21 °C

Türkiye, global savunma sanayinde söz sahibi olmak istiyor

Teknoloji geliştirme çalışmalarıyla yerlilik oranını artıran Türkiye savunma sanayi, dışa bağımlılığı azaltacak adımlar da atıyor. MİLGEM, Altay Tankı, Atak helikopteri, Anka ve Bayraktar insansız hava araçları gibi birçok sistem, Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltan önemli projeler arasında.

Türkiye, global savunma sanayinde söz sahibi olmak istiyor

Savunma sanayinde yeni projelerle milli üretim hamlesi başlatan Türkiye'nin, akıllı bombalarla donatılacak İHA’sı 2020 yılında hizmete sunulacak. Türkiye’nin ilk milli insansız savaş uçağı 2023 yılında gökyüzünde olması hedefleniyor. Savunma sanayinde yüzde 100 yerlileşme hedefine her geçen yıl biraz daha yaklaşan Türkiye, 2023’e kadar hayata geçirilecek projelerle öne çıkmayı planlıyor. Yerlilik hamlesiyle sektördeki yerlilik oranı yüzde 20’den yüzde 68 seviyelerine kadar çıktı.

2017 ve 2018 döneminde savunma sanayinde ibreyi ithalattan ihracata çeviren Türkiye, 2023 yılına kadar milli savunma sanayi üretimiyle özellikle insansız silahlar, yapay zeka gibi uygulamalara odaklanacak. Akıllı silah sistemleri konularında yeni stratejiler ve yol haritaları belirlenecek. Özel sektörün savunma, havacılık ve uzay alanında etkinliği ise artırılacak.

Yerlilik arayışı firmaların Ar-Ge yatırımlarını artırıyor

Savunma sanayindeki yerlilik oranını artırmayı hedefleyen Türkiye’nin, yeterli nitelikli insan kaynağı, araştırma enstitüleri, Ar-Ge laboratuvarları ve KOBİ gücü bulunuyor. Ar-Ge çalışmaları da yerli savunma sanayinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor. Başlatılan ulusal projeler, TSK’nin yerli tedarike ağırlık verme politikası, sektör şirketlerinin Ar-Ge harcamalarını artırarak silah geliştirmesi, bu sektördeki patent ve faydalı model başvurularında artışa yol açıyor.

İlgili bakanlıklar, özel şirketler ve üniversitelerin, belirli stratejiler ışığında çalışması gerektiğini söyleyen yetkililer, ihracat hedeflerini yakalamak için ürünlerde özgünlüğün önemli olduğuna dikkat çekiyor. Sektör temsilcilerine göre üniversite ve araştırma kurumları aracılığıyla yürütülen Ar-Ge projeleri ile Türkiye, birçok ülkeye ana ve alt yüklenici konumunda kara, deniz ve hava platformları ile çeşitli savunma sanayi ürünleri ihraç edebilen bir ülke konumuna geldi. Teknolojik gelişmelere paralel kendini yenileyen Türkiye savunma sanayinin cirosu, 2018’de bir önceki yıla göre yüzde 31 artarak, 8 milyar 761 milyon dolara yükseldi. Savunma ve havacılık sanayi cirosunun yüzde 20’sini Ar-Ge için ayıran Türkiye, sürdürebilir bir büyüme için bu oranı daha da artırmayı hedefliyor.

Milli projelerle savunmada Endüstri 4.0’a yakın

Türkiye’de savunma sanayi, otomotiv ve beyaz eşya, Türkiye’de Endüstri 4.0’a yaklaşmış sektörler arasında gösteren uzmanlar, milli projeler doğrultusunda yürütülen Ar-Ge ve teknoloji geliştirme çalışmaların, Türkiye’yi savunma sanayinde Endüstri 4.0’a yaklaştırdığını dile getiriyor. Endüstri 4.0’ın temelini oluşturan unsurların başında yapay zeka, robot teknolojileri, akıllı üretim sistemleri, 3-D yazıcılar, nesnelerin interneti, büyük veri ve bulut bilişim geliyor. Türkiye savunma sanayinin ise bu alanlarda kayda değer yol aldığı vurgulanıyor. Son 10 yıldır yerli teknolojiye dayalı bir savunma sanayi altyapısı için çalışmalara ağırlık veriliyor.

Teknolojiye erişimde dinamik bir yapı oluşturulması hedefleniyor

Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) da mevcut Ar-Ge projelerinin yanı sıra yerli imkanlarla yeni teknolojilerin geliştirilmesine yönelik ‘geniş alan’ çağrılarına çıkmaya başladı. Yeni süreçte klasik Ar-Ge projeleri sürdürülecek. İnsansız hava araçlarındaki (İHA) ihracat lisansına sahip parçaların üretimi, roketlerdeki arayıcı başlıkların geliştirilip üretilmesi gibi çalışmalar bu kapsamda yürütülecek. Bu çalışmaların yanı sıra ‘geniş alan’ çağrılarıyla da ulaşılmak istenen, ihtiyaç duyulan yeni teknolojilere erişim konusunda daha dinamik bir yapının oluşturulması öngörülüyor. ‘Geniş alan’ çağrılarında özellikle yeni teknolojilerin geliştirilmesine odaklanılacağı vurgulanıyor.

Bu kapsamda, ilk Ar-Ge geniş alan çağrıları bilişsel haberleşme teknolojileri, deniz araçları tahrik sistemi, yerli alaşım, büyük veri teknolojileri ve uygulamalarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Teknoloji geliştirme çalışmalarının projelerde yerlilik oranını da artırmaya başladığı görülüyor. Savunma sanayi alanında ağ ve kümelenme yapılarının desteklenmeye devam edileceği ve Ar-Ge’ye ayrılan payın artırılması için çalışmaların süreceği dile getiriliyor.

Sektörün ihracatı 2018’de yüzde 20 arttı

Türkiye savunma sanayi ihracatı ise 2018’de bir önceki yıla göre yüzde 20 artışla 2 milyar 188 milyon dolara ulaştı. 2018’de savunma alanında 1 milyar 448 milyon dolar Ar-Ge için harcandı. Savunma sanayinin bu noktaya gelmesinde en önemli faaliyet olan Ar-Ge çalışmalarına ayrılan kaynağın yine cirosuna göre en yüksek oran olan sektör durumunda. Sektörümüzde 67 bin 239 kişilik istihdam rakamına ulaştı.

Öte yandan, Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçıları Derneği (SASAD) verilerine göre kara, deniz, hava, uzay ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren üyelerinin katılımıyla savunma ve havacılık sanayisinde geçen yıl başarılı bir performans ortaya koydu. Buna göre, savunma ve havacılık sanayisinde faaliyet gösteren firmaların 2018'de aldığı sipariş tutarı bir önceki yıla göre yüzde 52 arttı. Sektör geçen yıl ulaştığı 12 milyar 204 milyon dolarlık sipariş tutarıyla rekor kırdı. Sektörün cirosu 8 milyar 761 milyon dolar, yurtdışı satış gelirleri 2 milyar 188 milyon dolar, ithalat 2 milyar 449 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sipariş tutarı 2014'te 11 milyar dolar, 2015'te 7 milyar 686 milyon dolar, 2016'da 11 milyar 913 milyon dolar, 2017'de 8 milyar 55 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Siparişlerin çoğunluğu iç pazardan geliyor

En yüksek sipariş alınan teknoloji segmenti kara platformları/sistemleri olurken, bunu silah, mühimmat, füze ile sivil ve askeri havacılık izledi. Kara platformları için 4 milyar 386 milyon dolar, silah, mühimmat, füze için 2 milyar 655 milyon dolar, sivil havacılık için 1 milyar 476 milyon dolar, askeri havacılık için 1 milyar 473 milyon dolar, deniz platformları/sistemleri için 990 milyon dolar sipariş alındı. Alınan siparişler ağırlıklı olarak yurtiçinden gelirken, yurtdışı bağlantıların henüz beklenilen düzeye ulaşmadığı görüldü.

Yurtdışı pazarlarda özellikle Orta ve Uzak Doğu pazarlarında gelişme sağlamak için sanayici-devlet iş birliğinin kaçınılmaz olduğu vurgulandı. Siparişlerin yüzde 86.7’sine karşılık gelen 10 milyar 580 milyon dolarlık iş yurtiçinden alındı.

Çok uluslu firmaların dikkatinin Türkiye savunma sanayine döndüğünü de belirten sektör temsilcileri, yerli savunma sanayi şirketlerinin kendi tasarımlarını, ürünlerini ve sistemlerini geliştirmeye odaklandığının altını çiziyor. Türkiye’nin şartlarını kabul ederek, yerli firmalarla birlikte çalışmak isteyen uluslararası savunma sanayi şirketleriyle iş birliğine gidilebileceğini söyleyen temsilciler, bu iş birliğinin hazır alım şeklinde olmayacağını vurguluyor. Türkiye savunma sanayinin ‘yapılabilen’ her alanda Ar-Ge’den başlayarak yerli projeler yürütüyor ve ivedi-önemli ihtiyaçlar için bilgi satın alınıyor. Bu stratejiye örnek; Altay tankı geliştirmesi için Kore, yerli savaş uçağı geliştirilmesi için İngiltere, Bora füzesi için Çin firmalarından alınan destek gösterilebilir.

Türkiye savunma sanayinde bugün itibarıyla ‘teknolojik derinleşme-kritik sistemlerde tam bağımsızlık-sürdürülebilirlik’ odaklı bir bakış açısı hakim. Yerli savunma sanayinin genelinde zayıf olduğu alanlar, füze, zırh-aktif koruma, keşif-gözetleme, hava savunma, uzay-uydu olarak ortaya çıkıyor. Türkiye acil ihtiyacı olan bir dizi platform ve alt sistemleri geliştirdi. Bunlar, İtalyan A-129’un yerli versiyonu T-129 Atak saldırı helikopteri, Fırtına Obüsleri, Roketsan üretimi T-122 roketatar topçu sistemi, Bayraktar ve Anka İHA ve SİHA’lar, Atak’tan atılan Cirit Füzesi oldu.