık olarak ve yüzde 7’si kuru üzüm olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda özellikle Çin ve Hindistan gibi Asya ülkelerinin pazara girmesiyle şaraba işlenen pay düştü, sofralık değerlendirme payı artış trendine girdi. Özellikle 2000 yılından sonra dünya sofralık üzüm üretim ve tüketiminde önemli oranda artış oldu.

Yurdumuzda ise kayıt ve envanter sistemlerinin tam olmaması nedeni ile net bilgiler maalesef yok. Kesin olmayan verilere göre, yaklaşık 430 bin hektar bağdan 4.2 milyon ton üzüm üretilip, yüzde 52’si sofralık, yüzde 37’si kurutmalık, yüzde 4’ü sarap ve 6’sı da şıralık olarak değerlendiriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı (TADB) verilerine göre, pandemi öncesi iç piyasada 76 milyon litre, ihracatta ise 3 milyon litre olarak toplam 79 milyon litre (0.79 milyon hl) şarap ve köpüklü şarap arz ediliyor. Bu rakamın bir milyon litresi köpüklü şarap.

Ayrıca 2.5 milyon litre civarında şarap ve köpüklü şarap ithal ediliyor. Kapasitemiz ise 180 milyon litre. Dünya sıralamalarında maalesef potansiyele göre olmamız gereken yerden çok uzaklardayız. 20’nci sıradaki Gürcistan bile 180 milyon litre ile 2.3 katımızda.

Ayrıca bağ alanlarımız gün geçtikçe azalıyor ki bunun en önemli nedeni ağırlıklı katma değeri düşük sofralık üzümlerin piyasa satış ve fiyat istikrarsızlığıdır.

AVRUPA'NIN ŞARABI ANADOLU'DAN

● Anadolu’da ve Trakya’da şarap üretiminin tarihçesinin epey eskiye uzandığını biliyoruz. Tarihte bu topraklarda şaraplık üzüm üretimi ve şarap üretimi nasıldı? O dönemde bu toprakların dünya şarap üretimindeki yeri nasıldı?

Hepimizin bildiği gibi şarabın ana vatanı Kafk asya, Mezopotamya, Anadolu üçgeninde birçok medeniyet şarap üretiminde ve ticaretinde bulunmuş ve Akdeniz’de bulduğumuz anforalarla dünyaya yayılmıştır. Şarabın tanrısı Dionysos bu topraklarda yaşamış, Hititler tanrılarına bu topraklarda şarabı sunmuşlardır.

Yakın tarihte Floxera döneminde Avrupa’nın şarap ihtiyacı Anadolu’dan sağlanmış ve bugünün 4 katı olan 300 milyon litreye varan satışlar yapılmıştır. Ve bu dönemde tüm Avrupa bağları Amerikan yabani köklerle aşılanarak tekrar yenilenmiştir.

Bu döneme kadar Anadolu ve Trakya’da sadece yöresel üzüm çeşitleri ile şarap üretimi yapılmaktaydı. Geçen yüzyılın başında Tekel İdaresi’nin önderliğinde Trakya'da international üzüm çeşitleri dikilmeye başlandı.

DÜNYA, 30 MİLYAR EURO'LUK ŞARAP İÇİYOR

● Dünyada şarap pazarının büyüklüğü nedir? İlk sıralarda hangi ülkeler yer alır? Türkiye, dünya şarap pazarı büyüklüklerinde nerelerde yer alır? İç pazarın büyüklüğü ne düzeyde? Son 10 yılda pazar nasıl bir seyri izledi?

Dünya şarap pazarı 30 milyar Euro civarında ve pazarın lideri 9 milyar Euro ile Fransa. Fransa’nın ardından ilk 10 şöyle sıralanır:

İtalya: 5.3 milyar Euro
İspanya: 2.6 milyar Euro
Şili: 1.8 milyar Euro
Avustralya: 1.4 milyar Euro
ABD: 1.3 milyar Euro
Yeni Zelanda: 0.96 milyar Euro
Almanya: 0.96 milyar Euro
Arjantin: 0.73 milyar Euro
Portekiz: 0.73 milyar Euro
Güney Afrika: 0.72 milyar Euro

Türkiye ise pandemi öncesi sadece 10 milyon Euro civarında kaldı. Şaraplarımız daha çok Türklerin bulundukları ülke ve pazarlarda etnik market ürünü olarak bulunuyor. Uluslararası gastronomide şu an için birkaç eksepsiyon dışında bulunmuyor. Kapalı satış marketlerde de durum benzer. İç piyasada, turizmde yapacağımız satış ve tanıtımların uluslararası gastronomiye girmemizde ciddi destek olacağını unutmamız gerekiyor.

Gelen her turist tanıtım aracımızdır. Yurtdışında uluslararası tarzda restoran sayımız artırdıkça, kendi şaraplarımızın ve mutfağımızın lezzetlerini daha rahat sundukça tanıtımı yapar ve talebi artırabiliriz.

YABANCILAR, YEREL ÜZÜMLERDEN ÜRETİLEN ŞARAPLARI TERCİH EDİYOR

● Türk şarap sektöründe yerel üzümlerin payı nedir? Dünyada yaygın olan üzüm türlerini yetiştirip Türkiye’de şarap üretmek, dünyada sektöre yeterince rekabet gücü verebilir mi? Yerel üzümlerle dünyada rekabet şansı daha mı fazladır?

Yerel üzümlerden üretilmiş şaraplar kendilerine has, özel tat olduklarından yabancı meraklıların gözünde daha fazla ön plana çıkıyor ve tercih nedeni oluyor.

İspanyollar’ın Tempranillo’su veya İtalyanlar’ın Sangiovese’si gibi Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası, Narince, Emir üzümlerimizden üretilmiş şaraplar bu toprakların kendilerine has özel tatları olarak her zaman hem yurt içinde hemde yurt dışında ilgi odağı olmuştur ve olacaktır. Bu tatlar kendimize has özel tatlardır ve dünyanın başka bir yerinde ulaşılamayacak tatlardır.

Buna karşın uluslararası üzümlerin değişik teriorlarda işlenmesi ve tatlarının kıyaslanması ayrı bir kültür ve zenginlik unsuru.

Örnek olarak Cabarnet Sauvignon üzümünden yapılmış bir şarabın dünyanın çeşitli ülkelerinde ve yurdumuzun değişik teriorlarında vermiş olduğu değişik tatlar, tanınmış bir senfonik eserin değişik orkestralar ve şefler tarafından yorumlanması gibidir.

Sonuçta, özenerek çalışılması durumunda her iki tarzın da talebi vardır. Genelde turistler yerli üzümlerden yapılmış şarapları denemek isterken yerli tüketiciler ise uluslararası üzümleri tercih etmektedirler.

Avustralya şaraba inandı, bir taşla üç kuş vurabildi

● Avustralya gibi dünyada şarap üretiminde sonradan öne çıkan, ürünleri “yeni dünya” diye nitelenen ülkeler var. Örneğin Avustralya neleri doğru yaptı da dünya şarap pazarında öne çıkabildi? İhracatları 2-3 milyar dolarlar düzeyine ulaşabildi?

Avustralya gibi ülkeler, öncelikle üzüm olmayan ülkelerinde ürüne ve şaraba inandı, tarımını destekleyeceğine, gelir getireceğine, ülkelerini daha kolay ve kaliteli tanıtacaklarına inandılar, uzun vadeli devlet stratejisi ile yeni sektör yaratıldı ve bir taşla 3 kuş vurdular. Tarihte birçok medeniyetin geçtiği bu güzel coğrafyanın değerli mirasına sorumluluğumuzun olması gerekiyor.

Yabancı şaraplar internetten tanıtılıyor, yerli yasağa takılıyor

● Hükümetin alkole karşı duruşu ile ortaya koyduğu yasaklar nedeniyle sektör sıkıntılar yaşıyor. Buna karşın, son 10 yılda sektöre yeni butik üreticilerin girdiği, kendilerine yer açabildikleri gözleniyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? Bu durum sektör açısından umut verici bir gelişme midir?

Evet, sektör kendini izah etmekte, ürettiği ürünü tanıtmakta ciddi sıkıntılar yaşamakta, internette kendini tanıtamamaktadır. Globalleşen dünyada yerli, yabancı herkes internetten bir yabancı ülke şarabının bilgisine, özeliklerine, görsellerine ulaşabilirken, hatta yurt dışından satışlarını gerçekleştirebilirken, Türk şarapları yasaklı. Günümüzde her şeyin dijitalleştiği ve iz takibinin, vergi ve yaş kontrollerinin daha rahat takip edilebileceği ortamda, dijital satışı bile yasaklı. Fakat modern Türk insanının yatırımcılığı, vizyonu, cesareti, memleket sevgisi sayesinde küçük ve orta ölçekli bağcılık ve şarapçılık yatırımlarının yapılması yeni renklerin, yeni tatların katılması ve uluslararası arenada tat ve çeşit zenginliğimizi, potansiyelimizi gösterebilmemiz sektör için sevindiricidir. Burada önemli olan uluslararası standartların korunması ve bu standartlarda rekabet edecek yapının oluşmasıdır. Aksi takdirde sektör çok ciddi yaralar alabilir. Bir çürük elma sepetteki tüm elmaları çürütebilir.

İyi ve uzun vadeli bir programla şarap ihracatı 50 kat artabilir

● Türk şarap sektörünün ihracatının yıllardır 10 milyon doları aşamadığını görüyoruz. İçeride yüksek vergilerden yakınma var. Şarap ihracatını ilk aşamada 50-100 milyon dolarlık bir düzeye ulaştırmak için sektörün neler yapması gerekiyor? Bu konuda hükümetin ne tür destekleri söz konusu olabilir?

Bu konuda hem sektörün, hem de devletin müşterek çalışabilmesi esastır. Bugüne kadar sinerji yaratacak tam bir program devreye sokulamadı. Devlet boyutunda Tarım, Turizm ve Ticaret bakanlıklarımızın üreticilerimizle müşterek, uyumlu, senkronize destekleri çok önemlidir. Saç ayağından biri kısa veya eksik olursa maalesef istenen sinerjiye ulaşamayız. Uzun vadeli bir proje ile Tarım, Ticaret ve Turizm bakanlıklarının üreticilerle bir destek projesi hazırlanması gerekmektedir. İhracatın gelişmesi, memleket tanıtımını, turizmi ve tarımı destekleyecektir. Daha çok turist, daha fazla katma değerli tarım, tarımda daha verimli istihdam, daha verimli çorak araziler, kilo başına fiyatı daha yüksek katma değerli ihracat, daha değerli memleket tanıtımı sağlanacaktır. Sonuçta Türkiye tarım ülkesidir, üzüm ülkesidir. Kaliteli şarap üretebilme potansiyeli vardır. Kendine has tatları, üzümleri vardır. Uzun vadeli bir program dahilinde pazarda ciddi paylar alabilir, bu günkü ihracat en az 50 kat büyüyebilir.

Bağa destek, çorak arazileri tarıma açar

● Tarım Bakanlığı çeşitli ürünlerde destekleme politikaları izler. Kimi ürünlerde fidan desteği de verir. Bağcılıkta bu tür destekler söz konusu mudur? Yani, bağda dikilen çubuk başına destek alınması söz konusu mudur?

Yurdumuzda tarımsal destekler kısa vadeli olmaktadır. Bir yıl üzüme destek verilirken diğer yıl cevize veya bademe verilmektedir. Üzüm ve zeytin, büyüklerimizin söylediği gibi dededen ve babadan oğula geçen bir kültür olduğundan destekleme politikaları da uzun vadeli olmalıdır.

Dikilen bir bağ fidanın kadehe varma süreci minimum 8-10 yıldır. Verilen desteklerde bu zamanlamaya uymalıdırlar. Bağcılığa yapılacak destekler, tarımda çorak ve verimsiz arazilerin değerlendirilmesine, bağların diğer ürünlere göre daha az su ihtiyacı olması nedeni ile küresel ısınmanın getirdiği daha az sulu tarımın teşvik edilmesine, erozyonun engellenmesine, buğdaya göre 10 kat fazla istihdam yaratılmasına, kadın çalışanın artırılmasına neden olacaktır.

Bağ çubuğu üretimi sınırlı, ithalatı meşakkatli

● Türkiye’de bağlarda gördüğümüz dünyada yaygın olan şaraplık üzümlerin çubukları üretilebiliyor mu? İthalat mı söz konusu? İthal ediliyorsa bağ çubuğu ithalatının yıllık değeri ne kadar? Çubukların tamamını Türkiye’de üretmek mümkün değil mi?

Kaliteli şarap üretmek için çubuklarınız da kaliteli ve sağlıklı olmalı. Bugün kaliteli çubuk üretimi oldukça sınırlı, ithalatı ise oldukça meşakkatli.

Bu yatırımların yapılabilmesi için öncelikle ülkedeki istikrar çok önemli. Uzun vadeli bağcılık yatırımları olacak mıdır ki kaliteli fidancılık yatırımı yapılsın. Bugün fidancılık yatırımından bağcılığa, bağcılıktan şarapçılığa, şaraptan kadehe varmak için minimum 10 yıllık bir program ve güvenli öngörüş gerekmektedir.

İçerideki tanıtım yasakları dış tanıtımı da frenliyor

● Türkiye, dünya markaları yaratmak amacıyla Turquality adlı marka destek programını uyguluyor. Turquality’den şarap sektörünün yararlanması söz konusu olabiliyor mu? Ayrıca, iç pazarda uygulanan tanıtım yasağı yurtdışı tanıtımlarınızın önünde de engel oluşturuyor mu?

Turquality’deki amaç uluslararası pazarlarda marka olabilmektir. Genelde stratejisi net, büyük kurumsal markalar için hazırlanmış bir program. Şarap üreticileri bu boyutlarda olamadıklarından teşvikin yaptırımlarında yetersiz kalıyorlar. Bu nedenle daha küçük ve toplu teşviklerden yararlanmaktadırlar. İç pazardaki tanıtım yasağı, dış pazarlara yapılacakları zorlamaktadır. Globalleşen dünyada iç, dış diye bir şey kalmamıştır. Bu tür yasaklar sektörün gelişmesini baltalamaktadır. Firmanızın tanıtımını iç-dış diye böldüğünüzde maliyetlerde nasıl bir dengesizlik yaratacağı nettir. Yasaklar tanıtımın ötesinde ticareti de yasaklamaktadır. Her yerde satılabilen bir ürünün günümüz dünyasında internet üzerinden satışının yasaklı olmasının hiç bir mantıklı açıklaması yoktur. Daha güvenli daha iyi iz sürülebilir, vergi kaçağını sıfıra indirecek bir sistem çalıştırılmamaktadır ve herkes kaybetmektedir.