19 °C

Hububat ve bakliyatta sürdürülebilir politika gerekiyor

Türkiye’nin 1990’lı yıllarda 20 milyon dekar olan bakliyat ekim alanı bugün itibarıyla 7 milyon dekara, üretimi de 2 milyon tondan 1.2 milyon tona geriledi. Sektör temsilcileri, üretimde istikrarın sağlanabilmesi için planlı ve sürdürülebilir tarım politikalarının oluşturulması gerektiğini söylüyor.

Hububat ve bakliyatta sürdürülebilir politika gerekiyor

İçerdiği lif ve vitaminler bakımından hububat ve bakliyatlar, insan sağlığına sunduğu katkının yanı sıra kayda değer bir ekonomik değer de oluşturuyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nden alınan verilere göre, bugün itibarıyla dünya genelinde 95 milyon 167 bin hektar alanda bakliyat ekimi yapılıyor.

Global ölçekte yaklaşık 96 milyon ton üretim ile 85 milyar dolarlık piyasa değerine sahip olan bakliyatlar, 11.6 milyar doları ihracat ve 11.4 milyar doları ithalat olmak üzere toplam 23 milyar dolarlık dış ticaret değeri oluşturuyor. Kürsel bakliyat üretiminde 15’inci sırada olan ve dünya bakliyat üretiminin yüzde 1.3’ünü sağlayan Türkiye’de bakliyat, 2018 yıl sonu itibarıyla yaklaşık 6 milyar liralık iç pazar büyüklüğüne sahip.

Sektör, milli tarım için havza modelini tercih ediyor

Bir zamanlar küresel bakliyat pazarında söz sahibi ülkeler arasında yer alan Türkiye’de, yüksek girdilerden dolayı emeğinin karşılığını alamayan üretici bakliyat ekimden uzaklaşırken, bu durum beraberinde arz açığını getirdi. Oluşan arz açığını kapatmak amacıyla ithalata yönelen ve şu anda bakliyat ithalatçısı ülkeler arasında gösterilen Türkiye’de sektör, üreticiyi bakliyat ekimine yeniden sevk edecek planlı ve sürdürülebilir tarım politikaların geliştirilmesini talep ediyor.

Üretimi artırmak için öncelikle milli tarım politikası olarak açıklanan havza modelinin hayata geçirilmesini beklediklerini söyleyen sektör temsilcileri, ayrıca verimli tohum desteği ile çiftçilerin yönlendirilmesini de istiyor. Öte yandan bakanlık tarafından kilogram başına verilen desteklerin üretim için hayati önem taşıdığını belirten temsilciler, bu yüzden desteklerinin artarak sürmesini talep ediyor.
1990’lı yıllarda yaklaşık 2 milyon ton üretim, sıfır ithalat ve yıllık 750 bin ton ihracatıyla kürsel ticarette Hindistan’dan sonra ikinci sıraya kadar çıkan Türkiye, şu anda bakliyat ürünleri ithalatı yapan ülkeler arasında gösteriliyor.

Türkiye’de baklagil ithalat ve ihracatında görülen artış ve azalışların üretimde yaşanan sorunların yanı sıra küresel piyasada rakip ülkelerin elde ettikleri rekabet üstünlüklerinden kaynaklandığını söyleyen sektör temsilcileri, Türkiye’nin günümüzde küresel piyasada ucuz fiyatla ürün satan ülkeler karşısında rekabet şansını kaybettiğine dikkat çekiyor. Türkiye’de bakliyat üretiminin artırılması için öncelikle üretim planlaması yapılarak girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve üreticinin desteklenmesi gerektiği konusunda birleşen temsilciler, söz konusu sorunların çözülmesiyle tarımsal üretimin artacağının ve artan üretimle de küresel ticaretten daha fazla pay alınacağının altını çiziyor.

2018 yılında üretim yüzde 6 artış kaydetti

Nohut, kuru fasulye ve mercimek, Türkiye’de üretimi en fazla gerçekleştirilen bakliyat ürünleri arasında ilk sırada yer alıyor. Türkiye’de baklagil üretimi iç tüketimi karşılayamadığından, ihtiyacın kalan kısmı ithal ediliyor.

1990’lı yıllarda yaklaşık 2 milyon ton olan Türkiye’nin toplam baklagil üretimi, aradan geçen süre zarfında yaklaşık yüzde 60 azaldı. 2018 yılında ise üretimi 2017’ye göre yüzde 6 artış kaydeden Türkiye, yaklaşık 1.2 milyon ton bakliyat üretimi gerçekleştirdi. Bu üretimden 630 bin ton ile nohut yüzde 51.4, mercimek 353 bin ton ile yüzde 28.8, kuru fasulye 220 bin ton ile yüzde 17.9 pay aldı. Bakla, bezelye, börülce ve diğer baklagillerin toplam üretimi ise 22 bin 220 ton olarak gerçekleşti.

Üretimdeki artışa bağlı 2017’ye göre Türkiye’nin bakliyat ürünleri ithalatı az da olsa düşüş gösterdi. 2018’de toplam 370 milyon dolar değerinde yaklaşık 491 bin ton bakliyat ürünleri ithalatı yapan Türkiye, toplam 330 milyon dolarlık 438 bin ton bakliyat ürünleri ihracatı gerçekleştirdi.