STM, deniz, hava, uzay ve “siber uzayda” projeler geliştiriyor

STM, geliştirdiği ve geliştirme aşamasında olduğu projelerini tanıttı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mehmet KAYA

Türk savunma sanayiinde, mühendislik alanında uzun süredir faaliyet gösteren ancak MİLGEM ile başlayan süreçte daha fazla görünür hale gelen Savunma Teknolojileri Mühendislik (STM), geliştirdiği ve geliştirme aşamasında olduğu projelerini tanıttı. Büyük hissedarı Savunma Sanayii Başkanlığı olan STM’nin etkinliğine katılan Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, şirketin savunma sanayii açısından kritik önemde projeler yürüttüğünü, özellikle GPS gibi küresel konumlama sistemlerini kullanmayan hava sistemlerinin önemli bir yetenek olacağını vurguladı.

Uzaydan, siber uzaya..

STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz de yürüttükleri faaliyet ve projeler hakkında bilgi verdi. STM’nin kendi çeşitli siber güvenlik yazılımları da bulunan, siber güvenlik izleme-önleme merkezlerinden birine sahip olduğunu, Güleryüz, Türkiye’nin yoğun siber saldırı alan ülkelerden biri olduğunu vurguladı. Güleryüz, dış gelişmelere bağlı olarak bu saldırıların artabildiğini kaydederek, “Trafiğin hangi ülke üzerinden geldiğini görüyoruz ama gerçekte o ülke olmayabilir. Bu trafik oluşurken hangi göstergeler, hangi zafiyetler kullanılıyor, hangi IP ve zararlı yazılımlardan faydalanıyor. Bunları alıp kendi portföyümüz üzerinden kurumlarımıza bildiriyoruz” bilgisini verdi.
STM’nin mikro ve nano uydu projeleri de yürüttüğünü belirten Güleryüz, bu kapsamda sahada anlık görüntü ihtiyacını karşılamak üzere alçak yörüngede görev yapacak Lagari mikro uydusunun geliştirildiğini belirtti. Denizlerdeki hareketleri takip etmek amacıyla yine alçak yörüngede görev yapacak, bu kez gemileri tanımlama yeteneğine sahip “Pirisat” nano uydusunu geliştirme çalışmalarının devam ettiğini, her iki projede de AR-GE’ni STM tarafından yürütüldüğünü kaydetti.

Kamikaze dronlar: Otonom sistemlere sürü zekası

STM’nin “kamikaze dron” olarak adlandırılan, TOGAN, KARGU ve ALPAGU sistemleri hakkında da bilgi veren Güleryüz, bu dron sistemlerinin “sürü zekasına” sahip hale getirilmesiyle TSK’ya önemli bir yetenek kazandırılmış olacağını vurguladı. Sürü zekanın çok geniş bir alanda avantaj sağlayacağını, örneğin bir sistem vurulduğunda, diğerinin görevi devralabileceğini, bunu insanın komut vermesi gerekmeksizin yapay zeka ile dronun kendisinin yapmanın mümkün olduğunu belirten Güleryüz, “Hava, kara, deniz ve denizaltıların insansız sistemler birlikte çalışmaları, haberleşmeleri, kendi kendilerine karar vermeleri, aktif olarak komuta merkezine bilgi vermeleri, yapay zeka ile komuta merkezine tercih sunabilmeleri gibi konular geleceğin harekat ortamı için çalışılması gereken konular. Mevcutta birkaç ülkede bu teknoloji var, biz de önden giderek en ileride olanlardan biri olmak istiyoruz” dedi.

TOGAN, KARGU ve ALPAGU’ya yeni yetenekler

Döner kanatlı, tek er tarafından kullanılabilen keşif gözetleme hava aracı TOGAN’ın iki aracın birbirine görev devretme yeteneğiyle sürekli gözetleme imkanı bulunan, akıllı sistemler olarak tasarlandığını belirtti. Güleryüz, “TOGAN, hareketli nesne tespiti gibi görüntü işleme özellikleri ile insan hatalarından kaynaklı gözlem hatalarını gidermekte” dedi.

ALPAGU ve KARGU’nun mühimmat bırakan modeli çalışılıyor

Döner kanatlı, yine tek er tarafından kullanılabilen ve üzerindeki mühimmatla hedefe “kamikaze” dalışı yapan KARGU’nun yapay zeka destekli ve hareketli hedefleri vurabilen bir sistem olduğunu belirten Güleryüz, “Son ‘vur kararını’ kontrol istasyonundan verdikten sonra belirlediğiniz hedefe sizin seçtiğiniz mesafeden etkisiz hale getiriyor. 1 kilometre yukarıdan görev yaparken 160 km hızla daldığında, aşağıdaki hedef bunu hissettiği andan itibaren yaklaşık 2 saniye gibi bir zamanı var. Mühimmat bırakan versiyonları da çalışılıyor, kısa süre içinde hazır olacak” dedi.

KARGU ile aynı görev senaryosuna sahip ancak sabit kanatlı olan, yine tek er tarafından kullanılabilen ve bir tüpten fırlatılan uçan sistem olan ALPAGU’nun da deniz ve hava platformlarına entegresi için çalıştıklarını belirten Güleryüz, ALPAGU’nun ihracatının da gerçekleştiğini vurguladı.

MİLGEM fırkateynler hava savunmaya katkı verecek

ADA sınıfı korvetlerle başlayan MİLGEM projesinde, gemisavar füze ATMACA’nın atıldığı yeteneğe ulaşıldığını hatırlatan Özgür Güleryüz, MİLGEM’in İ sınıfı fırkateyn projesinde ilk gemi İstanbul’un denize indirildiğini hatırlattı. Güleryüz, “Bu fırkateyn, hava savunma harbinden daha etkin bir platform olacak ve kardeş gemilerine katılacak” dedi.

STM’nin Pakistan ile yürütülen denizcilik projelerinde etkin rol oynadığını, Pakistan’ın Fransız yapımı denizaltılarının modernizasyonu projesinde, Fransız şirkete karşı ihale kazandıklarını hatırlatan Güleryüz, bu proje yanında Pakistan’a MİLGEM Korveti satışı, denizde akaryakıt ikmal aracı gibi tamamlanan ve devam eden projeler olduğunu, bu projelerin Türkiye’nin en büyük savunma sanayii ihracatları arasında olduğunu hatırlattı.