TESTAŞ özelleştirilmeseydi çip krizi yaşanmazdı

Ankara Sanayi Odası (ASO) ve DÜNYA Gazetesi tarafından düzenlenen yuvarlak masa toplantısının konuğu ASO 20 numaralı Elektronik Sanayi Komitesi oldu. Elektronik sanayinin Türkiye’nin kritik sektörlerinden birisi olduğunu belirten komite üyeleri, savunma sanayiinde olduğu gibi yerli alımının zorunluluk haline getirilmesini istedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Hüseyin GÖKÇE

İBRAHİM UĞURLU-UDEA ELEKTRONİK YK BAŞKANI: SAVUNMA SANAYİNİN BAŞARISINI DİĞER SEKTÖRLER DE YAKALAYABİLİR

● Türkiye’de yaşadığımız sorunların çoğuna konjonktürel olarak yaklaşıldığı için problemlerin kök nedenleri giderilemiyor; dolayısıyla aynı sorunları periyodik olarak yaşıyoruz. Genel olarak kalkınma planlarımızın başarısını engelleyen en önemli faktörün, uygulama zafiyetlerimiz olduğu açıktır. Bunun nedeni, kamu ve özel sektör ilişkisinin nesnel kurgusunun yapılmamış olmasıdır. Nihayetinde plan, kamu kesimi için ‘emredici’ özel kesim için ise ‘yol gösterici’ niteliğinde. İlk defa 11. Kalkınma Planı aşağıdaki önerisi ile bu nesnel kurgunun dolayısı ile dinamik yapının kurulabileceği bir mekanizma önerisinde bulunmuştur. Madde 297.1: Yerli üretimin ve teknolojik kabiliyetlerin geliştirilmesinde üst düzey karar almak üzere Cumhurbaşkanı başkanlığında ilgili kurumların en üst düzey yöneticilerinin katılımıyla ‘Sanayileşme İcra Kurulu’ oluşturulacaktır.

11. Kalkınma Planı’nda öncelikler belirlendi

Türkiye’nin 11. Kalkınma Planı ile ortaya koyduğu stratejilerin uygulanmasında nelere öncelik vermesi gerektiği ile ilgili kararında Çin’in ve Almanya’nın öne sürdüğü konular birer hazır çalışma alanı hüviyetindedir. Bununla kast edilen asla, Almanya’nın desteğini alır Endüstri 4.0 uygularız, beraberinde Bir Kuşak Bir Yol İnisiyatifinin bir parçası olur finansman-yatırım-ürün ihtiyacımızı ‘Çin’den alırız olur biter’ değildir. Kast edilen sanayide Made in Turkiye sloganının temelinin sağlam atılması yani üretimdir. Bu hataları yapmamak ve bugünlerde yaşadığımız konjektürel sorunlara tehditlere karşı faizi artır-indir seviyesindeki kısır tartışmalara harcadığımız enerjiyi, yapısal dönüşümlere kanalize etmemiz için kalkınma planlarının ve yapısal dönüşümlerin uygulanmasında önemli rol oynaması beklenen “Sanayileşme İcra Kurulu”nun özel sektörün tüm bileşenlerinin (işçi-işveren) temsilini sağlayacak şekilde vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Savunma sanayinde yakaladığımız başarıyı diğer tüm sektörlerde gerçekleştirebilmemiz mümkündür. Kendine özel müsteşarlığı şimdilerde başkanlığı olan bir sektördür Savunma Sanayi. Aynı zamanda “Savunma Sanayi İcra kurulu”, aracılığıyla kısa, orta ve uzun vadeli stratejik kararları yapısal bir bütünlük içinde alabilmektedir. Ülkelerin kalkınmaları şüphesiz sanayi stratejileri ile çok yakından ilişkilidir. Gelişmiş ülkelerin tamamının aynı zamanda sanayileri de gelişmiştir. Fakat özellikle hukuk sisteminin ve genelde demokratik iklimin ve ülkenin yabancı yatırımlara açık halinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan sürdürülmesi, ileriye dönük bir sanayi stratejisinin başarısının bu iklimden muaf olmayacağı gerçeğinin unutulmaması gereklidir.

SÜLEYMAN ALKAN - YILDIRIM ELEKTRONİK GENEL MÜDÜRÜ: “ŞARTNAMELERLE YERLİ MALI ZORUNLU OLMALI”

● Firmamız 40 yıldır elektronik sektöründe faaliyet gösteriyor. İmalat ve pazarlama faaliyetlerimiz var. Savunma sanayine yönelik proje ve işbirliklerimiz bulunuyor. ASO, elektronik sanayisi olarak elektronik sanayinin sorunları/ çözümlerini ve firmalarımızın iletişim/işbirliklerini artırmak için; İstanbul Sanayi Odası Elektronik komitesi ve Türkiye Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD) ile bir araya gelerek görüşmeler yaptık. Elektronik sanayi firmalarımızın ve ürünlerinin tanıtımı için ESİP platformunu oluşturduk. WEB sitemizi kurduk. Bizler sorunlarımızı ortak değerlendirme noktasına giderek çözüme ulaşmaya çalışıyoruz. En güncel konu, nükleer santral konusunda yaşanan sıkıntılar. Türk ortak diskalifiye edildiğini söylüyor. Bence, burada temel sorun iletişim eksikliğidir. Daha işin başında sözleşme imzalanırken, know how, teknoloji transferi gibi konuların ne olması gerektiği gibi hususların burada yer alması gerekiyordu. Oysa bizde bu iş konuyla ilgisi olmayan insanlar tarafından yürütülüyor. Sivil toplum örgütlerine danışılmalı ve iş birliği yapılmalı. Elektronik sanayinin gelişebilmesi için yerli malı konusu ürün kalitesinden taviz verilmeden teknik ve idari şartnamelerde zorunlu olarak yer almalı. Ayrıca önce stratejik ürünler ve bunların üretimine yönelik atılacak adımların belirlenmesi önemli. Daha sonra yol haritası buna göre çıkarılmalı. Kalite şartıyla, yerli üretimin tercih edilmesi gerekir.

SERMET KASIMOĞLU-PEKAS MÜHENDİSLİK GENEL MÜDÜRÜ: İHRACAT GELİRİNİN TL’YE ÇEVRİLME ZORUNLULUĞU HIZIMIZI YAVAŞLATIYOR

● Türkiye’de modern sanayi hamlesi konusunda geç kalınmış, ancak “gerekli çabalar harcanırsa” henüz kaçan bir şey yok. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında tarım üretim hamlesi için her şey yapılmış, toprağa güzel bir temel atılmış. Sanayi içinde kısmi hamleler yapılmış, ancak yıllar geçtikçe inşaat sektörü ön plana çıkmış. Tarım sektöründe bir ara iki banka vardı. Bugün sanayi kesimi için özel ihtisas finans birimi yok. Kısmi Elektronik hammadde sanayi hamlelerin temel sembolü TESTAŞ neden özelleştirildi? Yanıt; Zarar ediyor diye özelleştirildi. Stratejik sanayide kapital gözle bakılmamalı, stratejik önem verilmemiş, Günümüz koşulları ve pandemi koşulları hammadde (çip krizi) temin sorunu yaratmış, üretim aksamalarına sebep olmuştur.

Türkiye rekabette zorlu bir coğrafyada

Çevresinde Suriye, Irak, Iran, Rusya, Ukrayna, Ermenistan ve Yunanistan olan bir ülkenin yakın pazar endüstriyel makine ve elektronik otomasyon ihracat koşulları güvenlik açısından oldukça zorlu olmaktadır. Uzak pazarlara gelince nakliye maliyetleri ve Çin gibi süper güçlü pazar sahip ülkelerle rekabet zorlu bulunuyor. Rusya-Ukrayna savaşı bitimi için Sanayi ihracat stratejisi hamlesi gerek. Fırsatları kaçırmamak için devletin kurumsal planlama yapması gerekiyor. Planlamaya ek sektöre ilginin artırılmasıdır. Eğer gerekli ilgi sağlanırsa, her ihracat anlamında verimlilik ciddi anlamda artacaktır. İhracat gelirini mevduat olarak TL’ye çevirmesi isteniyor. Elektronik Sanayi ürünlerinde ithal hammadde oranı %80 olduğundan. Elektrik ve Elektronik Sanayi mamullerin ihracatçılarına imtiyaz tanınmalıdır. Hızımız bu tarz gelişmeler yüzünden yavaşlatılmamalı. Sektörün gerçek ilgiye ihtiyacı var. Finansmana yönelik bir banka kurulması yanı sıra savunma sanayinde olduğu gibi aynı hamleler Endüstriyel Elektronik ve Otomasyon sektörümüze de yapılabilir. Türk sanayisi için doğru eğitilmiş insan gücünün kalitesi önemlidir. Nitelikli eğitim veren eğitim kurumu sayısı da ülkemizde az. Bizim sektörde yeni mezun mühendisin verimli olması için uzun süre geçmesi gerekiyor. Yurt dışına günün modası Beyin Göçü yüzünden çok sayıda yetişmiş Mühendis kaybediyoruz. Tıp eğitimindeki pratik imkânının, mühendislik eğitimine sağlanması durumunda işletmeler daha hazır yetişmiş personel sağlanmış olur.

PROF. DR. MEHMET YÜCEER - OSTİM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ELEKTRİK ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ: YAPISAL SORUNLARA RAĞMEN ÜRETİM YAPAN SANAYİCİYE MADALYA VERMEK LAZIM

● Üniversitemiz 2019 yılında “tecrübeli mezun” yetiştirmek üzere eğitime başladı. 3. nesil üniversite modeli. Eğitimimizi YÖK’ün mevzuatları çerçevesinde yapıyoruz. İşyeri eğitimine birinci sınıftan itibaren başlıyoruz. 8. yani son dönem ise tamamen işyerinde geçiyor. Sanayinin ihtiyacı doğrultusunda daha mezun olurken tecrübe kazanmış mühendisler hedefledik. Sanayi tecrübesi ile üniversite öğrenimini harmanlayan değişik modeller uygulanabilir. 6 ay işyeri, 6 ay üniversite eğitimi şeklinde düzenlenebilir. Eğitime ara verip, mesleki deneyimden sonra tekrar okula dönmek çok ufuk açıcı oluyor. İngiltere örneğinde 2. sınıftan sonra bir yıl ara verip üçüncü yılı okumak üzere tekrar okula dönüyorlar. Sanayicilerin olduğu gibi bizim de yapısal sorunlarımızdan birisi finansman. Türkiye’deki 3. nesil tek sanayi üniversitesi olarak 3 bölüm ile başladık. Devletin daha çok destek olmasını bekliyoruz. Üniversitenin vakıftan bağımsız şekilde kendi kendine yetebilmesi için yabancı öğrenci de almaya başladık. Çoğu İngilizce programımızda yerli öğrenciden çok yabancı öğrenci mevcut. Bu da bizi mutlu ediyor. Yani bir anlamda eğitim ihraç ediyoruz.

“Diploma, sürücü belgesi gibidir”

Şimdilerde herkes meslek sahibi olmayı üniversite diplomasına sahip olmakla eşdeğer görmek gibi bir yanılgı içerisinde. Türkiye’de bu tip yapısal sorunlara rağmen üretim yapan sanayicilere madalya vermek lazım. Yapısal sorunlardan bir diğeri de savunma sanayinde faaliyet gösteren büyük şirketler. Kobiler bunların olduğu bir masada eleştiri yapamaz, çünkü gelirleri bir ölçüde alt yüklenicisi oldukları bu vakıf şirketlerinden geliyor. Halbuki bir ihalede söz konusu sistemi KOBİ olarak tek başlarına yapabilecekken bu büyük köpekbalığı şeklinde tasvir edebileceğim vakıf şirketinden artan parçalarla karnını doyuran küçük balıklar gibiler. Bu da onlara kafi geliyor. İnsan kaynağını da vakıf şirketleri kendilerine çekmekte mahirler çünkü KOBİ’nin verebileceği maddi imkânın 3-5 kat fazlasını vermekteler. Böylece hem özel firmalardan oluşan ekosistemin gelişiminin önü kesilmekte hem de istihdam edilen mühendislerin mesleki olarak öğütülmesi sonucu bir taşla 2-3 kötülük yapılmaktadır. Diploma aslında bir çeşit sürücü belgesi gibidir. Ehliyet alan herkes nasıl anında trafiğe çıkamıyorsa diploması var diye de hemen mühendis olunmuyor maalesef. YÖK’te karşılığı olmasa da üniversite bünyesinde ilk kez biz kurumsal teknoloji yöneticiliğini (CTO) oluşturduk. Bu tarz yöneticiler iş dünyasında var ama üniversiteye uyarlayan biz olduk.

YİĞİT KARATOKUŞ-KABSAN ELEKTRONİK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI: SEKTÖRDEKİ FİRMALARIN %90’I FİNANSMANA İHTİYAÇ DUYUYOR

● Şirketimiz 1993 yılında faaliyete geçmiş, savunma ve havacılık alanlarında üretim ve tasarım hizmeti vermektedir. Hepimizin ortak sorunu çip krizi. Bu kriz belki yarın olmayabilir ama Güney Kore olmadığımız sürece elektronik sektöründe ithalat her zaman olacaktır. Katma değeri yüksek olan bir sektördeyiz. Bu yüzden sektörümüzün, bazı alanlardan ayrıştırılıp ona göre desteklenmesi gerekir. Bugün firmalarımızın yüzde 90’ının finansmana ihtiyacı var. Belki bir gün Türkiye’de de çip fabrikası kurulabilir ama o aşamaya kadar desteklenmezsek, yok olabiliriz. Gtip numaralarına göre ekstra vergilendirmeler getirilebiliyor fakat bizim kullandığımız alt malzemelerin çoğunun standartlarını yurtdışı firmalar sağlayabiliyor. Bu da bizim için büyük bir risk. Bazı sektörlere indirimli krediler çıktı, elektronik sektörünün nefes alabilmesi için de avantajlı krediler çıkabilir.

MÜGE ERTUĞ GÜZEL-EMGE ELEKTRO MEKANİK GEREÇLER ENDÜSTRİSİ YK BAŞKAN YARDIMCISI: BİR DOLARLIK İŞLEMCİYİ 50 HAFTA SONRA 160 DOLARA ALABİLİYORUZ

● Elektronik sektörü olarak tüm dünyada olduğu gibi bizlerde şu anda ciddi anlamda komponent krizi yaşıyoruz. Teslimat sürelerinin 50 haftaya kadar çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Daha önce 1 dolara aldığımız işlemciyi, 160 dolara ve üstelik 50 hafta sonrasında alabiliyoruz. İşimizin en önemli kısmını zaten komponent oluşturuyor. ASO Elektronik Komitesi olarak ISO ve TESİD ile birlikte tüm elektronik sektörünü bir araya getiren ESİP’i (Elektronik Sektörü İş Birliği Platformu’nu) kurduk. ESİP’ in ilk somut çıktılarından biride komponent krizi ile boğuşan sektör firmalarımızın atıl stoklarını birbirleri ile paylaşabilecekleri bir portal oluşturmak oldu. ESİP, bu zor dönemde birbirimizle daha fazla dayanışma içinde olmamızı sağladı. Türkiye’de yıllar önce TESTAŞ gibi önemli bir yarı iletken tesisi, TAKSAN gibi talaşlı imalat işlerinde kullanılan makinaları üreten bir fabrikamız vardı. Bu tesisler özelleştirildi ve sonrasında yok oldu gitti. Oysa ben yüksek kâr beklentisi yerine bu tür değerlerin devlet ve sektörün kendisi tarafından korunması gerektiğini düşünüyorum. Eğer TESTAŞ ve TAKSAN kalsaydı, biz bugün hem krizleri hem de savunma sektörüne yönelik ambargoları daha kolay aşabilirdik.

Ülke algısı en önemli koşul

Yakın zamanda yurtdışında bir fuara katıldık. Avrupa’nın büyük firmaları, “Tedarikimizi Türkiye’ye kaydırmak istiyoruz ama ortamınızdan dolayı kendimizi geri çekiyoruz” diyorlar. Yıllardır savunma sanayi alanında KOBİ seviyesinde kendimizi tanıtmak, ihracatımızı geliştirmek için çok uğraştık. Ancak şimdi bize iş aktarmak isteyenler, geri çekiliyorlar. Şu bir gerçek ki firmalar olarak ne kadar iyi olursak olalım ülkenin ekonomik ve siyasi algısının iş yapabilmek için gerek koşul olduğunu unutmamız lazım. Sadece bizim sektörümüze yönelik değil tüm sektörlerin problemlerin çözümü için öncelikle yol haritası çıkarılabilir. Bu noktada sivil toplum örgütlerinin de devreye girmesi çok önemli. Yani sonuçta bir kurtuluş var ama başlamak çok önemli.

YAMAN TUNAOĞLU-KAREL GENEL MÜDÜRÜ, TESİD YKB: CARİ AÇIĞI TEKNOLOJİ FİRMALARI AZALTACAK

● Savunma sanayinde yerlilik yüzde 70’in üzerinde, ama bu ürünler ağırlıklı olarak elektronik teknolojisine dayanıyor ve üretim için kullanılan malzemeler büyük oranda yurt dışından geliyor. Bu gelişmiş birçok ülke için de böyle. Küresel ekonomide her şeyi kendiniz yapmazsınız; yapamazsınız. Cari açığı azaltmak için ihracatı arttıracağız diyoruz. Bunun için yüksek teknoloji ürünlerin ihracat içindeki payı çok önemli. Şu anda %3’ler seviyesinde. Bu tür ürün üreten firmaların, yazılım firmaları hariç, girdilerinin çok önemli bir kısmı ithal ediliyor. Dolayısıyla bu firmalar dövize endeksli bir finansal yapıya sahipler. Bu firmaları desteklememiz, dövize ulaşımlarını zorlaştırmamamız lazım. Günümüzde elektronik her sektörün önemli bir paydaşı oldu. Çip krizinin temel çıkış nedeni de bu.

“Yatırım fırsatı kaçmamalı”

Amerika ve Avrupa’nın büyük şirketleri; Doğu Avrupa ve Türkiye’de üretim tesisleri kurmak istiyor. Bu Türkiye için çok iyi bir fırsat. Ancak ekonomi durumundan, iç gerginliklerden dolayı yurt dışı yatırımcılara güven veremediğimiz için bu büyük fırsatı kaçırıyoruz, yeteri kadar değerlendiremiyoruz. Cari açığı teknoloji firmaları azaltacak. Bu firmaların ürünlerini de nitelikli elemanlar, mühendisler geliştirecek. Son dönemde beyin göçünde ciddi bir artış var, bu çok endişe verici bir durum. Avrupa’da nüfusun giderek yaşlanması, beyaz yakalı gençlerimize yönelik talebi artırdı. Bir dönem yaşanan mavi yaka göçü, şimdi beyaz yaka olarak yaşanıyor. Bu çocukları kaybetmek istemiyorsak, şirketlerimizde çalıştırmak istiyorsak, onlarla katma değeri yüksek ürünler geliştirip, ağırlıklı olarak yurt dışına satmalı ve firmalarımız onlara yurt dışı firmaların sağladığı imkânları sağlayacak noktaya getirmeliyiz. Bu problemin kısa vadeli çözümü olarak, özellikle yazılımcı açığı çok olduğu için, kodlama alanında lise mezunu ve iş bulmakta zorlanan üniversite mezunlarına kısa eğitimler verip onlardan yararlanmamız gerekiyor. Yaşanan gerginlikler, global üretimin yerine lokal üretim arayışlarını gündeme getirdi. Ülkeler içlerine kapanıyorlar, küresellikten bir geri dönüş başladı. Bir çok ülkenin büyük hacimli çip yatırımlarına giriştiğini görüyoruz. Örneğin, Samsung Güney Kore de 300 milyar dolarlık çip yatırımı yapacak. TSMC Singapur’da bir tesis kuracak. ABD’nin de bu alanda önemli miktarda yatırım yapacağını biliyoruz. Bunlarla birlikte bu krizin 6-8 ay içinde sonlanması bekleniyor.

Bakın son dönemlerde Hollandalı bir firmanın Türkiye’den ciddi anlamda mühendis topladığını biliyoruz. Hatta şirketin toplantılarının bile Türkçe yapıldığı ifade ediliyor. TESİD olarak gördüğümüz problemleri ilgililere anlatıyoruz. Bunu bilmiyorduk diyen çıkmıyor. Yani herkes durumun farkında, ama çözülemiyor.