“Tarımda 16 milyar lira dağıtılıp, ithalat artıyorsa teşviklerin etkinliği sorgulanmalı”

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş, “16 milyar lira dağıtılıp, tarımsal ürün ithalatı artıyorsa teşviklerin etkinliği sorgulanmalı. Ayrıca marketler üreticileri karsız satışa zorluyor, perakende yasasında değişiklik şart” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Yeşim ARDIÇ

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş, “Hububat fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3-5 yukarıda. Yağlı tohum fiyatlarındaki artış daha da fazla. Elektrik giderlerimiz yüzde 50-60 arttı. Doğalgaz fiyatlarındaki artış daha yüksek. Asgari ücret de arttı. Yem fiyatlarını aynı seviyede tutmamız dahi başarıydı. Bunlara rağmen hammadde fiyatlarındaki gerilemeyle yem fiyatları yüzde 8 oranında geri çekildi. Yağlı tohum fiyatları başta olmak üzere hammadde fiyatları ve döviz kurlarında aşırı artışlar olmazsa yıl sonuna kadar yem fiyatlarında artış öngörmüyoruz”  dedi.

Karakuş Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını yanıtladı.

Etçiler, besiciler, sütçüler ve yemciler arasında sürekli bir tartışma yaşanıyor. Bu tartışmalar sektörün tamamına zarar veriyor. Ne yapılmalı?

Ankara Ticaret Odası’nda et, süt, yem kardeşliği diye bir toplantı yaptık. Etçiler, sütçüler, yemciler, bakanlıklardan yetkililer toplantıya katıldı... Toplantıda yapısal sorunlar ön plana çıktı. Süt/Yem paritesinin 1.3’ün altına inmemesi, mera yönetiminin bölgeler bazında tesis edilmesi, sulanabilir alanların artırılması ve daha verimli kullanılması gerektiği gibi birçok konuda fikir birliği sağlandı.

YÜZDE 8 İNDİRİM YAPTIK

● Siz üzerinize düşeni yapıyor musunuz?

Yaptığımıza inanıyoruz. Son kararımız da bunun kanıtı. Hububat fiyatları geçen
yılın aynı dönemine göre yüzde 3-5 yukarıda. Yağlı tohumlardaki artış daha da fazla. Elektrik giderlerimiz yüzde 50-60 arttı. Doğalgaz fiyatlarındaki artış daha yüksek. Asgari ücret de arttı. Yem fiyatlarını aynı seviyede tutmamız dahi başarıydı. Bunlara rağmen hammadde fiyatlarındaki gerilemeyle yem fiyatları yüzde 8 oranında geri çekildi. Yağlı tohum fiyatları başta olmak üzere hammadde fiyatları ve döviz kurlarında aşırı artışlar olmazsa yıl sonuna kadar yem fiyatlarında artış öngörmüyoruz. Bugün itibari ile süt fiyatının 2.3 Lira açıklanması, süt yem paritesinde de dengenin bulunduğunu gösteriyor. Şu anda yıllık 25 milyon ton yem üretiyoruz, 10 milyon tonunu stoklarımızda taşıyoruz. Bugünkü fiyatla 8-8.5 milyar dolar ciromuz var. 3 milyar dolarlık da hammadde ithalatımız var. İlk 8 ayda yem hammaddesinde 45 milyon dolarlık ihracatımız var. Yem de ihracatımız sınırlı miktarda ancak artırılabilir.

●Hayvancılık sektörünün yem dışında da sorunları var ama o sorunlar da sizi doğrudan ilgilendiriyor. Çözüm öneriniz var mı?

Yumurta ve beyaz et sektörü geçtiğimiz dönemde Irak’a yapılan ihracat daralma
yaşanılması nedeniyle büyük bir travma yaşadı. Büyük zararlar etti. Türkiye’deki yumurta üretimi iç talebin üzerinde ve üreticiler üretiminin yüzde 25’ini ihraç etmek zorunda. Edemezse yumurta sektöründe de konsolidasyon başlayacak. Arz fazlasının ihraç edilmesi ve sektörün ayakta kalması için, navlun desteği verilmesi gerekiyor.

İHRACATTA HER ALANDA DESTEK GEREKİYOR

● Yumurtayı da tavuğu da İran üzerinden Irak pazarına gönderiyoruz. Navlun desteği dışında yumurta tozu gibi teknolojik ürünlere yönelmek de gerekiyor galiba?

İran’dan gönderiliyor ama karsız. An itibari ile Irak ile siyasi ilişkilerimiz
iyiyse, konuşulmalı ve bir çözüme kavuşturulmalı. Onların da bu ürünler ihtiyacı var sonuçta. Yumurta ve tavuk fiyatları orada inanılmaz arttı. Yumurta tozu, likit yumurta gibi teknolojik ürünler konusunda haklısınız. Beyaz et ve yumurta ihracatı 1 milyar doları buldu. Bunu 2 milyar dolara çıkarmak istiyorlar. Bunun için yatırım yaptılar. Bu yatırımları çalıştırmamız lazım. Bunun için de ihracattan teknoloji yenilemesine kadar her alanda destek gerekiyor.

TARIM SEKTÖRÜ YÖNETİLMEZ, YÖNLENDİRİLİR

●Üretim maliyetleri dışında, pazar konusunda da desteğe ve uygulama değişikliklerine ihtiyaç var galiba?

Evet. Tarımsal ürünlerin eder fiyatla satılmasını sağlamak, karlı olarak satışını
tesis etmek çok önemli. Bunun için altyapı oluşturmak lazım. Ticaret kanunda değişikliklere ihtiyaç var. Tarım sektöründe markalarımız kolay çıkmıyor. Toplasanız 20 tane pazar gücü olan markamız var. Bunlar dünya çapında üretiyorlar. Ürünlerini satmak için gittikleri marketler bu markalarımızı teslim alıyor. Karsız satışa zorluyor. Perakende yasasında yapılacak değişiklikle buna önlem alınmalı. Türkiye’nin yüzde 95’inin küçük ölçekli işletmelerden oluştuğunu unutmayalım. Politikaları oluştururken onları merkeze almalıyız. Onlar bizim sigortamız. Damızlık üretiminin artırılması anlamında, insan sermayesi dediğimiz, ahıra girince işi anlayanların üretimde tutulması gerekir. Bu insan sermayesinde, son jenerasyon artık ve yok etmememiz lazım. Ama bu kişiler yaptığı işten düzenli ve yeterli para kazanamıyor.

● Soyayı üretebilir miyiz? İklim, toprak müsait mi?

Soya fasulyesi ve soya küspesinde geçen sene ithalatımız 3.2 milyon ton, ödediğimiz para 1 milyar 300 milyon dolar. Bu yıl ilk sekiz ayda soya fasulyesi ve küspesini 2.3 milyon ton ithal etmişiz, 3.5 milyon tona gidiyoruz. Soyanın tamamını üretemeyiz! Ama üretimi önemli ölçüde artırmak mümkün ve bunun için koordinasyon gerekiyor. Örneğin TİGEM’leri üretim/yatırım şartıyla sattık, kiraladık. Üretimin olabilmesi için TİGEM’in satış ve kiralama koşullarının uygulanmadığı yerlere yaptırım uygulanmalıdır. Geçtiğimiz yıl, şeker fabrikaları özelleştirilirken melas 600 liraydı, bugün bin 250 lira. Neden üretemediğimizi bu örnekler açıklıyor.

AB ONAYLI TRANSGENİK ÜRÜNLER ÜLKEMİZDE DE KABUL EDİLSİN

● Transgenik ürünlerde AB’ye göre çok daha sıkı politikalar uyguluyoruz. Bunun sektöre etkisi var mı?

Yem sektörü olarak soya fasulyesi, mısır, ayçiçeği ve kolza tohumu ile bunların yan ürünü olan ürünleri hammadde olarak kullanıyor ve bunları hayvanlara yararlı hale getirmek üzere işliyoruz. Bu hammaddeleri de ithal ediyoruz. 2018 yılında 2.3 milyon ton mısır ve yan ürünleri, 1.6 milyon ton kepek, 3 milyon tondan fazla soya ve küspesi, 1 milyon tondan fazla diğer küspeleri ve 1.1 milyon ton damıtma sanayi yan ürünleri ithalatı gerçekleştirdik. Dünya ticaretine konu olan soyaların neredeyse tamamı, mısırın ise yarıdan fazlası transgeniktir.

Amerika kıtasında bu ürünlerin tamamına yakını transgenik olarak ekiliyor. Transgenik ürünler başta AB olmak üzere dünyanın her yerinde yemlerde ve gıdalarda kullanılıyor. Şu an itibariyle AB’de 88 mısır, 19 soya, 12 pamuk, 5 kolza ve 1 şeker pancarı olmak üzere 125 ürün, yem ve gıdada onaylı olmasına rağmen Türkiye’de 26 mısır ve 10 soya olmak üzere 36 transgenik ürünün sadece yemde kullanımı onaylı. Bu durum ticarette aksamalara neden oluyor.

● Üretimi ve fiyatları olumsuz mu etkiliyor?

Tabiki. Daha da etkileyecek. Yem hammaddesi ithalatçıları Türkiye pazarından çekilmeyi veya daha az ürün getirmeyi düşünüyor. Bu durumun devam etmesi halinde başta kanatlı sektörümüz olmak üzere hayvancılığımız ciddi bir darbeye maruz kalacak, son yıllarda çok büyük aşama göstermiş olan kanatlı eti ve yumurta ihracatımız durma noktasına gelecek, yurt içinde hayvansal ürün fiyatlarını etkileyecek.

Biyogüvenlik Kanunu'muz AB mevzuatlarıyla uyumlu değil. Biyogüvenlik Kanunu'ndaki cezai müeyyidelerin fazlalığı, sorumlulukların neredeyse tamamını başvuru sahibine yüklenmiş olması ve başvuru sahibince sunulan gizli bilgilerin muhafazasının garanti edilmemesi nedeniyle, konunun asıl muhatabı olan Biyoteknoloji Firmaları transgenik ürünlerinin onayı için başvuru yapmıyor.

Nitekim bu ürünlerin asıl sahibi firmaların onay için başvuru yapmaması nedeniyle yem ve hayvancılık sektörünün tıkanmaması için Birliğimizin de aralarında bulunduğu sivil toplum örgütlerince başvurular yapılmıştır. Bu uygulama sürdürülebilir bir uygulama değildir. Sıkıntıların önlenmesi için, AB’de onaylı transgenik ürünlerin ülkemizde de onaylı kabul edilmesi, bu arada Biyogüvenlik Kanunun revize edilerek AB ile uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.

Kasaplık hayvan ve et ithalatına karşıyız

● Hayvan ithalatı yaptık. Biraz fazla yapmışız galiba, şimdi onları ihraç etmeye çalışıyoruz. Bu konuda talepleriniz var mı?

İhtiyacın olduğu bazı dönemlerde besilik ve damızlık hayvan ithalatı olabilir ancak kasaplık hayvan ve et ithalatına kesinlikle karşıyız.

● Kamu 16 milyar lira para dağıtmış. Bu kadar para, çiftçinin desteklendiği anlamına gelmez mi? Bir yerde yanlış var gibi?

Evet, kamu 16 milyar lira para veriyor. Teşvik iki şey için verilir. Ya istihdamı iyileştirecek, ya üretimi artıracak. İstihdamda da üretimde de istenen düzeye ulaşamadık. Demek ki teşvikleri destekleri doğru yerde doğru şekilde kullanmak lazım.

● Ne ürettiğimizi de tam olarak bilmiyoruz galiba. Öyle olunca, yanlış yanlışı getiriyor değil mi?

Büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımız geçtiğimiz günlerde açıklandı. 18 milyon büyükbaş, 50 milyon küçükbaş. Rakam bizim et ithalatına ihtiyacımız olmadığını, hatta fazla olduğunu gösteriyor. Ya bu 18 ve 50 milyonda bir hata var. Ya da bizim 1 milyon 150 bin ton kırmızı et üretiminde hata var.

AYRINTI

16 milyar lira büyük para, ama... (Ferit PARLAK)

Tarımsal üretim için, yılda 16 milyar lira destek/teşvik dağıtılıyor...  Ama...
Tarımsal ürünlerde üretim/fiyat orunu çözülemiyor, artıyor...
Bu, teşvikler ve desteklerin “verimli” dağıtılmadığını gösteriyor...
Ayrıca, kamunun, yatırım/üretim şartıyla kiraladığı/sattığı ve elinde tuttuğu arazilerde de ne olup bittiği bilinmiyor...
Yine kamunun sattığı, tarımsal ürüne dayalı sanayi tesisleri, üreticinin maliyetlerini artıyor...
Perakende Yasası da üreticinin aleyhine olunca, üretimin şansı kalmıyor...