Mücevherde, İtalya’nın yerini Türkler dolduracak

Mustafa Kamar, sektörde İtalyanların kan kaybettiğini, Türklerin ise öne çıktığını söylerken, "Dünya mücevher pazarında son 10 senedir düzenli olarak pazar payını yükselten iki ülke var. Biri Türkiye, diğeri de Çin" diyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye’nin, kendi alanında dünya ticaretinden yüzde 5 pay alarak diğer sektörlere fark attığı mücevher sektörü, önümüzdeki dönemde bu gücünü pekiştirecek gibi görünüyor. İtalya, Çin ve Hindistan’la birlikte dünyanın en büyük 4 altın üreticisinden biri olan Türkiye, son yıllarda İtalya’nın gücünü kırıyor. Hindistan, üretimiyle, kendi iç pazarına odaklanırken, ABD’nin baskısı altındaki Çin zorlanıyor, İtalya ise dünyanın her yerindeki fuarlara adeta çıkarma yapan Türk mücevher firmaları karşısında her geçen yıl kan kaybediyor. İtalyanların sektörde kan kaybetmeye başlamasında birçok faktör etkili. Bunlar; İtalyanların iş yapış modellerinde rekabete yer vermemeleri, düşük kar marjıyla satış yapmaktansa işi bırakma eğilimleri ve yaşlanan nüfusları... Oysa Türkler her türlü ekonomik koşula karşı geliştirdikleri esnek ticaret kabiliyetleri, rekabetçi fiyatları ve hızlı teslimat özellikleriyle ihracatta birkaç adım öne çıkmayı başarıyor. ABD, Hong Kong ve İtalya’da gerçekleştirilen en büyük mücevher fuarlarında son yıllarda Türkler, katılımcı firma sayısını 20-30’lardan 100’lere çıkarmış, bu fuarlarda en güzel yerleri almayı başarmış durumdalar. Geçtiğimiz günlerde mücevher sektörünün dünyadaki en etkili fuarlarından biri olan, İtalya'nın Vicenza şehrinde 17-21 Mart tarihleri arasında yapılan Vicenza Mücevher Fuarı'ndaydım. Birçok ülkeden 600 firmanın katıldığı, 100 dolardan 15 milyon Euro›ya kadar fiyat aralığındaki mücevherlerin sergilendiği fuara, Türkler 62 firmayla katıldı. Fuarda en etkili yerleri alan Türk firmalarının dünyanın her yerinden gelen alıcılarla bu fuarda, 500 milyon dolara yakın iş bağlantısı yapması hedefleniyor.

Türkler atağa kalktı

Fuarda bir araya geldiğimiz Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Kamar’la, Türk mücevher sektörünün dünyadaki konumunu konuştuk. Vicenza fuarının, ABD, Hong Kong ve İstanbul ile birlikte dünyanın en büyük 4 fuarı arasında yer aldığını söyleyen Kamar, fuarın aslında her yıl ocak ayında yapıldığını ancak bu yıl pandemi nedeniyle mart ayına ertelendiğini söyledi. 30 yıldır Vicenza fuarına katılan Kamar’ın organizasyonla ilgili yorumları elbette çok önemli. Kamar’a göre Vicenza fuarı ve dolayısıyla İtalyanlar, mücevher sektöründe kan kaybediyor, Türkler ise bu alanda öne çıkıyor. Kamar, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Dünya mücevher pazarında son 10 senedir düzenli olarak pazar payını yükselten iki ülke var. Biri Türkiye, diğeri de Çin. Dolayısıyla İtalya, bu rakipler karşısında kan kaybediyor. Bir bakıyorsunuz Türkler, ABD’ye fuara gidiyor, ABD’liler alım yapmak için başka yere gitme ihtiyacı hissetmiyor. Hong Kong’a 100’e yakın firmayla gidiyoruz, kendi ülkemizdeki İstanbul fuarında 10 sene önce 2-3 holümüz vardı şimdi 5-6 hole çıktık, her alanda güçleniyoruz. İtalyanlar bu tarafta giderek daralıyorlar. Bizdeki üretici sayısı artarken İtalya’daki üretici sayısı azalıyor.”

İtalyan firmaların, Türk firmalarının rekabetçi fiyatlarıyla da yarışamadıklarını söyleyen Kamar, şöyle devam ediyor: “İtalyanlar, eğer para kazanıyorsa bir işi yaparlar, para kazanmazlarsa yapmazlar. Türkler öyle değil, bir iş kafa kafaya gelse bile kolay kolay pes etmezler. İtalyanlar, ‘Türkler x ürününü 5 Euro yapmış, biz de 4 Euro yapalım’ demez, işi bırakırlar. 30 senedir bu fuara katılıyoruz, benim tanıdığım İtalyanların yüzde 70’i kayboldu. Onun için de, bu holler küçülüyor. Çoğu firma kapandı. Dünyada fuarlara katılan Türk firma sayısı artıyor. Biz, fuarlara her sene 20-30 firma katılırken artık 100’lere geldik.”

Pazar payımız artıyor

Türkiye’nin mücevher ihracatı resmi rakamlara göre 6.7 milyar dolar ancak TÜİK rakamlarına göre dahili işlem rejimini, serbest bölgeleri buna eklediğimiz zaman rakam 11 milyar doları buluyor. Bundan 15 yıl önce kendi alanında dünya ticaretinden yüzde 0.5 pay alan sektör, bu oranı bugün yüzde 5’e çıkarmış durumda. Mustafa Kamar, “Pay aldığımız ülke İtalya. Zaten bir Çinliler alıyor onlardan pay, bir de biz alıyoruz. İtalyanlar kendilerini o kadar hızlı yenileyemiyorlar. Bir de nüfus gençleşmiyor burada. Sonuç olarak İtalya’nın önemli sektörlerinden biri olan mücevher kan kaybediyor” diyor.

Kamar, Türkiye’nin son yıllarda önemli pazar payına ulaşmayı başardığı ülkelerin başında ise ABD’nin geldiğini söylüyor. 2 yıl önce ABD’ye 250 milyon dolarlık mücevher ihracatı yapan Türkiye’nin bugün rakamı 1 milyar dolara çıkarmayı başardığını anlatan Kamar, bu önü açık yolculukta bazı sıkıntılarla da karşılaştıklarını söylüyor. Kamar şunları anlatıyor: “Bildiğiniz gibi ABD son dönemde Çin’den her alanda alımı azaltmaya çalışıyor. Bizim sektörde de ABD’de önümüz açık fakat bu yolda hiç beklemediğimiz bir engel çıktı karşımıza: İstihdam... Biz ABD’nin volümlü alımına vardiyayı 2’ye 3’e çıkararak karşılık veririz diye düşündük, ancak bunun için yeterli elemanımız yok. İşçi bulamıyoruz, mevcut çalışanlar da firmalar arasında inanılmaz maaş farklarıyla transfer sürecine girdi. Son bir yılda mücevher sektöründe çalışanların maaşları neredeyse yüzde 100 arttı. Şimdi bu işçi bulma sorununu çözmeye çalışıyoruz. Liselerde tanıtım günlerine başladık. Ancak istihdam sorununu üretimi Anadolu’ya taşıyarak da çözme gibi bir projemiz var. Eğer sektörde bu konuyu da rayına oturtursak mücevherin önü çok açık. Şu anda ancak 2 vardiya çalışabiliyoruz.”

Rusya mücevherde alımı artırabilir

Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı harekatla ilgili de konuşan Mustafa Kamar, Putin’in Avrupa’nın lüks tüketim mallarını ülkeye sokmama kararının Türk mücevher sektörü için fırsat yaratacağını söyledi. Savaş sona erse bile Putin ve Rus iş dünyasının AB’ye karşı tutumunun çok sert olacağını tahmin ettiklerini belirten Kamar, “Bundan Türk turİzmi kadar mücevher sektörü de pozitif etkilenir. Bu yaz zaten Rus zenginler turizmde Türkiye’yi tercih eder” dedi. Ancak her sektörde olduğu gibi mücevher sektörünün de dünyada meydana gelebilecek her türlü siyasi ve coğrafi risklere karşı pazar çeşitlemesine gitmesi gerektiğini belirten Kamar, “Şu anda onlarca ülkeye ihracatımız var ancak bu ihracatın yüzde 50’si Dubai, Irak ve ABD’ye gerçekleştiriliyor. Bu, riskli bir tablo. Bunu, her ülkeden yüzde 10 pay alacağımız şekilde organize etmemiz şart. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Sektörün 2023 ihracat hedefi 12 milyar dolar. Eğer ihracatla ilgili sıkıntılı olan bazı konular çözülürse, sektör bu rakamı yakalar. 2023 hedef rakamını yakalayan tek sektör oluruz gibi gözüküyor. 2021’de ihracatını yüzde 80 büyütmeyi başaran sektörümüz, şu ana kadar ihracatta yine yüzde 40 büyümeyi başardı” diye konuştu.