23 °C

“Türkiye global üretimden yüzde 2’lik pay alıyor”

Dünya boya üretiminden Türkiye’nin aldığı payının yüzde 2 civarında olduğunu belirten Ahmet Yiğitbaşı, son 10 yılda ihracatını artıran Türk boya sanayisi ihracatının 2017 yılında 458.8 milyon dolarken değer olarak yüzde 15.42 artış göstererek 529.6 milyon dolara ulaştığını söyledi.

“Türkiye global üretimden yüzde 2’lik pay alıyor”

Türkiye boya ve hammaddeleri sektörü 2018 yılının ilk yarısında Türkiye ekonomisindeki ekonomik gelişmeler çerçevesinde dengeli bir ticari yapı özelliği gösterdi. Yurtiçi talep ve ekonomik büyüme süreciyle beraber gelişimini sürdürdü. Ancak, 2018 yılının ikinci yarısında ortaya çıkan ve makroekonomik göstergelerde kendini gösteren ekonomik olumsuzluklarla birlikte, yıl sonuna kadar sektörel kuruluşlar önemli ölçüde etkilendi. Yurtiçi tüketimde, özellikle yılın ikinci yarısında başta inşaat boyaları olmak üzere üretimde önemli ölçüde düşüş oldu. Yıl ortalamasında da 2018 yılında 2017 yılına göre boya sanayisi üretiminde düşüş görüldü.

Bu doğrultuda boya sanayinin 2018 yılında Türkiye ekonomisinde yaşanan düşük büyüme hızıyla, sektörel bir yurtiçi talep daralması yaşadığını söyleyen Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, bu sürecin ekonomide yaşanan genel sorunlar dahilinde ele alındığında başta döviz kurlarındaki istikrarsızlık, son yıllarda yaşanan gelir düzeyindeki düşüş gibi birçok temel sorundan kaynaklandığını anlattı.

Temel girdilerin yüzde 60’lık bölümünün ithalata bağlı bir üretim yapısı içinde olan Türkiye'nin, ithal girdi maliyetlerinin getirdiği aşırı yükle (başta finansman yükü de olmak üzere) karşı karşıya kaldığını ve ürün maliyetlerindeki artışın önemli bir kısmını zaten daralan piyasa ortamında satış fiyatlarına tam anlamıyla yansımadığını belirten Yiğitbaşı, sürecin 2019'un ilk yarısında da devam etmesi beklendiğini vurguladı.

Sektör, hedef pazarlara yöneliyor

Öte yandan, global boya sanayisinin üretiminden uzun yıllardır Türkiye’nin aldığı payın yaklaşık yüzde 2 civarında olduğunu belirten Yiğitbaşı, “Global pazardaki boya üretimi 2017 yılı verilerine göre yılda 60 milyon ton. Türkiye de boya sanayisi toplam üretiminin yaklaşık yüzde 8-10’luk bölümünü ihracata yöneltiyor. Son 10 yılda ihracatını artıran sektör, özellikle coğrafi yakınlığı bulunan dış pazarlara boya sanayisinin çeşitli alt sektörleri itibariyle boya ürünleri sevk ediyor. 2018 yılı İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) verilerine göre boya ve ilgili yardımcı malzemelerle Türkiye ihracatı 2017 yılında 458.8 milyon dolarken değer olarak yüzde 15.42 artış göstererek 529.6 milyon dolara ulaştı. Sektörün diğer ihracat alanı olan boya hammaddelerinde ise 2018 yılında bir önceki yıla oranla miktar olarak yüzde 9.3, değer olarak da yüzde 13’lük artış kaydedildi. 2018 yılında boya ve hammaddeleri ihracat toplamı 1 milyar 163 milyon dolara ulaştı. Sektörün İKMİB ile yaptığı ortak çalışmalar kapsamında hedef pazarları arasında yakın pazarları içeren Doğu Avrupa, Balkanlar, Ukrayna, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri yanında Orta ve Güney Afrika ile Uzak Doğu pazarları son dönemin hedef pazarları arasında yer aldı” diye konuştu.

“Türkiye’de birçok yabancı kuruluş faaliyet gösteriyor”

Boya ve hammaddeleri sektöründe, son 10 yıllık dönemde birçok yabancı sermayeli kuruluşun yerli firmalarla ortaklık yaparak, Türkiye’de faaliyet göstermeye başladığı bilgisini veren Yiğitbaşı, şunları kaydetti: “Özellikle yurtiçi boya sanayisindeki büyük ölçekli kuruluşların önemli bir bölümü, yabancı sermaye iştirakleri çerçevesinde çalışmalarına devam ediyor. Türkiye’deki boya sanayisi kuruluşlarının çok uluslu yabacı firmaların ilgisini çekmesinin temel nedeni; büyük ölçekli canlı bir iç talep yapısına sahip olmaları, sektörel teknolojik yapılarının sürekli gelişmesi ve kaliteli ürün profiliyle 45 ülkeye ihracatını sürekli artırıyor olması. Sektörün bu yıla ait temel beklentisi; genel ekonomik yapıda son bir yılı aşkın izlenen makroekonomik dengelerin yeniden tesis edilerek ekonominin başta cari açık ve finansman yapısına yönelik iyileştirme süreci içinde önlemler alınması. Böylece genel imalat sanayisinin devlet tarafından desteklenerek yeniden ulusal ekonomi içinde yükselen bir değere sahip olması gerekiyor. Türkiye’deki konjonktürel yapının muhakkak iç talebe, dolaysıyla satışlara etkisi olmakla birlikte, hükümetin ekonomik önlemlerinin devreye alınmasıyla bu olumsuz etkinin de yıl içinde süratle ortadan kalkacağını öngörüyoruz.”

“Kişi başına 12 kilogram boya düşmesi sorunumuz”

Sektörün en önemli sorununun kişi başına düşen boya tüketiminin 12 kilogram olmasından kaynaklandığının altını çizen Yiğitbaşı, “Bu düşük bir rakam. Sektörün sorunlarının başında temel girdilerin yüzde 60’ının dışa bağımlı olmasının yanı sıra ölçek ekonomisi dışındaki kuruluşların, teknolojik yapılarındaki eksiklikler ve kayıt dışılık geliyor. Bu yıl odaklanacağımız önemli konu başlıkları içinde sektörel büyüme ve ihracatın artırılması var. Ayrıca, sektörün son dönemde kimya ana sektörü içinde en yüksek Ar-Ge teşviki alan sektör olması dikkat çekici. Sektörün bugünkü koşullar altındaki sorunlarının çözümünde, başta ekonomimizin genel dengesinin yeniden tesisinin yanında, sanayimizin özellikle ihracata dayalı bir strateji hedefi doğrultusunda, yeni bir üretim ve yatırım hamlesinin desteklenmesi büyük önem taşıyor. Bu süreç aynı zamanda 2023 hedeflerimize ulaşmamızda da önemli bir yol haritası olacak” açıklamasını yaptı.