27 °C

“Etkin ticaret için uluslararası standartlar belirlenmeli”

Sektördeki farkındalığın 2016'nın Dünya Bakliyat Yılı ilan edilmesiyle başladığını ifade eden Dünya Bakliyat Federasyonu Başkanı Hüseyin Arslan, bu süreçte atılan birçok adımla Birleşmiş Milletler’in 10 Şubat’ı Dünya Bakliyat Günü olarak kabul ettiğini belirtti.

“Etkin ticaret için uluslararası standartlar belirlenmeli”

Bakliyatın hak ettiği değeri bulabilmesi için atılan adımlar sonrasında uluslararası bakliyat standardının belirlenmesini sağladıklarını kaydeden Hüseyin Arslan, “Etkin ve kazançlı bakliyat ticareti için ithalatçı ve ihracatçının kârlılığını artıracak, her türlü ticari karmaşanın önüne geçecek bakliyat standartları belirlenmesi gerektiğini görüyoruz” şeklinde konuştu.

Bakliyat ticaretinde her ülkenin belirlediği farklı standartların ticareti olumsuz etkilediğini söyleyen Arslan, ihracatçı ülkelerin koyduğu standartların, ithalatçı ülkenin kazancını ve memnuniyetini düşünmediğini, yalnızca üretici ve ihraç eden ülkenin memnun kalmasına dönük standartlar belirlediğini anlattı.

Küresel ölçekte geçerliliğini koruyan ve denetim mekanizması oluşturan, her ürün çeşidinde ortak paydada belirlenmiş standartların, gerektiği noktada Dünya Bakliyat Federasyonu tarafından belirlenebileceğini vurgulayan Arslan, “Bu standartlar; boy, ölçü, buruşukluk, yabancı madde miktarı, malın kırılmasında verimi etkileyen faktörler gibi spesifik kalemlere göre belirlenmeli. Örneğin, Ukrayna, Rusya ve Kazakistan gibi ülkelerde bu pazar yeni oluştuğu için kendi standartları yok. Dolayısıyla başka ülkelerin standartlarını kullanıyorlar. Bu karışıklık yaratıyor. Biz buna bir standart getirerek ticareti kolaylaştıracağız. Belirlenecek standartlar, maliyeti de düşürecek” dedi.

Arslan, farklı ülkelerin bir araya geldiği bir komite oluşturduklarını ve standartlar üzerine çalışmaya başladıklarını da sözlerine ekledi.

Dünya Bakliyat Federasyonu’nun kontratı kullanılıyor

Küresel bakliyat ticaretini kolaylaştırmak ve geliştirmek adına attıkları önemli adımlardan birinin sektöre yeterince hitap etmeyen Green and Food Trade Association (GAFTA) kontratının değiştirilmesi olduğunu dile getiren Hüseyin Arslan, bu değişikliğin global bakliyat sektöründe devrim niteliğinde bir adım olduğunu söyledi.

2018 yılında tüm dünyada geçerli olan GAFTA Sözleşmesi yerine Dünya Bakliyat Federasyonu’nun hazırladığı kontratın kullanıldığını aktaran Arslan, “Sözleşme GAFTA tarafından onaylandı, dünyada bu kullanılıyor artık. Bu durumu üyelerimize, kendi kaderimizi tayin ettik diyerek aktardım” ifadelerini kullandı.

Her ülkenin bakliyat birliğinin, Dünya Bakliyat Federasyonu üyesi olması gerektiğini, bu amaç doğrultusunda her ülke ile yakından ilgilenerek, ülkelerle karşılıklı işbirliği ve bilgi değişimi anlaşmaları yapmaya başladıklarını belirten Hüseyin Arslan, bu sayede ülkelerde yaşanan gelişmelerden tüm dünyanın haberdar olabildiğini ve en önemlisi ülkelerin ve dünyanın ortak sorunlarını tespit edebildiklerini aktardı.

Bu doğrultuda yapılan çalışmalarda karşılarına çıkan en tehlikeli gündemin gıda ihtiyacı ve israf olduğunu belirterek, Birleşik Milletler’in verilerine göre, gelecek 40 yılda üretilmesi gereken gıda miktarının, insanlık tarihi boyunca üretilen gıda miktarının toplamına tekabül ettiğini açıklayan Arslan, “Sürdürülebilir tarım bilincinin artırılması gerekiyor. Bu noktada bakliyat sektörünün de hak ettiği değeri görmesi gerekiyor. Dünyada tarımın sürdürülemediği bir nokta, insanlık için bir felaket anlamına geliyor. Ancak dünya olarak maalesef o noktaya doğru koşuyoruz” şeklinde konuştu.

“Sürdürülebilir tarımın önü açılmalı, israf engellenmeli”

Bugün itibarıyla önemli hale gelen başka bir sorunun ise israf olduğuna dikkat çeken Hüseyin Arslan, üretilen her gıdanın üçte birinin çöpe gittiğini kaydetti.

Gelişmiş ülkelerin üretim aşamasında israf olan ürün kayıpları daha azken, gelişmemiş ülkelerin üretim aşamasında kayıplarının daha fazla olduğunu ileten Arslan, bu noktada üretimin bilinçli bir şekilde devam etmesi ve gıda israfının önlenmesinin elzem olduğuna dikkat çekti.

Aynı zamanda uzun ömürlü ve sürdürülebilir tarımın önünü açacak üretimin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Arslan, Türkiye’nin de bu noktada bilinçli ve duyarlı tarım politikaları geliştirmesi gerektiğine dikkat çekti.