Sahtecilikte yeni numara: İkinci distribütörlük!

Sahteciliğin en yaygın olduğu alanlardan biri olan saatte, taklitçiler tüketiciyi, 'Biz bu markanın ikinci distribütörüyüz' diyerek kandırmaya başladı. Özellikle e-ticarette pazaryerlerinden saat satın alan tüketicide güven yaratmak için bu formülü bulan satıcılar, ürünleri orijinal fiyatıyla satıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye’de taklitin en yoğun olduğu alanların başında gelen saatte, sahte ürün satıcıları, tüketiciyi kandırmak için yeni bir formül buldu; İkinci distribütörlük! Özellikle, denetimin neredeyse hiç yapılamadığı online kanallara akın eden taklit ürün satıcılarının saat sattıkları tüketiciye, “Üründe herhangi bir sıkıntı olursa bize getirin. Biz, bu markanın ikinci distribütörüyüz’ dedikleri ortaya çıktı. Konuyu, saat sektörüyle ilgili sohbet etmek için bir araya geldiğimiz Saat&Saat’in Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Kaya anlattı. Tüketicilerin, online kanalda hizmet veren pazaryerlerinden orijinal diye aldıkları saatleri, bozulduktan sonra Saat&Saat’e getirdiklerini, ancak yapılan incelemeler sonucunda saatlerin sahte olduğunu belirlediklerini anlatan Kaya, “Tüketiciye ürününün sahte olduğunu söylediğimizde, ‘Ama nasıl olur, bunu çok ünlü bir internet sitesinden aldım. Onlar da bana ‘biz bu markanın ikinci distribütörüyüz dediler’ cevabını duyuyoruz. Maalesef saatleri bize getirdiklerinde, sahte olduğu için hiçbir işlem yapamıyoruz” diyor. Kaya, tüketicileri uyarıyor: “Pazaryerlerinde alışveriş yaparken ürünleri, firmaların kendilerinden alın. Bilindik bir firma olsun. Markanın distribütöründen aldığınızda hiçbir sıkıntı yaşamazsınız. İnternette aldığınız firmaları araştırın.” Taklit saatlerin Türkiye’ye paralel ithalat yoluyla getirildiğinin altını çizen Kaya, bu konuda denetimlerin artırılması gerektiğini vurguluyor.

Davalarda ilk sıraya oturdu

Türkiye’de taklit ürün pazarının ne kadarlık bir cirosal hacme ulaştığı konusunda net rakamlar yok ancak OECD raporuna göre, Türkiye sahte ve taklit ürün pazarında Çin ile Hong Kong'dan sonra üçüncü sırada yer alıyor. Dünyada sahte ürün ticaretinin ise 464 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. Öte yandan taklit ürün satışları, son dönemde sadece online kanallarda değil, çarşıda pazarda da arttı. Semt pazarlarında bile dünyaca ünlü markaların ayakkabıdan çantaya, gözlükten kozmetiğe taklit ürünlerini satan taklitçiler, pazarlama stratejisi olarak, ‘Bu, İtalyan malı’ diyor, Türkiye’de üretilen sahte ürünün etiketine de ‘Made in Italy’ yazıyor. Maalesef bu pazarlama stratejisiyle tüketici kandırılıyor. Çarşıda-pazarda taklit yaygınlaşıyor ama hukuksal boyutta en büyük mücadele şu anda online kanallarda veriliyor. Kahveci Hukuk Bürosu’nun sahibi Vehbi Kahveci, “E-ticarette taklit satışı çok yaygın. Kontrolü mümkün olmuyor. İnsanlar çok fazla miktarda dolandırılıyorlar. Özellikle yurt dışı e-ticaret merkezleri daha fazla sahte ürünü piyasaya veriyor. Türkiye’de kurulu e- ticaret sitelerinde de sahte ürünler var. Şu anda davalarda birinci sıraya bu konu girmiş durumda. Pazardaki sahteden ziyade e-ticaretteki sahte şu anda problem” diyor. Tekstilden aksesuara, çantadan gözlüğe her alanda taklit ürünlerin piyasada yaygın olduğunu söyleyen Kahveci, “Tüketiciler orijinal mal aldıklarını sanıp yanılıyorlar. Ancak Ticaret Bakanlığı’nın konuyla ilgili bir çalışma yaptığını biliyoruz” diyor.

‘Mavi tık’ uygulaması gündemde

Taklit ürün konusuyla yakından ilgilenen, yabancı markaların Türkiye’deki çatı kuruluşu Tescilli Markalar Derneği’nin (TMD) Başkanı İzzet Stamati, konuyla ilgili şunları anlattı: “Sahibi olduğum Brandy’s mağazalarında dünyaca ünlü markaların ayakkabı, giyim ve aksesuar ürünlerini satıyorum. Online kanallardan sahte ürün alışverişi yapan tüketiciler, ürünle ilgili sorun çıktığında ürünü bize getiriyor. Öncelikle fatura istiyoruz. Bizden alışveriş yapıp yapmadığını sorguluyoruz. İnceleme yapmak için, faturanın bize ait olması gerekiyor. Tüketici, online kanallarda maalesef, bu taklitçiler tarafından kandırılıyor.” Ticaret Bakanlığı’nın e-ticaret kanunu hazırlığında olduğunu, bu kanunla e-ticarette taklit ürün satışının önüne geçilmesinin hedeflendiğini söyleyen Stamati, “Pazaryerlerine çok büyük yaptırımlar gelebilir” dedi. Gerek tüketicilerin, gerekse bu işi hakkıyla yapan distribütörlerin Bakanlık’tan beklentisinin bu kanun olduğunu açıklayan Stamati, öte yandan TOBB bünyesinde de pazaryerleriyle ilgili çeşitli fikir alışverişlerinin ve çalışmaların yapıldığını anlattı. Stamati, “Şu anda TOBB’da e-ticaret kanunuyla ilgili bir komisyon var. Orada hem pazaryerleri, hem bizler yani tedarikçiler, fikirlerimizi paylaşıyoruz. Şöyle bir uygulama gelebilir: Pazaryerlerinde gerçekten distribütör ya da yetkili bayi tarafından satılıyorsa o ürün, Twitter’daki gibi mavi tık konacak o satıcılara. Yani pazaryerleri o satıcıyı mavi tık yaptığı zaman, o satıcı güvenlidir demek olacak. Bunu önerdik pazaryerlerine. Onlar da olumlu baktılar” diye konuştu.