‘İhracatın önündeki bariyerler kaldırılmalı’

Mücevher ihracatçıları; devletin, altın ticaretindeki açığı kapatmak için çıkardığı genelgelerin kaldırılmasını istiyor. Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Kamar, “Alelacele çıkarılan genelgelerle Türk mücevher sektörünün 20 yılda yakaladığı başarı yok ediliyor. İhracatın önüne bariyer koyuldu. Bu genelgelerin tamamen kalkması lazım” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mücevher İhracatçıları Birliği (JTR), sektörle ilgili geçtiğimiz aylarda devreye alınan yeni düzenlemelere karşı taleplerini ortaya koydu. Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı (JTR) Mustafa Kamar, söz konusu genelgelerin sektörün üretim ve ihracatına ciddi darbe vurmaya başladığını, ihracatın önünde bir dağ oluşturduğunu söyledi. ‘Bu böyle gitmez. Yapılan son iki düzenlemenin tamamen kaldırılması gerekiyor’ diyen Mustafa Kamar’la, mücevher ihracatını ve sektörün sıkıntılarını konuştuk…

İhracatın önü tıkandı

Kamar, sektöre yönelik çıkarılan son genelgelerin mücevher sektörünün önünü tıkadığını ve dünya liderliğinin elinden alındığını vurguladı. Kamar, “Bütün bu yapılan çalışmalar, altın ithalatında cari açığı kapatmak için yapılıyor ama adres yanlış. Bu durum mücevher ihracatçısıyla, altın üreticisiyle alakalı değil. Alelacele, sektörle konuşulmadan çıkarılan genelgelerle Türk mücevher sektörünün 20 yılda yakaladığı başarı yok ediliyor. Hatta Ak Parti Hükümeti’nin sektörün önünü açmak için 2005’e kadar çıkardığı bütün gelişmelerin de önü tıkandı. Şu anda zoraki, ittire kaktıra ihracat yapılıyor. Bu genelgelerin tamamen kalkması lazım. Çünkü sektörle alakası olmayan bir durum” dedi. Kamar, altın ithalatının nerede ve neden dolayı yükseldiğini anlatan çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Bazı gelişmeler olduğu zaman altın ithalatı otomatik yükseliyor, bizimle alakası yok. Artış, belli olaylar neticesinde, ekonomik dalgalanmadan kaynaklanan döviz hareketleri ve bunu neticesinde devletin verdiği desteklerle paralel. Bugüne kadar Gezi olayları, darbe olayı, Rusya krizi, ekonomik dalgalanma, dövizin yükselmesi, insanların kendini korumaya alma arzusu gibi birçok nedenle altın ithalatı artmış. Altın ithalatı ihracatçılarla hiç alakalı değil. Son 20 senedir mücevher ihracatı için yapılan altın ithalatında bir stabilizasyon var. Orada bir anormallik yok. Çünkü biz yaptığımız altın ithalatının ağırlığını yurtdışına ihracat için kullanıyoruz. Ama fatura bize kesiliyor” diye konuştu.

‘Gereken önem verilmiyor’

Mücevher sektörünün 8 milyar dolar ihracat yapan, 6 bin üreticiye sahip bir sektör olduğunu söyleyen Kamar, “250 bin kişi bu sektörden ekmek yiyor. Dubai sıfır üretim ama 20 milyar dolar ihracat yapıyor. Bunu araştırdık, nasıl 20 milyar dolar ihracat yapar diye? Dubai, kendini mücevher ve altın ticaretinin hub’ı olarak konumlandırmış. Biz de dedik ki, ‘Bunu bizim almamız lazım.’ Bununla ilgili tüm hazırlıklarımızı yaptık, bunula ilgili her şeyi ilgili kurumlara verdik ama maalesef bu konu, işlerin çokluğundan mı diyeyim, gündemin yoğun olmasından mı diyeyim, ciddiye alınmadı” dedi. Üç sene önce göreve geldikleri zaman uluslararası dolaşım karnesiyle ilgili bir sıkıntı olduğunu ama bunu çözdüklerini söyleyen Kamar, “3 sene önce önümüzde taş varken, şu anda dağ var. Son 3 senedir ilgili bakanlıkların ve kurumların altın ve kuyumculuk sektörünü tam anlayamadığını düşünüyorum. Burada sıkıntı şu, özellikle biliyorsunuz, altın ithalatı 2020 yılında inanılmaz rakamlara çıktı. Cari açığa da etkisi oldu. Bu açığın sebebini mücevher ihracatına yüklediler. Bizim geçen sene 24-25 milyar dolarlık altın ithalatında mücevher sektörünün son 10 yıldır yaptığı ithalat vardı, o da 3-4 milyar dolar seviyesinde. Gerisi arz ve talepten kaynaklanan, vatandaşın aldığı, dolardan dolayı insanların altına yönelmesinin sonucuydu. Bunun tek suçunu mücevhere yüklediler ve çıkan tüm yönetmelikler bizim önümüzü tıkadı. Biz eskiden dünyada birinciliğine oynarken şimdi 3’e 4’e iniyoruz. Devletten mücevher sektörü için gereken desteği alamıyoruz. Onun için ihracatta bir yukarı çıkıyoruz, bir aşağı iniyoruz” diye konuştu.

“Altınla ödeme’yi devreye alalım”

Mücevher İhracatçıları Birliği olarak 3 sene önce bir çalışma yaptıklarını ve çıkan sonuçları ilgili kurumlara anlattıklarını ifade eden Kamar, şöyle devam etti: “Mücevher, Türkiye için stratejik bir sektördür. 3 sene önce dünyadaki olaylara baktığımızda o zamanki SWIFT problemleri, Trump hükümetinin yaptığı yaptırımlar, komşu ülkelerde olan çatışmalar, altını ön plana çıkarmaya başladı. Yani ülkelerin kendi aralarında, kendi para birimleriyle ticaret yapmaya başlaması, dolara olan güvensizlik gibi etkenlerle, yeni bir arayış içerisine gidildi. Biz de dedik ki, ‘Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik pozisyon, altınla ticaret yapmak için çok uygun. Özellikle 4 saatlik uçuş mesafesinde Doğu’ya doğru Türki Cumhuriyetler olsun, Ortadoğu olsun bizim için önemli pazarlar.’ Onun için mücevher ve altını stratejik bir sektör olarak ortaya koyduk. Ve bunun için de altınla ödemenin şartlarının uygunluğunun araştırılmasını istedik, hatta bununla ilgili çalışmalar da yaptık, değişik kurumlara, bakanlıklara bunları sunduk. Fakat netice itibariyle pek ciddiye alınmadı. Şu anda zaten herhangi bir uygulama yapılmadığı için bunun ciddiye alınmadığını görüyoruz. Fakat bunun halen ısrarcısıyız ve tam anlaşılmadığını düşünüyoruz.”

Sektör ne istiyor?

Kamar, 4 Şubat 2021 tarihinde Gümrükler Genel Müdürlüğü’nce çıkarılan 2021/5 sayılı Genelge’de sektör açısından elzem olan düzenlemelerin yapılmasını talep ettiklerini söyledi. Kamar, şöyle devam etti: “Söz konusu Genelge'nin kaldırılmasını, eğer kaldırılamayacaksa da şunların yapılmasını istiyoruz: DİR izninin en geç 24-48 saat içinde verilmesine imkan tanıyacak teknik alt yapı kurulması, Darphane ayar kontrolünün kaldırılması veya ihracatın yapıldığı havalimanlarında ve Kuyumcukent ile Kapalıçarşı’da Darphane ayar evi kurulması, rüştünü ispatlamış firmalara kapasiteleri oranında izin verilmesi, pazarlamacı firmaların da DİR izni alabilmeleri, DİR ile standart külçe altın da ithal edilmesi.” Ayrıca 2019/21 sayılı genelge ile DİR kapsamında standart işlenmemiş külçe altın getirilebilmesi için Borsa İstanbul üyeliğinin de şart koşulduğunu ifade eden Kamar, “Bu durumun sektörümüz açısından iki dezavantajı bulunmaktadır. Sektörümüzü sıkıntıya düşüren en önemli sebep Borsa İstanbul üyelik şartlarının maddi açıdan oldukça yüksek olması, altın inceleme sırasında ortaya çıkan ekstra maliyetler ve gelen altın işlemleri için yaşanan zaman kaybıdır. İkinci sıkıntımız ise önceden DİR kapsamında altın getirdiğimiz müşterilerimize bu durumu açıklamaktır. Sektör, Borsa üyeliği ağır şartları nedeniyle müşterisinden bu külçeyi eritip standart dışı altına çevirmesini ve bu şekilde göndermesini talep etmektedir ki, bu işlem de biz kuyumcular için ekstra maliyete yol açmaktadır” diye konuştu.

Maliyet artıyor, zaman kaybı yaşanıyor

Kamar, Mücevher İhracatçıları Birliği ile yaptıkları araştırmalar ve çalışmalar sonucunda sektörün geleceği için birçok adım atılması gerektiğini söyledi. Kamar şöyle devam etti: “Türkiye’de üretilen ürünlerin uluslararası alanda tanınırlığını artırmaya yönelik Türk Malı imajının iyileştirilmesi ve ürün tasarımlarının geliştirilerek küresel çapta markalaşmanın oluşturulması gerekmektedir. Stratejik sektörlerin teşviki uygulaması yoluyla, Dâhilde İşleme Rejimi konusunda sektörün talepleri dikkate alınmalıdır. Yatırımların teşvik edilmesine yönelik yapılan önemli düzenlemelere karşın Dünya Bankası tarafından her yıl yayınlanan İş Yapma Kolaylığı (Doing Business) Endeksi’nde Türkiye’de yatırım ortamının rakip düzeydeki bazı gelişmekte olan ülkelerin gerisinde kaldığı görülüyor.” Türkiye’deki kuyumculuk firmalarının hariçte işleme rejimi ile yurtdışına standart ve standart dışı altın gönderip, yarı mamul ya da nihai ürün imal ettirip, ithal etmesinin önünde hiçbir engel olmadığını vurgulayan Kamar, “Ancak, yurtdışından ülkemize standart ve standart dışı altın göndererek, Türkiye’de yarı mamul ya da nihai ürün ürettirmek isteyen müşterilerimizin önü, ithalatçı firmanın BİST-KMTP’na üye olması, gelen altının borsadan geçmesi gibi yeni koşullarla engellendi. DİR rejimi tüm ülkelerin gümrük mevzuatlarında bulunuyor. Ülkeler arası ikili diyalog kapsamında STA ve Gümrük Anlaşmaları’na kıyasla daha kolay aşılabilir bir yol. DİR rejimi ile eskiden hem standart hem de standart dışı işlenmemiş külçe altın getirip işleyip, katma değerli ihracat gerçekleştirilebiliyor iken, 3 Mart 2020 tarihli genelge değişikliği ile DİR kapsamında standart işlenmemiş külçe altın getirilebilmesi için Borsa İstanbul üyeliği şart koşuldu” dedi. Sektörü sıkıntıya düşüren en önemli iki sebebi açıklayan Kamar, şöyle devam etti: “Birincisi, Borsa İstanbul üyelik şartlarının maddi açıdan oldukça yüksek olması, altın inceleme sırasında ortaya çıkan ekstra maliyetler ve gelen altın işlemleri için zaman kaybı yaşanması. İkincisi de, kuyumcuların daha önce DİR kapsamında altın getirdiği müşterilerinden bu külçeyi eritip standart dışı altına çevirmesi ve bu şekilde gönderilmesini talep etmek durumunda kalmalarından ötürü ortaya çıkan ekstra maliyetler. İmalatçı, ihracatçı kuyumculuk firmalarının, ihraç kaydı ile nihai ürün üretiminde kullanmak üzere, standart ve standart dışı altının geçici ithalatı, imalatçı-ihracatçı firmanın Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Taşlar Piyasası üyesi olmamasından dolayı DİR kapsamında serbestçe ithali mümkün olmamakta. DİR kapsamında getirilen standart işlenmemiş külçe altın için Borsa İstanbul üyeliğinin zorunlu tutulmaması ve DİR kapsamında hem standart işlenmemiş hem de standart dışı işlenmemiş külçe altının yurda getirilebilmesinin önü açılmalıdır.”

‘Yolcu beraberinde 5 kg altında ısrarcıyız’

Mustafa Kamar, genelge değişikliklerinde hızlı kararlar alındığını ve bunun sektörü 20 yıl geriye götürdüğünü söyleyerek, Hazine ve Kambiyo bürokrasisinin ihracatçıyı dinlemeleri gerektiğine işaret etti. Sektörün ilerlemesine çok büyük bir bariyer konulduğunu belirten Kamar, “Yapılan son iki düzenlemenin kaldırılması gerekiyor. Halen ısrar ediyoruz, yolcu beraberinde 5 kilo altın Türkiye’ye gelmeli. Türkiye’nin mücevherdeki geleceği için, bu yapılabilmeli” dedi. İç pazarda bu sıkıntılarla uğraşırken, dışarda ise birçok sorun yaşadıklarını da anlatan Kamar, “ABD’nin en son koyduğu vergilerle alakalı avukatlar tutup, vergileri kaldırtmakla uğraşıyoruz. Biz hangi cephede savaşacağız? Bizim cephemiz çok. Ortadoğu’da siyasi gelişmelerden dolayı ülkelerin bize koyduğu siyasi bariyerlerle mi uğraşacağız, pandeminin etkilediği satış kayıplarıyla mı uğraşacağız? Hükümetin bütün birimleriyle, bütün ticari müşavirliklerin bulundukları ülkelerde dahili işlem rejimi ile ticaret yapmanın o ülkeyle yolunu açmaları gerekiyor” dedi.