25 °C

"Üretim artışı için havza modeli önemli bir fırsat"

Havza modelinin milli bir proje olarak bakliyat sektörünün gelişimine önemli katkı sağlayacağını belirten PAKDER Başkanı İsmet Aral, bu çalışma kapsamında ülkemizin kendine yetecek düzeye gelmesinin mümkün olduğunu söyledi.

Üretim artışı için havza modeli önemli bir fırsat

Bakliyata gerekli önemi vererek, yıllık üretimin yaklaşık 2 milyon tona çıkarılmasının sektörün en önemli konusu olduğunu söyleyen Tarım Ürünleri Hububat, Bakliyat İşleme ve Paketleme Sanayicileri Derneği (PAKDER) Başkanı İsmet Aral, yıllık 700 milyon dolarlık ihracatın konuşulabilmesi için üretimin 2 milyon tona ulaşması gerektiğini ifade etti.

Üretimin artırılması için yapılması gerekenlere değinen Aral, “Bunun için öncelikle milli tarım politikası olarak açıklanan havza modelinin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Milli proje devreye alınırken verimli tohum desteği verilerek çiftçilerin yönlendirilmesi gerekiyor. Yanı sıra bakanlık bakliyat için ürünlere destek tutarını her sene açıklıyor ve 2018 ürün desteği kilogram bazında devam etti. Bu yıl söz konusu desteğin kilogramda en az 60 kuruş olmasını bekliyoruz. Diğer taraftan devletin alternatif destek imkanlarıyla üretimi cazip hale getirmesini ve şehirden kırsal kesime ters göçün sağlanması için projeler hazırlamasını talep ediyoruz” dedi.

Bakliyat üretiminin ve ihracatının çiftçiler açısından veya bölge insanı açısından Türkiye için temel tarımsal bir faaliyet olduğunu ifade eden Aral, “Ancak pazarlama kanallarında bakliyat, maalesef gerekli katma değeri sağlayamıyor, kârsız iş yapılıyor. Sektörün en büyük sıkıntısı gerekli marjların oluşturulamaması. Sektörde rekabet ve pazarlama son noktasına kadar çok ağır şekilde devam ediyor. Üretim konusunda milli bir proje olan havza modeli, Türkiye'de bakliyat üretim artışının ivme kazanmasına vesile olacak önemli bir fırsat. Yapılacak çalışmalar, kendine yeterlilikte ve ihtiyacımız olan ihracatta artışı getirecek” diye konuştu.

“TMO'nun dolaylı bakliyat alım desteğinin kesilmesi üretimi düşürdü”

Türkiye'de 1990'larda yıllık 1.5 milyon ton bakliyat üretimine ulaşıldığını ve sıfır ithalatla 750 bin ton ihracat gerçekleştirildiğini kaydeden Aral, “O yıllarda Türkiye, küresel ticarette Hindistan’dan sonra ikinci sıraya kadar yükselmişti. Yıllar itibarıyla Türkiye'nin bakliyat üretimi geriledi ve ithalat eder duruma geldi. Ekim alanlarının azalmasının da söz konusu düşüşte etkisi büyük. 1990'da 20 milyon dekar olan Türkiye'nin bakliyat ekim alanı, bugün 7 milyon dekara geriledi. Buna bağlı olarak üretimde de yaklaşık yüzde 41'lik düşüş meydana geldi. Üretim düşüşündeki birinci etken ise 1994 yılında TMO'nun dolayı bakliyat alım desteğinin kesilmesi. Desteğin kesilmesinden sonra bakliyat üretimi maalesef yıllar itibarıyla azalma eğilimi gösterdi. Öte yandan Kanada ve ABD, bakliyat ekimi ve üretimine verdikleri önemi artırarak, altyapı, tohum ve toprak yapılarını hazırladı. Böylece Kanada, özellikle yeşil mercimekte globalin bir numaralı üreticisi olmayı başardı” diye konuştu.

“2018 yılında üretim yüzde 6, ihracat yüzde 10 artış kaydetti”

PAKDER olarak, bakliyat ve pirinç sektörünü temsil eden bir sivil toplum kuruluşu oldukları bilgisini veren Aral, şöyle devam etti: “2018 yıl sonu itibarıyla Türkiye bakliyat-prinç sektörü iç pazarda, 6 milyar lirası bakliyat ve 4 milyar lirası ise pirinç olmak üzere yaklaşık 10 milyar liralık büyüklüğe sahip. Ayrıca sektör, 5 bin kişiyi de istihdam ediyor. TÜİK verilerine göre, 2018 yılında Türkiye'nin bakliyat ürünleri üretimi 2017'ye göre yüzde 6'lık artış ile yaklaşık 1.2 milyon tona ulaştı. 2018'de bakliyat ürünleri üretiminin az da olsa artması, ihracatı yüzde 10'un üzerinde artırdı. Bu durumun artarak sürmesi ve hak edilen üretim ve ihracat rakamlarına ulaşılmasını umuyoruz.”