18 °C

Refaha giden yol tarımdan geçiyor!

Mersin'de yapılan konferansta Türkiye’nin tarımda bölgesel lider olabileceği vurgulanırken, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu da “Dünyayı doyuran, lider ülke olur” dedi.

Refaha giden yol tarımdan geçiyor!

Fahriye ŞENYURT, Şirin ÇAVUŞ

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası iş birliğinde düzenlenen Türkiye Tarım Politikaları ve Geleceği Konferansı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi.

Moderatörlüğünü Dünya gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın yaptığı konferansta konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, tarımın asla ihmal edilmemesi gereken bir sektör olduğunu vurgulayarak “Dünyayı doyuran kimse, dünyanın lider ülkesi de olur” diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, her yıl Türkiye kadar bir nüfusun dünyaya dahil olduğuna ve orta sınıf nüfusun devamlı büyüdüğüne dikkat çekerek ”Orta sınıf, daha çok tüketiyor, daha çok harcıyor. Her yıl orta sınıfa 2 Türkiye ekleniyor. Diğer yandan, çevre coğrafyamızda 2 milyar kişi yaşıyor. 500 milyar dolar gıda, tarım ve hayvancılık ürünü ithal ediliyor. Sonuçta, elimizde müthiş bir imkan var. Tüm bu coğrafyayı biz doyurabiliriz. Böylece hem para, hem de stratejik güç kazanırız” dedi.

'Mersin, Türkiye’de tarımın merkezi'

Hisarcıklıoğlu, Mersin’de her şeyin yetiştiğini vurgulayarak “Narenciyenin başkentisiniz. Meyve üretiminde birincisiniz. Sebze üretiminde üçüncü sıradasınız. Muz, mandalina, limon, portakal, çilek ve diğer pek çok üründe de lidersiniz. İşte bu yüzden Mersin, Türkiye’de tarımın hem merkezi hem de yıldızıdır. Çünkü Mersin, tarımsal üretimi, tarımdan nasıl para kazanılacağını Türkiye’ye öğreten şehirdir” şeklinde konuştu.

Dünyada yaşanan teknolojik gelişimin, tarıma yansımasına da değinen Hisarcıklıoğlu, tavuk, koyun ve dana etini ikame edecek bitkisel proteinlerden, ürünler geliştirildiğini belirterek “Bunlardan biri ABD’de kurulan Beyond Meat şirketi. Henüz 10 yıllık bir start-up. Geçenlerde halka arz edildi. Öyle talep gördü ki, şu an değeri 9 milyar dolara ulaştı. Bizde bırakın tarım veya gıda şirketini, en büyük şirketimizin piyasa değeri 9 milyar dolar. Sadece ABD mi, bakın Hindistan geçen aylarda, temiz et teknolojisi geliştirecek bir araştırma enstitüsü kurdu. Laboratuvarda, bitki bazlı değil, hayvansal hücrelerden temiz et üretimini amaçlıyorlar. Hindistan, neden temiz et işine yöneliyor? Çünkü, tüketim ve beslenme alışkanlıkları süratle değişen ve büyüyen, 1,3 milyar Hintli var. Et ve süt fiyatlarının Hintliler için erişilebilir olması ve artan tüketimin karşılanması gerekiyor” dedi.

Türkiye’nin dış ticaret fazlası verdiği ender sektörlerden birinin Tarım ve Hayvancılık sektörü olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu “Ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa’da 1., dünyada 7. sırada. 384 milyar dolarlık bitkisel ve hayvansal üretimimiz var. Tarım ve hayvancılık sektörümüz, 18 milyar dolarlık ihracat, 13 milyar dolar ithalat yapıyor. Yani dış ticaret fazlası verdiğimiz ender sektörlerden biri. Ayrıca, hammadde ithal edip işleyerek, katma değeri ülkemizde kalacak şekilde, ihracat yapabiliyoruz. Mesela buğdayda, 2002-2018 yılları arasında, 15 milyar dolar değerinde, 54 milyon ton ithalat yaptık. Ama buna karşılık 27 milyar dolar değerinde 68 milyon ton mamul ihracatı gerçekleştirdik. Küçükbaş hayvan varlığında Avrupa'da birinci sıradayız. Büyükbaş hayvan varlığında ise Fransa'dan sonra ikinciyiz. Bunlar iyi olduğumuz alanlar” diye konuştu.

'Ne zaman kriz çıksa fatura tarıma kesilir'

Konferansta yapmış olduğu konuşmada Türk tarımının yol haritasının İzmir İktisat Kongresi'nde çizildiğini ifade eden Dünya gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, kongrede milli ekonominin temelinin ziraat olarak belirlendiğini açıkladı. İlk defa 1924 yılında Tarım Bakanlığı’nın kurulduğunu hatırlatan Yıldırım, 1980’li yılların tarımda dönüm noktası olduğunu belirterek Turgut Özal’ın ithalatla terbiye etme politikasının hala devam ettiğini söyledi.

Tarım ile ilgili yeni bir strateji vizyon belgesinin açıklanmak üzere olduğunu belirten Yıldırım şunları kaydetti:

"Önümüzdeki birkaç gün içinde tarımla ilgili strateji vizyon belgesi açıklanacak. Yalın sistem diye kimsenin fazla anlamayacağı bir holding kuruluyor. Onun altında milli birlik kooperatifi var. Toprak Mahsulleri Ofisi, kitler, AOÇ bu kooperatife bağlanıyor. Bu yapıda bir de şirketler yer alacak deniyor. Tarımda milli birlik deniyor ama içinde uluslararası kuruluşlar var. Tarım Bakanlığı'nın tüm taşra teşkilatı tarım krediler kapanıyor ve milli birlik kooperatifi kuruluyor. Üreticiler ürünlerini kooperatiflere verecek, kooperatiflerde bu holdinge verecek. Onlar da dünyaya pazarlayacaklar ve dünya markası çıkartacağız!”

Tarımda yeniden bir kurtuluş savaşına ihtiyaç olduğunu açıklayan Ali Ekber Yıldırım “Ülkenin tarımsal potansiyeline uygun, kendine yeterliliği esas alan teknoloji destekli örgütlenmeyi esas alan yeni bir modele ihtiyaç var. Her ülkenin kendi coğrafyasına, iklimine, çiftçisine göre bir politikası olur. Avustralya şunu çok iyi yapıyor alıp gelelim denemez. Yapısal sorunları çözecek bir programa ihtiyaç var. Yerelde kalkınma modelleri lazım. İzmir’deki gibi kooperatifçilik çok önemli” şeklinde konuştu.

‘Üretmezsek tükeniriz’

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ayhan Kızıltan konferansta yaptığı konuşmada tarımsal ithalatın zirve yaptığı bir dönem yaşandığına dikkat çekerek “Artık savaşlar cephede değil tarım alanlarında oluyor. Milli savunma ne ise tarım da bizim için aynısı olmalı. Ulusal savunmamızda S 400 füzelerinin önemi ne ise tarımının da önemi odur” dedi.

Ülkemizin en önemli gündem maddelerinden birinin tarım olması gerektiğini vurgulayan Kızıltan, tarım ve gıda sektörünün en çok bakanlık değişimine uğrayan sektör olduğunu dolayısı ile de sektörde politika ve stratejide devamlılığın yakalanamadığını açıkladı.

‘Dünyanın her kıtasında yarışabilecek konumdayız’

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nejdat Sin de konferansta yaptığı konuşmada sorunların çözümü noktasında günlük ve kısa vadeli çözümler peşinde koşmak yerine orta ve uzun vadeli tarım politikalarına ihtiyaç olduğunu belirtti.

Üretimden ihracata varıncaya kadar çözüm için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini vurgulayan Sin “İhracatçılar olarak bizler dünyanın her noktasında rekabet edebilecek konumdayız. Lojistik ve ambalajda da iyiyiz. Üretimde de iyiyiz ama yeterli değil. Türkiye’de bilinçli üretici var. Dünya standartlarında üretim yapıyorlar. Ama bütün üreticilerimiz için aynısını söyleyemeyiz. Bu üreticilerimizin üretimlerini de dünya standartlarına çıkartmalıyız” şeklinde konuştu.

'Hedef kitlemiz küçük aile işletmeleri'

İstihdamdaki payı en yüksek sektörlerden birinin tarım olduğunu belirten Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer konferansta yaptığı konuşmada “Sorunların tespiti ve çözüm önerilerini konuşmak yerine bilimsel olarak tespit edilen çözümleri hayata geçirmeliyiz. Mersin’in muazzam imkanları var, katma değeri yüksek ürünleri var. Allah her türlü doğal imkânı vermiş. Ben belediye başkanı olarak görev ve yetki alanımda somut olarak yapabileceklerime bakıyorum. Tükettiğimizi satmak değil. Tüketileni üretmek peşinde olmalıyız. Hedef kitlemiz küçük aile işletmeleri. Torosların eteğinde 300 metrekare ile 2 dönüm arasındaki alanlarda başta kadın üreticileri desteklememiz gerekir. Kooperatifleşmeye yönelmeliyiz. Süt projesi başlattım. Mersin’de özellikle yoksul yurttaşların yaşadığı mahallelerde okuyan ilköğretim öğrencilere 41 bin öğrenciye sut dağıtacağız. Bu sütlerin alımını da kooperatiflerden sağlayacağız.”

‘Gıda işleme ihtisas OSB kurduk’

Mersin Valisi Ali İhsan Su da konferansta yaptığı konuşmada Türkiye’nin her alanda olduğu üzere tarım alanında da ilerlediğini ifade ederek “Akdeniz meyve sineği ile ciddi mücadele gerçekleştirdik. 10 milyon para harcadık. Çiftçiye kendi enerjilerini üretmeleri için güneş panelleri dağıttık. İlimizde tarım teknoparkını kurduk. Gıdada işleme ihtisas OSB’yi kurduk. Sonuç olarak işletmeleri orta büyüklüğe çıkarmaya çalışıyoruz, biyolojik mücadeleye önem veriyoruz. Arazi toplulaştırması yapmaya çalışıyoruz. Islah çalışmaları yapıyoruz. Bunların her biriyle ilgili birçok proje faaliyette” şeklinde konuştu.

‘Okul sütü projesini başlattım’

Geçmiş dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da yaptığı konuşmada Türkiye’nin kalkınmasının tarım, hayvancılık, turizm ve hizmet sektörlerinde artı vermesine bağlı olduğunu söyleyerek göreve geldiği ilk dönemden itibaren arazi yollarındaki tozlanmanın ürüne verdiği zararı ortadan kaldırmak için ilçelerin yollarını asfaltladıklarını belirtti. Kocaoğlu konuşmasına şöyle devam etti: “Tire’de süt üreticileri asfalta güğümlerle süt döküp protesto ediyorlardı. Süt üreticilerine yardımcı olmak için Tire Süt Kooperatifi ile okul sütü projesini başlattım. Projemizi sonra milli eğitim üstelendi. Belediyenin ihtiyaç duyduğu peyniri diğer ürünleri üreten kooperatiflerden alarak onlara destek olduk. Benim dönemimde 25 bin civarında koyun keçi,1 milyon civarında da ücretsiz fidan dağıttık. Bergama'da bal paketleme tesisi kurduk. Belediye şantiyesi içinde istiridye mantarı üreten tesis kurduk ve üretim o bölgede katlanarak arttı. Bugüne kadar uzun yıllar ihmal edilen tarım desteklenmeli. Mersin bu konuda kıvama gelmiş. Güven esas olmakla birlikte kooperatiflerin ciddi anlamda denetlenmesi, insanımızın da bu işe sahip çıkması gerekiyor”

'Kurtuluş reçetemiz: kooperatifçilik'

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük ise yaptığı konuşmada Tire Süt Kooperatifi ile makine, slaj paketleme tesisi, gibi yatırımlar yapmanın yanında yem gibi giderlerin de teminini ortak olarak gerçekleştirdiklerini hatta ihtiyaç fazlasını pazarladıklarını açıkladı. Kooperatif ile süt üretiminin, verimliliğin ve kalitenin arttığını, göçün azaldığını ve sanayinin geliştiğini ifade eden Eskiyörük “Kooperatifçilik Türk tarımının kurtuluş reçetesidir. Kırsalın sorunlarını çözmeden kentlerin sorunları çözülemez. Türkiye’nin sorunları çözülemez. Kentleri kalkındıracak kaynak tarımdır. Tarımla zenginleşen bir Mersin çok daha güzel olur. Küçük üreticileri yok etmek yerine birleştirip kooperatifleştirerek büyütelim. Kooperatifler sayesinde, üretim maliyetleri düşecek, üretim kayıt altına alınarak veri oluşacak, planlı üretimle

fiyat istikrarı sağlanacaktır. Üreticinin pazarlama sorunu giderilecek, gıda güvenirliği ile tüketici korunacak, çiftçilik güvenceli bir meslek olacak, kırsalda kalkınma sağlanarak köyden kente göç önlenmiş olacaktır” şeklinde konuştu. Türkiye’de tarım politikasının olmadığına vurgu yapan Eskiyörük, tarımda geri kalmışlığı kooperatifçiliğin gelişmemiş olmasına bağlayarak, kooperatifleşmenin öncelikli devlet politikası olması gerektiğini, tarımsal örgüt yapısının ilçe bazlı düzenlenmesini ve üreticin de örgütleri kanalıyla desteklenmesi ve denetlenmesi gerektiğini vurguladı.

'Kaliteli ürün için sertifikalı tohum şart'

Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Savaş Akcan da yaptığı konuşmada Türkiye’nin tarım politikası olmadığını vurgulayarak iktidarlara göre değişmeyecek sürdürülebilir bir tarım politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. "Büyük şirketlerin, sermayelerin tarıma girmesi kısa vadede sempatik gözükse de uzun vadede tekelleşmeyi, ileriye dönük üretim planlanmasının başka mihraklarca ele geçirilmesini hissettik" diye konuşan Akcan açıklamalarına şöyle devam etti: “Küçük aile işletmeleri kesinlikle kooperatif çatısı altında birleşip üretimi desteklemeli. Büyük işletmecilik mantığının kooperatiflerle tesis edilmesinin farklı alternatifi yok. Tarımda milli birlik projesiyle önümüze gelen proje net şekilde emperyal tüccar mantığıydı. Türkiye’nin tarım değerlerinin bir firmaya bağlanmasıdır. Türkiye’nin tarımsal ve demografik yapısı küçük işletmelerin desteklenmesini gerektirmektedir. Tarımdaki diğer en önemli sorun ise girdi maliyetlerinin yüksek olmasıdır. Üreticilerin girdi maliyetleri devlet tarafından sübvanse edilmelidir. Kooperatif yasası yeniden ele alınarak düzenlenmeli. Türkiye tohumculuğu, Türk tarımı içinde en iyi kulvarlardan birisi. Sertifikalı tohum kullanılmasından yanayız. Sertifikalı tohum ithal tohum demek değildir. Tarım Bakanlığı tarafından tescillendirilmiş tohum demektir. Kaliteli ürün için sertifikalı tohum şart”

Üretici Mehmet Yaltır da yaptığı konuşmada, tarımda uzun yıllardır yapılan yanlışlar sonucu bu noktaya gelindiğini belirterek sermayenin ve nitelikli insan gücünün tarım sektöründen uzaklaşması ile sorunların her geçen gün arttığını dile getirdi. Yaltır konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye hazır modeller alıp uygulamak yerine kendi bünyesine uygun modeller kurgulamalı. Kooperatifçilik ve sözleşmeli tarım geliştirilmeli. Ürünün pazarlamasına özel önem verilmeli. İnsanları vergi, kredi, teşviklerle özendirmeli ki insanlar bu alanlara yönelsin.”

'Sözleşmeli Üretim Modeli yaygınlaştırılmalı'

3. Tarım ve Orman Şurası öncesi, Tarım, Orman Bakanı Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sektörün sorunları ve çözüm önerilerini ilettiklerini belirten Rifat Hisarcıklıoğlu, “Bunlardan ilki, ürettiğini satma modelinden, satacağını üretme modeline geçmemiz gerektiğiydi. İkincisi, tarımda ve hayvancılıkta girdi maliyetlerimizi düşürmek için mutlaka birlikte üretim modeline geçmeliyiz. Sözleşmeli üretim modeli yaygınlaştırmalı. Atıl durumda bulunan hazine ve şahıs arazileri, arazi bankacılığıyla kiralanarak üretime kazandırılmalı. Ölçek ekonomisine geçilmeli. Artık bu devirde ayakta kalmak istiyorsan, çok üreteceksin, çok alacaksın, çok satacaksın. Bunu başarmanın bir yolu da kooperatifçilik. Bu alanda zaten güzel örnekler de var. Üçüncü olarak, ürünün ekimden nakde dönüşeceği sürece uygun şekilde, üreticiler için yeni finansman modeli lazım. Tarımsal destekler, ekim zamanından önce belirlenip, vaktinde ödenmeli. Dördüncü olarak, sektördeki işgücü ihtiyacını karşılamak için, yeni bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç var. Beşincisi ise, Hayvancılığı ülkemizin şartlarına ve özelliklerine göre yeniden tasarlamalıyız. Doğu Anadolu’da “ham materyal üretimi”, Ege ve Akdeniz’de “Süt Hayvancılığı” ve İç Anadolu’da “Besicilik” amacıyla, Organize Hayvancılık Bölgeleri kurmalıyız” şeklinde konuştu.

Farklılıklarımızı zenginliğe dönüştürmeliyiz

TOBB olarak son dönemde tarım ve hayvancılık piyasasını daha da geliştirecek önemli adımlar attıklarını açıklayan Hisarcıklıoğlu, bugün işlem hacmi 4.2 milyon tona aşan lisanslı depoların çıkmasını sağladıklarını söyledi. Hisarcıklıoğlu, Türk tarımının 50 yıllık rüyası olan Ürün İhtisas Borsası’nın kuruluşunu da gerçekleştirdiklerini belirtti. Birlik ve beraberlik içinde hareket ederek, pek çok engelin aşılabileceğini sözlerine ekleyen Hisarcıklıoğlu “Bir ve beraber olunca, Allah rahmeti ve bereketi de verir. Yeter ki birbirimizi ötekileştirmeyelim. Farklılıklarımızı zenginliğe dönüştürmemiz lazım. Devletten tek isteğimiz, rakiplerle eşit şartlar olsun. Gerisini biz hallederiz” dedi.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap