9 °C

Dışarıda kaynaklar daralacak, içeride talep canlanacak

Koç Holding CEO'su Turgay Durak 2015'in yoğun bir yıl olacağını düşünüyor, zira 2014'ün hem global hem de jeopolitik sorunları yeni yıla taşınacak. Durak'a göre her şeye rağmen yeni yıl geçen yıldan daha iyi geçecek, büyümede itici güç, iç talep olacak

Dışarıda kaynaklar daralacak, içeride talep canlanacak

ozlem-ermis-beyhan.png

Belirsizliğin yeni normal haline geldiği kriz sonrası dünya ekonomisinde, çok yakın geleceği dahi okumak artık kolay değil. Sadece içeriye odaklanmak değil, global bir bakışa sahip olmak, trendleri, gelişmeleri, masadaki anlaşmaları takip etmek şart. Geçtiğimiz yıl tarihi büyüklükte yatırımları tamamlayan Koç Holding'in CEO'su Turgay Durak, bu analizleri en iyi yapan isimlerden biri. Koç Holding CEO'su, 2015 yılına dair bakışında pek çok önemli ayrıntının altını çiziyor; iç talepte canlanma beklentisi, dış kaynağa erişimin zorlaşması, jeopolitik riskler... Her yıl sonu olduğu gibi tedbirli iyimser Durak ve Koç Holding'in sektörel çeşitlendirmeden sonra coğrafi çeşitlendirme ile riskleri en aza indirgeme stratejisinin detaylarını DÜNYA okurları ile paylaşıyor. 

Koç Holding, 7.8 milyar TL'si 2014'te olmak üzere son 3 yılda 20 milyar TL yatırıma imza attı. 2014 bu kapsamda 'özel bir yıl' olmuş Koç Holding için: "2014 bizim için tarihi yatırımlara imza attığımız özel bir yıl oldu. Uzun zamandır heyecanla üzerinde çalıştığımız projeler bir bir hayata geçti. Konjonktürel değişimlere rağmen uzun vadeli bakışımızdan ödün vermedik. Her zaman yatırım yaparak işlerimizi büyütmek ve ülkemiz için katma değer sağlamak ana hedefimiz oldu. Böyle büyük projelerin programa ve bütçeye uygun gerçekleştirilmelerini bile başlı başına bir başarı olarak görebiliriz." 

Almanya ikna edilebilirse... 

Sonuç olarak geride bıraktığımız yıl Topluluk genelinde bütçe hedeflerinin yakalandığı bir yıl olmuş. Global ekonomi açısından da Durak'ın 2014 yorumu şöyle: "Kriz sonrasında gelişmiş olan ülkelerde alınan sıra dışı önlemlerin bazılarının hala devam ettiği, hatta bazı ülkelerde ilave tedbirler alma zaruretinin ortaya çıktığını gördük. Örneğin Avrupa Merkez Bankası bu sene içinde faiz oranlarını neredeyse sıfıra indirirken, bankalara uzun vadeli yeni bir likidite imkanı sağlamaya başladı. Eğer Almanya ikna edilebilirse, Euro Bölgesi'nde de tahvil alımlarının başlayabileceği konuşuluyor. Benzer şekilde Japonya da piyasalara sağladığı likiditeyi daha da artırmaya karar verdi. Öte yandan, krizle mücadelede diğer ülkelere göre daha hızlı tepki veren ve etkili politikalar izleyen ABD’de ise, kriz sonrası Fed’in uyguladığı genişlemeci para politikasına artık ihtiyaç kalmadığı anlaşılıyor. Ekim itibariyle varlık alımlarını sonlandıran Fed’in, 2015 içinde faiz artırımına gitmesi bekleniyor. " 

Durak'ın analizine göre 2015 yılında gündemde ilk sıralarda yine gelişmiş ülkelerdeki merkez bankalarının izleyeceği politikalar yer alacak. Fed’in faiz artırımlarına başlaması, son yıllarda dünya ekonomisinin alışkın olduğu bol ve ucuz likidite döneminin sonuna gelindiğinin işareti olarak algılanıyor. "2014 yılında zaten zayıf bir performans gösteren gelişmekte olan ülkeler için bu hiç de iyi bir haber değil" diyor Durak ve ekliyor: "Başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki düşüş, Brezilya, Rusya ve Güney Afrika gibi emtia ihracatçısı olan gelişmekte olan ülkeleri baskı altında bırakıyor. 2014’te ABD’de konut ve işgücü piyasasında kaydedilen olumlu gelişmelerin, 2015’e girerken dünyanın en büyük ekonomisine ilişkin daha olumlu beklentileri desteklediğini düşünüyorum. Benzer şekilde, Avrupa Merkez Bankası’nın ekonomiye destek sağlama konusundaki kararlılığının da, yaşlı kıtada büyümenin 2015 yılında çok hafif de olsa kıpırdanmasına imkan sağlayacağını tahmin ediyorum. Avrupa Merkez Bankası’nın ekonomiye destek sağlama konusundaki kararlılığını, önemli iş ortağımız olan bu kıtada büyümeye yapacağı katkı ve bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için FED’in politikalarını bir miktar da olsa dengeleyebilecek bir unsur olması açısından önemli buluyorum. Rusya ve Brezilya gibi bazı büyük ülkelerde sorunların devam edeceği beklentisine karşın, IMF’nin tahminleri gelişmekte olan ülkelerin önemli bir kısmında büyümenin 2015 yılında bir miktar hızlanacağına işaret ediyor. Sonuç itibariyle, 2015 yılında dünya ekonomisinin bu seneye göre mütevazı bir iyileşme göstereceği anlaşılıyor." 

Yüzde 5 enflasyon zor 

Bu yıl cari açıkta hızlı bir azalma ve petrol fiyatlarındaki düşüş yaşandı. Durak'a göre 2014'ün ekonomi alanında en dikkat çekici gelişmelerinden biri, enfl asyondaki hızlı yükseliş olmuş. Yakın dönemde yüzde 5’lik enflasyon hedefine ulaşmanın zor olacağını söyleyen Koç Holding CEO'su öngörülerini şöyle ortaya koyuyor: "2015’te bizim gibi gelişmekte olan ülkeler açısından en önemli konu, daha kıt ve daha pahalı olacağı tahmin edilen global likidite ortamına uyum sağlamak olacak. 2015 yılında Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerimiz de tedbirli bir iyimserlik içeriyor. Bu yıl yüzde 3 civarında olması beklenen büyümenin seneye bir miktar yükselmesini bekliyoruz. Ancak, iç talep açısından bakıldığında, 2015 yılının bu yıla göre daha iyi bir yıl olacağını daha kuvvetli bir şekilde söylemek mümkün. Bir başka ifadeyle, 2014 yılında büyümeye sınırlı katkı veren iç talebin, 2015’te büyümenin temel belirleyicisi olacağını tahmin ediyorum. 2014 yılında yüzde 9’ları aşan enfl asyonun 2015’te gerileyeceğini, ancak yine de yüzde 5’lik hedefin üzerinde kalacağını düşünüyoruz. Bu noktada başta petrol fiyatları olmak üzere emtia piyasalarında yaşanacak gelişmeler ve iklim koşulları gibi dışsal faktörlerin yaratabileceği olumlu ya da olumsuz sürprizlerin her zaman bizleri şaşırtabileceğini hatırlatmak isterim. Bu nedenle, özellikle yılın ilk yarısında baz etkisi nedeniyle enfl asyonda sert düşüşler görsek bile, Merkez Bankası’nın para politikasındaki mevcut duruşunu sert bir şekilde gevşetme konusunda acele etmeyeceğini, başta Fed’in faiz artırma kararı olmak üzere, global piyasalardaki gelişmeleri de yakından izleyerek faiz kararlarını vereceğini tahmin ediyorum."

Avrupa'ya ihracatımız en az yüzde 5 artar

Maroekonomide öngördüğümüz senaryoya yakın bir gerçekleşme olduğu takdirde, Koç Topluluğu olarak asgari Türkiye’nin büyümesi seviyesinde, hatta daha üzerinde bir büyüme gerçekleştireceğimizi öngörüyoruz. 

İhracatımızda da hızlı büyümeyi sürdürmeyi hedefliyoruz. Avrupa pazarına ihracatımızda asgari %5 organik artış bekliyoruz. Yeni pazar geliştirme çalışmalarımız ve gelişmekte olan pazarlardaki büyüme potansiyeli sayesinde diğer dış pazarlardaki satışlarımız bunun da üzerinde büyüyecektir. 

Bu dönemde devreye giren yatırımlarımızın da 2015 büyüme ve karlılığımıza ivme katıcı etkileri olacak. Ford Otosan’ın 2014 içerisinde kademeli devreye giren yeni ürünlerinin 2015’te tam yıl etkisi, Tofaş’ın ABD’ye Doblo ihracatı, Tüpraş’ın Fuel Oil Dönüşüm Projesi'nin devreye girmesi ile işlenen ham petrol miktarı ve yaratılan katma değer artışı, bunlara birkaç örnek.

Yatırımlarımız hız kesmeyecek. 2013 ve 2014’teki seviyenin bir miktar altında olmakla beraber, yüksek seviyede seyrini sürdürecek. Tüpraş'ın Fuel Oil Dönüşüm yatırım harcamaları normal seviyede devam edecek.

Otomotivde bu sene Ford Otosan'ın yeni ürünleri ve yeni fabrikasından sonra 2015'te Tofaş yeni yatırımlarıyla öne çıkacak. Amerika'ya da ihracatı başlayacak olan Yeni Doblo, yeni 4 kapı otomoboili ve şimdi de biri 5 kapı diğeri steyşın vagon iki yeni binek otomobili ile birlikte Tofaş'ın bu dönemde yapacağı yatırım toplam 1.4 milyar dolara ulaşıyor. Bu rakam Türkiye otomotiv sektörü tarihinde rekor bir yatırım tutarı olacak. Dört ayrı modeli art arda üretime alacak olmamız bizi gerçekten çok heyecanlandırıyor.

Dayanıklı tüketimde yurt içi ve dışında yatırımlar artarak sürecek. Biliyorsunuz şirketimiz en son Taylan'da, Güneydoğu Asya bölgesine yönelik üretim yapmak amacı ile teşvik başvurusunda bulundu. Bankacılıkta bu sene Yapı Kredi'nin 70'inci yılını kutluyoruz. Şube ve altyapı yatırımları ile büyümeyi sürdüren bankamızın şube sayısı 1000'e ulaştı. Önümüzdeki sene de yeni şube açılışları, alt yapı yatırımları ve yenilikçi uygulamarla büyümemizi sürdüreceğiz. Gıda, perakendecilik, turizm gibi diğer faaliyet alanlarımızda da şirketlerimiz yatırımlarını planlı şekilde sürdürüyor.

Organik yatırımlarımızın yanı sıra hem faaliyet gösterdiğimiz alanlarda, hem de potansiyel yeni iş alanlarında, Türkiye ve yurtdışında şirket alım fırsatları ve özelleştirme projelerini de takip ediyoruz.

İki önemli gündem: Orta gelir tuzağı ve TTIP...

Turgay Durak'In ajandasında iki önemli konu var. Bunlardan ilki Türkiye'nin üst gelir düzeyine yükselebilmesi için inovasyon ve katma değerli üretime geçmesi. "Bu çerçevede, hükumetimizin kasım başında ilk bölümünü açıkladığı Öncelikli Dönüşüm Programlarını Koç Topluluğu olarak çok önemsiyoruz" diyen Durak, umut verici sinyaller içeren bu paketin hayata geçirilebilmesi için Koç olarak ellerinden  gelen çabayı göstereceklerini vurguluyor ve bir çalışma içinde olduklarının bilgisini veriyor: Kendi içimizde bu eylem planlarını  detaylı bir şekilde değerlendiriyor ve önümüzdeki dönemde görmeyi umut ettiğimiz dönüşümde her zamanki öncü rolümüzü oynamak için hazırlanıyoruz." Durak'ın önemsediği diğer bir konu ise Transatlantik Transpasifik serbest ticaret ve yatırım anlaşmaları. Durak, bu anlaşmaların dışında kalmamızın Türkiye açısından büyük zorluklar yaratabileceğini belirterek, "Bu nedenle, biz Koç Topluluğu olarak bu da farkındalığın artırılması ve Hükümetimizin çabalarının desteklenmesi konusunda elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz" diyor.

Konjonktürü doğru ve hızlı okuyabilmek önem kazandı

Avrupa’nın yaralarını saramayışı, Ortadoğu’da süren belirsizlik, Türk üreticilerin ana pazarlarında çok pembe bir tablo çizmiyor. Sizce bu sıkıntılar yeni yılda Türk üreticilere nasıl yansır? Siz bu noktada nasıl bir B planı uyguluyorsunuz? 

“Yeni normal” diye bir tabir var biliyorsunuz. Global ekonomi ile ilgili genel beklentimiz, ifade ettiğim gibi kısıtlı bir iyimserlik içeriyor. Ancak sizin de işaret ettiğiniz bölgesel riskler tabi ki mevcut. Ortadoğu ve Batı dünyasının Rusya ile ilişkileri önemli risk unsurları. Özellikle sorunlu bölgelerle ağırlıklı ilişkileri bulunan Türk firmalarının zorlu bir sene daha geçirecekleri muhakkak. Benim düşüncem faaliyetlerde sıkıntılar yaşansa da, ilişkileri muhafaza etmek hatta güçlendirmek için çaba sarf edilmeli. Bu dönemler risk tahammülü daha düşük ve bölgeye daha uzak gelişmiş ülke oyuncularından pazar almak için fırsat olarak değerlendirilmelidir diye düşünüyorum. Bizim ana planımız zaten geniş olan ihracat, daha doğrusu yurtdışı faaliyet tabanımızı sürekli olarak daha da genişletmek. Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Türki Cumhuriyetler bizim doğal pazarlarımız. Ancak bunun ötesine açılmak özellikle son senelerde önem verdiğimiz konuların başında yer alıyor. Uzakdoğu ve Kuzey Amerika örneklerinden bahsetmiştim. Sektörel çeşitlendirme ile riskleri en aza indirgeme, Koç Holding’in ana stratejilerinden bir tanesi. Bunu coğrafi çeşitlendirme ile de pekiştiriyoruz.

Geçtiğimiz yıl bir yönetici olmanın için en zor tarafı neydi? 

Her yılın ayrı, kendine has zorlukları olabiliyor. 2014 için öne çıkan zorluk, geride bıraktığımız seçimlerin ülke ekonomisinde yarattığı tansiyon, Ortadoğu’da yaşanan çatışmalar ve insani trajedi, Rusya/Ukrayna krizi, FED’in faiz artırım beklentisi, petrol fiyatlarının düşüşü gibi her biri başlı başına çok önemli olayların bu sene üst üste gelmesi oldu. Tabi zorluklar olmasa, başarılar da bu kadar değerli olamaz. 

Önümüzdeki yıl için sizce şirketlerin hazır olması gereken yeni gelişmeler ne olacak? 

Artık dünyada ve ülkemizde gündem çok hızlı değişebiliyor. Biraz önce bahsettiğim zorlukların ancak bir kısmını önceden öngörebilirdik. Dolayısıyla artık konjonktürü hızlı ve doğru okuyabilmek ve stratejilerimizi ve operasyonlarımızı da buna paralel olarak esnek bir şekilde yönetebilmek önem kazandı. Yani hem stratejik hem de operasyonel esnekliği artık çok önemli buluyorum. Şirketlerin yönetiminde bir yandan ürün geliştirmede ve üretimde verimliliği arttırmak, satınalma ve pazarlama ve satış maliyetlerini azaltmak ve pazar payı artırmak gibi operasyonel mükemmelliğe ulaşmak için çalışmak öte yandan yeni ürünlere yatırım, yeni pazarlara girmek, sonuçta işi karlı bir şekilde büyütmek için atılım gerekiyor. Yeni atılımlar yapabilmek için finansal yapıyı sağlam tutmak ve insan kaynaklarını sürekli geliştirmek de çok önemli.

 

 

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.