Üreticiye bir gol de yan sanayiden!

Ayakkabıdan mobilyaya, kimyadan hırdavata birçok sektör, yan sanayicilerin hammadde fiyatına döviz bazında gelen farkların ötesinde yüksek zam yapmalarından şikayetçi. Sanayiciler, “Verimlilik yarı mamulden gelecekken, afaki zamlar bizi bitirecek” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Pandemi ve kur etkisiyle rekor düzeyde artan hammadde fiyatlarıyla mücadele eden üreticiler, şimdi de yan sanayiden gol yemeye başladı. Ayakkabıdan mobilyaya, kimyadan hırdavata birçok sektör, yan sanayicilerin hammadde fiyatına döviz bazında gelen farkların ötesinde, ürünlerine yaptığı yüzde 30’lara varan zamlardan şikayetçi oldu. Yan sanayicilerin stoklarındaki mala dahi yüksek fiyat uygulamaya başladığını söyleyen sanayiciler, “Yarı mamul üreticilerinin döviz bazında gerçek oranda fiyat farkı yansıtmaları lazım. Yoksa çok pahalılaşacağız, şu anda gelen yüklü talepleri önümüzdeki sezonda üretemeyecek hale geleceğiz” dedi. Yan sanayideki aşırı yüksek fiyatlardan şikayet eden Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, bir ayakkabı üreticisi. Ayakkabıda ana hammadde olan derinin dışında tekstilden metale, orman ürünlerinden plastiğe 30’a yakın yan sanayi ürününün kullanıldığını söyleyen Zandar, “Bunların birçoğu ithal. Türkiye’de bunları üreten firmalar da var. Ama Türkiye’deki yarı mamulcülerin büyük bir kısmı mevcut hammadde farkının üzerinde zamlar uyguluyorlar. Döviz bazındaki hammadde farkları kadar, yüzde 5-7 arası bir artış kabul edilebilir. Ancak bizi sıkıntıya sokan aşırı fiyat artışları” dedi.

Kendilerini korumaya alıyorlar!

Erkan Zandar, yarı mamul üreticilerinin, “2022’de ne kadar enflasyon olacak bilmiyorum, bunu vadeli mi satacağım, peşin mi satacağım bilmiyorum” deyip kendilerini koruma amaçlı afaki fiyatlar çıkardığını belirterek, bu oranın döviz bazında yüzde 15’in üzerinde olduğunu söyledi. Yarı mamulcülerin döviz bazında gerçek oranda fiyat fark yansıtmaları gerektiğinin altını çizen Zandar, “Biz şu andaki fiyatları 6-7 ay önceki fiyatlara göre vermiştik. O yüzden bu talepler, siparişler bize geldi. Ocak ayı geliyor, yeni sezon, yeni fiyatlamalar başlayacak. İşçilik bazında çok ciddi farklar gelecek. Ocaktan sonraki dönemde eğer biz sürdürülebilir ihracat yapmak istiyorsak, çok ciddi bir fiyat politikası gütmemiz lazım” şeklinde konuştu.

Fiyatlar Avrupa’yla eşitlendi

Şu anda birtakım ürünlerde ithalat yapmanın daha mantıklı hale geldiğine de işaret eden Zandar, şöyle devam etti: “Ben açıkçası çoğunu ithal almaya başladım. Çünkü içerideki fiyatlar daha yüksek. Mesela, ayakkabının tabanını Avrupa’dan ithal ediyorum şu an, fiyatı Türkiye ile eşdeğer oldu. Ama biz ithal ettikçe, yurt dışındaki diğer oyunculardan bir farkımız kalmayacak. Aynı fiyata üretirsek, fiyat avantajımızı kaybedeceğiz. Avrupalı, ayakkabıyı Portekiz’den, İtalya’dan alır, Türkiye’den değil! İhracatta yakaladığımız fırsatı, yarı mamul üreticilerinin tepmemesi lazım. Bir sezon iyi para kazanacaklar diye sürdürülebilir ihracattan uzaklaşmamız lazım.”

‘Ürünü rakip ülkelere pazarlıyorlar’

Yan sanayideki aşırı fiyat artışlarından muzdarip bir diğer sektör de mobilya. MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, yan sanayinin aslında ana sanayinin katma değerinin temelini oluşturması gerekirken, yan sanayicilerin de kendilerini direkt ihracatçı olarak görmesinden şikayetçi oldu. Türkiye’de mobilyacının tasarımı yaptığını, yan sanayiden de üretimde destek aldığını söyleyen Güleç, “Yan sanayi daha sonra bu ürünü rakip ülkelere gidip pazarlıyor. Bu yanlış. Hammadde ve yan sanayi üreticileri kısa dönemli karları düşünüp hareket ediyor. Bu konuda iş birliği geliştirelim. Niye gidelim Çin’de üretilen yan sanayiyi alalım ki? Türkiye’dekini tercih edelim” dedi. Mobilya üretici sayısına göre, yan sanayici üretici sayısının çok yüksek olduğunu, dolayısıyla yan sanayicinin ‘Nasılsa biri almazsa diğeri alır’ mantığıyla fiyatlara aşırı zam yaptığını açıklayan Güleç, “Hazır çeşme akıyorken, bir zam yapayım, yarın ne olacağı belli değil” diyorlar. Zam elbette yapsınlar ama maliyetin çok çok üzerinde bir artış söz konusu. Böyle giderse dünya mobilya ticaretinden almayı hedeflediğimiz yüzde 5 pay, zora girer” dedi.

Katıkta yüzde 20-30 zamlar var

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun Koçak, aynı sorunun kimya sektöründe de yaşandığına dikkat çekti. Kimya sektörünün hammadde ve ara mamullerinin ithalata bağlı olduğunu, ancak ara mamulde (bunlara sektörde katık da deniyor) yerli üreticilerin de olduğunu belirten Koçak, “Katık, Türkiye’de de üretiliyor ama bunlar sınırlı sayıda. Malzeme aldığımız bu firmaların çoğu ciddi fiyat artışları yapmakta. Hatta kimi zaman kurdaki ve yurt dışındaki fiyat artışlarından dolayı mal sevkiyatlarını da durduruyorlar. ‘Biraz önümüzü görelim, nereye gidiyor bu fiyatlar’ gibi düşünüp, ellerinde mal olsa dahi tutuyorlar. Şu anki satış fiyatları, hammaddeye gelen fiyat farkının üzerinde. Yüzde 20-30 fiyat farkları söz konusu. Hatta, ‘Bu fiyat artacak zaten, o zaman elimdeki stokun fiyatını da artırayım’ diyen firmalar var. Dolayısıyla bu da sektörde ayrıca bazı sıkıntılar yaratıyor” diye konuştu.

Kar erozyonuna uğruyoruz!

Hırdavat Sanayici ve İş Adamları Derneği (HISİAD) Başkanı Çetin Tecdelioğlu, ana hammadde olarak kullandıkları bakır, alüminyum, paslanmaz, çelik ve dökümü işlerken, bu ürünleri birçok işlemden geçirdikten sonra mamul haline getirebildiklerini söyledi. Bunun için kalıp, kesici-delici takımlar, kimyasallar, endüstriyel yağlar, bunlarla ilgili mekanik ve hidrolik ürünler kullandıkları bilgisini veren Tecdelioğlu, “Hammaddedeki fiyat artışlarının ötesinde yan sanayi ürünlerinde de normalin üzerinde bir artış başladı. Hammaddedeki artış yüzde 50-100 arasında iken, plastik ve yağ gibi kimyasala dayalı yan sanayi ürünlerinde yüzde 300’lere varan artışlar var. Bu artışların nedenini bilemiyoruz, anlayamıyoruz. Bu artışlardan şikayetçiyiz, istikrarı kaybediyoruz. Kar erozyonuna uğruyoruz. İşletme sermayelerimiz yetmiyor, ilave kredi kullanmak zorunda kalıyoruz. Bankalara olan bağımlılığımız artıyor” diye konuştu.