5 °C

Cepte, yerli markaların pazar payı yok oluyor

Türkiye akıllı cep telefonu pazarının dünya geneline kıyasla gösterdiği en büyük farklılık, pazardaki marka çeşitliliğinin azalarak, tekelleşmenin artması. Bugün, Türkiye’de yerel üreticiler pazarın sadece 5’ini temsil ediyor... Didem Eryar Ünlü'nün haberi...

Cepte, yerli markaların pazar payı yok oluyor

Didem ERYAR ÜNLÜ

Türkiye’de 2017 yılında 11.7 milyon adet akıllı cep telefonu satışı gerçekleşti. 2018 yılında ise yüzde 9 oranında bir daralma yaşandı ve satışlar 10.9 milyona geriledi. Akıllı telefon pazarı, 2018’i yüzde 10’luk artışla 24.5 milyar TL seviyesinde kapattı.

Türkiye akıllı cep telefonu pazarının dünya geneline kıyasla gösterdiği en büyük farklılık, pazardaki marka çeşitliliğinin azalarak, tekelleşmenin artması. Bugün, yerli ve milli kavramının hızla yükseldiği dünya genelinde yerel üreticilerin pazar payı yüzde 42’ye ulaşırken, Türkiye’de yerel üreticiler pazarın sadece 5’ini temsil ediyor.

General Mobile, Türkiye’de teknoloji geliştiren ve dünyanın 33 ülkesine ihracat yapan bir Türk markası. Akıllı telefon pazarında Türkiye’nin ilk 4 markasından biri konumunda. Marka, 2018 yılında yüzde 35 büyüdü, 1 milyon adet akıllı telefon satışı gerçekleştirdi, 700 milyon TL ciro, 50 milyon TL ihracata ulaştı. 2018 yılında 100 milyon TL yatırım yaparak, yıllık üretim kapasitesi 2,5 milyon adede ulaşan Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyük yerli akıllı telefon fabrikasını Türkiye’de üretime kazandırdı. 2019’da 50 milyon TL daha yatırım yaptı ve fabrikanın yıllık üretim kapasitesini 4.2 milyona yükseltti. Markanın hedefi, 2019 sonu itibarıyla, yaklaşık 150 milyon TL ihracat gerçekleştirmek.

General Mobile Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman, bir Türk markası olarak yaratmış oldukları tüm bu başarı tablosuna rağmen, gelecekten endişeli.

ÜRÜNÜMÜZÜ SUNACAK SATIŞ KANALI YOK

“Yerli bir marka olarak Türkiye’de teknoloji geliştiriyoruz. Ülkemiz cep telefonu sektöründe 14 milyar dolar cari açık veriyor. Türkiye’nin geleceğinin ve büyümesinin teknolojiyle, teknoloji yatırımlarıyla olacağını düşünüyoruz. Uluslararası pazardaki yerimizi sağlamlaştırmanın tek yolu, öz kaynaklarla teknoloji geliştirmek ve ihraç etmekten geçiyor. Dolayısıyla yerli üretim Türkiye’nin teknoloji ülkesi olmasında kritik bir öneme sahip. Biz de bu amaçla Türkiye’de üretim gerçekleştiriyoruz. Güney Afrika’dan ortak üretim teklifi aldık. Bu teklifi değerlendiriyoruz, ama önceliğimiz her zaman Türkiye. Bugün cep telefonu endüstrisinde yerli ve milli marka olarak hizmet veren 5 şirketiz. Türkiye’nin bir teknoloji üssü haline gelmesi için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz; fakat Türkiye’de marka çeşitliliği azaldı. Yerel markaların pazar payı sadece yüzde 5. Ürünümüzü sunacak satış kanalı bulamıyoruz” diyen Yaman, “yerli markaların büyümesinin önündeki engellerin kaldırılması” çağrısında bulunuyor.

ADİL REKABET VE YATIRIMI ENGELLEYEN İKİ TEMEL ENGEL

Yaman, sadece yerli markalar değil, yabancı markalar için de adil bir rekabet ve yatırım ortamının sağlanmasının önünde iki engel olduğuna dikkat çekiyor. Yaman’ın verdiği bilgilere göre, bu engellerden birincisi Tüketici Kredisi uygulaması gücüne sahip olan GSM operatörlerinin pazarı domine ediyor olması. İkincisi ise gümrük beyanlarındaki adaletsizlik. Yaman, özetle şunları söylüyor:

OPERATÖRLER BİZE YAŞAM ŞANSI TANIMIYOR

“GSM operatörleri tüketici kredisi uygulama gücüne ve ayrıcalığına sahip. Bu ayrıcalıklı güç sayesinde operatörler en çok parayı veren cep telefonu markasına büyüme avantajı sağlarken, diğerlerine yaşam şansı tanımıyor. Bu durum pazarın iki marka liderliğinde tekeleşmesine doğru ilerliyor. Kredi kartına taksit yasağı sonrası GSM operatörleri piyasa şartlarını belirleyecek ölçüde geniş bir satış ağına sahip oldular. Operatörler, distribütörlerine ve bayi ağına dilediği ürünü dilediği şartlarda sattırma ayrıcalığına da sahip. Eğer kredi kartına taksit açılır ise; tüm markalar, tüm satıcılar eşit rekabet şartlarına erişebilir. Tüketicinin taksit erişimi kolaylaşır. İki büyük marka dışındaki yerli yabancı tüm markalar da hayat bulur. Marka çeşitliliği ve rekabet oluşur.”

PERAKENDE FİYATINA ATIFTA BULUNAN BİR VERGİLENDİRME SİSTEMİ OLUŞTURULMALI

“Gümrük beyanlarının maktu ÖTV seviyesinde kümelendiği görülüyor. Özellikle kademeli ÖTV yasası sonrasında, markalar arasında vergi beyan uçurumu giderek arttı. Örneğin; son kullanıcı fiyatı 2 bin TL ve 5 bin TL olan ürünler, gümrükte birbirine çok yakın fiyatlarda beyan ediliyor ve bu beyan üzerindeki fiyata göre vergilendiriliyor. Bunu ortadan kaldırmak için gümrüklerin tüm markalar ve sektör için eşit ve şeffaf hale getirilmesi ve perakende fiyatına atıfta bulunan bir vergilendirme sisteminin oluşturulması gerekiyor.”

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap